Gıda Hattı

İthalat Kıskacında Bir Sektör

17 Aralık 2007, 15:04
Paylaş
İthalat Kıskacında Bir Sektör

İthalat kıskacında bir sector

Sektörün ortak görüşü: Yağlı tohum üretimi desteklenmeli

2 milyar dolarlık bitkisel yağ sanayi, gerekli önlemler alınmazsa mamul yağ ithalatçısı bir sektör konumuna düşebilir

Ülkemizde yağ tüketimi düşük olmasına rağmen her yıl belli bir artış göstermekte, buna paralel olarak bitkisel yağ ihtiyacı da aynı oranda artmaktadır. Bitkisel yağ üretiminde hammadde olarak başta ayçiçeği olmak üzere mısır, pamuk, soya, kanola, fındık ve palm kullanılmaktadır. Bitkisel yağ tüketiminde yağlı tohum bitkilerinin oranlarına baktığımızda, % 70 ile ayçiçeğinin ilk sırada yer aldığını görüyoruz. Ayçiçeğini Türkiye’nin en önemli yağlı tohum bitkisi yapan neden ise %40 civarındaki yüksek yağ oranı. Diğer yağlı tohum bitkilerinden üretilen yağlarda tüketim paylarına baktığımızda, mısır yağı %10,5, Soya yağı %8,4, pamuk yağı %7,9, fındık, kanola ve palm’in % 5 civarında olduğunu görüyoruz.

Üretimde ise rakamlar pek iç açıcı değil. Geçen yıldan bu yana artış göstermeyen ayçiçeği tohumunun tahmini ekim alanı, 485.000 Ha. 2006/07 sezonunda yaklaşık 950 bin ton olarak gerçekleşen ayçiçeği tohum üretiminin bu yıl yaşanan kuraklık ve ekim alanlarında artış olmaması nedeniyle %20-25 düşüşle 700-750 bin ton seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Aynı durum pamuk tohumu ve soya fasulyesi gibi diğer yağlı tohumlar içinde geçerli. Ülkemiz ihtiyacının büyük kısmının ithalatla karşılanması ve rekoltenin düşmesi ile sektör daha da ithalata zorlamaktadır.

Mamul yağ ithalatçısı olmamız kaçınılmaz

Bitkisel yağ sanayicilerinin çatı kuruluşu olan Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD), sektörün karşı karşıya bulunduğu sorunları değişik toplantı ve etkinliklerde kamuoyuyla paylaşıyor, bilgilendiriyor. Eylül ayı içerisinde düzenledikleri 2007–2008 Sezonunda Yağlı Tohum ve Hamyağ Piyasalarına Bakış Toplantısı’da bunlardan birisi.

BYSD Başkanı A. Edip Uğur, toplantının açılış konuşmasında sektörün sorunlarının bir özetini yaptı. Konuşmasında; “Dünyada yağlı tohum üretimi son 10 yılda 275 milyon tondan 397 milyon tona gelmiştir. Ülkemizde ise; dünyada tarımın uğradığı değişim ve dönüşüm maalesef tam fark ve idrak edilemediğinden, gelenekseliyle devam etmeye çabalamaktadır. 1996 yılı yağlı tohum üretimi 2 milyon ton iken, 2006 üretimimiz 2,3 milyon ton olmuştur. 2007 yılında da kuraklık nedeni ile beklenen rekolte, en iyimser tahminle 1,950 milyon ton’dur. Dünyada yağlı tohumlu bitkilerin 10 yılda % 44 artışına karşılık, ülkemizde ciddi bir potansiyel olmasına rağmen yağlı tohumlarda üretim artışı olmayışını çok iyi irdelemek gerekir kanaatindeyim. 1996 – 2006 yıllarında yapılan ve giderek yükselen yağ, yağlı tohum ve küspe ithalatı bunu açıkça ortaya koymaktadır.” diyerek 1997 yılı yağlı tohum ve türevleri ithalatının 681 milyon dolar olduğunu, 2006’da ise ithalata ödediğimiz dövizin %120 artarak 1,5 milyar dolara ulaştığını belirtti.

Türkiye’nin bugün, çok büyük bir yağlı tohum, ham yağ ve küspe ithalatçısı durumunda olduğunu, yağlı tohum üretiminin artmaması halinde yakın zamanda mamul yağ ithalatçısı olmamızın da kaçınılmaz olacağını vurguladı.

Bitkisel yağ sektörünü 2007’nin ortalarından itibaren sıkıntılı bir sürece sokan, dünya piyasalarındaki hamyağ fiyat artışının nerede duracağı bilinmiyor. Bugünkü 1400-1500 USD rakamlarını çok aşacağı tahmin edilen fiyatlar, ülkemizdeki yağlı tohum üretimi ile ilgili sıkıntıları iyice su yüzüne çıkardı. Bizde sektörün önde gelen yöneticileriyle, bu sıkıntıların nasıl aşılacağı ve sektörün önünün nasıl açılacağı üzerine konuştuk. Gümrük vergilerinden lisanslı depoculuğa, yağlı tohum üretiminden ihracata kadar birçok konuda görüşlerini aldık. Ortak sıkıntılar, dünya piyasalarında hammadde fiyatlarının yüksek oluşu, yağlı tohum üretimine destek verilmesi, tarım politikalarında bu yönde değişikliğe gidilmesi.

 Yağlı tohum üreten çiftçi desteklenmeli

“Yağ sektöründe yağlı tohumlardan ham yağ üretimi bir iş, ham yağdan son kullanıma uygun ürünler elde etmek ikinci bir iştir. Biz kendimizi ham yağdan son ürün üreten ve bunu pazarlayan bir şirket olarak tanımlıyoruz. Ayçiçek ve mısırözü alanlarında kendi kategorilerinde lider markalara sahibiz” diyen Yudum Gıda Genel Müdürü Ümit Ersoy; “Biz; yağ sektörünün gıda ile ilgili bölümündeyiz. Yağ sektörü tarıma dayalı bir sanayidir. Türkiye’nin maalesef kendisini bir tarım ülkesi olarak düşünmesine rağmen Türkiye’de yağlı tohum tarımının çok fazla gelişebildiğini söylemek mümkün değildir. Ne olmuştur? Türkiye’de bir soya üretim çabasına girilmiş, bundan fazla netice çıkmamıştır. Ayçiçeği ise mevsimsel iniş çıkışların etkisinde halen miktar olarak yeterli olmaktan çok uzaktır ve bu geleneksel yağ bitkilerine yeni çeşitleri de ilave edememişizdir. O nedenle biz; ihtiyacımızın yarısını üreten, diğer yarısını ithal eden ülke olma durumumuzu maalesef devam ettirmek durumundayız.” açıklamasıyla ithalatla üretim yapmaya zorunlu kaldıklarını ifade etti.

Nerede yanlış yapıyoruz ki, tarımsal ürün ithalatında en çok döviz ödediğimiz kalem oluyor? Neler yapmamız gerekiyor? Sorumuza ise; “Bence bu durumda hepimizin sorumluluğu var ama bu durumun Türkiye tarımının genel sorunlarından ayrılması mümkün değildir. Maalesef topraklar miras yoluyla parçalanmakta, küçük arazilerde ve işletmelerde tarımsal teknoloji yeterince kullanılamamaktadır. Bu konuda ki en büyük problem, çiftçimizin daima taban fiyat veya benzeri mekanizmalarla devletten destek beklemeyi tercih etmesi, devleti kendi sorunlarının çözümü olarak görmesidir. Devletin çiftçiyi mutlu etmek için kolay yolu seçtiğini ve gümrük vergisi, fonlar ve diğer mekanizmalarla iç fiyatı korumaya çalışmasının sorunlarımızı çözmeye yetmediğini geçtiğimiz yıllar boyunca gözledik” diye cevaplıyor.

Gümrük vergilerinde yaşanan sık değişimlerin olmaması gerektiğini ifade eden ve “Kesinlikle sezon öncesi belli olması ve oyunun herkes için aynı kurallara göre yürümesi gerekir” diyen Ersoy; özellikle bu sene yapılan gümrük indiriminin hiçbir anlamı olmadığını belirtti. “Biz gümrüklerin eşitlenmesinden yanaydık orada bir tereddüdümüz yok ancak, zaten Türkiye’de gümrük sezonun ortasında indiği zaman, diğer ülkeler fiyatlarını ona göre yükseltiyorlar. Bundan kim ne kazanmıştır şahsen çok şüpheliyim diyor. Her gün gümrüklerin inip çıktığı bir ülkede uzun vadeli kararlar alınamadığı için lisanslı depoculuğunda sınırlı kalacağını düşünen Ersoy, sezon öncesi uygulanacak dış ticaret şartlarının, hiç olmazsa o sezon için belli olmasıyla ileriye dönük alımlar yapılabileceğini ve ileriye dönük pozisyonlar alınabileceğini düşünüyor.

Piyasalarda başka bir sıkıntı kaynağı olan karışık yağ konusunda ise, “Bence önemli olan yağın karışık olup olmaması değil yasalara, mevzuatlara uygun olup, etiketinde ne yazıyorsa içeriğinde de o yağın olmasıdır. Bugün bizim gibi şirketler standartlar ve mevzuat neyi gerektiriyorsa, tüketiciye neyi söylüyorsa onu yapmak durumundadır. Bence asıl konu karışık yağ etiketi altında yağ satılması veya satılmaması değil çeşitli şekillerde çeşitli yağların bir başka yağ gibi karıştırılarak satılmasıdır. Ve bununda yarattığı haksız rekabet doğru sanayiciyi tüketicisi önünde yanlış konumlara sokmaktadır” diyerek, karışım yağlar konusunda tüketicinin yanıltılmamasını, yağın içeriği ve oranları konusunda şeffaf olunmasını istiyor.

Üretim neden artmıyor demenin anlamı yok

Uluslararası yağ piyasalarında geniş deneyime sahip bir şirket olan ve 1818 yılında Amsterdam’da kurulan Hollandalı Bunge, dünya genelinde bitkisel yağ, yağlı tohum işleme, biyoyakıt, üretim ve ticareti ile uğraşıyor. Türkiye’de Bunge Dış Ticaret olarak faaliyet gösteren şirketin Genel Müdürü Murat Reka; “Sektöründe Bunge; “tarladan mutfağa” zincirin her halkasındaki sağlam pozisyonunu ve payını tüketicilerin güveni ile günden güne daha da artırmaktadır” diyor. Gerek artan nüfusun, gerekse artan gelir düzeyinin dünya genelinde bitkisel yağa olan talebi arttırdığına işaret eden Murat Reka, dünya üretiminin her yıl ortalama 3 milyon ton artan bitkisel yağ talebini karşılamak durumunda olduğunu, son yıllarda artan biyodizel üretiminin de bitkisel yağlara olan talebi arttırdığını ifade ediyor ve “Yağlı tohum üretiminin artması sadece çiftçimizin eline alternatif ürünlere göre daha fazla gelir getirmesine bağlıdır. Bunun iki yolu var; ya öteki ürünler -özellikle tahıllar- bu kadar fazla korunup desteklenmez ve fiyatları olması gerektiği yere iner; ya da yağlı tohumlar daha fazla desteklenir. Aksi takdirde üretimi neden artmıyor demenin bir anlamı yoktur” diyor.

Gümrük vergileri konusunda görüşlerini ise; “önemli olan istikrardır, oyunun kurallarının uzun bir süre için belirlenmiş olmasıdır. Yoksa gümrük vergilerinin seviyesi ile ilgili herkesin farklı görüşleri olabilir. Unutulmamalıdır ki; bu gibi sık değişiklikler sektöre yeni yatırım planlarını da olumsuz yönde etkilemektedir. Bu da ülkemizde dünya ölçeğinde verimli, modern ve rekabetçi bir sanayi oluşmasını etkilemektedir” şeklinde ifade ediyor.  

 

 

Reka; Lisanslı depoculuğun Bunge’nin ana faaliyet konusu olmadığını, ancak depolardan faydalandıklarını, Bunge olarak depoculuğun profesyonellerce yapılması gerektiğine inandıklarını belirterek, “Lisanslı depoculuğu destekliyoruz. Lisanslı depoculuğun hem çiftçinin hem de diğer oyuncuların üzerinden sezon baskısını alan bir araç olduğu dünyadaki örneklerle kanıtlanmıştır. Ancak halihazırda Türkiye’de yaygın olarak kullanılan bir uygulama değildir. Lisanslı depoculuğun bir zorluğu, ürünlerin kaliteye göre tasnif edilmesinde karşılaşılabilecek sorunlardır. Zira yerli üretim ayçiçek tohumunun yağ oranında büyük dalgalanmalar görülebilmektedir. Depo girişindeki numunelendirme ve analiz, ayçiçek tohumunun fiyatının belirlenmesinde önemli kriter olan yağ oranı tayininde kritik rol oynayacaktır” diyor.

Karışım yağlar konusuna da değinen Reka; “Bu konuda en önemli olan etiket ile içeriğin aynı olması; yani tüketicinin yanıltılmamasıdır. Yoksa birbirine alternatif olarak görülebilecek ayçiçeği / soya / kanola gibi yağların fiyat paritelerine göre en uygun şekilde karıştırılması ve tüketiciye “karışım yağ” etiketi ile sunulması yanlış değildir” sözleriyle görüşlerini açıklıyor.

Rekabet koşulları nedeniyle sanayici zarar etti

1992 yılında kurulan Besler, 350.000 ton yağ üretim kapasitesine sahip. İstanbul ve Adana’da 2 fabrikası bulunan şirket hızlı bir büyüme gerçekleştirdi. Ülker Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Besler’in Genel Müdürü Şükrü Çin, Besler’in kuruluşundan bu yana geçen 15 sene içerisinde hızlı ve istikrarlı büyümesini sürdürerek iki fabrikası ile sektörün önde gelen firmalarından biri konumuna geldiğini belirtiyor. Bu seviyeye ulaşılmasında rol oynayan temel faktörü, Besler’in tüketicinin ihtiyaç duyduğu ürünleri, kalite ve uygun fiyat ile sunması ve Arge çalışmalarına verilen önem olarak açıklıyor.

Şükrü Çin; üretimdeki en önemli sorunun ise hammadde fiyatlarının önceden öngörülememesi ve bir anlamda tedarik koşullarının tesadüf ve şans faktörüne dayanması olduğunu belirtiyor. Hamyağ fiyatlarının 2-2,5 aylık süre içinde %50'yi bulan seviyelerde artış gösterdiğine işaret eden Çin; sanayicinin bu artışı ürün fiyatlarına ve tüketiciye yansıtmakla birlikte; rekabet koşulları nedeniyle gecikmeli ve eksik yansıtmak zorunda kaldığı için zarar ettiği görüşünde.

 Bitkisel yağ sanayicilerini etkileyen bir husus da hamyağ ithalatında uygulanan gümrük vergilerindeki değişmelerdir diyen Çin; “Bu değişikliklerin belli bir zamanının olmaması orta ve uzun vadeli tedarik planı yapmayı engellemekte ve yine sanayicilerin işini şansa bırakmaktadır. Yeri gelmişken şu hususu da belirtmekte yarar görmekteyiz; son yıllarda petrol fiyatlarının yükselmesi ve bitkisel yağların alternatif enerji kaynağı olarak kullanımının artması nedeniyle talep ve fiyatlar oldukça artmıştır. Bu da gıda sanayinde önümüzdeki yıllarda da maliyet ve fiyatların yüksek olma ve artma riski ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. Burada üzerinde durulması gereken husus, akaryakıt fiyatlarının devletin koymuş olduğu vergiler nedeniyle yüksek olması karşısında biyodizelin avantajlı hale gelmesi ve bunun da bitkisel yağ ihtiyacı ve ithalatını arttırmasıdır. Bu da petrolden daha fazla döviz ödememize sebep olmaktadır. Sayısal olarak ifade edecek olursak, ham petrol fiyatını 100 USD/varil alsak bile tonu yaklaşık 600 USD yapmaktadır. Buna karşılık ham soya yağını ithal ederken 1000 USD/ton ödeme yapmaktayız” diyor.

Eşit gümrük vergisi

Gümrük birliğinin sektöre olumlu bir katkı sağladığı söylenemez. Zira ithal edilmekte olan hamyağların kaynağı çoğunlukla Uzakdoğu, Güney Amerika ve A.B.D.dir. Avrupa Birliğine üye ülkelerin bu yağların ithalatı sırasında ödedikleri gümrük vergileri ülkemize nazaran düşüktür. Türkiye'de gümrük vergileri tarımsal üretimi korumak ve arz-talep dengelerini düzenlemek için önemli bir enstrüman olarak kullanılmaktadır. Son yıllarda %10 seviyesinden %31 ve üstü seviyelerine kadar çıkartıldığını; kuraklık ve dünya yağ fiyatlarındaki yükseliş sonucunda 25 Eylül 2007'de ise %22'ye indirildiğini görmekteyiz. Ancak bu oran bile AB'ye göre yüksektir ve mevzuat gereğince Avrupa Birliği'ne yapılan ihracatlarda bu oran esas alınarak telafi edici vergi ödeme mükellefiyeti bulunmaktadır. Bunun sonucu olarak da zaten çok düşük marjlarla yapmakta olduğumuz ihracata ek yük getirmekte ve fiyatlarımızı Avrupa Birliği'ne üye ülkelere ihracatta rekabetçi olmaktan uzaklaştırmaktadır. Son vergi düzenlemesi Türkiye'de tarımsal üretimdeki düşüş, ülkesel ve global fiyat artışları nedeniyle yapılmıştır. Bu indirim son bir yıllık süreçte zaten artmış olan girdi ve ürün fiyatlarını biraz olsun frenleme imkanı sağlamıştır. Ancak yeni belirlenen %22'lik genel oran bile bir çok ülkeye göre yüksektir (genellikle %10 seviyesinde). Burada önemle belirtmemiz gereken bir husus, gümrük vergisinin sektörlere göre farklı uygulanmasının sakıncalı sonuçlar doğuracağıdır. Bitkisel hamyağların temizlik sektöründe kullanımında farklı, gıda sanayinde kullanılmasında farklı vergiler uygulamak, yasal olmayan işleri cazip kıldığı gibi, yasalara uygun hareket eden sanayicileri de haksız rekabet ile karşı karşıya bırakmaktadır.” diyerek gümrük birliği ve vergiler konusundaki görüşlerini dile getiriyor.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.