AramaArama
Gıda Hattı

Hipotiroidi ve Haşimato hastaları nasıl beslenmeli? Dyt. Neslihan Öztürk Aktepe anlattı...

18 Ağustos 2021, 13:21
Paylaş

Gıdahattı Bilim Kurulu üyesi Diyetisyen Neslihan Öztürk Aktepe, Hipotiroidi ve Haşimato hastalarının nasıl beslenmesi gerektiğini anlattı.

Hashimato, en sık görülen iltihaplı tiroid bezi hastalığı türüdür. Bağışıklık sisteminin bozukluğu nedeniyle ortaya çıkar. Hipotiroidi ise  tiroid bezinin fazla çalışmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Hastalık nedeniyle kan dolaşımına çok fazlatiroid hormonu (TSH) salgılanır. Her 2 hastalık da beslenmede, kilo yönetiminde farklı yaklaşımlar gerektirmektedir.

Diyetisyen Neslihan Öztürk Aktepe, bu hastalıktan muzdarip olan kişilerin beslenmesinde nelere dikkat etmesi gerektiğini Gıdahattı okuyucularına özel olarak anlattı.

Kilo verirken Hipotiroidi ve Haşimato hastalarının işi daha zor!

Hipotiroidi ve Haşimatosu olan hastaların verdiği 1 kilonun, bu hastalıkları olmayan kişilerin verdiği 4 kiloya eşdeğer olduğunu söyleyen Dyt. Neslihan Öztürk Aktepe, “Bunu bileyerek kilo verme programına başlayın. Çünkü sizin sindirim sistemiyle ilgili, özellikle kabızlıkla ilgili yaşadığınız sorunlar var.

Metabolizmanız biraz daha yavaş. Öncelikle bu metabolizmanızı hızlandırmak için egzersiz mutlaka hayatınızda olmalı. Yeterli ve kaliteli uykuyu hayatınıza almanız gerekli. Bu sayede hem bağırsak sisteminiz daha güzel çalışsın, hem de göbek çevreniz yağlanmayı biraz daha rahat azaltabilesiniz. Stres kesinlikle size yaramıyor. Bunu olabildiği kadar yönetmeniz gerekiyor.

Beslenmenize gelince, kolay kilo vermek istiyorsanız, dikkat etmeniz gereken vitamin ve mineraller var. A, C, D, E, B12 vitamini, ayrıca omega 3, iyot, demir, magnezyum, çinko, bakır alımınıza dikkat etmeniz, bunlardan zengin beslenmeniz gerekir. Lütfen iyotlu tuz tüketin. Bol su için, bu sayede bağırsaklarınız hareketlenmeye başlayacaktır” diye konuştu.

Hangi besin grupları ne kadar tüketilmeli?

Tek tek besin gruplarına değinen Dyt. Aktepe, “Tahıl grubu mutlaka hayatınızda olsun. Özellikle tam buğday ekmeği. Karabuğday ve bulgur bağırsakları da biraz hareketlendirir, kan şekerinizi daha dengede tutar. Porsiyon kontrolüne dikkat ederek bu ürünleri hayatınıza alın.

Et, balık, tavuk grubundan, sizin için favorim balık. Çünkü denizden çıkan ürünler size iyi geliyor.

Süt grubundan favorim kefir ve yoğurt. Bağırsaklarınızı çok güzel çalıştırır.

Bunun dışında sebzelerde dikkat etmeniz gereken bir konu var. Guatrojenik madde dediğimiz, yani guatr yapan besinler var. Bunlar kokulu sebzelerdir. Mesela lahana, karnabahar, brokoli, brüksel lahanası, şalgam bu gruba giriyor. Bunları tüketecekseniz çiğ olarak değil çok iyi pişmiş olarak tüketin.

Meyveler mutlaka hayatınızda olsun, günde 1-2 porsiyon tüketebilirsiniz. Mevsim meyvelerini tercih edin. Ancak bağırsakları biraz daha hareketli tutması için kuru veya taze kayısı, incir, erik, kavun, karpuz, üzüm, armut size çok iyi gelecektir.

Keten tohumunda o miktarı geçmeyin!

Yağlara gelince, özellikle keten tohumunu kullanın. Öğütülmüş olması önemli. İlk başladığınızda kefirinize ve yoğurdunuza ilave edebilirsiniz. Gaz şikayetinizi arttırabilir. 1-2 çay kaşığı ile başlayın, bağırsaklarınız alıştıkça 1-2 tatlı kaşığına kadar çıkın. Ancak 2 tatlı kaşığını, silme bir yemek kaşığını geçmeyin.

Bunun dışında tüm besin gruplarını hayatınıza alın. Ancak soya ve soyalı ürünler size yaramıyor, bunlardan uzak durun. Son zamanlarda glütenin de guatrojenik etki yapabileceğine ilişkin yayınlar var. Ancak ‘glütenden uzak durun’ demek için henüz erken” dedi.

Haber Etiketleri

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.