James Webb Uzay Teleskobu ve uzaya dair yeni sorular...

12 Temmuz 2022 tarihi uzaya bakışımıza yeni bir sayfa açacak. Bu dönüşümü, geçen Aralık ayında gönderilen James Webb Uzay Teleskobu sağlayabilir.

James Webb Uzay Teleskobunun çektiği 5 fotoğrafın 12 Temmuz’da kamuoyu ile paylaşılmasının yanı sıra, teleskobun mesaiye başlaması anlamı da taşıyor. Buna göre, yıldızlar, gezegenler, nebulalar, bulutsular, karadelikler veya karanlık enerji hakkında yeni bilgiler edinebileceğiz. Öyle ki pek çok yıldızın doğumuna, ölümüne şahitlik ederken, evrenin derinliklerinde 14 milyar ışık yılı öncesine dair de bilgiler edineceğiz.

Ve doğru soruları sorabilirsek, doğru cevaplar da bulabileceğiz.

Hubble’ın başına gelenler!

Hubble, en popüler teleskop unvanına artık James Webb’e devredecek. İkisi kıyas etmeden önce, Hubble’ın başına gelenler hakkında bilgi vereyim.

Öncelikle şunu vurgulamak gerekiyor. Eğer Uzay Mekiği olmasaydı, Hubble Teleskobu da olmazdı. Çünkü Hubble’ı 1990 yılında 540 kilometre yukarıda dünya yörüngesine, Discovery uydusuyla yerleştirildi. Hubble da olmasaydı, James Webb Uzay Teleskobu da o kadar uzak bir noktaya kusursuz, hatasız gönderilemezdi.

İlk sürpriz şuydu: Görüntüler bozuk çıktı. Çünkü teleskobun aynasında da sorun vardı. Bir milyar dolar harcanan proje neredeyse çöpe atılabilirdi. Haliyle en pahalı fiyasko olarak tarihe geçebilirdi. Ama tamir imkanı vardı. İki yıl sonra Uzay Mekiği ile 7 kişilik ekip gönderildi ve ayna değiştirildi.

Yeni ekibin parça değişimleri sonucu Hubble tekrar fotoğraf çekmeye başladı. Gönderdiği ilk fotoğrafı gören bütün bilim adamları her şeye değdiğine karar kıldılar. Müthişti, bilimsel bir hayranlık uyandıran ve 4 milyar ışık yılı ötesine giden görüntüler sağladılar.

Sıfır hata ile çalışıyor

Hubble, dünya atmosferinde ama James Webb 1.5 milyon kilometre ötede. Oraya yolculuk en az bir ay sürüyor. Teleskobun kendi kendini çalışmaya ve çekim yapmaya hazırlaması için bile 6 ay bekledik. Yani herhangi bir arıza durumunda tamir ekibi için Uzay Mekiği gönderilmesi mümkün olamazdı. Yani sıfır hata prensibi ile çalışmalıydı. Öyle de oldu.

James Webb Uzay Teleskobu ilk olarak beş fotoğraf paylaştı. Yakın diyebileceğimiz bir gezegen görüntüsü yanı sıra en uzak yerlere de odaklanıp çekilen ayrı niteliklerde beş fotoğraf.

İnsanlığa yönelik bir proje olduğu için de, bilim insanları sipariş vererek evrenin farklı konumlarına dair bilgi siparişinde de bulunabilecekler. Şimdiye kadar 70 ayrı talep sıraya konulmuş. Ancak önümüzdeki yıllarda binlerce talep de cevabını bulacak.

2- WASP-96b (spektroskopi analizi):

Webb'in güneş sistemimizin dışındaki bu sıcak, kabarık gezegeni ayrıntılı gözlemi, bu gezegenle ilgili önceki çalışmaların tespit etmediği pus ve bulutların kanıtlarıyla birlikte suyun açık izini ortaya koyuyor. Webb'in bir ötegezegenin atmosferindeki ilk su tespitiyle, şimdi diğer gezegen atmosferlerinin nelerden oluştuğunu anlamak için yüzlerce başka sistemi incelemeye başlayacak.

3- Güney Halka Bulutsusu:

Ölmekte olan bir yıldızı çevreleyen genişleyen bir gaz bulutu olan bu gezegenimsi bulutsu, yaklaşık 2.000 ışık yılı uzaklıktadır. Burada, Webb'in güçlü kızılötesi gözleri, ölmekte olan ikinci bir yıldızı ilk kez tam görünüme getiriyor. Bir gezegenimsi bulutsu olarak doğumdan ölüme kadar Webb, bir gün yeni bir yıldız veya gezegen haline gelebilecek yaşlanan yıldızların dışarı fırlatan toz ve gaz kabuklarını keşfedebilir.

Hayranlığımız artıyor

Umarım yakında binlerce yeni odak noktası hakkında hayranlığımızı artıracak, merakımızı tatmin edecek bilgiler ediniriz. Mesela ben, Ülker yıldızını merak ediyorum. Malum bu yıldızın her dilde ayrı bir adı var: Arapça Süreyya, Farsça Pervin, Japonca Subaru, Latince Plaiades vs.

Hatırlatmakta fayda var: İnsan çıplak gözüyle ancak 5 bin yıldız görebiliyor. Hubble ile bu sayı 200 bin galaksiye kadar genişledi. James Webb ise bu rakamı milyarlarca galaksiye kadar çıkarırken, bulutsu, karanlık madde, karanlık enerji, bulutsu ve spektroskop analizleriyle bambaşka bir boyuta taşıyacak.

Maalesef, uzay teknolojisinin geldiği bu noktaya rağmen; evrenin yüzde 95’i hakkında hiçbir bilgimiz yoktu. James Webb’in yeni bir başlangıç yaptığını bu sebeple en başta ifade ettim.

Karanlık madde ve karanlık enerjinin evrendeki tahmini dağılımı da bize yeni şeyler anlatacak niteliktedir. Evrenin yüzde 74'ünü karanlık enerji, yüzde 22'sini karanlık madde, yüzde 3,6'sını bildiğimiz anlamda atomlardan oluşan ve galaksiler arasında bulunan gazlar, yüzde 0,4'ünü ise yine bildiğimiz anlamda atomlardan oluşan yıldızlar, gezegenler vb. oluşturmaktadır. Yani James Webb Uzay Teleskobunun bize gösterdiği ve yukarıdan beri yazdığımız evren diye şimdiye kadar bildiklerimiz sadece binde 4.

Evrene açılan bu yeni pencere, bize hangi noktalarda yeni bir bakış açısı kazandırmalıdır?

Yeni gezegenler, eski medeniyetler mi?

Dünya benzeri yeni gezegenler hakkında bilgiler için hazırlanmalıyız.

Dünyadan daha yaşlı gezegenler olduğuna göre, bizden daha eski medeniyetler olma ihtimali de yüksektir. Daha yaşlı gezegenler, daha ileri canlı toplulukları, daha ileri teknoloji ve onların da ileri uzay teleskopları olma ihtimali yüksektir. Yeter ki birbirimize ulaştıracak solucan delikleri bulabilelim.

Malum James Webb Uzay Teleskobundan bütün dünya halkları, bilim insanları yararlanabilecek. Bu özellikte dünyanın ilk projesidir. Peki, dünyadaki karmaşa ve hakimiyet kavgalarının olmasını istemediğimiz yeni uzay yaşamında nasıl bir uzay anayasası olmalıdır?

Bu güney kutbunu, yeni kıta keşfetmekten çok farklı nitelikte bir gelişmedir. Bu konuda da bilim insanlarının alternatif metinler oluşturulmasında fayda var.

Derler ya, insan mikroskobu icat etti, kendi büyüklüğünü gördü. Yine insan teleskobu icat etti, kendi küçüklüğünü anladı. Umarım James Webb Teleskobu insanoğlunun içsel yolculuğuna da bir pencere açar.

Kozmos kitabıyla evren hakkında yeni bakış açıları kazandıran bilim kurgu yazarı Carl Sagan’ın sözünü hatırlatırım: Bir yerlerde bir şeyler görünmeyi ve keşfedilmeyi bekliyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fikri Türkel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.