Dünyaca ünlü fizikçiden gelecek senaryoları!

İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nde yakın geleceği anlatan dünyaca ünlü teorik fizikçi Prof. Dr. Michio Kaku, çok önemli gelişmelerin yaşandığını söyledi. Kaku, “2050 yılında çocuklarımız ve torunlarımız beşinci dalganın enerjisini kullanacak. Yıldızlar arası seyahat mümkün olacak. Bütün bilgiler gözünüze taktığınız lenste saklı olacak. DNA teknolojisi sayesinde kanser ortaya çıkmadan tedavi edilebilecek. Aşırı alkol tüketenler için yeni bir karaciğer geliştireceğiz” dedi.

Dünyaca ünlü fizikçiden gelecek senaryoları!
Dünyaca ünlü fizikçiden gelecek senaryoları!
+11
Haber albümü için resme tıklayın

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ve “Yeniliğe Davet” sloganıyla tüm Türkiye’yi geleceği inşa etmeye çağıran İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi, ikinci gününde de “Vicdana Davet” oturumunda uzman ve konuşmacıları ağırladı.

Dünyaca ünlü fizikçiden gelecek senaryoları!

“İnsanlarımız çökmüş ve yozlaşmış sistemin altında kaldı”

Oturumda konuşan gazeteci-yazar ve iktisatçı Uğur Gürses, yakın tarihten örnek vererek, şunları söyledi:

“Türkiye, cumhuriyetin ikinci yüzyılına, 2023’e girerken önemli bir kırılmaya tanık oldu. Ekonomik, toplumsal ve siyasal olarak sürdürülemez bir eşikteydik. Malum son çeyrek yüzyılda yaşadığımız kriz vardı. Devasa bir yıkım getiren depremle bu kırılma toplum nezdinde derin bir sorgulamayı da gündeme taşıdı. Yaşanan darbeler ve 2010’lu yıllarda da otokratik tek adam rejimine evrilen bir sürece tanık olundu. Kendi bahçesini bir türlü toparlayamayan bu yüzden de giderek zaten güdük olan demokratik değerleri ve hukuku kuruyan bir siyasal zemin ile tüm kaynaklarını tüketen bir ekonomik tablo ortaya çıktı. Kurum ve kuralları çökerten, altını boşaltan yozlaşmış bir yapı kaldı ortada tam yüzüncü yılda. Şubat başında karşılaştığımız yıkıcı depremde bu çökmüş ve yozlaşmış sistemin altında kaldı insanlarımız.

“Şimdi uzlaşma ve yeni bir sözleşme zamanı”

Aynı döngüler içinde mesafe almak olanaksız. Tanık olduğumuz kırılmalar ikinci yüzyılında cumhuriyetin ana payandalarının güçlendirilerek yenilenmesi gerçeğini ortaya çıkardı. Aklı selim toplumlar her kırılmadan kendisine ders çıkarır, nelerin yanlış yapıldığıyla yüzleşip yeni bir yapı kurar. İkinci yüzyılda tesis edilmesi gereken en önemli unsurun yüzleşme olduğu çok açık. Yüzleşmenin de en önemli iki unsuru; kayıtsız şartsız şeffaflık ile hesap sorma, hesap verme kanallarının sonuna kadar açık olmasıdır.
Yeni bir gelecek tasarımı için yeni bir eşik atlanmak zorunda. Bu eşik de toplumsal uzlaşma, eşit yurttaşlık ve yeni bir toplumsal sözleşmenin tesisi gereğidir. Türkiye’de çoğumuz geride kalan yüz yılda neyin olmayacağını deneyerek ve yaşayarak sancılı dönemlerden geçerek öğrendik. Şimdi uzlaşma ve yeni bir sözleşme zamanıdır. Yeni bir genel seçime yaklaşırken farklı mahallelerin uzlaşısının sağlanabiliyor olması ikinci yüzyılın önemli bir eşiği olarak kayda değerdir. 2023’te yeni bir ekonomik modele ihtiyaç duyulduğu da çok açıktır.”
Dünyaca ünlü fizikçiden gelecek senaryoları!

“Geriye dönüş noktasına geldik”

Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Çağlar Keyder ise “Değişen Dünyada İktisat Politikası” başlıklı sunumunda, Türkiye'nin şu anda olduğu yerin çok önemli olduğunu vurguladı. Keyder, “Yeni bir kulvara geçmek çok da anormal olmayacak, çünkü bütün dünya yeni bir kulvara geçmek durumunda gibi görünüyor. O yeni kulvar da 1980'lerde başlayan neoliberal düzenin hedef olarak aldığı, ortadan kaldırmaya çalıştığı devletin önceliğiydi. Yani sermayenin bir seçimi diye düşünüyoruz neoliberalizmi. Fakat neoliberalizm devlete karşı bir ideolojiydi” dedi. Neoliberalizmin devleti küçültmeyi hedeflediğini söyleyen Prof. Dr. Keyder, şöyle devam etti:

“Devletin elindeki bütün kaynakları almak gibi amaçları var. Devlet bu çerçevede hakikaten yenildi. Eskiden yaptığı bazı önemli şeylerden vazgeçmek zorunda kaldı. Devleti ortadan kaldırma projesi başarıya ulaştı. Öyle bir duruma geldik ki bütün dünyada olup bitenlerin bir kısmı global, kimsenin iradesinde değil. Bir kısmı daha iradi şekilde ortaya çıkıyor. Ama uzun süre devam eden neoliberal düzenin, dengelerin bir şekilde geri dönmesi noktasına geldik. Çünkü neoliberal olay sadece kendi içerisindeki çelişkilerden dolayı değil, aynı zamanda iklimle ilgili sorunlar da yaratıyor. Büyük sorunlar ortaya çıkarmaya başladı. Büyük sorunlar içerisinde yoksulların çok daha yoksullaşması, işçilerin bütün güvencelerini kaybetmesi gibi durumlar da var. Bütün bunların hepsini birleştirdiğimiz zaman geriye dönüş noktasına geldiğimizi gözlemliyorum.

İklim krizine dikkat çekti

2008’den sonra iklim değişikliği olayı ön plana çıkmaya başladı. Ekonominin de üstünde bir takım sorunlar olarak ortaya çıkmaya başladı. Bu kaygıların ortaya çıkması iyi bir şey. Ama diğer taraftan da insanlar durumdan rahatsız. Ne olacak kaygısı var. Burada devletin yapması gereken bir şeyler var. Toplumsal kaygı olarak bu durum ortada duruyor. Türkiye'de çiftçiler şu anda bir yandan topraklarını bırakıyor. Ne yapacaklarını bilmiyorlar. Obruklar var, toprak çöküyor. Kuraklık söz konusu. Devletin de bu konuda 'İklim değişikliği konusunda şunu yapın' diyecek bir durumu yok. Bu, büyük bir sorun. Bu, bütün dünyada yaşanıyor.”

“Devletin güçlenmesi lazım”

Türkiye'nin kendiliğinden bir dönüm noktasında olduğunu anlatan Keyder, çözüm önerilerini de şu şekilde özetledi:

“Dünya konjonktürüne uygun şekilde Türkiye'de de aynı dönüşüm mümkün. Somut olarak devletin güçlenmesi lazım. Sadece mali anlamda güçlenmesinden söz etmiyoruz. Devlette çalışmanın istenilen, arzulanan bir şey olması gerekiyor. Saygın bir şey olmalı. Eğitimli insanların yurt dışına gitmesini engellemek lazım. Genelde bir liyakat olayı önemli. Bütün bunları ayakta tutacak olan bir zihniyet meselesi.”
Dünyaca ünlü fizikçiden gelecek senaryoları!

“Aklın ve bilimin yönüne dönelim, önümüz açık”

Kongrede konuşan Bilkent Üniversitesi'nden iktisatçı Prof. Dr. Ali Hakan Kara, 2001 yılında dibe vurulduğunu, dünyanın en yüksek üçüncü enflasyonuna sahip olunduğunu söyledi. Kara, şunları kaydetti:

“Gelinen noktada 2001'e geri döndük. Dünyada dördüncü en yüksek enflasyona sahibiz. Bir dönem başarı elde ettik, enflasyonu düşürdük ama devam ettiremedik. 100 yıllık dönemden ne ders çıkarabiliriz diye bakarsak finansal istikrar konusunda; basiretli bir para politikası, fiyat istikrarı için ön şart. Merkez Bankası'nın araç bağımsızlığı kritik. Son yıllarda gördüğümüz gibi, siyasi otoritenin de toplumun da bunu benimsemesi gerekiyor. Bu yetmez, diğer kurumların da para yaratma yetisinin de sınırlandırılması lazım. Kamu bankalarının asıl işlevlerine dönmesi, bütçe disiplini ve mali açıdan önemli. Sadece enflasyonu indirelim, Merkezi Bankası bağımsız olsun, bütçeyi de sıkalım enflasyonu düşürelim şeklinde bir yaklaşım kalıcı olmayabiliyor. Arka planda sürdürülebilir istikrarlı yapı da önemli. Makro finansal dengesizlikleri de gözeten yapıya ihtiyaç var.
Çözüm ne diye sorarsanız; verimlilik artışı ve üretkenlik artışına odaklanmamız lazım. Üretim değil verimlilik. Bu çok önemli. Yeni yüzyılın da temel mottosu bu olmalı bence. Değer artışına odaklanmamız lazım. Verimlilik o kadar da kolay bir şey değil, içine her şey giriyor. Kurumsal yapılanmadan tutun, kurumların ve kuralların yeniden yapılanması, hukuk sisteminden eğitim sistemine kadar olan bir yelpazede reform yapmak gerekiyor. Beşeri sermaye, teknoloji gelişimi gerekiyor. Kamunun kapasitesini artırmak lazım ki kaynakların etkin dağılımını sağlasın. Zor şeyler bunlar ama kolay lokma da kalmadı. Çünkü gelecekteki refahın bir kısmı da hatta harcandı. Dolayısıyla artık zor işler yapmak gerekiyor. Yapamazsak bir yüzyıl değil bin yıl da geçse bu problemleri konuşmaya devam ederiz. Türkiye bunları yapabilecek kapasitede mi diye sorarsanız ülkenin birikimi, coğrafi konumu, kültürel birikimi beşeri sermayesi bunları yapmak için yeterli. Yeter ki birbirimizle kavga etmeyi bırakıp önümüze bakalım. Aklın ve bilimin yönüne dönelim, önümüz açık.”
Dünyaca ünlü fizikçiden gelecek senaryoları!

Yeni siyaset için ana kavramlardan biri, vicdan!

Siyasal iletişim uzmanı Dr. Gülfem Saydan Sanver ise konuşmasında, yeni siyaset yazılırken ön planda tutulması gereken ana kavramlardan birinin vicdan olması gerektiğini söyledi. Sanver, “Vicdan önemli bir kavram, kültürel bir kavram. Eski siyasetin bizi getirdiği nokta ortada. Dünyada da Türkiye’de de ortada. 33 ilde kadın vekilimiz yok. 81 il içinde 3 ilde kadın vali var. Bu rakamları görüp vicdanımızın sızlamaması mümkün değil” dedi.

Dünyaca ünlü fizikçiden gelecek senaryoları!

Prof. Ash: “Türkiye büyük ve bağımsız bir güç”

Oxford Üniversitesi'nde Avrupa çalışmaları alanında görev yapan tarihçi-yazar Prof. Dr. Timothy Garton Ash, İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi'ne çevrimiçi katılarak, “Şimdinin Tarihi İçerisinde Türkiye” başlığıyla bir konuşma yaptı. Birçok ülke için yaptıkları ankete değinen Ash, “Ankette hangi ülkelerin gerçek demokrasi yakınlığını sorduk. Hindistan'da bu oran yüzde 54, Çin'de ise yüzde 77 olarak çıktı.  Türkiye'ye baktığımız zaman sadece yüzde 37'lik bir oran vardı.  Türkiye ve Hindistan için sonuçlar ilginç. Yeni güçlerin ortaya çıktığını görüyoruz. Her iki ülkenin büyük güçler olarak geçmişleri var. Bunlara baktığımız zaman Türkiye büyük bir güç olarak tanımlıyoruz” dedi.

Ankette Türkiye'deki yurttaşların yüzde 73'ünün Avrupa Birliği'nin gerekli bir ortak olduğu yönünde yanıt verdiğini açıklayan Timothy Garton Ash, şunları söyledi:

“Yine yüzde 65'i ABD'nin bir müttefik ya da gerekli bir ortak olduğunu söyledi. İngiltere için daha az bir rakam verildi. Çin'in yüzde 55'i bir müttefik olduğu sonucu çıktı.  Şaşırtıcı şekilde yüzde 69'u Rusya'nın gerekli bir ortak olduğunu söyledi. Rusya ve müttefikliğe baktığımız zaman ABD ile aynı. Bir tarafta Rusya ve Çin var. Burada Türkiye'nin yüzyıl önce yaptığı seçimlerle ilgili olarak; umuyorum ki bu yaz da benzer seçimler yapabilecek.
Türkiye'nin bağımsız bir güç olduğunu düşünüyorum. Atatürk 'Kimseden ziyade kendimize benzeriz' diyor. Batı açısından baktığımızda; ulusal bir çıkar söz konusu. Bu şekilde bunların hizalandığını söyleyebiliriz. Demokratik dünyada, NATO'da bunu görüyoruz ama AB ile yakın ilişkide de bunu söyleyebiliriz.

“Türkiye, batı ile bağlanıyor”

AB kendisini yeni bir yapıya aldı. Burada sadece Batı, Balkanlardan bahsetmiyoruz. 1989'dan sonraki durumdan bahsediyoruz. Stratejik ortaklık, yakın ilişkinin AB ile kurulması gerekiyor. Jeostratejik olarak düşünüldüğünde dünyaya baktığımızda süper güçlü Çin'in ortaya çıktığını görüyoruz. Burada büyük güç olan Hindistan, Güney Afrika, Brezilya, Endonezya'yı görüyoruz. Jeostratejik olarak Türkiye'nin batı ile bağlandığını görebiliyoruz. Türkiye bu noktada büyük ve bağımsız bir güç, NATO'nun bir parçası olduğunu, güçlü stratejik bir şekilde AB ile ortaklık kurduğundan bahsedebiliriz. Türkiye'nin 100 yıl önce, cumhuriyetin kurulduğu dönemde olduğu gibi  'aslında ne tarafa gideceğinizi biliyorsanız her yol iyidir' diye bir söz var. Bu çok iyi bir söz. Bizim ne yöne gideceğimizi bilmemiz gerekiyor.”
Dünyaca ünlü fizikçiden gelecek senaryoları!

“Ekonomik ve insani yıkımın içindeyiz”

TED Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayça Tekin Koru ise “Küreselleşmeyi Yeniden Düşünmek” başlıklı sunumunda, küreselleşme ve etkilerine değindi. Kontrolsüz küreselleşmenin risklerine işaret eden Koru, yeni ekonomik krizlere hazır olunması gerektiğinin altını çizdi.

Ülke olarak hem ekonomik hem insani bir yıkımın içinde olduğumuzu vurgulayan Koru, “Afet ve felaket farklı şeyler. Bunları eş anlamlı gibi kullanıyoruz fakat değil. Deprem, sel, tsunami, orman yangınları ya da kuraklık gibi doğa kaynaklı veya nükleer sızıntı, biyoterör gibi insan kaynaklı afetler vardır. Bunların bir kısmı kaçınılmazdır, bir kısmı önlenebilir. Bu afetlerin iyi yönetilememesi felaketle sonuçlanır. Yani felaket kader değildir. Felaketler toplumun üzerinde etkili olan dışsal, öngörülemeyen olaylardan ziyade iktisadi, siyasi ve toplumsal dinamiklerin yönetilememesinden kaynaklanan kalkınma sorunlarının tezahürüdür” dedi.

“Ticarette milli hasıla payımız geriye gitmiş”

Türkiye’nin son 40 yıllık ekonomik durumundan örnekler sunan Koru, “Uluslararası ticaret karnemize baktığımızda Türkiye’nin bu süreçte ticari açıklığı etkileyici bir biçimde 8’e katlanıyor. Buradaki önemli eleştiri; ihracat büyümesinin ithalattaki büyümeye bağlı olması ve bunun yarattığı cari açık sorunu. Son kırk yılda ihracata konu olan mallar daha rekabetçi hale geliyor. 1979’da yüzde 0.15 dünya ihracatındaki payımız 7 kat artarak yüzde 1.05’e çıkıyor. Aynı dönemde dünya gayri safi yurt içi hasılasından (GSYH) aldığımız pay yüzde 0,89’dan yüzde 0,84’e geriliyor. Aslında çok da iyi bir şey yapmamışız. Ticarette kendi çapımızda çok genişlemişiz. Milli hasıla payımız bırakın yerinde saymayı, geriye gitmiş” ifadelerini kullandı.

Dünyaca ünlü fizikçiden gelecek senaryoları!

“Yoksulluğa sadece gelir üzerinden bakılmamalı”

“Onurlu Yaşam ve Yoksulluk” başlıklı konuşmasında yoksulluğa sadece gelir üzerinden bakılmaması gerektiğini vurgulayan CHP Yoksulluk Dayanışma Ofisi Koordinatörü Hacer Foggo da, şunları söyledi:

“Yoksulluk bir erişmeme hali, sesini duyuramama hali. Aynı zamanda onurlu ve özgür bir yaşama erişememe hali. Çalışma hakkınız yoksa eğer, gıdaya erişiminizi de engelliyor, çocuğunuzun eğitim hakkını da engelliyor. Aslında hepsi iç içe. Aynı anda birden fazla yoksulluğa maruz kalıyorsunuz. Bir erişememe hali, çünkü kolay kolay durumunuzu değiştiremiyorsunuz. İşten çıkartıldığınız için intihar eden insanlar var. Yoksulluğa çok boyutlu bakmak gerekiyor. Umarım önümüzdeki dönemde yoksullukla ilgili sosyal politikalara çok boyutlu yoksulluk ölçümleriyle bakacağımıza inanıyorum.
Sadece gelir üzerinden değil, insan hakları temelli yoksulluk politikasıyla ancak yoksulluğun önlenebileceğine inanıyorum. İnsan haklarına dayalı bir yaklaşım, kadını, çocuğu, yaşlıyı, engelliyi hizmet alan her bir bireyi her şeyin merkezine koyar. Bizi çok bürokratik ve çok hesaplı olmaktan uzak tutar. Öncelik insan hakkıdır.

“Bu korkuyu yeneceğiz”

Yoksulluğu bitirecek olan tek şey, yoksulluk içinde mücadele edenleri dinlemek ve anlamaktır. Dinlediğiniz zaman aslında onlar neler yapılması gerektiğini söylüyorlar. Yurttaşlarımız kreşi 5 kilometre uzakta değil, terlikleriyle gidecekleri bir yerde istiyor. O nedenle katılım çok önemli. Yoksulluk aynı zamanda görünmemektir, endişedir, korkudur. Biz bu korkuyu yeneceğiz. Politika yapıcıların net bir sosyal politika ve yoksulluk politikası düzenlemesi gerekiyor. Yoksulluğa çok boyutlu bakmak gerekir. Eğitim, sağlık, gıda güvenliği, yaşam standartları, gelir kaynakları ile gelir elde etme yetenekleri olmak üzere 5 boyutta değerlendirilmeli.”
Dünyaca ünlü fizikçiden gelecek senaryoları!

Daha Yaşanabilir Bir Türkiye İçin 7 Mesele 7 Reçete!

Kongreye çevrimiçi katılan Davranış Bilimi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Şirin, “Daha Yaşanabilir Bir Türkiye İçin 7 Mesele 7 Reçete” başlıklı sunum yaptı.  Türkiye’nin tarihindeki birkaç sefalet döneminden birini yaşadığını belirten Şirin, 2015 yılındaki 7 Haziran seçimlerinin kırılma niteliğinde olduğunu ifade etti.

Kadın ve gençlerin istihdama katılımda sıkıntı yaşadığını vurgulayan Şirin, “İstihdama katılımda erkeklerin sıkıntısı yok. Müdahale etmemiz gereken alan kadınların istihdama katılımı. İtalya, Yunanistan, İspanya, Fransa Türkiye’ye benziyor diyebilirsiniz. Bu çok yanıltıcı. Oralarda ortalarda genç yok. Nüfus yapılarımız bir değil. Türkiye’de genç çok. Bizdeki ev gençlerinin sayısı Norveç nüfusuna eşit. İşsiz olanlardan söz ediyorum. Önümüzdeki dönemde bu kadar genç nüfusumuz olmayacak. Şimdiki gençleri çok iyi eğitip istihdama sokamazsak bu gençler yaşlandığında onların yerine ekonomiyi yürütecek genç kuşak gelmeyecek. Övündüğümüz gençlerin kaynağı kuruyor” dedi.

Eğitimde kırılma yaşandığını, kadınların 20-30 yıl öncesine kadar maruz kaldığı cinsiyet ayrımcılığının aşıldığını aktaran Şirin, “Kadınların eğitime katılmasında ciddi bir fark var. Biz bunu aştık. Kardelen Hareketi’yle, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği gibi kuruluşlarla aştık. Kadınlar okuyor. Eğitimde başardığımızı istihdamda yeniden başarmamız lazım” diye konuştu.

Dünyaca ünlü fizikçiden gelecek senaryoları!

“Rant değil, insan merkezli kalkınma”

İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi'nde konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, geleceğin Türkiye’si için hayata geçmesi gerekenleri anlattı. Deprem felaketinden bahseden ve bilimin ışığından gidilmesi gerektiğini belirten Turan, “Geleceğin Türkiye’sinin en önemli özelliği, rant değil insan merkezli kalkınma olmalı. Toplum olarak ortak anlayışa varmamız gerektiğine inanıyorum. Zaten ekonomik kalkınmanın esas amacı insanların refah ve mutluluğunu yükseltmek olmalı” dedi. Gelecek Türkiye hayali sorulduğunda verdiği yanıtı aktaran Turan, şöyle devam etti:

“Ekonomik istikrarı sağlamış, yatırım ortalamalarını öngörülebilir kılmış, enflasyon sorununu geride bırakmış, makro ekonomik dengeleri güçlü, iyi iş imkanları yaratan, refah seviyesi yüksek bir Türkiye istiyoruz. Aynı anda gelir adaletinin tesis edildiği, bölgesel farklılıkların giderildiği, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı, dil, din, mezhep, ırk, köken ayrımı olmadan herkesin eşit ve özgür yaşadığı, kalkınma sürecinde kimsenin geride bırakılmadığı adil bir toplumsal yapıya sahip olmasını diliyoruz. Ekosistemin dengesinin gözetildiği, karbon nötr kalkınmanın başarıldığı, yeşil bir vatanı gelecek kuşaklara miras bırakabilmesini, diplomasi ve işbirliği ile rol model olan, AB entegrasyonu başta olmak üzere batı dünyası ile ilişkilerini güçlendiren, uluslararası hukuka ve sözleşmelere bağlı olması gerektiğini söylüyoruz.

“İnsana yatırım yapmalıyız”

Geleceğin Türkiye’sini insanı merkeze koyarak inşa edeceğiz. İnsana yatırım yaparak, tüm vatandaşlarımız için insani gelişme, yetkinleşmeyi hedeflemeliyiz. Bilim teknoloji ve inovasyonu esas almalı, tüm süreçlerde bilimsel aklı hakim kılmalıyız. Geleceği inşa etmekte kurum ve kuralların önemi konusunu yaklaşan seçimlerde dikkate alarak açmak istiyorum. Yönetişim sistemimizde hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, bir arada yaşamayı, birlikte gelişmeyi, eşit vatandaşlığı nasıl sağlayacağımızı kurum ve kurallarını oluşturmalıyız. Toplumun farklı kesimlerinin ekonomik ve siyasi sürece etkin ve adil bir şekilde dahil olabilmeleri için cumhuriyet değerleriyle demokratik değerleri mutlaka birlikte güçlendirmemiz gerekiyor. Arzu ettiğimiz huzur, barış, istikrar ve refah toplumu ancak demokratik ölçüler içinde her kesimin temsil edilebildiği bir meclis ile mümkün olur.
Türkiye'nin büyük bir potansiyeli var. Aslolan en ağır sorunları bile meşru zeminde tartışarak çözüm üretebilmektir. Bu bilinçle hareket etmek zorundayız. Hukukun üstünlüğünü ve yargı bağımsızlığını sağlamalı, denge ve denetleme mekanizmalarını çalıştırmalı, çoğunlukçuluğu değil çoğulluğu esas almalı, ifade özgürlüğünü tam olarak tesis etmeli, kamuda hesap verebilirliği yerleştirmeli, atamalarda liyakatı esas kılmalı, özerk kurumların bağımsızlığını güvence altına almalıyız. Bunları sağladığımızda Türkiye'nin potansiyelinin bizi ikinci yüzyılımızda bambaşka yere taşıyacağına inanıyorum. Türkiye ikinci yüzyılına güçlü bir potansiyelle giriyor. El ele vererek, bu potansiyeli hayata geçirebileceğimize, çok daha güzel bir gelecek kurabileceğimize inanıyorum.”
Dünyaca ünlü fizikçiden gelecek senaryoları!

Dünyaca ünlü fizikçiden gelecek senaryoları!

City University of New York’tan dünyaca ünlü teorik fizikçi Prof. Dr. Michio Kaku, “Türkiye-Gelecek 50 Yıl” başlığı altında yakın gelecek hakkında konuştu. Yıldızlar arası seyahatin mümkün olacağını bildiren Kaku, şunları söyledi:

“2050 yılında çocuklarımız ve torunlarımız beşinci dalganın enerjisini kullanacak. Yıldızların gücünden bahsediyoruz. Aklın gücünü göreceğiz. İnternetin yerine başka bir şey geçecek. Beyin net olacak. İnternet nöronlar şeklinde olacak. Gelecekte siber gerçeklikte yaşayıp çalışacağız. Oturduğunuz masadan birçok şey yapacaksınız. Gelecekte tüm çalışmalar zihni olacak. Hayallerimizi yazıcıdan çıkarabileceğiz.

“Bütün insani bilgileri bir göz kırpma ile elde edeceksiniz”

Avatarlara baktığımız zaman aklımızdan çıkacak imajlar gerçeğe dönüşecek. İnternet, bütün insan bilgisi gözünüze taktığınız lenste saklı olacak. Gelecekte üniversite öğrencileri gözlerini kırpacak ve bütün sınav sonuçlarını kontak lensimde göster diyecek. Gözünüzdeki lenste tüm bilgiler istediğiniz dile tercüme edilecek. Göz lensleri bir bilim kurgu değil. Zaten var. Gelecekteki iletişim şeklimiz bu şekilde olacak. Bu çok faydalı olabilir. Gelecekte kiminle ne konuştuğunuzu bileceksiniz. Bunu her dilde yapabileceksiniz. Bütün insani bilgileri bir göz kırpma ile elde edeceksiniz.

“Yeni bir karaciğer geliştireceğiz”

Gelecekte bilgisayarların yerini kuantum bilgisayarlar alacak. Bu bilim kurgu değil. Bunlar bütün bilinen kodları kırıyor. Biz bunu her şey için kullanacağız. Gelecekteki bütün hesaplamalar bu bilgisayarlar tarafından yapılacak. Hiç biri nükleer atık olmayacak. Daha fazla nükleer kaza meydana gelmeyecek. Doğa anamız da zaten enerjiyi bu şekilde kullanıyor.  Kuantum bilgisayarları hayatın kendisinin hesaplanmasını sağlayacak. Hayatın kendisi dijital değil. Kuantumdur. Hayatın sırrının açığa çıkmasından, hayatın yaratılmasından, korunmasından bahsediyoruz. Bu noktada biyoteknolojiden bahsediyoruz. Aşırı alkol tüketenler için yeni bir karaciğer geliştireceğiz.

“Kanser ortaya çıkmadan tedavi edilecek”

Kanserin tedavisini bilgisayar sayesinde gerçekleştirebileceğiz. Tümör meydana gelmeden önce kanserinizi söyleyeceğiz. Gelecekte tuvaletiniz sizin DNA'nızı ölçecek ve kanserli DNA'yı bularak tümörü ortaya çıkmadan, kanser geliştirmeden on yıl önce size söyleyecek. ABD'de de kanseri tanıyacak kan testine izin verildi. Böyle bir kan testi ile birlikte kanser var mı yok mu ortaya çıkacak. Tümör dediğimiz kelime ortadan kalkacak. Kanser için de aynısı geçerli olacak.”

17 Mar 2023 - 12:29 - Güncel


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.