Zeytinin Başkenti neresidir?

“Ölmez Ağacı” da denilen zeytinin meyvesi, yağı, yaprağı ve çekirdeği hepsi ayrı bir nimet. Her yükselen değere göz diken çok olduğu gibi söylentisi de çok olur. Ardından kafa karışıklığı gelir. Zeytin ve zeytinyağında da öyle...

Zeytinin Başkenti neresidir? – Fikri Türkel

Zeytin ağacı, bu toprakların geleneksel bir kaynağıdır. Sadece ekonomik değeri, tadı için değil kültür varlığı bakımından da sahip çıkılması gerekmektedir. Bunun için de sürdürülebilir bir ekosistem oluşturulması gerekiyor.

Geçen hafta zeytin ve zeytinyağı sektör temsilcileri, önemli zeytin üreticisi merkezlerimizden Mersin’in Mut ilçesinde sezon öncesi bir “Ortak Akıl” toplantısı yaptı. Hafta sonu da Gemlik’te Uluslararası Zeytin Festivali vardı.

“Zeytinin Başkenti” iddiası

Zeytin üretim merkezlerinin hangisine giderseniz gidin, yerel yöneticiler aynı şeyi söyler: “Zeytinin Başkenti burasıdır”. Mut, Ayvalık, Aydın, Akhisar, Kilis vs. Mesela, “Kleopatra, güzelliğini Mut Zeytinyağına borçluydu” diyorlar.

Gemlik Zeytini, güçlü bir algı. Zeytinde Gemlik, Zeytinyağında Ayvalık... Marka değeri yüksek ve geleneksel üretim alanları içinde önemli bir merkez. Ancak, Başkentini hak eder mi, bilemiyorum. “Sofralık” ve/veya “lezzet” kavramlarından mı yola çıkacağız, yoksa üretim miktarından mı?

Çocuklarımız zeytin yemiyor

Son 20 yılda zeytin üretiminde çok şeyler değişti. Dikim ve hasat yerleri, üretim yöntemleri, tüketim şekilleri veya daha önemlisi ihracat hedef ülkeleri ve markalama çalışmaları...

Zeytin sektörünü sadece üretime indirgemeyelim. Tüketim, daha önemli bir sorun haline gelmeye başladı. Mesela, çocuklar artık zeytin yemiyor. Gelecek nesillere yönelik, zeytin tüketimini artıracak yeni yollar ve tatlar bulunmalıdır. Zeytinli hamburger mi, zeytinli tost mu, zeytinli kebap mı olur bilemiyorum. Üreticiler, yerel yöneticiler, gurme ustaları ile bu konuya da el atmalıdır.

Zeytin tarımı, Gemlik için önemli bir üründür. Bunu yanında siyah incir de üretilmesine rağmen, sınırlı ve engebeli araziye rağmen geleneksel zeytin ürünü algısını korumaya çalışıyorlar. Sektör temsilcileri komşu ilçeler İznik, Mudanya, Orhaneli ile birlikte ilçenin konumunu güçlendirmek istiyorlar.

“Tütüncü Akhisar, Zeytinci Akhisar” oldu!

Yer Fıstığının Başkenti olan Osmaniye bugün, yaklaşık 4 milyon zeytin ağacına sahip. Antep Fıstığının Başkenti Gaziantep’in sahip olduğu zeytin ağacı sayısı 10 milyona yaklaştı. Artık Mardin’de, Tekirdağ’da hatta Artvin’de bile zeytin ağacı varlığından bahsedebiliriz.

Bakın, 20 yıl öncesinin Tütüncü Akhisar’ı bile artık Zeytinci Akhisar oldu. Bana göre, Türkiye’de zeytin ve zeytinyağı pazarını domine eden bir merkezdir. Ama “Zeytinin Başkenti” dememiz için başka kriterler de gerekiyor.

Muhtemel ki, önümüzdeki süreçte zeytin pazarına yeni bölgeler de girecek. Dahası uluslararası rekabette de yeni oyuncular baş gösterecek. Tunus, Fas, Suriye ve hatta Çin ve Amerika bile bu alanın oyuncuları olmak istiyor.

Şu anda küresel ticarette zeytinyağı için İtalya, zeytin için İspanya başrolde görünüyor. Türkiye, doğru bir markalama ile kısa zamanda hem zeytinyağında hem de zeytinde küresel pazarı domine edebilir. Ancak marka olma iddiasının yanı sıra “sağlıkta zeytin” algısına yönelik yoğun çalışmalar içine de girmeliyiz. Bunun için önümüzde Güney Kore’nin “ginseng”, Kanada’nın “akçaağaç şurubu” konumunu nasıl oluşturduğunu incelememiz gerekiyor.

Avrupa pazarına tuzsuz sofralık zeytin!

Zeytin sektörünün bir diğer hedef alanı ihracattır. Genelde Avrupa’daki Türklere yönelik ihracat yapıyoruz. Maalesef, yabancılar tuzlu zeytin yemiyor. Tuzsuz sofralık zeytin, ezme, ızgara, salamura çeşitlerimizi dünya sofralarına sokacak şekilde üretmemiz gerekiyor.

Daha da önemlisi, dünyanın en büyük trendi olan sağlık alanında, zeytin ve zeytinyağının sağlık etken maddeleri ve gıda takviyesi bakımından yeni bilimsel makalelerle güçlendirmeliyiz. Sağlık algısı üzerine yeni bir strateji yürütmeliyiz. Dünyanın bütün diyetlerine mutlaka zeytinyağı girmelidir.

Ne acıdır ki dünya listelerinde Türk zeytin ve zeytinyağına yönelik yeterli belgesel bulunmuyor.

Önümüzdeki Ekim ve Kasım aylarında, pek çok ilimizde zeytin hasat şenlikleri başlayacak. Ne olur, birbirimize değil dünyaya mesaj verelim ve sağlığımıza ve kişisel bakımımıza yönelik yeni ürünler ile de zeytinin katma değerini artıralım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fikri Türkel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.