Gıda güvenliği için üretim artışı yetmeyecek, alternatif kaynaklar ne vadediyor?

Alternatif Gıda Kaynakları Sempozyumunda konuşan Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci İnci, “Üretimi artırmak, gıda güvenliğini sağlamak için yeterli değildir, gıda güvenliği tehlike altındadır. İnsanlar alışılmış gıda kaynaklarının dışında yeni alternatiflere ilgi duymaktadırlar. Daha verimli, daha kapsayıcı, daha dayanıklı ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin araştırılması çok önemli” dedi.

Gıda güvenliği için üretim artışı yetmeyecek, alternatif kaynaklar ne vadediyor?
Gıda güvenliği için üretim artışı yetmeyecek, alternatif kaynaklar ne vadediyor?
+2
Haber albümü için resme tıklayın

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Gıda ve Sağlıklı Beslenme Sempozyumlarının dördüncüsü olan “Alternatif Gıda Kaynakları” sempozyumu, Boğaziçi Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi.

Bilimsel bilgi birikimine güncel katkılar sunmak, bilimsel araştırmaların ışığında alternatif gıda kaynaklarını tartışmak, bu kaynakların kullanımını teşvik etmek ve sürdürülebilir gıda sistemleri için stratejik çözüm önerileri geliştirmek amacıyla gerçekleştirilen sempozyumda, Alternatif Gıda Kaynağı Arayış Gerekçeleri ve Tarihsel Gelişim, Alternatif Protein Kaynakları ve Üretim Teknolojileri ile Alternatif Protein Kaynaklı Beslenme başlıklarında 3 oturum düzenlendi.

Gıda güvenliği için üretim artışı yetmeyecek, alternatif kaynaklar ne vadediyor?

“Türkiye, gıda konusunda kendi kendine yetemeyen bir ülke”

Türkiye’nin gıda konusunda kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir ülke iken, şu an kendi kendine yetemeyen bir ülke konumuna geçtiğini vurgulayan TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Türkiye’nin dünya ticaretinin gıda sektöründeki önemli tedarik zincirinde yer alan bir ülke olmasının da bu noktada önemli bir payının olduğunu söyledi. Şeker, şöyle konuştu:

“Dünyadaki sosyokültürel, coğrafi, dini vb. nedenlerden dolayı gıdayla ilgili ayrı bir başlık açmak ve gıdanın, sağlıklı beslenmenin farkındalığını oluşturmak son yıllarda ciddi bir bilimsel çalışmaya dönüştü. Alternatif kaynakları, verimliliği, tedarik zincirindeki lojistik destek gibi birçok başlıkta yeni çalışmalar ve aramalar devam ediyor. Ülkemiz insanı belki farkına varmıyor ama birçok ülkede raflar boşalıyor, yerine yeni ürünler konulması noktasında zorluklar yaşanıyor. Özellikle covid -19 pandemisi sonrası ortaya çıkan tabloda üretim sorunları, hammadde, doğal kaynak yetersizliği, bölgesel krizler, savaşlar nedeniyle bir gıda sorunu yaşanıyor. İklim değişikliği, üretim kaynaklarının ortaya koyduğu hasarlar, ekolojik sistemde ortaya çıkan boşluklar bu konunun giderek daha büyük bir soruna dönüşeceğinin habercisi olarak açıkça görülüyor.”

G20 kapsamında düzenlenen Science20 toplantılarının sonucunda hazırlanan ve G20 liderlerine sunulan deklarasyonun en başında gıda konusunun yer aldığını vurgulayan Şeker, “Oysaki eskiden sınır sorunları, eğitim, enerji, ekonomik dengesizlikler gibi başlıklar yer alıyordu. Bu hassas başlığın içerisinde hız-haz toplumunun tatmin olmayan ve doğal kaynaklara zarar veren tüketim çılgınlığını beslemesi, gıdanın ticari boyutundaki dengesizlikler, çevre kirliliği gibi konular da yer alıyor. Yani konumuz multidisipliner. Bizim bu bağlamda gıda ve doğal kaynakların değeriyle ilgili toplumumuza ve dünyaya çok daha temel uyarıları yapmamız gerekiyor. Kendisinden başkasının yaşamasına izin vermeyen insanoğlunun geleceğinden duyduğumuz kaygıyı masaya yatırmak zorundayız.” dedi.

Gıda güvenliği için üretim artışı yetmeyecek, alternatif kaynaklar ne vadediyor?

“Üretimi artırmak, gıda güvenliğini sağlamak için yeterli değil”

Konuşmasına dünyanın hızlı nüfus artışının, sanayileşme ve enerji tüketiminin etkilerinin büyük bir baskı yarattığının altını çizerek başlayan Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci İnci, dünya nüfusunun 2050 yılında 9.7 milyara ulaşabileceğine dair öngörülere işaret etti. Bu hızlı artışla birlikte gelişmekte olan ülkelerde nüfusun %70’inin kentlerde yaşam süreceğinin tahmin edildiğini anımsatan İnci, daha kalabalık, kentli ve zengin nüfusu beslemek için gıda üretiminin de en az %70 oranında artmasının gerekliğine vurgu yaptı. İnci, şöyle devam etti:

“Üretimi artırmak, gıda güvenliğini sağlamak için yeterli değildir, gıda güvenliği tehlike altındadır. İnsanlar alışılmış gıda kaynaklarının dışında yeni alternatiflere ilgi duymaktadırlar. Daha verimli, daha kapsayıcı, daha dayanıklı ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin araştırılması ve konuya daha bütüncül yaklaşmak üzere farklı disiplinlerin birlikte çalışması çok önemli. Bu sempozyumla ele alınan alternatif protein kaynakları, bu alanda geliştirilen teknolojiler, alternatif gıda mevzuatı, beslenme ve sağlık ilişkisi, etik değerler açısından alternatif gıdaların pozisyonu, ekosistem ve sürdürülebilirlik perspektifi kuşkusuz ki alana çok değerli katkılar sağlayacaktır.”
Gıda güvenliği için üretim artışı yetmeyecek, alternatif kaynaklar ne vadediyor?

“Türkiye’nin gıda stratejisi, hem güvenli hem de rekabetçi olmak zorunda”

Sempozyumun Türkiye’nin alternatif gıda stratejisine katkı sunmak üzere planlandığını dile getiren TÜBA-Gıda ve Beslenme Çalışma Grubu Yürütücüsü Prof. Dr. Kazim Şahin ise şunları söyledi:

“Alternatif gıda stratejisi, hem Türkiye’nin kendi gıda güvenliğini sağlamalı hem de dünya gıda pazarında rekabetçi olabilmelidir. Bu kapsamda, gıda üretiminde kullanılan yöntemlerin çevre dostu ve sürdürülebilir olması gerekir. Toprağın, suyun ve diğer doğal kaynakların korunmasına yönelik uygulamaların benimsenmesi hem ülke politikası, hem toplum hem de üretici açısından benimsenmesi çok önemli. Yerel ve endemik bitki türlerinin korunması ve kullanılması, genetik çeşitliliğin korunması noktasında en kritik noktalardan biri. Organik ve ekolojik tarım uygulamalarının devlet desteğiyle artırılması gerekiyor. Yeni protein kaynakları, örneğin, böcek bazlı proteinler veya bitki bazlı et alternatifleri, su yosunu gibi deniz ürünleri ve superfood olarak adlandırılan besin değeri yüksek ürünler gibi yenilikçi gıda kaynakları üzerine odaklanılması bir başka öne çıkan başlık.
Gıda israfını azaltma, tarım teknolojileri ve yapay zeka uygulamalarının tarıma entegre edilmesi, alternatif gıda kaynaklarına yapılan yatırımların artırılması, çiftçilerin, üreticilerin ve tüketicilerin alternatif gıda kaynakları ve sürdürülebilir tarım yöntemleri konusunda bilinçlendirilmesi ulusal politikalar ve uluslararası düzeyde iş birlikleri ile çözülmesi ve üzerinde durulması gereken başlıklar.
Gıda güvenliği için üretim artışı yetmeyecek, alternatif kaynaklar ne vadediyor?

“Yapay et, etik ve dini nedenlerle kabul edilmeyebilir”

Yapay et, geleneksel hayvancılığa kıyasla daha az su ve arazi kullanımı gerektirebilir, sera gazı emisyonlarını önemli ölçüde azaltabilir, hayvan refahını olumlu yönde etkileyebilir, kontaminasyon ve gıda kaynaklı hastalıkların yayılmasını azaltabilir, geleneksel hayvancılık yöntemlerinin sürdürülebilir olmadığı alanlarda bir alternatif sunabilir. Ancak geleneksel çiftçilik ve hayvancılık sektörlerini ekonomik olarak olumsuz etkileyebilir, tüketiciler tarafından ‘doğal olmayan’ bir ürün olarak algılanabilir ve bu nedenle geniş çaplı kabul görmede zorluklar yaşayabilir. Geleneksel etin sağlık yararlarını taklit edebilecek kadar besleyici olmayabilir ve uzun vadede insan sağlığı üzerindeki etkileri tam olarak anlaşılmamış olabilir, yapay etin üretim maliyetleri yüksektir, etik veya dini nedenlerle kabul edilmeyebilir.”

Ekli Dosyalar

13 Kas 2023 - 11:05 - Gıda


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.