İnsan ömrünün uzamasının olumsuz tarafı ne?

Dünya genelinde birçok yatırımcı, insan ömrünü uzatacak çalışmalara önemli finansmanlar sağlıyor. Ancak insan ömrünün uzaması, bazı dezavantajları da beraberinde getiriyor…

İnsan ömrünün uzamasının olumsuz tarafı ne?
Haber albümü için resme tıklayın

Genç farelere ait kanın yaşlı farelere verildiği bazı çalışmalarda, birtakım yaşlanma belirtilerinin tersine döndüğü tespit edilmişti. İnsan ömrünü uzatmaya yönelik araştırmalardan bazıları da buradan hareketle, kanı “yenilemeye” odaklanıyor.

Buradaki ilk soru, bilimsel olarak geliştirilen teknolojilerin işe yarayıp yaramayacağıyla ilgili. İkinci soru ise, insan ömrünü uzatmak mümkün olsa dahi, bunun etik olup olmayacağına ilişkin sorular.

En ciddi sorun

Monash Üniversitesi Biyoetik Okutmanı ve Monash Üniversitesi Melbourne Hukuk Fakültesi Fahri Akademi Üyesi Julian Koplin ve Melbourne Üniversitesi Biyomedikal Etik Fakültesi’nde Araştırma Görevlisi Christopher Gyngell tarafından kaleme alınan bir makaleye göre, insan ömrünün uzamasına ilişkin en ciddi etik sorun, insan ömrünün aşırı uzadığı durumda ortaya çıkıyor.

Tüm insanların çok uzun süre yaşaması, nüfusumuz adapte olma kabiliyetini azaltabilir, bu da sosyal durgunluğa yol açabilir.

Ortalama yaşam beklentisindeki küçük artışlar dahi nüfus büyüklüğünü ciddi şekilde arttırabilir. Nüfusun aşırı çoğalmasını önlemek için doğum oranlarının azaltılması gerekir, bu da nesil değişimini çok ciddi şekilde yavaşlatır.

İnsan ömrünün uzamasının olumsuz tarafı ne?

Geçmişte yapılan araştırmalar bu durumların toplumsal ilerlemeye son derecede zararlı olduğunu gösteriyor. Makalenin yazarlarına göre insan ömrünün aşırı uzamasının neden olduğu sosyal durgunluk, aşağıdaki riskleri beraberinde getiriyor:

  • İnsan nesline yönelik tehditlere karşı daha savunmasız hale gelmek
  • Bireysel refaha zarar vermek
  • Ahlaki gelişime sekte vurmak

Yeni zihinlerin katılımı ve önceki kuşakların yaptığı çalışmaların devam ettirilmesi, birçok alanda ilerlemeyi sağlıyor. Yaşı büyük bilim insanları zeka bakımından zindeliğini korusa dahi, “doğrulama önyargısı” (kişinin bilgiyi, önceki inançlarını teyit edecek bir şekilde araması ve yorumlaması eğilimi) yeni bilimsel teorilerin kabul edilmesini yavaşlatabilir.

Ahlaki inançlarda da “doğrulama önyargısı” eğilimi söz konusudur. İnsan ömrünün uzadığı bir dünyada, ahlaki değerlerini gençlik döneminde, belki da 100 yıl önce oluşturan kişiler, toplumdaki güçlü yerlerini sürdürecektir.

Geçmişe baktığımızda, toplumumuzun ahlaki kurallarının bazı noktalarda büyük yanılgılara düştüğü görülüyor. Nesil değişiminin yavaşlaması, ahlaki hatalarımızı tespit etme ve düzeltme imkanımızı geciktirebilir.

Bu makale, Creative Commons lisansı altında The Conversation’da yayınlandı. Orijinal makaleyi okumak için buraya tıklayabilirsiniz

12 Nis 2023 - 12:30 - Bilim


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.