Gıda Hattı

İntibak Yasası nedir? Emeklilere İntibak Yasası geliyor mu?

6 Ekim 2021, 17:04
Paylaş
İntibak Yasası nedir? Emeklilere İntibak Yasası geliyor mu?
İntibak Yasası nedir? Emeklilere İntibak Yasası geliyor mu? Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) yaptığı açıklamada hükümetten bir an önce emeklilerle ilgili İntibak yasasının çıkmasını talep etti. Açıklamada "Şu an, milyonlarca emekli, dul ve yetim bu sorunun çözülmesini, intibaklarının yapılmasını ve açlık sınırının yarısını bulan aylıklarının, en azından asgari ücret seviyesine taşınmasını bekliyor. Şunu da artık bütün emekliler biliyor ki, çözüm yeri parlamentodur." denildi. İşte detaylar...

İntibak Yasası nedir? Emeklilere İntibak Yasası geliyor mu? Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) yaptığı açıklamada hükümetten bir an önce emeklilerle ilgili İntibak yasasının çıkmasını talep etti. Açıklamada "Şu an, milyonlarca emekli, dul ve yetim bu sorunun çözülmesini, intibaklarının yapılmasını ve açlık sınırının yarısını bulan aylıklarının, en azından asgari ücret seviyesine taşınmasını bekliyor. Şunu da artık bütün emekliler biliyor ki, çözüm yeri parlamentodur." denildi. İşte detaylar...

Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) bir açıklama yaparak hükümetten beklentilerini açıkladı. Açıklamada, "Parlamento üyeleri, kendilerini TBMM’ye umutla taşıyan emeklileri unutmuş olmalılar. Unutmasalardı, her geçen gün emeklinin gelirlerinin sabun köpüğü gibi erimesine neden olan TÜFE sistemini kaldırır, daha adil bir sistemi hayata geçirirlerdi..." denildi.

Açıklamada şöyle denildi:

Dünya Bankası’nın 90’lı yıllarda ülkelere dayattığı bir politika vardı. Gelecekte emekli aylıklarını çok düşük seviyelere çekerek, bireysel emeklilik fonlarının, alternatif kanalların büyütülmesini hedef alan bu politika sözde, sosyal güvenlik sistemlerini korumak içindi. Ülkemizde de 90’ların sonunda çıkarılan; 4447 Sayılı Kanun ve 2008’de yürürlüğe giren 5510 Sayılı Kanun bu amaca hizmet etmekteydi ve adına “Reform” denildi. Emeklilik yaşını yükseltmek, emekli aylıklarının seviyesini düşürmek ve böylelikle devlet kontrolü ve güvencesindeki mevcut sigorta sistemlerine alternatif sigorta oluşumlarının yaşam bulmasını sağlayacaklar, hem de yüksek miktarlardaki bu fonları özel sektöre açacaklardı.

Hatta; demokrasiye aykırı yöntemlerle, çalışanları zorunlu olarak Bireysel Emeklilik Sistemi’ne katacak kadar da ileri gittiler. Neyse ki gelen tepkilerle, ancak küçük bir kitleyi sistem içine almayı başarabildiler. Çünkü şunu hesaba katmadılar; çalışanların ve emeklilerin giderek eriyen gelirleri, ikinci bir sigortalılık sürecine, küçük katılım paylarıyla bile girmelerine olanak tanımıyordu. Çalışanın, ayda 100 TL bile ayıracak hali yoktu. Emeklinin alım gücü zamanla eridi ve bırakın yoksulluğu, açlık sınırı seviyelerine kadar indi.

1999 yılında kabul edilen 4447 Sayılı Kanun’la; 1 Ocak 2000 tarihinden itibaren emeklilerin aylık hesaplama yöntemi de değiştirildi. Katsayı ve gösterge sistemi yerine, alt ve üst sınır kazançlarının yıllık tüfe ve milli gelir artışı esas alınarak hesaplanmasına başlandı. Lakin, bu artış yöntemi, mevcut emekli aylıklarına uygulanmadığından, sistemde büyük eşitsizlikleri doğuran farklılıklar oluştu.

2000 öncesi emekli aylıklarının intibakının yapılmadan aylık tüfe artışına endekslenmesi neticesinde bu eşitsizlik daha da büyüdü. 2000 öncesi için intibakların yapılmaması, aylıkların tüfe artışına endekslenmesi ve refah artışından pay verilmemesi emeklilerin gelirlerinin giderek düşmesine sebep oldu. Çünkü TÜİK verilerine göre hesaplanan enflasyon oranları, gerçeklikten çok uzaktı. Emeklinin alım gücü zamanla eridi ve bırakın yoksulluğu, açlık sınırı seviyelerine kadar indi. Nitekim, (TÜED) Türkiye Emekliler Derneği’nin hukuki süreçleri işletmesi, kamuoyu oluşturması ve siyasilere bu sorunu ısrarla anlatması sonucu, 2000 öncesi emeklilerin intibakları yapıldı.
Emekli, ülkenin büyümesinden pay alamaz hale geldi. Ancak, 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Kanun’la da benzer bir düzenleme yapıldı. Milli gelirin tamamı yerine, %30’u dikkate alındı. 5510 Sayılı Kanun’la da işçi emeklilerinin gelir ve aylık artışında, 6 aylık enflasyon artışı dikkate alındı ve refah artışından pay verilmedi. Bu nedenlerle, işçi emeklileri arasında 13 ayrı çeşit maaş düzenlemesi oluştu. Emekli, ülkenin büyümesinden pay alamaz hale geldi.
Yani bu kez de, 2000 sonrası emekliler için bir mağduriyet oluştu. Yine intibak sorunu gündeme geldi.

TÜED, yine hukuki süreçleri işletti ve davayı (AİHM) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar taşıdı. Hem AİHM, hem de (AYM) Anayasa Mahkemesi; sorunun ancak parlamentoda, yeni bir yasal düzenlemeyle çözülebileceğine karar verdi.

Şu an, milyonlarca emekli, dul ve yetim bu sorunun çözülmesini, intibaklarının yapılmasını ve açlık sınırının yarısını bulan aylıklarının, en azından asgari ücret seviyesine taşınmasını bekliyor. Şunu da artık bütün emekliler biliyor ki, çözüm yeri parlamentodur.
Avrupa’nın en üst adalet kurumu ve Türkiye’nin en yüksek hukuk kurumu sorunun çözümü için parlamentonun çalışması gerektiğini, hukuki bir karar olarak açıklamışken; parlamento neden bunu göz ardı ediyor ve çözüm için çabalamıyor?
Parlamento üyeleri, kendilerini TBMM’ye umutla taşıyan emeklileri unutmuş olmalılar. Unutmasalardı, her geçen gün emeklinin gelirlerinin sabun köpüğü gibi erimesine neden olan TÜFE sistemini kaldırır, daha adil bir sistemi hayata geçirirlerdi. Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi, “Daha Adil Bir Dünya Mümkün…” ve bunu sağlamak da parlamentomuzun, yani milletvekillerimizin elinde. Yüce yargı yanılmış olamaz.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.