Gıda Hattı

Koronavirüs havada nasıl hareket ediyor?

1 Ocak 2022, 14:35
Paylaş
Koronavirüs havada nasıl hareket ediyor?

Neredeyse 2 yıldır tüm dünyada etkili olan koronavirüs, temelde hava yoluyla bulaşıyor. Peki koronavirüs havada nasıl hareket ediyor, ne kadar kalıyor? Gelin yakından bakalım…

Bir grup araştırmacı, koronavirüsün kapalı ortamlarda nasıl hareket ettiğini ve maskelerin bulaşmayı azaltıp azaltmadığını değerlendiren bir makale hazırladı.

Gelin yakından bakalım…

Konuşma, öksürme ve nefes alma sırasında akciğerlerimizden çıkan hava ağız veya burnumuzdan geçerek dışarı çıkarı. Bu sırada akciğer, boğaz ve ağzımızdan solunum sıvılarını alır, bu sırada oluşan damlacıklar havaya karışır.

Ortaya çıkan damlacıkların çoğu 5 mikrondan küçüktür (1 mikron, bir milimetrenin binde biridir) ve bunlara aerosol denir. Bundan daha büyük olanlara damlacık denir ve boyutları 100 mikrona kadar çıkabilir.

Heves nefeste, birçok farklı boyuta sahip binlerce ve hatta milyonlarca aerosol ve damlacık üretiriz. Ebatı ne olursa olsun, ağzımızdan çıkarak nemli, sıcak bir hava bulutunun içinde ilerler. Büyük damlacıklar yerçekimi nedeniyle hızla yere düşerken, küçük olanlar havada saatlerce asılı kalabilmektedir.

Pandeminin başından bu yana yapılan araştırmalarsa, COVID-19’a sebep olan SARS-CoV-2 virüsü birçok farklı ortamda tespit edildi. Nefes yoluyla ortama saçılan aeorosollerde, bir metre küp kapalı ortam havasında 10 – 100.000 arası viral RNA molekülleri tespit edildi.

Virüsün kaynağı, enfekte kişiler

COVID-19’u belirtisiz geçiren insanlardaki virüs yükü, belirtili geçirenlerden daha az olmayabiliyor. Her 2 vakada da virüs miktarı bir mililitre tükürükte birkaç bin viral genom kadar az olabildiği gibi, bu sayı yüzlerce milyara çıkabiliyor.

Bunu ağızdan çıkan damlacık miktarı ile oranladığımızda, 5 mikronluk çoğu aerosolde birkaç virüs parçacığı olduğu, ancak 100 mikronluk bir damlacıkta 10 ile 10 binlerce virüs parçacığı olabileceği anlaşılıyor. Üstelik her öksürük veya konuşmamızda binlerce veya milyonlarca aerosol veya damlacık saçtığımızı unutmayın.

Vücuttan çıkarak daha kuru bir ortama giren virüs yüklü damlacıklardaki sıvı buharlaşır ve aerosole dönüşür. Virüs parçacığı sayısı aynı kalır. Yani çok daha küçük ve hafif bir aerosolde, yüksek miktarda virüs söz konusudur. Bu da havada saatlerce kalabileceği ve enfeksiyon riskine neden olacağı anlamına gelir.

Kapalı ortamlardaki risk

Kapalı ortamlarda bir kişinin nefes yoluyla alabileceği virüs, enfekte bir kişinin saçtığı virüs miktarı ile doğrudan orantılıdır. Daha basit bir ifadeyle, kapalı bir alanda nefesle daha fazla virüs saçıldıkça, diğer insanlar buna daha fazla maruz kalacaktır.

Bir kişinin maruz kalacağı virüsün sayısı ise, enfekte kişiye yakınlık ve kapalı ortamda geçirilen süreyle ilişkilidir. Virüs, enfekte kişiye yakınlaştıkça daha konsantre (daha fazla) hale gelir. 2 metrede uzak mesafelerde ise nefesle verilen havadaki virüs dağılır ve oda hacminde seyrelmiş olur.

Ancak buradaki esas tehlike, havalandırması zayıf ortamlarda virüsün birikmesi ve zamanla sayısının artmasıdır. Bu nedenle havasız, enfekte bir kişinin olduğu bir ortamda ne kadar fazla zaman geçirirseniz, o kadar fazla virüsü nefes yoluyla almış olursunuz.

Maskeler virüsü engeller mi?

İnsanlar arası viral yükün fazla olması nedeniyle maskelerin çok sayıda insan üzerindeki yararını ölçmek zor. Maskenin, kişilerin ortama daha az virüs saçmasını sağladığı biliniyor. Ancak ne kadarlık bir etkisinin olduğu da yine kişinin nefesinde bulunan virüs yüküne bağlı.

Maske takmanın tam olarak ne kadar vakayı engellediğini hesaplamak çok zor olsa da, virüs dolu aerosol ve damlacıkların bir kısmını yakaladığı biliniyor. Bu da hastalığın yayılma hızını azaltma yönünde etki yapıyor.

Maske, koronavirüs salgınına karşı aşı, sosyal mesafe, havalandırma ve hijyen gibi silahlarımızdan bir tanesi. Omicron varyantının hızla yayıldığı bugünlerde vaka sayıları endişe verici.

Bu nedenle SARS-CoV-2’nin yayılmasını engellemek için elimizdeki tüm silahları kullanmamız büyük önlem arz ediyor.

Lena Ciric (UCL Çevre Mühendisliği’nde Doçent), Abigail Hathway (Sheffield Üniversitesi’nde kıdemli okutman), Benjamin Jones (Nottingham Üniversitesi’nden Mimarlık ve Yapılı Çevre Bölümü’nde Doçent) ve Chris Iddon (Nottingham Üniversitesi Yapılı Çevre Bölümü’nde araştırma görevlisi) tarafından kaleme alınan bu makalenin aslı, Creative Commons lisansı altında The Conversation’da yayınlanmıştır. Buraya tıklayarak orijinal makaleyi okuyabilirsiniz.

Haber Etiketleri

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.