Gıda Hattı

Kuraklık Türkiye'yi de vuruyor

10 Şubat 2007, 02:12
Paylaş
Kuraklık Türkiye'yi de vuruyor

meyve

Dünyada “Küresel ısınma”yla açıklanan iklim değişiklikleri, Türkiye’yi de olumsuz etkiliyor. Sulak alanlarımızı birer birer kaybediyoruz. Kısa vadede kapımızı çalan tehlike ise, tarımsal üretimdeki azalma…

Yağışsız geçen kış dönemi rekoltede düşüş endişelerine yolaçıyor. Bu ise gıda sektörü için hammadde azlığı, dolayısıyla pahalı hammadde demek. Bakan Eker’e göre, Nisan’a kadar yeterli yağış alırsak tehlike yok. Ama ya yağış olmazsa? Tahrip edilen doğa, kirlenen çevre ve sonuç; küresel ısınmaya bağlı iklim değişiklikleri, yok olan doğal kaynaklar ve daha az üretim... Daha az üretim, daha pahalı yaşam demek. Görünen o ki, insanoğlu kaynakları har vurup, harman savurmaya devam ettikçe bugünleri de arayacağız.

Dünya gibi Türkiye’de de iklim değişikliklerinin faturası kabarmaya başladı. Kuraklığın etkisiyle sulak alanlarımızı birer birer kaybediyoruz. Doğal Hayatı Koruma Vakfı-Türkiye’nin belirlemelerine göre, toplam 2,5 milyon hektarlık sulak alanın 1 milyon 300 bin hektarını son 40 yılda kaybettik. Bu, Van Gölü'nün 3 katı büyüklüğünde bir alan demek. Yine Türkiye'de son 20 yılda kişi başına düşen su miktarı 4 bin metreküpten bin 430 metreküpe düştü. Bu gidişle Türkiye’yi 2030’lu yıllarda ciddi bir su krizi bekliyor. Kuraklık ve mevsimsel değişikliklerin kara kara düşündürdüğü kesimlerin başında tarım sektörü geliyor. Kış mevsiminde yeterli yağış alamayan Türkiye’de üretimin düşeceği endişesi hakim.

Doğanın Gizli Tehlikesi Kuraklığı, ‘Doğanın gizli tehlikesi’ olarak niteleyen Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar, mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklığı ve normalin altındaki yağışın su kaynaklarını olumsuz yönde etkilediğini hatırlatıyor. Yarı kurak iklim bölgesi olarak sınıflanan bazı bölgelerin değişken yağış rejimleri dolayısıyla hassas bir konumda olduğunu belirten Bayraktar, analiz sonuçlarına dikkat çekiyor: “Meteorolojinin Uzun Yıllar Kuraklık Haritası karşılaştırmasında, 2006’da Muğla, Uşak, Afyon ve İzmir haricinde Ege Bölgesi, Trakya’nın batısı ve Şile hariç Marmara Bölgesi iç kesimlerinde daha fazla olmak üzere Batı Karadeniz Bölgesi ile Eskişehir, Çankırı, Yozgat, Çorum, Karaman, Konya, Ereğli, Aksaray, Nevşehir, Mersin, Antakya, K.Maraş, Şanlıurfa, Kilis, Erzurum, Tunceli, Ağrı, Malazgirt ve Iğdır çevrelerinde kuraklıkta bir artış gözleniyor. Küresel ısınmanın ülkemize etkisinin tarımsal kuraklık aşamasına geldiğini söylemek, meteorolojik kayıtların bölgesel olarak ciddi analizlerini gerektirir. Meteorolojik kuraklığın tarımsal kuraklığa dönüşmesi olasılığını endişe ile izlemekteyiz.”

Yapılması gerekenleri, kuraklığın ‘Ulusal Kuraklık Önleme Merkezi’ gibi bir merkezden izlenmesi, Su Konseyi ve su toplama havzalarında ‘Su yönetim birimleri’ kurulması, Su yasası çıkartılması olarak sıralayan Bayraktar, “Üretim yeterli olmazsa, çiftçi borcunu ödeyemez, enflasyon, büyüme, ihracat rakamları olumsuz etkilenebilir” dedi. Tohumlar tarlada çürüyor

Daha karamsar bir tablo çizen Türkiye Ziraatçiler Derneği (TZD) Başkanı İbrahim Yetkin ise, 2006’daki sel felaketinin ardından aşırı sıcaklık ve kuraklıktan kaynaklanan yeni bir felaketin kapıyı çaldığını vurguluyor:

“2007 sezonu için tarlalara atılan buğday, arpa, mercimek gibi ürünlerin tohumları filizlenemeden çürümeye başladı. Eğer kuraklık bir süre daha devam ederse, çiftçi, yeni sezon için bir kez daha tarlaya tohum atmak zorunda kalacak. Kuraklığın devam etmesi ya da aşırı yağışın tekrarlanması durumunda yeni tohumluklardan da ne ölçüde verim alınacağı bilinemiyor. 2007 yılında buğday rekoltesinin düşük olacağına ilişkin tüm belirtiler ortaya çıkmış bulunuyor. Rekoltede yaşanacak düşüş, ekmeği bile temin etmekte güçlükle karşılaşacağımız anlamına gelir.”

Türkiye, gerçekle yüzleşmek zorunda Küresel ısınma sürecinin Türkiye’yi tehdit ettiğine dikkat çeken Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Gökhan Günaydın, “Türkiye bu gerçekle yüzleşmek, uygun önlemleri zamanında almak zorundadır” dedi.

Türkiye’nin Aralık ayını normalin dörtte biri oranında yağışla geçirdiğini belirten Günaydın, bu durumun, 2007’de özellikle serin iklim tahıllarında verim ve üretim kayıpları yaşanacağına işaret ettiğini söyledi. Trakya hariç Çukurova, İç ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yağış azlığı olduğunu vurgulayan Günaydın, Çukurova’da yüzde 30, İç ve Güneydoğu Anadolu’da yüzde 10 olmak üzere ortalama yüzde 20’lere varan bir üretim düşüşünü öngörmek ve önlem geliştirmek gerektiğini kaydetti.

Günaydın’a göre, kışlık buğday ekimindeki kuraklık sorunu nedeniyle üretim düşüşünün 1 milyon tonla sınırlı kalması halinde bile ekonomiye olumsuz etkisi 400 milyon YTL olacak. Bununla birlikte, önümüzdeki dönemdeki kar yağışları ve yazlık ekim de dahil olmak üzere bahar yağışları, verim ve üretim üzerinde belirleyici etki yapacak. Paniğe gerek yok

Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Başkanı Dr. Ahmet Erdurmuş ise daha iyimser. Hububatta verim ve rekoltenin yağışlara bağlı olduğunu hatırlatan Erdurmuş, şunları söyledi: “Hububat tarımında Ekim-Kasım ve Nisan-Mayıs olmak üzere iki kritik dönem vardır. Bu dönemlerdeki iklim seyri ve özellikle de yağış, hububat verimini fazlasıyla etkiler. İlk dönemde yağışların geç gelmesi ve geçen yıllara göre yüzde 10 daha düşük olması; özellikle Orta Anadolu’da bizleri endişelendirmektedir. Güney’de, özellikle Çukurova’da ekinlerin hızlı bir gelişme dönemine girmesi gerekirken, yeterli yağış olmadığı için sıkıntı yaşanmaktadır.

Nisan-Mayıs dönemindeki yağışlar, üretimin yeterli düzeyde olmasını sağlayabilecektir. Meteorolojik verilere göre Mayıs ayına kadar sıcaklıkların 1-2 derece yüksek seyredeceği beklenmektedir. Bunun toprak nemi ve bitki fizyolojisi üzerindeki olumsuz etkisi sıkıntı yaratabilir. Küçük bir üretim düşüşü olabilir. Ancak şu anda özellikle Türkiye’nin hububat üretiminde büyük düşüşler olacağını iddia etmek yanlış olacaktır.”

Hammadde azlığı, maliyetleri arttıracak Üreticiler düşük üretim endişesi yaşarken, sanayiciler de olası hammadde sıkıntısı ve artacak maliyetleri düşünüyor. İklim değişikliklerinin tarımsal üretimde rekolte düşüşlerine yolaçacağını, çeşitliliği azaltacağını hatırlatan Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu Başkanı Şemsi Kopuz, küresel ısınmayla birlikte tahıl üretiminde ve üşüme isteği olan şeftali, kayısı gibi meyve üretiminde azalmalar olacağını kaydetti. Kopuz, şunları söyledi: “Kuraklık nedeniyle özellikle kışlık olarak ekilen tahıllarda rekolte düşmesi meydana gelecek. Bu gıda sektöründe sözkonusu ürünleri kullanan un, bisküvi ve bira sektöründe hammadde sıkıntısı yaratacak ve maliyetlerine yansıyacaktır. Eğer kuraklık ve yağış azlığı devam ederse yazlık olarak ekilen tarım ürünlerinde de rekolte düşüşleri yaşanacaktır. Hammaddesi tarım ürünleri olan gıda sektörü bütünüyle sıkıntıyla karşı karşıya kalacaktır.” Türkiye’de halen 21-22 milyon tonu buğday olmak üzere yaklaşık 30-31 milyon ton kışlık tahıl üretimi yapılıyor. Yaşanan kuraklık, kışlık olarak ekilen tahılda yüzde 10’luk bir rekolte düşüşüne neden olacak. Kuraklığın devam etmesi halinde her ay yüzde 10 rekolte kaybı yaşanacağını belirten TGDF Başkanı Kopuz, her bir yüzde 10’luk düşüşün ekonomiye maliyetinin yaklaşık 1 milyar 200 milyon YTL olacağına dikkat çekti. Kopuz, “Bu da çiftçiyi, üreticiyi zor günlerin beklediğinin habercisidir. Kuraklığın devamı halinde yazlık ekimler de etkilenebilecektir. Baklagil, mısır ve çeltik gibi yazlık tahıl, pamuk, ayçiceği, şeker pancarı gibi endüstri bitkileri, yaş meyve ve sebze vb. ürünlerde rekolte düşüşleri olacak, zarar artacaktır” dedi. Kopuz’a göre şu an için don kesmesi tehlikesi söz konusu değil. Eker: “Şimdilik sıkıntı yok”

Kuraklık ve yağış azlığının tarım sektörüne etkisine ilişkin rahatlatan açıklama, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’den geldi. Mevsim normallerinin altında gerçekleşen yağışın şu an için üretimde bir sıkıntıya yol açmadığını belirten Eker, “Nisan, Mayıs aylarına kadar yağış olmaması durumunda sıkıntı olabilir. Ancak şimdiden bir şey söylemek için erken. Geçmiş yıllarda da böyle dönemler yaşanmış, ardından yağışlar gelmiştir. Bundan sonra yağışların normal seyri halinde hububatta herhangi bir rekolte sorunuyla karşı karşıya kalınmayacak” şeklinde konuştu.

Bakanlık, orta ve uzun vadede yaşanabilecek kuraklık sorununa karşı da harekete geçti. “Kuraklık Eylem Planı” hayata geçirilerek “Kuraklık Yönetimi Koordinasyon Kurulu” kurulacağını kaydeden Eker, “Bu sorundan en fazla tarım sektörü etkilenecektir. 1 derecelik sıcaklık artışı bile hububat ekim alanlarının değişmesine ve yüzde 10'luk bir verim düşüşüne neden olabilir. Küresel ısınmanın etkileri ülkemizde ne şekilde görülecek, nereler olumsuz, nereler olumlu etkilenecek bunu belirlememiz gerekiyor” dedi.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.