Gıda Hattı

İş dünyası “Gündem ekonomi olmalı” dedi, taleplerini sıraladı

2 Mayıs 2019, 16:49
Paylaş
İş dünyası “Gündem ekonomi olmalı” dedi, taleplerini sıraladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla yapılan Genel Kurulda konuşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, iş dünyasının önümüzdeki süreçte gündemin ekonomi olmasını istediğini söyledi. Hisarcıklıoğlu, iş dünyasının taleplerini de ilk ağızdan dile getirdi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) 75’inci Genel Kurulu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımıyla, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (ETÜ) Salonu’nda gerçekleştirildi.

“Gündem ekonomi olmalı”

Genel Kurulda konuşan TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, yaklaşık 1 senedir genel ve mahalli seçimlerle devam eden seçim sürecinin geride kaldığını hatırlatarak, “Önümüzde 4 yıllık seçimsiz bir dönem var. Bu fırsatı iyi değerlendirmeli, kesintisiz bir icraat dönemine çevirmeliyiz. İstikrar sürsün, Türkiye reformlarla büyüsün” dedi.

Ekonomiyi gündemin ilk maddesi yapma önerisinde bulunurken, rekabet gücünü artıracak yapısal reformları arka arkaya hayata geçirmek gerektiğini vurgulayan Hisarcıklıoğlu, “Zira ekonomide atılacak çok adım yapılacak çok iş var. Hükümetimiz seçim öncesinde bunun sinyalini verdi. Seçimler geride kaldığına göre artık hızla harekete geçilmesini bekliyoruz” diye konuştu.

Dünya ekonomisinin hassas bir dönemden geçtiğini ve yavaşladığını belirten Rifat Hisarcıklıoğlu, “Ülkemizdeyse Ağustos 2018’de döviz piyasasında başlayan çalkantı hızla ekonominin geneline yayıldı. İç piyasada iş hacmi düştü, nakit akışı azaldı, kredi akışı yavaşladı, tahsilatlar gecikti. Ekonomide bir durgunluk dönemine girdik.” dedi.

İş dünyasının talepleri

Geçen dönem yapılan işleri sıraladıktan sonra “Daha çoğunu yapmaya hazırız” diyen TOBB Başkanı, “Bunun için tek isteğimiz gündemin ekonomiye odaklanması. Hiçbir engel, aşamayacağımız kadar büyük, hiçbir duvar yıkamayacağımız kadar güçlü değil. Gün, elbirliğiyle ayağa kalkıp koşma günü” ifadelerini kullandı.

Hisarcıklıoğlu, iş dünyasının önem verdiği bazı konuları da şöyle sıraladı:

“Firmalarımızın yaşadığı sıkıntıların başında finansmana erişim ve yüksek faizler geliyor. Sizin yüksek faize karşı duruşunuz bize cesaret ve umut veriyor. Yine sizin başlattığınız finansman desteklerinin devam etmesini arzu ediyoruz.

Firmaların kamudan alacakları

Firmalarımızda yaşanan finansman sıkıntısının önemli bir nedeni de kamu da bekleyen alacaklarımız. Bunlar zamanında ödenmediği için bankaların eline insafına kalıyoruz. Bizi bankaların eline düşürmeyin, yüksek faize mahkûm etmeyin. Başta biriken KDV alacaklarımız olmak üzere kamudan tüm alacakların bir takvime bağlanmasını bekliyoruz.

Biz ödememizi 1 gün geciktirsek, kamu önce gecikme faizi kesiyor. Bu da yetmiyor, 3 kuruş borcumuz olsa tüm hesaplarımıza bloke geliyor. Sabah bir bakıyoruz, hesaplara bloke konmuş, çekler-senetler ödenmiyor. Ne huzurumuz kalıyor, ne itibarımız.

“Peşin vergi kalksın”

Eski dönemlerden miras kalan bir önemli yük de “Peşin vergi”. Geçmişte enflasyon yüksek bütçe delik deşikti, devlet vergiyi peşin toplamak isterdi. Çok şükür bu sıkıntıların hepsi geride kaldı. Ama bu vergi hala duruyor. Artık 90’ların bu kötü mirasını da kaldıralım.

Yerli üretime fiyat avantajı getirildi. Böylece milli sanayimize önemli iş imkânları doğdu. Ama hala pek çok büyük altyapı ve ulaşım projelerimizde yabancı ürünler kullanılıyor. Benzer durum yerel idarelerde de söz konusu. Pek çok belediyede ithal malı kullanma merakı var. Şartnameler buna göre hazırlanıyor. Bu konuda bürokrasiyi aşamıyoruz. Milli ve yerli ürünlerin kullanımını artırma konusunda yeni talimatlarınıza ihtiyaç var.

Oda-Borsa Başkanlarına da yeşil pasaport talebi

Bürokratları aşamadığımız bir diğer konu da; yeşil pasaport. Talimatınızla bununla ilgili bir mevzuat çıkarıldı. Ancak üzülerek gördük ki reel sektörün asli temsilcileri kapsama alınmadı. İstihdamın üretimin yatırımın liderliğini yapanlar dışlandı. Oda-Borsa Başkanları, Yönetimleri ve Meclis üyelerimiz de yeşil pasaportu fazlasıyla hak ediyorlar. Bu konunun yeniden ele alınmasını bekliyoruz.

İstihdam destekleri

İstihdam Seferberliği desteklerinin bir kısmı nisan sonunda bitti. İstihdamda başlayan olumlu gidişin devamı için bunları uzatalım. Kısa Çalışma Ödeneği süresini de 3 aydan 6 aya çıkaralım.

Yine son günlerde Kıdem Tazminatı Fonu konusu gündemde. Hem firmalarımız hem de çalışanlarımız tedirgin oluyor. Başta KOBİ’lerimiz olmak üzere reel sektöre ilave yükler gelmemeli. Ayrıca çalışma barışı da bundan olumsuz etkilenmemeli. Mutlaka işçi-işverenin tam mutabakatı aranmalı.

Öte yandan yine eski dönemlerden kalan ve istihdamı zorlaştıran çeşitli bürokratik uygulamalar hala mevcut. Firmalarımızda muhtelif mesleklerden kişilerin istihdamı, ihtiyaç olup olmadığına bakılmadan zorunlu tutuluyor. Şirket ölçeği büyüdükçe istihdamı cezalandıran mevzuatlarla karşılaşıyoruz.

“İşçi-işveren uyuşmazlıklarında zaman aşımı 1 yıla düşürülsün”

Ayrıca işçi-işveren uyuşmazlıklarında dava şartı olan 5 yıllık zamanaşımı süresi çok uzun. Sürenin uzunluğu suiistimallere yol açıyor. Bizi fırsatçıların eline bırakmayın. Bunun 1 yıl gibi daha makul bir seviyeye çekilmesini bekliyoruz.

Şehirlerimizdeki önemli bir sıkıntı da vergi ve ihracatın faaliyet gösterilen yere değil, firma merkezinin olduğu şehre yazılması. Yerelde insanlar mağdur oluyor, “külfetini biz çekiyoruz nimetini büyük şehirler alıyor” diyorlar. Vergi ve ihracat nerede ortaya çıkmışsa, o şehre, o İl’e yazılsın.

Kamu müteahhitleri için büyük önem arz eden iki konu vardı. Maliyet artışından dolayı eski sözleşmeler büyük sıkıntıya yol açıyordu. Hükümetimiz buna yönelik Tasfiye-Devir Sözleşmelerini çıkardı. Ancak işleyişte bazı sıkıntılar var, bunların da giderilmesi bekleniyor.

Ayrıca fiyat farkı kararnamesi de çok talep edildi ama henüz çıkmadı. İnşallah olumlu sonuç bekliyoruz.

Şirket ve banka bilançoları

Büyüme sürecine destek için bu son ekonomik çalkantıda hasar gören şirket ve banka bilançolarının düzeltilmesini de gerekli görüyoruz. Kapsamlı bir plan çerçevesinde bunlar ele alınabilir. Böylece üretim ve ticaret kapasitemiz korunmuş olur.

Küresel rekabeti en yoğun sanayicilerimiz hissediyor. Birçok ülke üretim maliyetlerini düşürerek sanayi sektörlerini desteklemek için adeta birbirleriyle yarışıyor. Türkiye’deyse sanayicilerimiz üzerinde başta enerji olmak üzere birçok kamusal yük bulunuyor.

Sanayimizde büyük sorunlara neden olan arazi izin süreçleri de kolaylaştırılmalı ve hızlandırılmalı. OSB’lerimizin arazi ve altyapı sorunlarına da kaynak sağlanmalı. Siz Yatırım diyorsunuz, Biz yatırım yapmak istiyoruz. Ama arazi yok. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız bu konuda desteklenmeli.

Anadolu’dan daha fazla ihracat yapmak ülkemize döviz kazandırmak istiyoruz. Limanlara ve yurtdışına daha kolay ulaşabilmeliyiz. Bunun için demiryolu altyapısı geliştirilmeli, taşıma maliyetleri düşürülmeli. Lojistik köylerin faaliyete geçişi hızlandırılmalı.

Yine küresel arenada öne çıkan iki önemli sektörümüz, denizcilik ve yurtdışı müteahhitlikte finansman destekleri artırılmalı.

Turizm sektöründe 46 milyon yabancı turist ve 30 milyar dolar döviz geliriyle tarihi bir başarı yakaladık. Turizmi 12 aya ve 81 İlimize yaymayı başarırsak, daha da iyisini yapacağımıza inanıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanımız tanıtıma yönelik önemli bir çalışma başlattı. Bunu biz de destekliyoruz.

“Seçimsiz dönemi fırsata çevirelim”

Yaklaşık 1 senedir genel ve mahalli seçimlerle devam eden seçim süreci sona erdi. Önümüzde 4 yıllık seçimsiz bir dönem var. Bu fırsatı iyi değerlendirmeli, kesintisiz bir icraat dönemine çevirmeliyiz. İstikrar sürsün, Türkiye reformlarla büyüsün. Sizin de ifade ettiğiniz gibi ekonomiyi gündemin ilk maddesi yapalım. Rekabet gücümüzü artıracak yapısal reformları arka arkaya hayata geçirelim. Zira ekonomide atılacak çok adım yapılacak çok iş var.

Hükümetimiz seçim öncesinde bunun sinyalini verdi. Seçimler geride kaldığına göre artık hızla harekete geçilmesini bekliyoruz.

Dünya ekonomisinde yeni bir dönem başladı. Düşük faizle ve bol sıcak paraya dayalı kolay büyüme dönemi bitti. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler verimlilik artışlarına ve inovasyona dayalı yeni ve farklı bir büyüme sürecine odaklanmak durumunda. Hazine ve Maliye Bakanımız sayın Berat Albayrak bu konuda ilk adımları attı. Bu çalışmaları sürdürüp genişletelim.

Yeni bir Türkiye hikâyesi ve yeni bir büyüme modeliyle piyasalarda güven artacak.

Ülkemize karşı oluşturulmak istenen olumsuz algıların önüne geçilecek.

Faiz ve döviz istikrara kavuşacak.

Yeni Kalkınma Planıyla birlikte Sanayi Politikası ve Yatırım Teşvik sistemini de yenileyelim.

Bölgesel Kalkınma Ajanslarıyla belediye faaliyetlerini değil özel sektör yatırımlarını destekleyelim.

Ekonominin yüzde 60’ı olan iç tüketimin canlanması sağlayalım.

“Tarım ve hayvancılık politikaları mutabakatla belirlensin”

Tarım ve hayvancılık politikamızı tarafların mutabakatıyla hazırlayalım.

Önceliğimiz üretim planlaması ve üretim hacmini artırmak olsun.

Vergi politikamızı değiştirelim.

Üreticinin girişimcinin sanayicinin üzerindeki yükü azaltalım.

Emeğin değil, rantın vergisini artıralım.

Ekonomiye bir destek de Avrupa Birliği katılım sürecini canlandırmaktır. AB vatandaşlarımıza karşı vize uygulamasına son vermeli. Gümrük Birliğini güncelleyecek müzakereleri daha fazla ertelemeden başlatmalı. İktisadi ve teknik konular bazı Avrupa ülkelerindeki vizyonsuz siyasi yaklaşımlara kurban edilmemeli.

Çok işimiz var. Ama biliyoruz ki biz güçlü bir ülkeyiz. Türkiye, dünyanın en büyük ekonomileri arasında yerini alacak ve lider ülke haline gelecek.”

Haber Etiketleri

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.