Gıda Hattı

Karamercan: Popülist Politikalar, Gıda Sektörünün Rekabet Gücünü Tehdit Etmekte

5 Ekim 2007, 16:54
Paylaş

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Üyesi, TÜSİAD Sanayi, Hizmetler ve Tarım Komisyonu Başkanı Erdal Karamercan, tarım ve gıda sektörüne yıllardır hakim olan kısa vadeli bakış açısı ve uygulanan popülist politikaların artık sektörün rekabet gücünü tehdit ettiğini kaydetti.

TÜSİAD tarafından hazırlanan "Uluslararası Rekabet Stratejileri: Türkiye Gıda Sanayi" konulu araştırma, "İklim Değişikliği: Türk Tarımı ve Gıda Sektörü" konulu toplantıda tanıtıldı. Karamercan, toplantıda yaptığı konuşmada, son dönemde küresel ısınma tartışmaları ile birlikte çevre sorunlarının gündelik hayatta daha fazla ilgi görmeye başladığını, ancak bu ilginin başta sanayileşme olmak üzere, politika yaklaşımlarında değişime yol açacak boyutta olmadığını söyledi.

Tarım ve gıda sanayinin Türkiye ekonomisinde ve sosyal yapısındaki önemini vurgulamanın gereksiz olduğunu ifade eden Karamercan, "Bu öneme karşılık, sektöre yıllardır hakim olan kısa vadeli bakış açısı ve uygulanan popülist politikalar, artık sektörün rekabet gücünü tehdit etmektedir" görüşünü aktardı.

Son dönemde sektördeki sorunlar silsilesine iklim değişikliği ve kuraklığın da eklendiğine işaret eden Karamercan, benimsenen çevre politikalarının olumlu olumsuz sonuçlarının ancak yıllar sonra ortaya çıktığını, bu gerçeğin ise konunun politikacılar tarafından göz ardı edilmesine neden olduğunu, bugün yaşanan sorunların temelinde bu olgunun yattığını aktardı."2100 yılında dünyanın üçte biri çöl olabilir"

Karamercan, BM İklim Değişikliği Son Değerlendirme Raporuna göre, önlem alınmazsa 2100 yılında dünyanın üçte birinin çöle dönüşebileceğinin hesaplandığını, küresel ısınma nedeniyle 2080'e kadar 200 ila 600 milyon arasında insanın açlık, 1 ila 3 milyar arasında insanın da susuzluk tehdidi altında kalacağını belirtti.

Küresel ısınmadan ilk etapta Türkiye'nin de yer aldığı Akdeniz kuşağının etkileneceğinin tahmin edildiğini, hızlı ısınmanın Türkiye'deki yarı kurak iklime sahip bölgelerde kuraklık sorunlarına yol açarak tarımsal verimlilikte belirgin kayıplara neden olmaya başladığını aktaran Karamercan, "Başta Çukurova olmak üzere, Konya Havzası ve Ege Bölgesinde küresel ısınmanın olumsuz sinyalleri şimdiden görülüyor. Bir derecelik sıcaklık artışı bile, verim düşüşü nedeniyle ekonomiye yaklaşık 1 milyar YTL'nin üzerinde zarar vermektedir" dedi.

"Vahşi sulama nedeniyle milyonlarca ton su rezervinin heba oldu"

İklim değişikliğinin yarattığı sorunlardan birinin de yer altı ve yer üstü su kaynaklarının etkin kullanımı konusunda yaşandığını belirten Karamercan, Türkiye'nin, önemli su kaynaklarına sahip olmasına rağmen, mevcut kaynakların etkin kullanılmaması nedeniyle sanılanın aksine artık su zengini bir ülke olmadığını söyledi.

Türkiye'de tarım arazilerine kaçak kuyulardan kontrolsüz su çekimi ve vahşi sulama nedeniyle milyonlarca ton su rezervinin heba olduğuna, verimli toprakların da tuzlandığına dikkati çeken Karamercan, "Yer üstü ve yer altı sularımızı yıllarca hoyratça kullanmamız sonucunda, son 40 yılda Van Gölünün 3 katı büyüklüğündeki sulak alanı kaybettik" dedi.

Tarımda önemli bir avantaj üstünlüğüne sahip Türkiye'nin, başlıca pazarlara olan coğrafi yakınlığıyla gelecek dönemde değişecek olan üretim yeri tercihlerinde önemli bir potansiyele sahip olacağına işaret eden Karamercan, ancak bu potansiyelin realize olmasının, gerçek sorunlara odaklanmak ve uzun vadeli bir bakış açısıyla belirleyeceğimiz yol haritası üzerinde kararlılıkla ilerlemekle mümkün olduğunu ifade etti.

"AB'nin en önemli sanayi dalı gıda"

TÜSİAD Tarım ve Gıda Çalışma Grubu Başkanı Rint Akyüz ise, gıda sanayi ve tarım kesimi arasında şimdiye kadar yeterli etkileşimin sağlanamamasının olumsuz etkileri olduğunu belirterek, kayıt dışılıktan dolayı ciddi haksız rekabet yaşandığını söyledi.

AB'nin en önemli sanayi dalının gıda olduğuna ve gıdanın sanayide yüzde 15'den fazlayı oluşturduğuna işaret eden Akyüz, AB'de bu alanda 400 binden fazla şirket bulunduğunu ve bunların yüzde 99,1'inin KOBİ niteliği taşıdığını aktardı.

Türkiye'de ise 35 bin civarında gıdayla uğraşan işletme olduğunun tahmin edildiğini kaydeden Akyüz, 100 milyar dolarlık ihracatta gıda sanayinin payının yüzde 10'un üzerinde olduğunu, bunun da yüzde 25'inin AB ülkelerine yapıldığını ifade etti.

Akyüz, Avrupa'da bir yetkilinin "Şayet 2014 yılında Türkiye AB'ye girerse, AB'nin gıda sektörü bir gecede yüzde 25 büyüyecek" dediğini dile getirerek, bunun Türkiye'nin söz konusu sektördeki önemini gösterdiğini ifade etti.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.