Obezite: Bu iş sandığından büyük!

Obezite ile ilgili yanlış algıları yok etmeyi, obezitenin bir hastalık olduğuna vurgu yapmayı ve bireylerin doğru bilgiye ulaşmalarına destek olmayı hedefleyen “Bu İş Sandığından Büyük” kampanyası başladı. Uzmanlar, obezitenin, irade eksikliği ile açıklanabilecek basit bir yapıda olmadığı, aksine birçok faktörden etkilenen kronik bir hastalık olarak bireylerin bir hekim desteği ile baş edebilecekleri bir durum olduğuna vurgu yapıyor.

Dünya Obezite Federasyonu gelecek pandemiyi açıkladı! 2030 yılına kadar dünyada 1 milyar obez olacak...
Obezite: Bu iş sandığından büyük!
+3
Haber albümü için resme tıklayın

Günümüzde küresel bir salgın olarak görülen obezite, bireylerin hayatından ülke ekonomilerine kadar geniş çaplı etkileri olan bir hastalık. Uzmanlar, 2035 yılında dünya nüfusunun yarısını etkilemesi beklenen fazla kilo ve obezite ile mücadelede hekim desteği almanın önemini vurguluyor. “Bu İş Sandığından Büyük” kampanyası, obezitenin geleceğini değiştirmede toplumsal farkındalığı artırmanın önemine dikkat çekmeyi odağına alıyor.

Gazeteci Mirgün Cabas’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen kampanyanın tanıtım toplantısında; Novo Nordisk Türkiye Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Jens Pii Olesen, Klinik, Medikal ve Ruhsatlandırma Kıdemli Direktörü Dr. Ömer Buğra Bahadır, Pazara Erişim ve Kurumsal İlişkiler Kıdemli Direktörü Esra Gökşen ve kampanyada uzman desteği sağlayan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sinem Kıyıcı, obezite hastalığını çeşitli boyutları ile ele alarak açıklamalar yaptı.

Obezite: Bu iş sandığından büyük!

“Obezite yüzyılın yeni salgını olarak görülüyor”

2035 yılına kadar dünya nüfusunun yarısının obeziteli ve fazla kilolu olacağının öngörüldüğünü belirten Novo Nordisk Türkiye Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Jens Pii Olesen, Türkiye’de ise günümüzde 20 milyondan fazla yetişkinin obeziteli olduğuna vurgu yaptı. Olesen, sözlerine şöyle devam etti:

“Obezite, 30 kg/m2 veya daha yüksek VKİ (Vücut Kütle İndeksi) olarak sınıflanan ve fizyolojik, psikolojik, çevresel, sosyoekonomik ve genetik faktörler dahil pek çok faktörden etkilenen ilerleyici ve ciddi bir kronik hastalıktır. Ancak obezite bu kısa tanımdan çok daha fazlasıdır ve çözümü için uzun bir süreç gerekmektedir. Peki, obeziteyi neden salgın olarak nitelendiriyoruz? Yapılan araştırmalar sonucu 2025 yılına kadar tüm dünyada, 241 milyonu çocuk ve adolesan olmak üzere, 1 milyardan fazla kişinin obeziteden etkileneceği tahmin ediliyor.”

Konuşmasında obezite ile birlikte yetersiz beslenme ve iklim değişikliğinin yarattığı küresel sindemiye de vurgu yapan Olesen, şunları söyledi:

“Günümüzde obezite, yetersiz beslenme ve iklim değişikliği, insan sağlığı ve sağkalımına yönelik en ciddi üç tehdittir. Her ülkede ve dünyanın tüm bölgelerinde nüfusun çoğunu etkileyen bu üç tehdit, önemli bir küresel sindemi olarak tanımlanabilir; bu nedenle de aynı anda ve aynı yerde ortaya çıktıkları, birbirleriyle etkileşerek karmaşık sorunlara yol açtıkları ve altta yatan ortak toplumsal etkenleri paylaştıkları için bir sindemi veya sinerjik epidemi oluştururlar. Bu durum aynı zamanda, obezitenin birçok çevresel etkenden beslenmesinin ve bu nedenle de küresel çapta sağlık krizi haline gelmesinin bir sonucudur. Bu sorun, toplumun her kesiminin bu hastalıkla mücadeleye dahil olmasını gerektirmektedir. Biz de kampanyamızda, bu önemli konuda üzerimize düşeni yaparak, obezitenin bir hastalık olduğu konusunda farkındalık yaratmayı ve toplum sağlığına fayda sağlayacak çalışmalara imza atmayı hedefliyoruz.”
Obezite: Bu iş sandığından büyük!

“Obeziteli bireylerin sadece %57’si kronik bir hastalığı olduğunun farkında”

Obezite riskinin Türkiye’deki boyutlarına dikkat çeken Novo Nordisk Türkiye Klinik, Medikal ve Ruhsatlandırma Kıdemli Direktörü Dr. Ömer Buğra Bahadır ise şu bilgileri paylaştı:

“Yapılan çalışmalar, bugün tüm dünyada yaklaşık 813 milyon yetişkinin obezite gerçeği ile yaşadığını gözler önüne serdi. Türkiye’deki tablo da ne yazık ki hiç iç açıcı değil. Türkiye’de her 3 yetişkinden 1’i obeziteli, 1’i ise fazla kilolu. Ve ne yazık ki yine bu verilere göre, Avrupa sıralamasında birinci sırada yer alıyoruz.
 IPSOS’un 2023 yılında Türkiye’de gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre;
-Fazla kilolu ve obeziteli kişilerde, obezitenin kronik bir hastalık olduğunun farkında olanların oranı sadece %57.
-Bunun yanında, fazla kilolu ve obeziteli olduğunun farkında olmayan ancak “Farkında olsaydım bir hekime başvururdum” ifadesini kullananların oranı ise %26.
-Herhangi bir sağlık sorunu nedeniyle doktora giden fazla kilolu ve obeziteli bireyler arasında, doktoruyla obezite hakkında konuşanların oranı da %52 olduğu görüldü.”
Obezite: Bu iş sandığından büyük!

Obezitenin sadece bir iradesizlik sorunundan kaynaklandığı gibi yanlış algıların yaygın olduğunu vurgulayan Bahadır, “Bu İş Sandığından Büyük” kampanyasının amacını şöyle açıkladı:

“Kampanya kapsamında, doğru bilgiye ulaşmak konusunda bir kaynak yaratmak, obezite ile ilgili farkındalık düzeyini artırarak hekim desteği almalarının önemini vurgulamak amacıyla “Bu İş Sandığından Büyük” (www.buissandigindanbuyuk.com) internet sitesini kurduk. Obezite ile ilgili doğru bilgileri barındıran bir kütüphane olarak konumlandırmak istediğimiz bu internet sitesi; hekimler ile çekilmiş bilgilendirici videolar, güncel literatürler doğrultusunda hazırlanan makaleler, ilham verici içerikler ile sürekli zenginleşmeye devam edecek. Sağlıklı bir nesil yaratmak ve obeziteden kaynaklı sağlık yükünü hafifletmek için böyle kampanyaların ve bilgilendirici platformların önemli olduğunu düşünüyoruz.”

“Obezitenin tedavi maliyeti, sağlık hizmetleri maliyetinin %11’inden fazla”

Obezitenin bireylerin üzerinde yarattığı sağlık yüklerinin yanında ekonomik yükleri olduğunu da vurgulayan Novo Nordisk Türkiye Pazara Erişim ve Kurumsal İlişkiler Kıdemli Direktörü Esra Gökşen de, “Obezite, birden çok faktörden etkilenen ve onlarca yan hastalığa ve komplikasyona neden olabilen komplike bir hastalıktır. Bu komplike hastalığın bireyin üzerinde yarattığı sağlık yüklerinin yanında ekonomik yükleri de bulunmaktadır. Obezite ve sebep olduğu yan hastalıkların tedavi maliyeti, ülkemizde toplam sağlık hizmetleri maliyetinin %11’inden fazlasını ve SGK harcamalarının %15 kadarını kapsıyor” şeklinde konuştu.

“Obezitenin kalp damar hastalıklarından solunum hastalıklarına kadar hayati riskler yaratan ciddi etkileri var. Bu da hastaların hayat kalitesini büyük oranda etkiliyor” diyen Gökşen, şöyle devam etti:

“Fiziksel etkileri bakımından günlük işleri yapmakta zorlanma, bedensel yükün artması nedeniyle ağrı çekme gibi onlarca soruna sebep oluyor. Fiziksel etkilerin çok çeşitli olmasının bir sonucu olarak da hem tedavi sürecindeki maddi yük artıyor hem de çalışma hayatını sekteye uğratarak ekonomik özgürlüğün kısıtlanmasına neden olabiliyor. Bir yıl içinde sağlık nedenli gerçekleşen iş gücü kaybının 1/3’ü obezite ve ilişkili durumlar nedeniyle gerçekleşiyor. Oysaki kilo vererek bu risklerin ciddi oranda azaltılması mümkün. İngiltere’de yapılan bir çalışmaya göre, başlangıç kilosundan ortalama %13 oranında kilo kaybedilmesi durumunda Tip 2 diyabet riskinde %41, uyku apnesi riskinde %40, hipertansiyon riskinde %22, dislipidemi riskinde %19 ve astım riskinde %18 azalma sağlandığı görülmüştür.”

Obezite neden bir hastalık olarak görülmelidir?

Konuşmasında obezite konusunda bireysel ve toplumsal bilinçlenmenin önemine dikkat çeken Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sinem Kıyıcı ise obezitenin sadece dış görünüşü etkileyen, kozmetik bir problem olmadığı ve iradesizlik sonucu ortaya çıkmadığının altını çizdi. Kıyıcı, şunları söyledi:

“Görülme sıklığı, gelişiminde rol oynayan çoklu etkenler ve bireylerde sebep olduğu psikolojik ve fiziksel yük göz önüne alındığında, obezitenin aslında sanıldığından daha büyük bir sağlık sorunu olduğunu söyleyebilirim. Kronik bir hastalığın belirti ve bulgularına sahip olması, vücudun bazı fonksiyonlarının normal işleyişinde bozulmaya neden olarak birçok yandaş hastalığı tetiklemesi ve organ hasarına neden olması, obezitenin kronik bir hastalık olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.”

Obeziteyi tetikleyen faktörler neler?

Peki, obeziteyi tetikleyebilen faktörler neler?

“Obezitenin ortaya çıkmasında; yaş, cinsiyet, aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları, hareketsiz bir yaşam tarzı, hormonal ve metabolik faktörler, genetik faktörler, sigara ve alkol kullanımı, bazı ilaçlar, ekonomik ve sosyo-kültürel faktörler ve psikolojik problemler gibi etkenleri sayabilirim.”

Bu karmaşık etkenlerin yanında sebep olduğu yan hastalıklar nedeniyle obezitenin önemli bir sağlık yükü oluşturduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Kıyıcı, “Obezite; insülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, kalp ve damar hastalıkları, kireçlenme gibi eklem hastalıkları, solunum ve sindirim sistemi hastalıkları, bazı kanser türleri, depresyon gibi pek çok sağlık sorununu tetikleyen ciddi bir hastalıktır. Bu nedenle de tedavi sürecinde mutlaka hekim desteği alınmasını gerektirir” dedi.

“Her bireyin tedavi süreci farklı”

Obezite ile mücadelede en önemli anahtarın farkındalık olduğuna dikkat çeken Prof. Kıyıcı, şöyle devam etti:

“Obezitenin bir hastalık olduğu ve nasıl bir hastalık olduğu konularında bilinçli bir toplum yaratmak, sağlıklı nesiller oluşturmak için oldukça önemli. Birçok farklı etkenin tetiklemesiyle ortaya çıkan obezite, tabii ki her bireyde farklı bir durum yaratıyor. Bu noktada bireylerin hekimlerinin yönlendirmeleri ile hareket etmesi çok önemli. Çünkü her bireyin metabolizması, sahip olduğu genetik faktörler, maruz kaldığı çevresel etkenler, içinde bulunduğu psikolojik durum farklıdır. ‘Hastalık yoktur, hasta vardır’ bakış açısı burada da geçerliliğini koruyor.”

05 Mar 2024 - 12:10 - Sağlık


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.