Gıda Hattı

KÜRESEL ISINMA VERGİLERİ YOLDA

19 Şubat 2007, 14:19
Paylaş

Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, sera gazı emisyonları ile ilgili olarak bazı sektörlere önümüzdeki aylarda yeni vergiler gelebileceğini, Devlet Planlama Teşkilatı'na (DPT) bazı önerilerde bulunduklarını söyledi. Pepe, “Daha az enerji kullanacak sektörlere öncelik tanıyalım, onları teşvik edelim. Fazla enerji tüketen geri teknolojilerin Türkiye'ye ithaline müsaade etmeyelim. Hükümet 20 yaşından büyük araçları kaldırdı.

Önümüzdeki aylar içerisinde bazı sektörlere yeni çevre vergileri gelebilir. Emisyonla alakalı. Otomotivde emisyon vergisi olabilir. Yani daha fazla emisyonu olan araçların daha fazla vergisi olması lazım. Bazı sektörlerin müthiş emisyon değerlerinden dolayı onlara ilave yükler gelebilir. Onu söyleyeyim” dedi.

Küresel ısınmanın küçümsenecek bir konu olmadığını belirten Pepe, dünyanın gündeminde olan konunun Türkiye açısından da son derece önemli olduğun kaydetti. Pepe, şunları söyledi: “Belediyelerin şehirlerdeki su şebekelerindeki kayıplar bazı yerlerde yüzde 50-60'ın üzerinde. Biz bunun yüzde 25 olan dünya ortalamasının altına çekilmesini istiyoruz. Barajdan aldığımız suyun yarısı, vatandaşa ulaşmadan yolda kayboluyor. Sanayide emisyon izinlerine bakanlığımız çok sıkı takip yapıyor. Deşarjlarda biz takip yapıyoruz. Sanayiciler 2 yıl içinde atık su tesislerini kurmak, bacalarına filtre takmak mecburiyetindedirler.

Kötü senaryoda 3 °C artış var

Ülkelerin nasıl kendi milli senaryoları varsa, Türkiye’de, dünyadaki gelişmeleri de simule ederek senaryolar üretiyor. Elimizde 4 adet senaryo var. En iyi senaryomuza göre, Türkiye'nin 1960-2000 yılları arasında yaşamış olduğu değişikliklerle 2070-2100 arasındaki değişiklikler hemen hemen aynı olacak. Yani çok fazla bir şey değişmeyecek. En kötü senaryoda Türkiye'nin 2 ya da 3 derecelik bir sıcaklık artışı yaşayacağı ki, bu çok kötü bir senaryodur. 2-3 derece, ekilebilecek alanların daralması ya da tamamen ortadan kalkması, yeraltı sularının bazı yerlerde tamamen bitmesi demek.

Bunun panzehiri, ormanlar ve su kaynaklarını korumaktır. 80 yıllık ölçümlere baktığımızda Türkiye'nin nereden nereye geldiğini görebiliyoruz. Türkiye her 6 yılda 1 hafif şiddete kuraklık, 18 yılda 1 orta ve ortanın üstünde kuraklık yaşıyor. Tarımda, sanayide ve evlerde kullandığımız sularda mutlaka yeni modeller geliştirmemiz lazım. Mesela sanayi daha az su kullanacak. Proses sularının sanayide iyi arıtılıp, tekrar tekrar kullanılmasını istiyoruz. Belediyelerin atık suları arıtmasını ve tarımda kullanmasını istiyoruz. Salma sulama yerine, damlama sulama yapılmalı. DSİ suların yüzde 7'sini kapalı geçirirken şimdi bu oranı yüzde 50'ye çıkardı. Yeraltı suları hızla tüketiliyor. Yüzbinlerce kaçak kuyu var Türkiye'de. Bu kuyuların kapatılması için genelge gönderdik.

Biz bu işlere bugün başlamadık. 2004 yılında Ankara'da İklim Konferansı düzenledik. Türkiye, 2004 yılı içinde iklim değişikliği konferansına üye olmuş. O zaman hiç gündemde değildi. Biz birinci ulusal raporu hazırladık. İklim Değişikliği Koordinasyonu Kurulu var Türkiye'de. Hazırlanan raporu, BM İklim Değişikliği Sekreteri'ne gönderdik.

Yüzde 25'i tutuluyor

Türkiye Kyoto'ya imza atmadan da bu raporla bir noktada kendisinin fotoğrafını bütün dünyaya ilan ediyor. Diyor ki biz 1990 senesinde 190 milyon ton emisyon yapıyorduk, bu 270 milyon tona çıktı. Bunun yüzde 25'ini ormanlık alanlar ve tarımsal alanlarla tutuyoruz.”

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.