AramaArama
Gıda Hattı
banner
AramaArama

Kimyanın tarihsel gelişimi: Tarihe geçen buluşlar ve sahipleri

Kimyanın tarihsel gelişimi: Tarihe geçen buluşlar ve sahipleri
24 Aralık 2018, 20:13

Kimya terimi Eski Mısır dilinde “Kara”, “Kara ülke” anlamına gelen "khema" sözcüğünden ya da  Eski Yunancada “Metal dökümü” anlamına gelen "khyma" sözcüklerinden türediği düşünülmektedir. İşte yaşamımızın her alanında önemli bir işlevi olan kimyanın tarihsel gelişimi ve tarihe geçen buluşlar ve sahipleri..

Kimya Biliminin tarihsel gelişimi

Kimyanın ortaya çıkışı felsefe, simya ,tıp ve fizik bilimleri sayesinde olmuştur. Çoğu zaman fiziğin bir alt dalı ya da bir sanat dalı olduğu düşünülmüştür. Ancak mekanikçi felsefenin gelişmesiyle birlikte kimya, bir bilim dalı olarak ön plana çıkmıştır.

Kimya alanındaki en seçkin ödüller : Nobel Kimya Ödülleri

Nobel Kimya Ödülü sahipleri  kimyanın çeşitli dallarından bilim insanlarına İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi tarafından her yıl takdim edilir.

Nobel Ödülü, Alfred Nobel‘in 1895 tarihli vasiyeti üzerine; kimya, fizik, edebiyat, barış, ve fizyoloji veya tıp alanlarında olmak üzere beş dalda seçkin katkılarda bulunanlara verilmeye başlanmıştır.

Nobel’in vasiyetinde belirttiği gibi, ödül sahibine İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi‘nin seçtiği beş üyelik komite tarafından karar verilir ve ödül Nobel Vakfı tarafından karşılanır.

Jacobus Henricus van ‘t Hoff

Nobel Kimya Ödülleri ve sahipleri

Nobel Kimya Ödülü ilk kez 1901 yılında verilmiş, bu ödülü Hollanda‘dan Jacobus Henricus van ‘t Hoff kazanmıştır. Her ödül sahibi, bir madalya, bir diploma ve miktarı yıllara göre değişen nakit para ile ödüllendirilir.

1901 yılında, van ‘t Hoff 150.782 İsveç kronu almıştır, ki bu Aralık 2007 tarihinde 7.731.004 İsveç kronuna eşdeğerdir. 2008 yılında, bu ödüle Osamu Shimomura, Martin Chalfie ve Roger Y. Tsien nail görülmüş ve 10.000.000 İsveç kronu ile ödüllendirilmişlerdir.

Ödül töreni; geleneksel olarak Stokholm‘da, Nobel’in ölüm yıldönümü olan 10 Aralık tarihinde yapılmaktadır

Organik kimya en fazla Nobel Ödülü alan branş

Yirmi beşten fazla kişi organik kimya alanındaki katkıları için Nobel Kimya Ödülü'ne layık görülmüştür. Bu sayı diğer tüm diğer kimya dallarından daha fazladır.

Nobel Kimya Ödülü'nü kazanan iki Alman'ın, Richard Kuhn (1938) ve Adolf Butenandt (1939), kendi hükümetleri tarafından ödülü kabul etmelerine izin verilmemiştir.

Sonradan madalya ve diplomaları teslim edilmiş, fakat paraları verilmemiştir.

Frederick Senger iki kez ödül alan tek bilim insanı

1958 ve 1980 yıllarında Nobel Kimya Ödülü'ne layık görülen Frederick Sanger, bu ödülü iki kez kazanan tek kişidir.

Nobel Ödülü'nü iki kez kazanan diğer kişiler

Marie Curie (1903'te fizik, 1911'de kimya) ve Linus Carl Pauling (1954'te kimya, 1962'de barış).

Marie Curie

İşte Nobel Kimya Ödülü alan kadınlar

Bugüne kadar dört kadın Nobel Kimya Ödülü'nü kazanmıştır: Marie Curie (1911), Irène Joliot-Curie (1935), Dorothy Crowfoot Hodgkin (1964) ve Ada E. Yonath (2009).

2016 yılı itibarıyla Nobel Kimya Ödülü 107 kez verilmiş ve toplamda 175 kişi bu ödülü kazanmıştır.

Sekiz yıl Nobel Kimya Ödülü verilmemiştir

Kimya Biliminin tarihsel gelişimi : Tarihe geçen buluşlar ve sahipleri

Kimya neredeyse insanlık varolduğundan bu yana insanoğluna hizmet etmiş bir bilim dalı. Ortaya çıkışı felsefe simya, tıp ve fizik sayesinde olmuştur. İşte kimya biliminin tarihsel gelişimi, tarihe geçen buluşlar ve sahipleri.

Kimya anlam olarak (Eski Mısır dilinde “Kara”, “Kara ülke”) khema sözcüğünden ya da (Eski Yunancada “Metal dökümü”) khyma sözcüklerinden türediği düşünülmektedir.

Ortaya çıkışı  felsefe, simya ,tıp ve fizik sayesinde olmuştur. Çoğu zaman fiziğin bir alt dalı ya da bir sanat dalı olduğu düşünülmesine rağmen mekanikçi felsefenin gelişmesiyle birlikte kimya, bir bilim dalı olarak ön plana çıkmıştır.

Kimyanın ortaya çıkış yeri Mısır’ın İskenderiye kenti olduğu düşünülmektedir ama kimya bundan daha eskiye dayanmaktadır. Çiçeklerden parfüm ve boya eldesi, şarap ve cam yapımı gibi bir çok uğraş simya ve kimyadan bağımsız bir şekilde Mezopotamyalılar, Çinliler ve Mısırlılar tarafından yüzyıllar öncesine kadar tarihsel bir geçmişe dayanır.

M.Ö 300-500 yıllarında Demokritos, Levkippos, Epikuros isimli üç filozof ortaya şu fikri atmışlardır. “Evren, boş mekan, sonsuz büyük boyutta, sonsuz küçük boyutta taneciklerden meydana gelmiştir. Bu tanecikler bozulmaz, değiştirilemez, bölünemezdir. Bu taneciklerin her birine Atom denir.”

Ama bu fikir kanıt olmadan bir işe yaramamış ve devamı getirilmemiştir. Daha sonraları Aristotales bu fikri yıkmış ve dünyanın 4 temel element  -ateş,su,hava,toprak- ten oluştuğunu öne sürmüştür.

Aristotalesin bu yanlış fikri yüzünden kimya bilimi 1500 yıl kadar geri kalmış ve ilerleme gösterememiştir.

Simyacıları gösteren bir resim.

M.S.  1300-1700 arasında yaşamış olan simyacılar amaç olarak Filozof taşını –değersiz metalleri değerli hale getirmeye ve hastalıkları iyileştirmeye yaradığına inanılmaktadır-  ve ölümsüzlük iksirini bulmayı amaçlamışlardır ama bir sonuca varamamışlardır.

Bunun yanı sıra kimyaya da birçok katkı sağlamışlardır. Bizmutu element haline getirmeyi, ispirtoyu, antimonu, arsenik, sülfirik ve hidroklorik asidi elde etmişlerdir. Damıtma, süzme, kristallendirme gibi birçok yöntem bulmuşlardır.

1409-1490 yılları arasında yaşamış olan Bernardo Trevison filozof taşı elde etmek için birçok metalle, tuzla, bitkiyle uğraşmış ama bu çabası sonuçsuz kalmıştır. Hatta insan kanı ve idrarla da çalışmalar yapmıştır.

Kimya bilimini Aristoteles’in fikrinden kurtarıp modern kimyayı kuran kişi Robert Boyle’dur

Rönesans döneminde ise uygulamalı kimya gelişmeye başladı.

1600-1700 yılları arası tıp kimyası çağı 1700-1800 arasını filojiston kimyası çağı olarak adlandırılmıştır.

Herman kopp 1600-1800 arasını yeniçağ kimyası olarak adlandırmıştır. Ernst Stahl yanma olayını açıklamaya çalışmış hem başarısız olmuş hem de kimyanın gelişimini engellemiştir.

Daha sonra antik çağın deneyciliği Yunan Felsefesi, Rönesans simyası tıp kimyası gelişmiştir.

Lavoisier’nin kimyaya en ünlü katkısı, yanan maddenin oksijenle birleştiği yanma olayının doğasını sergilemesi olmuştur.

18. yüzyılda kimya, henüz simyanın etkisi altındaydı. Ne var ki, kimyacıların da belirli bir amaçları yoktu ve bu alanda önemli bir gelişme sağlanamamıştı. Lavoisier, kimyayı yeni baştan düzenlemeye karar verdi.

  • Maddesel değişimleri sistemli bir şekilde inceleyen ilk kişi de Lavoiserdır.
  • İngiliz kimyacı Priestley 1773’te oksijen gazını bulmuştur.
  • Lavoiser terazi kullanarak havanın oksijenle azot karışımı olduğunu buldu.
  • Rus kimyacı Mendeleyev basit maddeleri sınıflandırdı.
  • 1799 yılında Joseph Proust sabit oranlar yasasını bulmuştur.
  • 1804 İngiliz kimyacı John Dalton ise katlı oranlar kanunu oluşturmuştur.
  • 19.yüzyılın başlarında ise Fransız kimyacı Gay-Lussac hacımlarla ilgili yasayı oluşturarak Dalton ve proust’un görüşlerini doğruladı.
  • 1807’de Alessandro Volta pili buldu.
  • Ramsay havanın bileşiminde bulunan neon,argon ,ksenon ve kripton gazlarını buldu.
  • 19.yüzyılda Marie Curie Radyoaktiviteyi buldu. Polonyum ve Radyumu keşfetmiştir.
  • 19.yüzyılın büyük bilim adamlarından biri olan Michael Faraday, elektromanyetik indüklemeyi buldu. Elektrolizin temel ilkelerini belirledi. Klor gazını sıvılaştırmayı başaran ilk kişi ünvanını kazandı.
  • 19.yüzyılda Organoteknik ve Fizikokimya 20. Yüzyılda ise Radyokimya, Biyokimya ve kuantum kimyası gibi yeni dallar ortaya çıktı.

Yorumlar

Bir cevap yazın

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.