İklim göçü korkutuyor: “Geri dönülemeyecek noktaya gelecek”

Doğal felaketlerin en fazla güney yarımküredeki insanları etkilediğini belirten sosyolog Prof. Dr. Thomas Faist, “İklim olayları yavaş ortaya çıkar ve daha hızlı şekilde göçü ortaya çıkarır. Gelecekteki göçe baktığımızda geri dönülemeyecek bir noktaya geleceğiz. İklim değişikliği güvenlik tehdidi olarak da ortaya çıktı. Göçü alan ülkelerde göçmenler sanki kurbanlar gibi görünüyor.” şeklinde konuştu.

İklim göçü korkutuyor: “Geri dönülemeyecek noktaya gelecek”
İklim göçü korkutuyor: “Geri dönülemeyecek noktaya gelecek”
+14
Haber albümü için resme tıklayın

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “Geleceğin Türkiyesi’ni inşa ediyoruz” başlığıyla yapılan İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi, üçüncü gününde çiftçi, işçi ve sanayici-tüccar-esnaf gruplarının paydaş toplantılarına paralel oturumlarla devam etti.

İklim göçü korkutuyor: “Geri dönülemeyecek noktaya gelecek”

“Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu, hukuk devletinin olmayışı”

“Yürüyüşe Davet” sloganıyla Gazeteci Özlem Gürses’in sunumunu yaptığı üçüncü gün oturumunda konuşan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şevket Pamuk, Cumhuriyetin ekonomisinin yüzyıl sonra bugün farklı bir yerde olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Bugün kişi başına düşen gelirler yüz yıl öncesinin yaklaşık 20 katıdır. O yüzden geldiğimiz yolu küçümsemeyelim. Son dönemde çok ciddi sorunlar yaşıyoruz. Türkiye artık alt yapısı olmayan, demiryolu olmayan bir ülke değil ama sanayisi, eğitimi yetersiz, teknolojisi düşük bir ülke. Bugün geldiğimiz noktada iktisadi ilerleme için çok büyük sorunlarımız var.

Bugün Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu bir hukuk devletinin olmayışıdır. Türkiye’de ne siyasette, ne toplumda, ne de ekonomide hesap verilişin olmamasıdır. Ekonomiye dair şeffaf kuralların olmamasıdır. Bugünün Türkiye’sinde güven yoktur. Bugün yeni kurallara şeffaflığa ve hukuk devletine ihtiyacımız var. Yeni başarılar ancak bu asgariler sağlanırsa mümkün olabilir. Daha müreffeh bir ekonomi için daha iyi bir eğitime ve teknolojiye ihtiyaç var ama kısa vadede yeni ekonominin oluşması ancak güvenin sağlanmasıyla mümkün olabilecek. Böyle bir dönemeçteyiz. Umarım düşündüğümüz şeyler gerçek olur.”

İklim göçü korkutuyor: “Geri dönülemeyecek noktaya gelecek”

“İklim tahribatı sonucu göç ortaya çıkıyor”

Kongreye çevrimiçi katılan Bielefeld Üniversitesi öğretim görevlisi sosyolog Prof. Dr. Thomas Faist, “İklim Tahribatı ve Göç Ulusötesi Sosyo-Ekolojik Sorun” konulu bir konuşma yaptı.

Uluslararası göçü, “Bir ulus devletten diğerine gerçekleşen daimi bir hareketin ötesinde çok sayıda bağ ile çok sayıda ulus devlet içindeki iki ya da daha çok konumu ve hareket edenlerle kalanlar arasındaki çeşitli bağları özetleyen, çok boyutlu ekonomik, siyasi, kültürel ve demografik bir süreç” olarak tanımlayan Faist, şöyle devam etti:

“Göç geri dönülemeyecek noktaya gelecek”

“Doğal felaketlerden en etkilenenler güney yarımkürede olan insanlar. Çoğunlukla iklim göçüne baktığımızda bunlar iklim tahribatı sonucu olarak ortaya çıkıyor. İklim olayları yavaş ortaya çıkar ve daha hızlı şekilde göçü ortaya çıkarır. Geleceği bilmek zor ama Himalayalar’ın erimesi gibi hızlı ortaya çıkacak sonuçlar var. Bu sadece göçe değil, sivil çatışmalara da dolaylı etki yaratır. Yer değiştirmenin, göçün çok sebepleri var elbette ama iklim göçmenlerini belirlemek zor değil. Gelecekteki göçe baktığımızda belki de geri dönülemeyecek bir noktaya geleceğiz.
Bazen ev sahibi ülkeler iklim mültecilerini kabul etmiyor. İklim göçmenleri politik giriş çıkış alanında da çatışma yaratıyor. İklim değişikliği güvenlik tehdidi olarak da ortaya çıktı. Göçü alan ülkelerde bir ikilem ve döngü ortaya çıkıyor. Göçmenler sanki kurbanlar gibi görünüyor. Dolayısıyla insanlar proaktif olmalı. Sonuçların giderilmesi için çaba sarf etmeli. Yani direnç göstermeli. Dirençlilik denilen şey dış güçleri bastırma olarak düşünülebilir. İklim değişikliğine baktığımızda insanların ailelerinden ayrıldığını görüyoruz. Bu nedenle dirence baktığımızda bir kavram olarak dikkate alınması gerek. Sosyal eşitsizlikler var. Eğitime sağlığa erişim gibi konularda çözümlerin uzun vadeli ve kalıcı olması gerek. Sosyal bilimlerin iklim değişikliğinde verimli bir biçimde kullanılması gerek.”
İklim göçü korkutuyor: “Geri dönülemeyecek noktaya gelecek”

“Niteliksel sıçramaların yapılması gerekiyor”

Kongre kapsamında “1923 ile 2023 Sonrasına Yürümek” başlıklı bir konuşma yapan Boğaziçi Üniversitesi Modern Türkiye Tarihi Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Asım Karaömerlioğlu, bugün en parlak, nitelikli gençlerin ilk fırsatta yurt dışına kaçmaya çalıştığının altını çizerek, şunları söyledi:

“Bu durum Türkiye'nin iktisadi geleceğinin en önemli sorunlarının başında geliyor. Oysa 1930'larda Türkiye nitelikli insanlar için bir çekim merkeziydi. Yüzlerce Alman bilim insanı Atatürk'ün çabaları ile ülkemizin gelişmesine katkı sundu. Bilim her şeyden önce niteliktir. Türkiye'de 1950'ler sonrasında iş başına gelen iktidarlar ise niceliğe önem verdi. Artık niteliğin önem kazandığı iktisadi bir ekosistem içerisindeyiz. Niteliksel sıçramaların yapılması gerekiyor. Mantar gibi gelişen, kalitesiz, apartman üniversitesi açmak değil. Kaliteli, nitelikli üniversiteler oluşturmak gerekiyor. Hiç kimse hamaset edebiyatı ile yer çekiminin yasalarından kurtulamadığı gibi 21. yüzyılda bilime saygısı olmayan toplumlar da huzur ve refah içerisinde yaşayamaz.

“Enseyi karartmamak lazım”

Kadın meselesi sadece insan hakları meselesi değil aynı zamanda iktisadi bir mesele. Kadınların toplam istihdam içerisindeki payları 2020 verilerine göre sadece yüzde 26. Erkek istihdamının yarısından az. Oysa kadınları ikinci sınıf varlıklar olarak gören toplumlar asla gelişemez. Onların yaratıcılığını kullanmayarak iktisadi gelişimi sağlayamazsınız.
Güven üzerine inşa edilen bir iktisadi hayatı kurmak önemli. Bunun için de öncelikle eğitimden başlayarak farkındalık yaratılması gerekiyor. Yeni bir ahlak meselesi asla muhafazakarlara bırakılmayacak kadar önemli. Seküler ahlakın olmadığı yerde sahici gerçek ahlak olmaz. İkinci yüzyılın iktisadı yalnızca yeni bir hayat üzerine değil, yeni bir ahlak anlayışı üzerine de inşa edilmeli. Enseyi karartmamak lazım. 21. yüzyıl için yeni bir vizyon küçük küçük nehirlerin birleşerek denize akması gibi dünyanın orasından burasından beslenecek.”
İklim göçü korkutuyor: “Geri dönülemeyecek noktaya gelecek”

“İkinci yüzyılda demokrasinin zamanı gelmiştir”

Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Sıtkı Şükürer “İkinci Yüzyıl Demokrasi Zamanıdır” başlıklı sunumunda, “Cumhuriyetin ikinci yüzyılı demokrasinin gerçek manada yürüyüşe geçiş zamanlarını çağırmaktadır. Tek tipleştirme ideolojisi artık ömrünü tamamlamıştır. Her özgüvenli toplum gibi bu tercihlerin yarattığı yüzleşmelerden kaçınamayız. İkinci yüzyılın birinci önceliği, ortak değerlerimizin çelişkilerimize çok daha ağır bastığını hissettirmektir. Yaşadığımız topraklarda demokratik bir bilinç içerisinde birlikte yaşama kıvancını hissederek, kimsenin hayat tarzına, beslendiği kültüre sınır koymaksızın, özgür, barış içinde yaşayacağımız ortak yurtseverliği sağlamaktır. Eksikliğimiz tüm kurum ve kurallarımızla beklediğimiz gecikmiş demokrasidir. Cumhuriyetin ikinci yüzyılı bu beklentinin başlangıç vuruşudur. Hiç şüphesiz demokrasi yürüyüşü sürekli bir çabayı gerektirir” ifadelerini kullandı.

Şükürer, “İkinci yüzyılda cumhuriyet demokrasiyle sarmalanacaktır ve zamanı gelmiştir. Tüm kurum ve kurallarıyla işleyen bir demokrasi bu ülke insanının hakkıdır. Beklentimiz, demokrasinin ılık güneşi bizlerin olduğu kadar bizleri yönetecek olanların da idrakine sinmiş olsun. Güzel günlerin ışığı, toprağa, tohuma, çocuklarımıza bereket getirsin. Bu mazlum coğrafyayı artık apaydınlık kılsın” şeklinde konuştu.

İklim göçü korkutuyor: “Geri dönülemeyecek noktaya gelecek”

“Gençlere umut verecek ikinci nesil toplum sözleşmesine ihtiyaç var”

Kongrede konuşan Gelecek Partisi Ekonomi Politikaları Başkanı Kerim Rota, gelir adaletsizliğine değinerek, gençlere umut verecek ikinci nesil toplum sözleşmesine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Dünyada en büyük ekonomik sorunun enflasyonun ardından, gelir veya servet dağılımı bozukluğu olduğunu vurgulayan Rota, servet dağılımı konusunda durumun gençler açısından vahim bir noktaya geldiğini, gençlerin bu kısır döngüden kurtulması için bir şeylerin yapılması gerektiğini kaydetti. 1981 yılı sonrasında doğan kuşağın gelir ve servete ulaşmasının artık daha da zorlaştığını ifade eden Rota, “Çünkü çok daha rekabetçi ve emeğin değerinin daha az olduğu dünyada yaşamak zorundalar. 1990 sonrası doğanlar için bu durum çok daha zor. Yoksul bir ailede doğan çocuğun yoksul olma ihtimali artık daha yüksek. 1980'lerde doğan bir çocuğun, ailesinden daha fazla para kazanma durumu yüzde 40'lara kadar düştü” diye konuştu.

“Mutlak yoksulluk geri döndü”

Yaşanan bütün olayların sonunda güven probleminin ortaya çıktığını belirten Kerim Rota, şunları söyledi:

“Devlete güven olmayınca da yatırımları finansa edecek tasarrufların vadesi de kısalıyor. Dünyada gelir ve servet dağılımı çok ciddi şekilde bozuluyor. Soğuk savaşın sonunda kurulan hayaller farklıydı. Çalışkan ve üretken olanların ödüllendirileceği bir dünya hayali kuruldu. Yüksek enflasyon sonunda 'bitti' dediğimiz mutlak yoksulluğun geri dönmesine neden oldu. Gelir adaletsizliği eğitimin vasatlaşmasına, istihdamın azalmasına ve reel ücretlerin düşmesine neden oldu. İyi eğitim alamayan gençler hayata bir sıfır yenik başlıyor. Gençlere umut verecek ikinci nesil toplum sözleşmesine ihtiyaç var. Bu sözleşmede kapsayıcı, katılımcı ve çoğulcu bir demokrasi olmalı.”
İklim göçü korkutuyor: “Geri dönülemeyecek noktaya gelecek”

“Pastayı büyütürken adil bölüşmeye ihtiyaç var”

Kongrede “Türkiye ve Dünyada Gelir Dağılımı, Dünyadaki Milli Gelirin Ülkelere Göre Dağılımı” başlıklı bir sunum yapan ekonomist Muhittin Bilget, 1980 yılından itibaren gelişmiş, yükselen ve Türkiye’nin de içinde olduğu gelişmekte olan ülkelerin dünya üzerindeki gelişme payını rakamlarla anlattı. Bilget, “Türkiye’nin son 40 yılında dünyadaki yerinde değişen bir şey olmamış. Yüzde 1’i görmemişiz. Demek ki bir şeyleri yanlış yapıyoruz. Pastadaki payımızı artırmak için artık yeni politikalara, yeni stratejilere ihtiyacımız var. Yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerdeki payımız yüzde 3,8’den 2’ye düşmüş. Yarı yarıya azalmışız. Üzerine düşmemiz gereken bir diğer konu da bu” diye konuştu.

Türkiye’de orta sınıf diye tabir edilen sınıfın yok olduğunu vurgulayan Bilget, “Türkiye olarak ikinci yüzyılda binde 8’lik payımızı yüzde 2’lerin üzerine çıkaracak ekonomi politikalarına ihtiyacımız var. Şimdiye kadar yaptıklarımızla olmadı. İkincisi de pastayı büyütürken geliri daha adil bölüşecek politikalara ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

İklim göçü korkutuyor: “Geri dönülemeyecek noktaya gelecek”

“Umudumuzu kaybetmeyeceğiz”

Kongrede konuşan Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer, “Bizim Mustafa Kemal Atatürk’e sözümüz var. Genç iş adamları olarak umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Bu topraklarda en büyük umudumuzun gençler olduğunu biliyoruz.” dedi.

Yelkenbiçer, “2010’dan sonra girişimcilik daha belirgin hale geldi. 2020 sonrası ise teknolojik yeniliklerle birlikte daha da gelişti. 2023 yılıyla birlikte ise teknolojik yatırımları daha da takip ederek girişimcilik yeniden gelişecek. Ekonomiyi baştan aşağı dizayn etmemiz gerek. Etkileri her an giderek artan iklim değişikliği ve afetlerin üstesinden gelmek için girişimciliği çıkış noktası olarak görüyoruz. Girişimcilik bir memleket meselesi, sürdürülebilir başarının anahtarı. Girişimcilik yalnız iş hayatında değil, sosyal girişimcilik ile de bizleri refah bir geleceğe taşıyacak.” diye konuştu.

İklim göçü korkutuyor: “Geri dönülemeyecek noktaya gelecek”

“Çocuklarımızın refahını artırmak istiyoruz”

UNICEF Türkiye Sosyal Politikalar Bölüm Başkanı Emre Üçkardeşler, kongrede “İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi Çocuk Çalıştayı” sunumunu yaparken, çocukları temsilen dört öğrenci sahneye çıkarak beklentilerini anlattı. UNICEF'in çalışmalarını anlatan Üçkardeşler, “Neden çocuklar” sorusunu sorarak, şöyle devam etti:

İklim göçü korkutuyor: “Geri dönülemeyecek noktaya gelecek”
“Bunun bizim için iki temel yanıtı var. Biri ahlaki boyutu. Çocuklar, çocuk olmaktan kaynaklı bir haklar rejiminin tam merkezindeler. Bir de işin analitik boyutu var. Çalışmalar bize gösteriyor ki, çocuklara yapılan sosyal, bireysel yatırım ülkenin geleceğine dair en verimli, en kıymetli yatırımı ifade ediyor. Bir yandan çocukların dokunulamaz haklarını korurken, diğer taraftan ülkenin geleceğine dair en temel insan sermayesi formasyonunu sağlamış oluyoruz.
UNICEF, 190 ülkede Çocuk Hakları Sözleşmesi doğrultusunda, uluslararası topluluğun, paydaşların ve devletlerin çocuklara verilen sözleri yerine getirmesi için çabalıyor. Çocukların refahını artırmak, tüm çocuklara tam potansiyellerine ulaşma olanağını sunmak için çeşitli ortaklıklarla çalışmalarımız sürüyor. Bütün çocuklar, kız, erkek, sığınmacı, kentte, kırda, hepsi UNICEF çalışmaları kapsamında. Çalışmalarımızda önceliği en dezavantajlı, en kırılgan kesimlere veriyoruz.”

İzmir Büyükşehir Belediyesi, UNICEF'in Türkiye'de çalıştığı 6 belediyeden biri.

İklim göçü korkutuyor: “Geri dönülemeyecek noktaya gelecek”

“Umutlu olmak için daha çok çalışmaya ihtiyacımız var”

Kahramanmaraş depremleri sonrasında önemli çalışmalar yapan STK’lardan İhtiyaç Haritası’nın Kurucusu Dr. Ali Ercan Özgür de, kongre kapsamında, “Çocuk Dostu Kentler, Çocuk Odaklı Bütçe ve Stratejik Plan” başlıklı sunum yaptı.

İhtiyaç Haritası’nı Türkiye’de unutulan kooperatifçilik temeliyle kurduklarını belirten Özgür, “İhtiyaç Haritası bir yardımlaşma kooperatifi. Kooperatiflerin düşüşe geçtiği dönemde dijital kooperatifleşme yolunu seçtik. İhtiyaç Haritası’nın kökeni de Anadolu’daki imece kültürü. Bu dünyada yalnız ama sosyal insanlara dönüştük. Dayanışma ve mahalle kültürünü yeniden var etme gibi bir çabamız var. Geleceğe umutla bakabileceğimiz bir yerde duruyoruz.” ifadelerini kullandı.

Depremler sonrasında tüm Türkiye’nin yardımlaşma için harekete geçmesi ve bunu bir sistemle yapmasının çok kıymetli olduğunu vurgulayan Özgür, “İkinci yüzyılda çocuklara, gençlere, kendimize güvenmeye ihtiyacımız var. Bunu yapabilmek için de katılmaya, gönüllü olmaya ihtiyaç var. Umutlu olmak için daha çok çalışmaya ihtiyacımız var. Tek dileğimiz umutlu olmak, çalışmak ve gönüllü olmak” diye konuştu.

İklim göçü korkutuyor: “Geri dönülemeyecek noktaya gelecek”

“Atatürk Türkiye’nin ilk büyük girişimcisidir”

Çalışmalarında Osmanlı ve modern Türkiye Cumhuriyeti tarihine odaklanan Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şaduman Halıcı da, İzmir İktisat Kongresi’nin önemine dikkat çekti.

Halıcı, “Mustafa Kemal için her şeyi söyleyebilirsiniz. İyi bir asker, muhteşem bir devlet adamı diyebilirsiniz. Ama kanımca Mustafa Kemal Atatürk Türkiye’nin ilk büyük girişimcisidir. Hayal kurmuştur, hayallerini uygulamaya koymuştur. Krizleri fırsata çevirmiştir. Ama en önemlisi yol arkadaşlarını doğru seçmiştir” dedi.

İklim göçü korkutuyor: “Geri dönülemeyecek noktaya gelecek”

“Daha iyi bir yüzyılı yaşamak için elimizden geleni yapmalıyız”

İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nde konuşan Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erol Köroğlu, Cumhuriyetin ikinci yüzyılının önemsenmesi gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

“Daha iyi bir yüzyılı yaşamak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Daha farklı bir Türkiye için eleştirel okurlar yetiştirmeyi başarmalıyız. Gençlerimizin bunu yapabilmesini sağlayabilmemiz lazım. O zaman ideolojik yönelimlere, politik taraflara göre temelsiz görüşleri birbirine dayatmayı terk edecek ve temelleri daha sağlam, kanıtlarla desteklenen yorumlar üretecek bir gençlik yetiştirebiliriz. Bu sayede insan sermayesi çok daha farklı ve olumlu yönlere ulaşacak. Bunu gerçekleştiremediğimizde, zekâlarını körelttiğimiz gençler, eleştirellikten uzak ve adata kör dövüşünü andıran bir iletişim alanını gün geçtikçe daha fazla büyütüyor hale gelecekler.
Bu durumun zararlarını kendimizde gördük. Kendi başarısızlıklarımızı biliyoruz. Bunları giderme yolunda çaba harcamadığımızda her şeyin nasıl daha kötüye gittiğini de biliyor ve gözlemliyoruz. O zaman anlama, yorumlama ve anlamlandırmaya öncelik veren beşeri bilimler eğitimini yeniden düşünmeliyiz. Bu konuda verilecek hiçbir emek, yapılacak hiçbir harcama boşa gitmiş olmaz.”
İklim göçü korkutuyor: “Geri dönülemeyecek noktaya gelecek”

Enflasyon global bir problem mi?

Kongrede çevrimiçi olarak “Türkiye Ekonomisinde Doğru Bilinen Yanlışlar” başlıklı bir sunum yapan Koç Üniversitesi öğretim üyesi iktisatçı Prof. Dr. Selva Demiralp, Türkiye ekonomisinin bugününde doğru olarak bilinen veya doğru olduğuna yönelik kamuoyu yaratılmaya çalışılan enflasyon, ekonomik büyüme, faiz politikaları, üretim ve enflasyon dengesi, cari açık sorunu, enflasyonla mücadele politikası gibi konuları bilimsel bakış açısı ve verilerle açıkladı. Demiralp, şunları söyledi:

“Çıplak gözle göremediğimiz şeyleri açıklayabilmek için iktisat bilimi vardır. Son dönemlerde, enflasyonun global bir problem olduğuna yönelik söylemler var. Verilere baktığımızda evet bir global enflasyon var. Yüzde 5 oranında enflasyon yaşayan ülkeler, bunu problem olarak değerlendirip önlemler alıyorlar. Ancak bu bizim yaşadığımız enflasyonu diğer ülkeler de yaşıyor demek değil. Miktara baktığımız zaman karşılaştırılamayacak farklar görüyoruz.  Yine pandemi ve Rusya-Ukrayna savaşının enflasyona etki ettiğine dair söylemlerin de rakamlarda analizini görebiliyoruz. Bizim enflasyon problemi yok dediğimiz dönemde bile pandemi sonrası tüm dünyanın enflasyon var dediği rakamların üzerinde kalıyor. Biz enflasyona izin verdiğimiz zaman değil, enflasyonla mücadele ettiğimiz zaman yüksek büyüme rakamlarını yakalıyoruz” diye konuştu.

“Acı reçete” söylemi!

Ekonomide acı reçetenin maliyeti, enflasyonun maliyetinden fazladır gibi bir algı var Türkiye’de. Bunun için biz acı reçeteyi ödemeyelim, enflasyona izin verelim düşüncesi yanlış. Acı reçete ekonomiyi yavaşlatıyor, istihdamı azaltıyor bu doğru. Enflasyona izin verirsen, enflasyonun ekonomi üzerindeki daraltıcı etkisi daha fazla. Enflasyon sadece bugünkü talebi kısmakla kalmıyor. Yatırım iştahını azaltarak geleceğe dönük üretim kapasitesini de yavaşlatıyor. Yatırımlar bizi torunlarımıza, diğer kuşaklara bağlayan köprü anlamında. Bugün az yatırım demek onların daha az istihdam edilebilmesi demek.
Bu kongrenin teması yürüyüşe davet. Ekonomide bundan sonrasında bizi kolay bir yürüyüş beklemiyor. Ama bu bizi yıldırmamalı. Çünkü yaşadığımız ekonomik problemler, dünyanın başka yerlerinde yaşanmamış, çözümü bilinmeyen sorunlar değil. Zor da olsalar çözümü biliyoruz. Bu yolda başarıyla yürüme kapasitesine ve gücüne sahibiz. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.”
İklim göçü korkutuyor: “Geri dönülemeyecek noktaya gelecek”

“Yüzyılın enkazını devralacağız”

İYİ Parti Ekonomi Politikaları Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı ekonomist Prof. Dr. Bilge Yılmaz, “Türkiye için Kalıcı ve Kapsayıcı Büyüme Rotası” başlığıyla yaptığı sunumda, “Türkiye’yi karış karış geziyoruz. Süreç içerisinde şartlara şahit oldum. Abartmak istemiyorum ama yüzyılın enkazını devralacağız. Özellikle gençler umutsuz. İlk önce bunu reddetmek gerek. Bu reddedilecek bir şey. Umutsuzluğa, yenilgiye yer yok. Mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

Yılmaz, “Problemleri doğru tespit etmezsek çözümü de bulamayız. Bilimle inatlaşırsanız kaderiniz bu olur. Çözümler bilim çerçevesinde zor değil. Kendi istikrar programımızı kendimiz yazacağız. Temel ilkelerimizde cesur ve kararlı olacağız. Her konuda işin ehliyle çalışacağız. Bu takım Türkiye’de var. Herkes elini altına taşı koyacak ve tüm karamsarlıkların altından kalkacağız. Her ihtimali başından düşünüp iyi tasarlanmış politikalar uygulayacağız. Dar ve orta gelirli yurttaşları koruyacağız. Başarılı olmak için bilimin rasyonel düşüncenin yolundan ilerleyeceğiz” şeklinde konuştu.

“Türkiye’de rant sağlayan, rant dağıtan bir sistem var”

Kim seçimi kazanırsa kazansın düzenin değişmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Yılmaz, şöyle devam etti:

“Veriye dayalı bir ekonomi politikasına geçmek zorundayız. Doğru alanlara doğru yatırımcılar çekildiği halde ülke refaha kavuşur ve bu gelir adaletli dağıtılırsa ülkede adalet sağlanır. Türkiye’de kanunlar, kurallar tekrar çalışacak. Sadece ekonomik değil, ticari ve ülke refahı için bu şart. Yolsuzluk düzeni sona ermek zorunda. Türkiye’de rant sağlayan, rant dağıtan bir sistem var. Türkiye’den kaçırılan kaynakların takipçisi olacağız. İnsanları üretime, milli geliri artırmaya yönlendirmek gerek. Rant, yoksulluğun sürdürülmesi için kullanılıyor.

“Tarım desteklerinin cevabını hemen alabiliriz”

Doğru teşviklerle tarımı kalkındırmak gerekiyor. Tarıma yapılan desteklerin cevabını hemen alabiliriz. Teşvik politikaları vatandaşların milli gelirini artırmaya destek verir. Onları daha zengin yapacak, fakirleştirmeyecek teşvikler verilmesi gerek. Tarımda, sanayide atılımlar yapacağız ama kısa vadede başka avantajları kullanmamız gerek. Kimsenin sabrı kalmadı. Türkiye Avrupa’nın yanı başında, hızla ilişkilerimizi düzelteceğiz. Uluslararası güvenlik problemlerimizi çözüp yüksek üretkenliğe geçeceğiz.
Kalıcı refah için verimliliğin artırılması gerekiyor. İşgücüne katılımla çalışmak isteyen herkese iş sağlanacak. Son yıllarda Türkiye’de çok üniversite açıldı ama beceri noksanlığıyla sonuçlandı. Bu olayın önüne geçirilip bitirilmesi gerek. Kaynak ustası ülkemizde mühendisten iki kat daha fazla para verilse dahi bulunamıyor. Burada bir yanlışlık var. ÖTV gibi vergilerle dar gelirli vatandaşlar cezalandırılıyor. Vergi adaleti önemli. Orta sınıfı ezdirmeyeceğiz. Sürdürülebilir yoksulluk tasarlanmamalı. Ülkede uzmanlaşmanın bir kıymeti yok. Maddi olarak bir yarar sağlamıyor. Bunun da değiştirilmesi gerek. Geleceğimiz çok parlak. Hiç kimse umutsuz olmasın.”

 

18 Mar 2023 - 13:13 İzmir- Çevre


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.