İş dünyası, AB’nin sınırda karbon düzenlemesine uyum peşinde!

AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması konulu toplantıda konuşan AB Komisyonu Vergilendirme ve Gümrük Birliği Genel Müdürü Gerassimos Thomas, “Yeşil geçiş sürecinde başarıyı yakalamak için özel sektörle birlikte çalışmamız gerekiyor. Bu aslında bir standart değil. ‘Bu standartları uygulamazsanız Avrupa'ya ihracat yapamazsınız’ demiyoruz. Hiçbir şey sınırda takılı kalmıyor. Burada sadece bir teşvik sağlamaya çalışıyoruz. Daha yeşil olan şirketlerde daha farklı teşvikler olabiliyor” dedi.

İş dünyası, AB’nin sınırda karbon düzenlemesine uyum peşinde!
İş dünyası, AB’nin sınırda karbon düzenlemesine uyum peşinde!
+4
Haber albümü için resme tıklayın

İstanbul Sanayi Odası (İSO) ile Avrupa Komisyonu ortaklığında düzenlenen “AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması: İklim Politikası Çerçevesi ve Türkiye’deki Firmalara Etkileri” toplantısı, Avrupa Komisyonu Vergilendirme ve Gümrük Birliği Genel Müdürü Gerassimos Thomas’ın katılımıyla yapıldı.

Türkiye'deki firmalar, akademisyenler, uzmanlar ve diğer tüm paydaşlara yönelik olarak düzenlenen etkinlikte, AB yetkilileri iklim değişikliği odaklı uluslararası ticaret ve SKDM ile ilgili sektörler için uygulama detayları hakkında bilgilendirmede bulundu.

İş dünyası, AB’nin sınırda karbon düzenlemesine uyum peşinde!

Küresel ekonomi %19’luk bir gelir kaybı yaşayacak

Etkinliğin açılışında konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, 21. yüzyılda üretim ve sanayi alanındaki tüm gelişmelerin ışığında geleceğe bırakacağımız mirasın sorumluluğunu taşıyarak üretim yapmak gerektiğini belirterek, son yıllarda, küresel ticaretin karşılaştığı pek çok riskin iklim değişikliğinin artan etkisi ile ilişkili olduğunu hatırlattı. Bahçıvan, aşırı hava olayları, kuraklık ve sıcaklık artışı gibi faktörlerin, çevresel ve sosyal olduğu kadar önemli ekonomik sonuçlar da doğurduğuna dikkat çekti.

Bilimsel araştırma dergisi Nature’da yayımlanan iklim değişikliğinin ekonomik etkileri hakkındaki makaleye göre küresel ekonominin, iklim değişikliği sebebiyle gelecek 26 yıl içinde yüzde 19’luk bir gelir kaybı yaşanacağına vurgu yapan Bahçıvan, bu yıllık ortalamanın 38 trilyon dolarlık zarar anlamına geldiğini söyledi. Araştırmaya göre, bu zararın küresel ortalama sıcaklık artışını iki derece ile sınırlandırmak için gereken azaltım maliyetlerinden çok daha fazla olduğunu kaydeden Bahçıvan, “Bu durum, iklim krizi ile mücadele için acil ve kapsamlı bir şekilde harekete geçilmesi gerekliliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu mücadelede başarılı olmak için sanayinin, yeşil dönüşümünü tamamlaması ise oldukça kritik.” dedi.

“SKDM’nin AB ile ticaret ilişkisi olan ülkeler üzerinde etkileri olacak”

AB’nin, sanayiden ulaştırmaya, enerjiden tarıma kadar birçok boyutta stratejik düzenlemeyi içeren Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) ile yeşil dönüşümü bütüncül bir bakış açısı ile ele aldığını dile getiren Bahçıvan, bu kapsamda gündeme gelen SKDM’nin ise AB ile ticaret ilişkisi olan ülkelerdeki üreticiler üzerinde doğrudan ve dolaylı etkileri olacağını belirterek şunları söyledi:

“1 Ekim 2023 itibarıyla başlayan SKDM geçiş döneminde demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerinde Uygulama Tüzüğü’nde belirtilen ürünlerde raporlama yükümlülüğü getirildi. AB’nin ihracatımızdaki payının yaklaşık yüzde 40 olduğunu dikkate aldığımızda SKDM’nin ülkemiz açısından kritik bir süreç olduğu çok açık. Bu nedenle geçiş dönemine hazırlık için gerekli adımların atılması ve 2025 sonuna kadar devam edecek geçiş dönemindeki her gelişmenin yakından izlenmesi önemlidir. Öte yandan, SKDM geçiş dönemindeki düzenlemelere Türkiye’deki üretici firmaların uyumunu kolaylaştırmak üzere AB tarafından sağlanacak her türlü destek ve teşvik küresel tedarik zincirlerinin güvenli bir şekilde devamlılığı açısından da büyük önem taşımaktadır.
Ülkemizde gerekli politikaların oluşturulmasında mevzuat ve tüzüklerin hazırlanması ile ilgili olarak ilgili bakanlıklar tarafından yoğun bir çalışma yürütülüyor. Bu kapsamda, mevzuat ve tüzüklerin hazırlanmasında sanayi kesiminin görüşünün yansıtılması ve düzenlemelerin sanayicilerimize aktarılmasında köprü görevi üstleniyoruz. Ticaret Bakanlığımız iş birliği ile Alüminyum ve Demir-Çelik sektörlerinde SKDM’nin getirdiği raporlama yükümlülükleri ve bu süreçte karşılaşılan uygulama zorluklarına çözüm bulmayı amaçlayan SKDM Uygulama Rehberleri’ni hayata geçirdik.”

Türkiye Yeşil Sanayi Projesi

Yeşil dönüşüm için ihtiyaç duyulan finansmana erişimin önemli bir unsur olarak ön plana çıktığını belirten Erdal Bahçıvan, şunları kaydetti:

“Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın Dünya Bankası ile hayata geçirdiği ‘Türkiye Yeşil Sanayi Projesi’ ile 450 milyon dolarlık finansmanın sanayicilerimize sunulmasını çok kıymetli buluyoruz. KOBİ’lerimizin sürdürülebilir ve verimli yeşil dönüşümünü için de destekler içeren bu gibi projelerin karbonsuzlaşma çabalarının yoğunlaştırılması, teknik kapasitenin geliştirilmesi ve ihracattaki rekabet gücünün artırılmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. İSO olarak bizler de sanayicilerimize sürdürülebilir finans alanında bilgi sağlamak amacıyla ‘İSO Sürdürülebilir Finans Raporu’nu yayımladık. İklim değişikliğinin yarattığı koşullar göz önüne alındığında sürdürülebilir üretim ve bu bağlamda yaşanacak dönüşüm ülkemiz açısından önemli bir gereklilik halini aldı. 21. yüzyılda üretim ve sanayi alanındaki tüm bu gelişmelerin ışığında geleceğe bırakacağımız mirasın sorumluluğunu taşıyarak üretmeliyiz. İstanbul Sanayi Odası olarak sorumluluklarımızın farkındayız ve bu konuda öncü olmak için çalışmalar gerçekleştiriyoruz.”
İş dünyası, AB’nin sınırda karbon düzenlemesine uyum peşinde!

“İklim değişikliği, kararlı adımlarla mücadele etmemiz gereken bir kriz”

AB Komisyonu Vergilendirme ve Gümrük Birliği Genel Müdürü Gerassimos Thomas ise toplantıdaki sunumunda, şunları söyledi:

“AB ile Avrupa Birliği politikalarıyla uyumlu çalışmak ve bu standartlara riayet göstermek son derece önemli her iki ülke içinde. Sınırda karbon düzenleme mekanizması tüm enerji yoğun sektörler için büyük önem taşıyor. Özellikle belli sektörlere odaklanmakta ama dekarbonizasyon çabalarımız için oldukça önemli bir mekanizma olarak görev görüyor. Türkiye AB'nin bu anlamda önemli bir partneri, önemli bir ortağı ve çok kilit bir role sahip. Avrupa ve Asya arasında bir köprü görevi gören Türkiye özellikle bu bölgede bölgesel istikrarın ve güvenliğin ve ekonomik kalkınmanın sağlanması için AB için önemli bir ortak. Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki ortaklık özellikle çok yönlü ve kural bazlı uluslararası düzlemde gelişim göstermekte uzun yıllardır özellikle gümrük ve çevre politikaları alanlarında Türkiye ve Avrupa Birliği birbirinin önemli ortağıdır. Şu anda iklim değişikliği gündemimizde gerek sizi gerek bizi büyük ölçüde etkiliyor."

İklim değişikliğinin sadece bir ülkenin veya bir bölgenin değil, tüm dünyanın problemi olduğunu belirten Thomas, bu krizle mücadele etmek için de son derece kararlı adımlar atılması gerektiğini söyledi. Thomas, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Belirli senaryolar geliştirdik ve bunları sunduk. Senaryolarımız, iklim değişikliği nedeniyle Avrupa Birliği içindeki gayri safi milli hasılanın belirli yüzdelik oranlarda azaldığını gösteriyor. İklim değişikliği, kararlı adımlarla mücadele etmemiz gereken bir krizdir ve sadece bir ülkenin ya da bir bölgenin değil, dünyanın genelinde karşılaşılan büyük bir krizdir. 2028'de Dubai'de düzenlenecek etkinliklere kadar iklim değişikliği ile ilgili planlarımız hazır durumda. Karbon salınımının azaltılması konusunda Avrupa Birliği'nin ve ortaklarının teşvik edilmesi kararlılığı bulunmaktadır. İklim değişikliğiyle başa çıkmak için Avrupa Yeşil Mutabakatı'nı ve bu politikaları uygulamak için çeşitli araçlar oluşturduk. Öncelikle karbon nötrlük hedefimiz var."
İş dünyası, AB’nin sınırda karbon düzenlemesine uyum peşinde!

“Bu standartları uygulamazsanız Avrupa'ya ihracat yapamazsınız’ demiyoruz”

Türkiye’nin AB ekonomisi içerisinde en büyük ithalat partneri olduğunu ifade eden Thomas, şunları söyledi:

“Türkiye, AB’nin ithalatında en önemli partnerlerden biri ve çok kilit bir role sahip. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'yla birlikte özellikle iklim ve enerji geçiş planları için çalışmalar yapıyoruz. Kimyasallar üzerinde de SKDM kapsamında çalışmalarımız devam ediyor. Çelik sektöründe karbon ayak izi aslında düşük. Alüminyumda da Türkiye'de karbon ayak izinin yine iyi seviyelerde olduğunu görüyoruz. Bu tablo sadece iyi bir noktadan başladığınızı göstermiyor. Aynı zamanda bu iki sektörde daha da iyi olacağınızın bir göstergesi. Yeni yatırım fırsatları mutlaka yaratılacaktır. Programlarımızın da desteğiyle herkes için kazan kazan durumu ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum. Hedefimiz sera gazı emisyonlarını azaltmak ve uyguladığımız tedbirlerle bir değişim yaratmaya çalışıyoruz. Yeşil geçiş sürecinde başarıyı yakalamak için özel sektörle birlikte çalışmamız gerekiyor. Şirketler arasında bir teşvik mekanizması sayesinde sağlıklı bir rekabet yaratmaya çalışıyoruz. Bu aslında bir standart değil. ‘Bu standartları uygulamazsanız Avrupa'ya ihracat yapamazsınız’ demiyoruz. Hiçbir şey sınırda takılı kalmıyor. Burada sadece bir teşvik sağlamaya çalışıyoruz. Daha yeşil olan şirketlerde tabii ki daha farklı teşvikler olabiliyor.”

“Emisyon ticareti düzenindeki sorunlar çözülmeli”

Etkinlikte SKDM düzenlemesine ilişkin detaylı bir sunum yapan AB Komisyonu Ekonomik Analiz ve Muaf Tutulan Sektörlerin Vergilendirilmesi Birimi Başkan Yardımcısı Martin Becker de, şunları söyledi:

“AB içinde mevzuatlara göre hükümler var ve belirlenmiş hedefler mevcut. Yapılan etki değerlendirmeleri ve AB'nin iklim hedeflerine ulaşmak için ücretsiz tahsis yapılması durumunda, bu hedeflere ulaşılamayacağı kaygısıyla birçok uygulama yapıldı. Karşılıklı anlaşma da var ama ortaklaşa bir çözüm bulunmuyor. Endüstriyel karbon sızıntı riski büyük olduğundan hedeflere etkin bir şekilde ulaşmak önemli. Ücretsiz tahsisin kademeli olarak terk edilmesi ve 2026 sonrası uygulamaya geçilmesi odak konusu. Karmaşıklığın büyük kısmı kurulum üzerinde yoğunlaşıyor. Emisyon ticareti düzenindeki sorunlar çözülmeli, ürün bazında olmalı ama kullanılacak metodolojiye yakın olmalıyız. Hazırlık aşamasında deneyimimiz var, raporlama gereksinimi konusunda anlaşıldı. İşe yarar kısımlar belirlendi ve değerlendirme sonucu basit olmayabilir ama karmaşıklığı dengelemek önemli. Geçiş döneminde metodoloji gelişecek, sistem raporlaması diğer AB ülkelerinde olduğu gibi olacak. Metodolojilerden ilham alarak kendi metodolojimiz gelişecek, raporlama gereksinimi marjinal olarak üçüncü taraf ülkelerde hızlandırma çabası var. Geleceğe hazırlık ve regülasyon anlamında, kanun 2023 yılında başladı ve AB tarafından kabul edildi. Konsey uygulayıcı kanun olarak uygulamaya başladı ve raporlama gereksinimi belirlendi ama bu yılın ikinci yarısı ve ilerisi için hazırlık yapılıyor. 26 Ocak'tan itibaren uygulamaya geçecek sıkı takvim izleniyor, uygulanması gereken önemli noktalar var.”
İş dünyası, AB’nin sınırda karbon düzenlemesine uyum peşinde!

Demir-çelik, alüminyum, gübre ve çimento sektörleri özelinde özel teknik sunumlar ve paylaşımlarla devam eden etkinliğin kapanışında konuşan İSO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi ve Sürdürülebilirlik Platformu Başkanı Sultan Tepe ise şunları söyledi:

“Thomas ve Martin, esasında çok zor olan, karmaşık olan ama olmazsa olmaz olan bir yolculukla ilgili bilgilendirmelerde bulundular. Evet, yeni bir dünya, yeşil bir dünya için çalışıyoruz. Bazılarımız için bu bir hikaye mi? Bazılarımız için bir yarının kurtuluşu mu? Hepinize şunu söylemek istiyorum. Sanayi devrimiyle kirlenen bir dünya var ve bu dünyayı tekrar temizleyecek ve yaşanılabilir hale getirecek olanlar da bizleriz. Bu bir dönüşüm süreci. Elbette ki bugün burada sayılan sektörlerle başlamış olsa da biz hepimiz biliyoruz ki bütün sektörlerin artık temiz üretim yapabilmesi lazım. Karbon emisyonlarının azaltılması gerekiyor. Bu sürecin hiç kolay olmadığını anlattılar. Yıllardır bu konuyla uğraşan insan olarak açıkça şunu söyleyeceğim. Buradan ne Avrupa Birliği'nin ne dünyanın vazgeçmesi mümkün değil. Çünkü bu şekilde üreterek, bu şekilde dünyayı kirleterek yarınlarımızın var olmayacağını artık biliyoruz. Bu bir yeni bir ekonomi modelidir. Bu bir dönüşümün sürecidir. Bugün burada biz belki vergiden dolayı sürecin ne kadar zor olduğunu hiç kolay olmayacağını gördük ama dediğim gibi başka çıkış yolu yok. Yani bu dünyada yaşamak için daha temiz hale getirmek zorundayız. Karbonlarımızı azaltacağız. Dünyanın ham madde sorunu da var. Bunun ikinci ayağı geri dönüşüm konuları gelecektir. Dolayısıyla zor bir süreç ama vazgeçilecekmiş gibi hiç düşünmeyin. Bu yol çıkılması gereken bir yoldu.”

29 Nis 2024 - 12:03 - Ekonomi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.