Et ürünlerinin tazeliğini tespit edebilen biyosensör geliştirildi!

Bir grup bilim insanı, etin tazeliğini ölçmek için çinko oksit nano parçacıkları ile modifiye edilmiş grafen elektrotlarını kullanarak bir biyosensör geliştirdi.

Büyütmek için resme tıklayın

Vietnam Bilim ve Teknoloji Akademisi, VNU Bilim Üniversitesi, Hanoi Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ve Rusya Bilimler Akademisi'nden bir grup araştırmacı, etin tazeliğini ölçebilen bir biyosensör geliştirdi.

Biyosensör, HXA'yı (Hypoxanthine) ölçmek için çinko oksit nanopartikülleri ile modifiye edilmiş grafen elektrotlar kullanarak çalışıyor. Ekip, yaptıkları çalışmada biyosensörün domuz eti üzerinde doğru sonuç verdiğini belirledi.

Hayvan etinin tazeliği, ürünün kalitesini ve standardını değerlendirmek için önemli bir özelliktir. Günümüzde, et ürünleri tüm dünyaya ihraç edilebilmekte ve bir hayvan kesildikten çok sonra tüketilebilmektedir. Bu bağlamda, etlerin tazeliğini belirlemeye ihtiyaç vardır.

Ekip, " Dünya genelinde et tüketim miktarı arttıkça, etin tazeliğini korumaya yönelik önlemlere olan talep de artıyor. Eti mümkün olduğunca uzun süre taze tutan teknolojik gelişmelere rağmen, bazı bayatlama süreçlerini önlemek mümkün değil" ifadelerini kullandı.

Et ürünlerinin tazeliğini tespit edebilen biyosensör geliştirildi!

ATP’nin etin tazeliğine olan etkisi

Adenozin trifosfat (ATP), solunum yoluyla üretilen ve hücrelere enerji sağlamaktan sorumlu bir moleküldür. Bir hayvanın solunumu durduğunda, ATP sentezi de durur. Mevcut moleküller asit ortaya çıkmasına neden olarak lezzeti azaltır, daha sonra da etin güvenliğini etkiler. HXA ve ksantin bu süreçteki ara basamaklardır. Ekibe göre ette ne kadar bulunduklarının değerlendirilmesi, etin tazeliğini gösterir.

Bilim insanları şu anda birçok HXA tespit yönteminin mevcut olduğunu, ancak bunların maliyetli ve zaman alıcı olduğunu ve uzman gerektirdiğini söyledi.

Araştırma ekibinde yer alan Ngo Thi Hong Le, "Yüksek performanslı sıvı kromatografisi, gaz kromatografisi, kütle spektrometrisi, atomik ve moleküler spektroskopi ve nükleer manyetik rezonans spektroskopisi gibi modern gıda test yöntemleriyle karşılaştırıldığında, bizim sensörümüz gibi biyosensörler zaman, taşınabilirlik, yüksek hassasiyet ve seçicilik açısından üstün avantajlar sunuyor" diye konuştu.

Biyosensör, darbeli bir lazer kullanılarak gözenekli grafene dönüştürülen bir poliimid film kullanılarak üretiliyor. Eklenen çinko oksit nanopartikülleri, HXA moleküllerini elektrot yüzeyine çekiyor. HXA elektrotla etkileşime girdiğinde oksitleniyor ve elektronlarını aktararak elektrotun voltajını yükseltiyor. HXA ve voltaj artışı arasındaki doğrusal ilişki, HXA içeriğinin kolayca belirlenmesini sağlıyor.

Geliştirilen biyosensörü yeteneklerini değerlendirmek amacıyla araştırmacılar, bilinen miktarlarda HXA içeren çözeltilerini test etti. Daha sonra araştırmacılar, bir süpermarketten satın alınan domuz etlerini kullanarak biyosensörün pratikliğini ölçtü. Çalışmaya göre, sensör %98'in üzerinde doğruluk, uygun tespit aralığı ve düşük tespit limiti ile çalıştı.

Araştırmadan elde edilen sonuçlar AIP Advances dergisinde yayınlandı.

09 Mar 2024 - 10:00 - Bilim


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.