Tarım Bakanlığı, mikroplastikler hakkındaki bilimsel görüşünü verdi!

Çevreyle birlikte soluduğumuz havada, yediğimiz yemekte, içtiğimiz suda dahi bulunabilen Mikroplastikler, küresel çevre sağlığını tehdit eden sorunlardan biri ve iklim değişikliğinde rol oynuyorlar. İnsanların gıdalar ve içecekler yoluyla mikroplastiklere maruz kalmasına ilişkin çalışmaların sayısının yetersizliği ve henüz günlük olarak tüketilen gıda/içeceklerden mikroplastik alımı hakkında yeterli bilgi bulunmamasından dolayı, toplamda ne kadar mikroplastiğe maruz kaldığımız belirsiz…

Deniz ve okyanuslarda mikroplastik tehlikesi
Tarım Bakanlığı, mikroplastikler hakkındaki bilimsel görüşünü verdi!
+4
Haber albümü için resme tıklayın

Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü Risk Değerlendirme Daire Başkanlığı, Bulaşanlar Komisyonu tarafından yüzlerce bilimsel kaynak taranarak hazırlanan “Mikroplastiklerin İnsan ve Çevre Sağlığı Üzerindeki Etkileri Hakkında Bilimsel Görüş”ü yayımladı.

Mikroplastiklerin insan ve çevre sağlığına etkileri

Mikroplastiklerin kaynakları, insanların mikroplastiklere maruz kalma yolları, sağlık üzerindeki potansiyel etkileri, tanımlama ve analiz teknikleri ile mikroplastikler konusunda ülkemizde yapılan çalışmaların değerlendirildiği Bilimsel Görüş’ün Özetinde, 1950’li yıllardan itibaren başlayan plastik kullanımının bir sonucu olarak hayatımıza giren ve son yıllarda yoğun sağlık endişelerine sebep olan küçük plastik partiküller mikroplastiklerin denizler, akarsular, okyanuslar, atmosfer ve toprakta yaygın bulunuşu endişeleri artırdığı vurgulandı. Özellikle su kaynaklarını kirletiyor olmalarının yanında boyutlarının küçük olması nedeniyle besin zincirinin tabanında yer alan organizmalar tarafından yutulmasından dolayı besin zincirine dahil olan mikroplastikler, ayrıca ağır metaller gibi çeşitli çevresel bulaşanların da taşıyıcısı olabiliyor.

İnsanların ise oral, solunum ve deri yolu ile mikroplastiklere maruz kalması, potansiyel sağlık risklerinin meydana gelmesine neden oluyor. Mikroplastik tayin yöntemlerinin standart olmaması, mikroplastiklerin şekil ve büyüklük gibi özelliklerinin farklı olması, vücuda girdiklerinde sağlık üzerindeki etkilerinin tam olarak bilinmemesi, gıdalardaki mikroplastik varlığı üzerine yer alan verilerin çok sınırlı olması gibi birçok etken, insanlarda mikroplastik risk değerlendirmesi yapılmasını zorlaştırıyor.

Tarım Bakanlığı, mikroplastikler hakkındaki bilimsel görüşünü verdi!

Nano ve mikroplastiklerin varlığı, bilimsel araştırmalarla kanıtlandı

Nano- ve mikroplastiklerin deniz ve okyanus gibi sucul ortamlarda önemli düzeylerde bulundukları, yapılan bilimsel araştırmalarla ortaya konulmuş durumda. Son yıllarda, nano- ve mikroplastiklerin balık gibi deniz mahsulleri başta olmak üzere içme suyu, sofra tuzu, gazlı içecekler ve poşet çay gibi çeşitli ham ya da işlenmiş gıdalarda bulunduğuna dair araştırma bulguları yayımlandı.

Primer nano- ve mikroplastik kaynaklarını plastik peletler, kişisel bakım ürünleri, boya, yıkama atık suları, kanalizasyon, okullarda bulunan plastik koşu parkurları, suni çimler, şehirlerdeki kauçuk yollar ve yollarda aşınan araç lastikleri oluşturuyor. Sekonder kaynaklar ise plastik poşet ve şişeler gibi kentsel atıkları, balıkçılık faaliyetleri sonucu oluşan atıkları, tarımsal örtü filmleri ve diğer büyük boyutlu plastik atıkları içeriyor.

İnsanların Nano- ve Mikroplastiklere maruz kalması

Nano- ve mikroplastikler, özellikle denizlerde ve okyanuslarda yaşayan canlılar açısından problem oluşturmalarının yanında insan sağlığı açısından da risk oluşturma potansiyeline sahip. İnsanlar günlük yaşantılarında oral, solunum ve dermal yollarla nanove mikroplastiklere maruz kalıyor.

Plastik parçacıkların hücresel alım yolları

Tarım Bakanlığı, mikroplastikler hakkındaki bilimsel görüşünü verdi!

İnsanların maruz kaldığı mikroplastikler, hava ve su gibi çevresel kaynaklarda olduğu gibi gıda ve içeceklerde de bulunabiliyor.

Tüm dünyada olduğu gibi mikroplastik konusu, Türkiye’de de son yıllarda ilgi çekti ve araştırmaların konusu oldu. YÖK Tez Merkezinde mikroplastik üzerine yapılmış toplam 52 adet yüksek lisans/doktora tezi, TÜBİTAK proje veri tabanında farklı bilimsel alanlara ait 10 adet mikroplastik konulu proje sonuç raporu yer alırken, yapılan taramada yaklaşık 90 adet bilimsel makaleye/bildiriye rastlandı. Ülkemizde yapılmış bu çalışmaların, 2016 yılı ve sonrasında yayımlandığı görüldü.

Mikroplastikler üzerine Türkiye’de yapılmış saha araştırmaları ve gözlemler

Tarım Bakanlığı, mikroplastikler hakkındaki bilimsel görüşünü verdi!

Su kaynakları mikroplastik kirliliği tehdidi altında!

Saha araştırmalarının önemli bir kısmı sucul ortamların (denizler, akarsular, göller, barajlar vs.) mikroplastik kirliliğinin tespiti üzerine yapılırken, araştırmalar, ülkemizin tatlı su ya da deniz suyu fark etmeksizin su kaynaklarının ciddi bir mikroplastik kirliliği tehdidi altında olduğunu gösteriyor. Marmara Denizi’nin mikroplastik kirliliği, özellikle de güney İstanbul sahillerinin mevsimsel varyasyonlar söz konusu olmakla birlikte, Karadeniz ve Ege Denizi’ne göre daha yüksek…

Ülkemiz su kaynaklarından avlanan ya da buralarda yetiştirilen balık ve midye gibi deniz canlılarının gastrointestinal bölgelerinde mikroplastik tespiti üzerine de önemli sayıda çalışma yer alıyor. Balıkçılık aktivitelerinde uygulanan beslenme stratejileri balıkların yuttukları mikroplastiklerin tür ve miktarını etkiliyor. Balıkta tespit edilen fiber tipi mikroplastikler; ağlardan ve diğer malzemelerden gelebileceği gibi diğer kaynaklardan da (çamaşır makineleri, tekstil endüstrisi, liman endüstrisi, nehir/nehir ağzı balıkçılığı) gelmiş olabilir. Su ortamında yaşayan organizmaların seçici olarak daha fazla renkli plastik parçacıkları tükettikleri tespit edildi.

Karadeniz’de avlanan balıklarda mikroplastik kirliliği daha az!

Balıkların yaşadıkları suların mikroplastik yükü arttıkça balıklardan izole edilen mikroplastik sayısı artarken, farklı çalışmalarda balıklarda tespit edilen mikroplastik kirlilikleri oldukça değişken. Karadeniz bölgesinde avlanan balıklarda mikroplastik kirliliği genel olarak Ege, Marmara ve Akdeniz balıklarına kıyasla daha düşük. Bu bulgunun denizin mikroplastik yükü ile ilişkili olduğu düşünülüyor.

Midye ve istiridye gibi doğal ortamlarda yetiştirilen ve üretim alanları genellikle kıyıya yakın olan çift kabuklu canlılar, mikroplastik ve diğer parçacıklar dahil olmak üzere birçok kirleticiye maruz kalır. Ayrıca midye dolmalar uygun olmayan üretim koşulları sırasında da mikroplastiklere maruz kalabiliyorlar.

Türkiye piyasasında satılmakta olan ticari deniz tuzu, kaya tuzu ve göl tuzu örneklerinin mikroplastik kirliliği üzerine yapılan çalışmada, deniz tuzunun mikroplastik kirliliği bakımından en yoğun grup olduğu ifade ediliyor. Kayatuzu, olası mikroplastik kontaminasyon kaynağının sadece üretim prosesi olması nedeniyle en az mikroplastik içeren tuz çeşidi. Türkiye’de bulunan göl tuzu üretim alanları, özel koruma bölgeleri olduğu için insan aktivitelerinden kaynaklanan mikroplastik kirliliği yönünden avantajlılar. Bununla birlikte, rüzgâr ve akarsu gibi faktörler yerleşim yerlerinden bu göllere plastik taşınmasına neden olabiliyor.

İnsanların gıdalar yoluyla mikroplastiklere maruz kalması

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de insanların gıdalar yoluyla mikroplastiklere maruz kalması üzerinde yapılmış çalışmalar, içme suları, gıdalar ve içecekler üzerine yoğunlaşmış durumda. Bunun yanı sıra poşet çaylar ve yoğurtta da mikroplastik kirliliği üzerine çalışmalar yapılırken, bu çalışmalar, içecek ve gıdaların insanların mikroplastiklere maruz kalmasında önemli bir yol olabileceğini gösterdi.

Gıdalarda ve içeceklerde bulunan mikroplastiklerin kaynakları; hammaddeler, ambalaj malzemeleri, proses alanında bulunan plastik valf, boru gibi ekipmanlar ile proses alanında kullanılan plastik esaslı diğer malzemeler olarak sıralanıyor.

Su, içme sütü, yoğurt ve ayran çalışmaları

Sular üzerinde yapılan çalışmalarda, doğal kaynak sularına kıyasla maden sularında daha yüksek boyutlu ve yüksek sayıda mikroplastik varlığı tespit edildi. Alkolsüz içeceklerde de yüksek mikroplastik bulunma riski söz konusu. Tüketilen her bir litre alkolsüz içecek ile insanların ortalama 9 adet mikroplastiğe maruz kaldığı bildiriliyor.

Çiğ süt ve işlem görmüş sütlerde farklı tip ve geometrilerde mikroplastikler bulunabiliyor. Çiğ sütlerde bulunan mikroplastiklerin kaynağının birinci derecede sağım ekipmanı olduğu, bunun yanında, sağım sırasında oda havasından, sağım makinesinin dört emziğine takılı titreşimli vakumlu kauçuk kaplı emzik kaplarından, süt toplama tesislerinde polietilenden yapılmış boru hatlarından, malzeme torbalarından, önlüklerden, eldivenlerden ve plastikten yapılmış diğer kaynaklardan da mikroplastik geçişinin olabileceği düşünülüyor. İçme sütleri için bu kaynaklara proses ekipmanları ve ambalaj malzemeleri de dahil edilebilir. İçme sütü için yapılan mikroplastik risk analizine göre ülkemizde 15 yaş ve üstü kişiler günlük, yıllık ve yaşamları boyunca sırasıyla 0,21; 77 ve 5.289 adet mikroplastiğe maruz kalmakta.

Yoğurt ve ayranın da mikroplastik varlığı riski olan gıdalar arasında olduğu gösterilmiş durumda. Bu ürünlerde bulunan mikroplastiklerin kaynaklarının çiğ süt, ambalaj malzemeleri, plastik boru ve valfler ile üretim alanında bulunan diğer plastik alet-ekipmanların olabileceği, tankerler ve boru hatlarını temizlemede kullanılan su ve deterjan kalıntılarının mikroplastik yükünü artırabileceği, ayranda kullanılan tuzun da mikroplastik kaynağı olabileceği belirtiliyor.

Mikroplastikler üzerine Türkiye’de yapılmış deneysel araştırmalar

Tarım Bakanlığı, mikroplastikler hakkındaki bilimsel görüşünü verdi!

Mikroplastiklerin çeşitli organizmalarla etkileşimi, sitotoksikgenotoksik etkileri, gıdalarla etkileşimi, toksik madde absorpsiyonu ve atıklardan giderilmesi gibi konularda çeşitli projeler ve tez çalışmaları yürütülürken, yapılan çalışmalar sonucunda 4 adet bilimsel makale yayımlandı. Yapılan araştırmalar mikroplastiklerin ağır metaller ve pestisitler gibi toksik maddeleri adsorbe edebildiğini ve zooplanktonlar, midyeler, balıklar ve algler gibi çeşitli canlılar vasıtasıyla besin zincirine katılması ile organizmaları doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyebildiğini gösterdi. İnsan vücuduna giren polietilen mikroplastikleri ise insan periferik lenfositleri üzerinde mikronükleasyon (MN), nükleoplazmik köprü oluşumu (NPB) ve nükleer tomurcuk oluşumu (NBUD) frekanslarını artırarak genotoksik etki sergileme potansiyeli taşıyor.

Değerlendirme

1950’li yıllardan itibaren başlayan plastik kullanımının doğal sonucu olarak 5 mm’den küçük plastik parçacıkları olarak bilinen mikroplastikler hayatımıza girmiştir. Mikroplastikler, çevrede yaygın olmakla birlikte soluduğumuz havada, yediğimiz yemekte, içtiğimiz suda dahi bulunabilmektedir. Ayrıca, kişisel bakım ürünleri ve deterjan gibi evsel kullanım ürünleri, kasıtlı olarak ilave edilmiş mikroplastikleri içerebilmektedir.

İnsanların mikroplastiklere maruz kalma değerlendirmelerine yönelik çok sayıda bulgu mevcut olmasına rağmen bu tür maruz kalmanın oluşturduğu riske dair bir değerlendirme bulunmamaktadır. Bazı araştırmalarda, okyanuslar, denizler, şehirler, topraklar ve organizmalar gibi farklı ekosistem ve çevrelerde risk değerlendirmeleri yapılmış olsa da, bu çalışmalar sınırlı bir ekosistemi temsil etmektedir.

İnsanların gıdalar ve içecekler yoluyla mikroplastiklere maruz kalması konusunda dünyada ve ülkemizde yapılan çalışmaların sayısı gittikçe artmaktadır. Bu çalışmalarda, insanların analiz edilen kaynaktan günlük/yıllık olarak veya ömür boyunca tahmini olarak ne kadar mikroplastiğe maruz kaldıklarına yönelik değerlendirmeler bulunmaktadır. Bununla birlikte, bu çalışmaların sayılarının yetersizliği ve henüz günlük olarak tüketilen tüm gıda/içeceklerden mikroplastik alımı hakkında yeterli bilgi bulunmamasından dolayı insanların toplamda ne kadar mikroplastiğe maruz kaldıkları belirsizdir.

Üstelik mikroplastiklerin toksikokinetiği ve toksik etkileri hakkında daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir. Bu noktada, mevcut bilimsel kısıtlılıklar nedeniyle gıdalarda bulaşan olarak mikroplastikler ve nanoplastikler için henüz bir mevzuat bulunmamaktadır.

ABD ve AB’deki yasal düzenlemeler

Diğer taraftan, insanların sadece gıda ve içecekler yoluyla değil farklı kaynaklardan da mikroplastiklere maruz kalabilmesi, maruz kalmadaki varyasyonlar, mikroplastiklerin çeşitliliği, boyut ve şekillerindeki farklılıklar, ağır metaller ve pestisitler gibi kontaminantların taşıyıcısı olmaları ihtimali, mikroplastiklerin izolasyon, tespit, tanımlama, sınıflandırma ve kantifikasyonunda farklı yöntemlerin kullanılması gibi hususlar mikroplastiklerle ilgili risk değerlendirmesi yapılmasını zorlaştırmaktadır. Bununla birlikte, mikroplastiklerin çevreye yayılışından ve insan sağlığına verdikleri potansiyel zararlardan dolayı azaltılmasına yönelik yasal düzenlemeler bulunmaktadır. Örneğin, cilde ve saça uygulanan plastik mikroboncuk içerikli (primer mikroplastikler) kozmetik ürünlerinin üretimi ve dağıtımı 2015’te kabul edilen yasa ile Amerika Birleşik Devletleri’nde yasaklanmıştır. Bu yasa, reçetesiz satılan ilaçları ve diş macunlarını da içermektedir.

Diğer taraftan, Avrupa Komisyonu da 30 Ağustos 2022’de, çeşitli ürünlere kasıtlı olarak ilave edilen mikroplastiklerin (primer mikroplastikler) kullanımını sınırlandırmak için bir taslak öneri sunmuştur. Bu öneri, ürünlerde kasıtlı olarak kullanılan ve çevreye salımla sonuçlanabilecek 5 mm’nin altındaki sentetik polimer mikropartikülleri ve 15 mm’nin altındaki fiber benzeri partiküllerin kullanımının kısıtlanmasını içermektedir. AB üye ülke otoritelerinin değerlendirmeleri ve sonrasında Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Komisyonunun da incelemesi ile bu tasarı 25 Eylül 2023’te kabul edilmiştir. İlk tedbir, kozmetik amaçlı ışıltılı parçacıkların (glitter) vemikroboncukların satış ve kullanımının, yasanın yürürlüğe girdiği 17 Ekim 2023 tarihinden itibaren yasaklanması ile gerçekleşmiştir. Diğer kasıtlı olarak ilave edilen mikroplastiklere getirilen yasak ise, etkilenen paydaşlara alternatifleri geliştirmeleri ve bunlara geçmeleri için zaman tanımak amacıyla ileriki bir zamanda uygulamaya konulacaktır. Bu yasa ile, parfümler için 6, rujlar için 12 yıllık bir geçiş süresi öngörülmekte ve mikroplastiklerin kozmetikte, temizlik ürünlerinde, pestisitlerde ve spor alanlarında kullanımı yasaklanarak çevreye ve insana mikroplastik bulaşmasının azaltılması amaçlanmaktadır.

Sonuçlar ve Öneriler

Mikroplastikler, küresel çevre sağlığını tehdit eden sorunlardan biridir ve iklim değişikliğinde rol oynamaktadır. Plastiklerin endüstriyel avantajları ve artan kullanım alanları nedeniyle kullanımının sınırlanması ya da yasaklanması kısa vadede mümkün görünmemektedir. Ancak bu plastikler zamanla mikroplastiklere ve nanoplastiklere dönüşerek besin zincirine katılmakta, çevre ve insan sağlığını olumsuz etkilemektedir. İnsan vücuduna giren mikroplastiklere uzun süreli maruz kalınmasının etkileri henüz gözlenmemiş olmakla birlikte pek çok sucul organizma ve in vitro araştırma bulgusu mikroplastiklerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine işaret etmektedir.

Mevcut görüş kapsamında yapılan kapsamlı literatür taramaları sonucunda;

·Sentetik plastiklerin kullanımlarının azaltılması ve çevre dostu alternatiflerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların yaygınlaştırılması,

·Mikroplastiklerin tespitinde örnek hazırlama, filtrasyon ve analiz yöntemlerinin geliştirilmesi ve ülkemizde bu yöntemlerin kullanımı için gerekli alt yapı olanaklarının oluşturulması ve yaygınlaştırılması,

·Ülkemizde tüketime sunulan gıda ürünlerinde nano- ve mikroplastiklerin (özellikle <150 µm) güvenilir analitik yöntemlerle tespitine yönelik çalışmaların gerçekleştirilmesi,

·İlgili kurum ve kuruluşlar tarafından düzenlenecek bilinçlendirme programlarıyla toplumda mikroplastiklere bağlı çevre ve sağlık endişelerine yönelik farkındalığın oluşturulması önerilmektedir.

24 Oca 2024 - 10:31 - Sağlık


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.