Gıda Hattı

Hangi Standart

21 Aralık 2007, 14:21
Paylaş
Hangi Standart

 Helal Gıda tartışması yeniden gündemde

2005 yılında Malezya tarafından dünyanın gündemine taşınan ‘Helal Gıda’ konusu, bizde de gündemi meşgul etmişti. Konu bugünlerde bazı resmi otoritelerce yeniden gündeme taşındı

Malezya tarafından 2004 yılında hazırlanarak uygulamaya konulan “Helal Sertifika”, İslami usullere uygun hazırlanması gereken gıdaların “hangi özelliklere sahip olması gerektiği, kesim usulleri, söz konusu gıdaların hazırlanmasında kullanılacak katkı maddeleri ile bu gıdaların servisinin yapıldığı yerlerin sahip olması gereken özellikleri” belirliyor.

Yine 2005 yılında Malezya’nın, dünya gündemine yerleştirdiği Helal Gıda Sertifikası ile ilgili gelişmeler, o yıl Türkiye’de de gündemi meşgul etti. 22-25 Kasım 2005 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen İslam Konferansı Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi’nin (İSEDAK) 21. toplantısında Helal Gıda Standardı konusu da gündeme alınıp, üzerinde konuşuldu. Toplantının gündeminden ülke gündemine taşınan konu üzerine Türk Standartları Enstitüsü (TSE) 2005 yılında, “Helal Gıda Standardı” hazırlayacağını duyurdu. TSE yetkilileri, konuyla ilgili meslek örgütlerine ve sivil toplum kuruluşlarına “helal gıda” düzenlemesine katılmaları için davette bulunduysa da, bu standarda karşı olan meslek örgütleri ve STK’lar girişime ortak olmayı reddettiler. “Gıda Kontrolü Mesleki Bilgisi Olmayan Din Adamlarına mı Terk Ediliyor?” başlığıyla ortak bir basın açıklaması yapan ve Helal Gıda Sertifikası uygulamasını eleştiren 6 oda ve dernek başkanı (Gıda Mühendisleri, Kimya Mühendisleri, Ziraat Mühendisleri, Ankara Bölgesi Veteriner Hekimler Odaları, Veteriner Hekimler Derneği ve Tüketici Hakları Derneği) açıklamalarında; “İhraç ettiğimiz ürünlerde böyle bir talep olduğunda, Codex Alimentarius Komisyonu’nun bu konuda hazırladığı kılavuza uygun biçimde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nca belge düzenlenmektedir. Durum böyleyken, hazırlanmakta olan standardın nasıl bir eksikliği gidereceği anlaşılamamıştır. Her ne kadar bu standardın zorunlu olmayacağı açıklansa da, aynı rafta etiketinde “Helal” yazan bir ürünün belirli hassasiyetteki gruplar arasında farklı algılamaya yol açacağı açıktır. Kaldı ki nüfusunun büyük bölümü Müslüman olan ülkemizde helal olmayan üretim de yapılmamaktadır. Kesimhanelerimizde halen uygulanmakta olan kesim yöntemleri İslam’a uygundur. Domuz ve domuz bileşeni içeren ürünler; etikette belirtilmesi bir yana, satış noktalarında bile farklı reyonlarda satılmaktadır. Diğer bir deyişle gerekli hassasiyet yıllardır gösterilmektedir. Bu konuda ve uygulamada bir eksiklik yokken, ayrı bir standart çıkarılması; bugüne kadar tüketmekte olduğumuz gıdaların İslamî usullere aykırı ve haram olduğu imajı verecektir.” görüşüne yer vererek uygulamanın yaratacağı sıkıntıları ortaya koydular.

Kamuoyu nabzı tekrar yoklanıyor

Tüm bu gelişmeler üzerine TSE, Helal Gıda ile ilgili çalışmaları bir süreliğine rafa kaldırdı. Fakat konu Ramazan ayında yeniden gündemimize oturdu. Dış Ticaret Müsteşarlığından (DTM) 24 Ağustos tarihinde yapılan açıklamada, ''helal gıda'' belgesi konusunda çalışma yürütüldüğü, üzerinde halen çalışılmakta olan ''helal gıda'' standardının, Müslüman ülkelerden başlayarak diğer ülkelerde de uygulanmaya başlanan yeni bir kriter olarak ortaya çıktığı vurgulandı. DTM’nin açıklamasında, başta uzak doğu olmak üzere birçok ülkeye ihracat yapan firmalarımızın, ithalatçılarının 'helal' etiketi talebiyle karşılaştıkları ve bu konudaki sıkıntılarını artan bir sıklıkla Müsteşarlığa ilettikleri, ihraç ürünlerimizin söz konusu sertifikanın yokluğunda Müslüman tüketiciler nazarında geri plana düşebileceği ve ürünlerimizin helal olmadığı gibi bir yanlış algılama doğması nedeniyle rekabet etmekte zorlanacağı da belirtildi. Açıklamada, ihracatçıların taleplerinin karşılanması ve 'helal gıda'' pazarında Türkiye'nin hak ettiği yeri alabilmesi için, helal ürün konusundaki gelişmelerin titizlikle takip edildiği, bu gelişmelere paralel Türkiye'nin ihtiyaçlarının tespiti ve giderilmesine yönelik çalışma başlatıldığı kaydedildi. Yine o günlerde “3-4 ay içerisinde sertifika çalışmalarını tamamlayacağız” açıklamasını yapan TSE Başkanı Kenan Malatyalı; TSE tarafından yayımlanan Standart dergisinin Eylül 2007 sayısında, kendi köşesinde Helal Gıda ile ilgili dünya pazarı verileri ve uygulamalarından bahsederek, “Dolayısıyla tartışma Türkiye’nin 560 milyar dolarlık bir pazarda söz sahibi olması ya da bu sektöre izleyici kalması arasında yapılacak tercihi ifade etmektedir. TSE olarak Türkiye’nin dünya pazarlarında çıkarlarını korumak adına, Helal Gıda Belgelendirmesinin gerekli olduğuna inanıyor, bu pazarda TSE’nin seyirci kalmasının Türk Sanayisini de yabancı kuruluşlara teslim etme anlamını taşıdığını düşünüyoruz.” dedi.

 İlk standart

Helal Gıda konusu ile ilgili ilk çalışma Malezya’nın Helal Gıda Sertifikası çalışması değil. 1997 yılında Helal Gıda kavramı ile ilgili ilk uluslararası standardı, The Codex Alimentarius Komisyonu oluşturdu. Komisyon tarafından CAC/GL 24-1997, “Helal” Teriminin Kullanılması İçin Genel Esaslar Standardında, Helal Gıda “İslami kurallar doğrultusunda izin verilen gıda” anlamında yer aldı ve “İslami kurallara göre yasak olan herhangi bir unsuru içermeyen, bu unsurlardan arındırılmış yerlerde veya cihazlarda hazırlanan-işlenen-taşınan ve depolanan, bu durumların dışında üretilen herhangi bir gıda ile hazırlama-işleme-taşıma ve depolama aşamasında direkt temasta olmayan ürün olarak” tanımlandı. Yine Codex Alimentarius Komisyonu hazırladığı standartta, “Helal gıda, helal olmayan gıdaların üretildiği farklı bölümlerde veya hatlarda birbirleri ile temas etmemelerini sağlayacak gerekli tedbirlerin alınması şartı ile hazırlanabilir, işlenebilir veya depolanabilir, ayrıca daha önce helal olmayan gıdaların hazırlandığı ortamlarda İslami kurallara göre doğru temizlik işlemlerini yapıldığı yerlerde hazırlanabilir, işlenebilir veya depolanabilir” demektedir. Komisyon kesim aşamasında ise farklı islami görüşleri de gözönüne alarak yasak olan ve yasak olmayan hayvanlarla ilgili küçük farklılıklar olduğunu da kabul etti.

Bugün dünyada “Helal Sertifika” uygulaması, Malezya dışında Kuzey Amerika, Avrupa, Avustralya, Güney Afrika’da faaliyet gösteren legal ve bazı ülkelerde de illegal kuruluşlarca yapılmaktadır. Burada en büyük problem bütün Müslümanların kabul edeceği bir üst kurulun oluşturulmamış olmasıdır.

Dünyada bugün, ürün ve sistem belgelendirme faaliyetlerinde mühendis ve teknik personel görevlendirilmektedir. Helal Gıda ile ilgili belgelendirme de ise bu teknik personele ilaveten, gerçekten bu konuda uzman din adamlarından da yararlanılmak zorundadır. Günümüzde helal gıda pazarında helal gıda belgelendirmesi yapan kuruluşların yıllık gelirinin yaklaşık 1 milyar ABD doları olduğu tahmin edilmektedir. Dolayısıyla Helal Gıda konusu; İnanç, Ticari Rant, Sertifikasyon, Kontrol ve Denetim boyutları ile ele alınması gereken bir konudur.

Gündemden çıkmalı

Nüfusunun yaklaşık olarak %99’u Müslüman olan Türkiye’de, helal gıda mevzuatı hazırlamak, insanları şimdiye kadar yedikleri konusunda tereddüde düşmelerine ve kaosa sebep olacaktır. Ülke nüfusunun hemen hemen tamamının Müslüman olması ve işletmelerin tamamının Müslüman bir pazara ürün hazırlamaları nedeni ile İslam dininin gereklerini göz önünde tutuyor olması zaten söz konusudur. Pek çok et ürününde, “İslami Koşullarda Kesilmiştir” ibaresinin bulunması da bunun bir göstergesidir. Müslüman ülkeler arasında Helal Gıda Standardı sadece Malezya’da bulunmaktadır. Şimdiye kadar Helal Gıda ile ilgili standardı hazırlamış bulunan Malezya, Türkiye’ye göre dinsel kimlik açıdan da farklı özellikler taşımaktadır Malezya’da da nüfusun yaklaşık yarısı Müslüman’dır. Geri kalanı Budist, Hıristiyan vb. inançlara sahip insanlardır. Türkiye gibi halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan Mısır gibi ülkelerde böyle bir standart yoktur. İslam ülkelerine ihraç amaçlı üretilen gıdalar için böyle bir sertifikasyona gidilmesi halinde de, İslam ülkeleri kamuoyları, yedikleri Türk ürünleri konusunda tereddüde düşecekler ve Türk ürünü alma konusunda kafalarında şüphe oluşacaktır. Bu nedenle Türkiye için Helal Gıda uygulaması, ancak İKÖ bir standart hazırlar ve sertifikalandırma için bir kuruluş belirlerse yapılabilir. Aksi halde Türkiye’de Helal Gıda Standardının kabulü ve uygulanması ayrı bir tartışmayı beraberinde getirecektir.

Yukarıda izah edilen sebepler nedeniyle, Helal Gıda ile ilgili yasal düzenlemenin hazırlanma sürecinde toplumun farklı kesimlerinden olumlu ve/veya olumsuz tepkiler oluşacak, hazırlık ve yayım süreci değişik problemleri de beraberinde getirecektir. Şöyle ki; Standart hazırlanması halinde, tüm firmaların aynı süreçte bu sertifikayı almak istemeleri sertifikasyonla görevli kurumda önemli bir kaosa neden olacaktır. Helal Gıda Standardı kriterlerinin büyük kısmında, uygunluğu tespit etmeye yönelik kontrol metotları bulunması mümkün değildir. Bu nedenle üretim ve piyasaya arz sonrası izleme, kontrol ve denetim işlemleri mümkün görülmemektedir.

Helal Gıda Sertifikasyonu ve Standart hazırlama çalışmaları, esas olarak TSE’nin standart hazırlama metotları ve ilkelerinden farklı özellik taşımaktadır. Bu tip bir standartta, dini kurum olarak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın oluşturacağı ve bilimsel teknik komiteler ile desteklenecek bir çalışma grubunun belge vermesi ve uygunluğu denetlemesi gerekmektedir. Bu da gıda otoritesi olan Tarım Bakanlığı ile sürtüşmeleri beraberinde getirecektir. Şu anda isteyen firmalar ihracat yaptıkları ülke talep ettiğinde, Tarım Bakanlığı Kodekse göre isteyen firmalara 'Helaldir' belgesi vermekte, Diyanet İşleri Teşkilatıda ürünleri için helaldir belgesi vermekte ve bu belgeler ihracatçının ihtiyaçlarına karşılamaktadır.

Helal Gıda Sertifikasyonu gerçekleştirilmesi halinde, tüm işletmelerin aynı zaman diliminde sertifikaya sahip olmamaları nedeni ile haksız rekabete ve ticari kuruluşların imaj zedelenmelerine neden olacaktır.

Toplumun hassasiyeti nedeni ile Helal Gıda konusu, suiistimale açık bir konudur. Bu konuyu suiistimal etmek, bu yolla haksız kazanç sağlamak amaçlı çeşitli organizasyonlar ortaya çıkabilir, çıkmaktadır. Bazı dernekler konuyu saptırmakta ve haksız kazanç sağlamaya yönelik çalışmalar yapmaktadır. Bu tür faaliyetlerin önünü kesecek mevzuat çalışması veya önlemlerin yürürlüğe koyulması gerekmektedir. Bu konunun ülke gündeminden çıkması doğru olur.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.