Depremlerdeki yıkım akademisyenleri de şaşırttı: “Felaketin ötesi, kıyametin berisi”

Deprem bölgesinde incelemelerde bulunan Prof. Dr. Bekir Salih, “Felaketin ötesi, kıyametin berisi” tanımını yaparken, yıkımın ekranlarda görülenden çok daha büyük olduğunu belirten Prof. Dr. Muzaffer Elmas, “Lisans seviyesinde öğretilen temel bilgiler dahi uygulanmamış” dedi. Yıkımın büyük olduğu illerde deprem müzeleri kurulmasını öneren Prof. Dr. Kazım Şahin de, “Bu müzeler, bina yapımı ve zemin etüdü gibi konularda insanları vicdanları ile baş başa bırakacaktır” diye konuştu.

Depremlerdeki yıkım akademisyenleri de şaşırttı: “Felaketin ötesi, kıyametin berisi”
Depremlerdeki yıkım akademisyenleri de şaşırttı: “Felaketin ötesi, kıyametin berisi”
+5
Haber albümü için resme tıklayın

6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Elazığ, Malatya, Hatay Adıyaman, Kahramanmaraş, Gaziantep’te görüşmeler yapan, gözlemlerde bulunan Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker ile beraberindeki Akademi Konseyi üyeleri, izlenimlerini anlattılar.

Depremlerdeki yıkım akademisyenleri de şaşırttı: “Felaketin ötesi, kıyametin berisi”

“Bu yarayı sarmak kolay olmayacak”

Yaşanan afetin herkesi derinden yaraladığını belirten TÜBA Başkanı Prof. Şeker, “Bu yarayı sarmak kolay olmayacak ama devletimizin vatandaşının yanında olduğunu tüm afet bölgesinde görebiliyoruz. AFAD ve Türk Kızılayı’nın olağanüstü emeğinin, depremzedelere can suyu olduğunu görmemek mümkün değil.” dedi.

Ziyarette hem afetin hem de devlet ve milletin büyüklüğünü yerinde müşahede etme imkanı bulduklarını vurgulayan Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar da, şunları söyledi:

“Felakette iyi bir performans gösterdik”

“Ciddi kayıp ve acılara mal olan bu gibi olağanüstü olayların aynı zamanda doğru ve yanlışları görme ve kendimizi ve işlerimizi düzeltmeye yol açma gibi öğretici-düzeltici işlevleri de vardır. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat deprem felaketi, deprem, yerleşim ve yapı plan ve uygulamaları, afet ve acil durum yönetimi gibi konularında nelerin, nasıl yapılması gerektiğini açık biçimde ortaya koymuştur. Bu konuda devlet ve millet olarak ciddi bir mesafe kaydettiğimizi, bu büyük felakette de iyi performans gösterdiğimizi düşünüyorum. Bununla birlikte, yetkinlik ve performansımızı daha da geliştirmemiz gerektiği açıktır.”

“Lisans seviyesinde öğretilen temel bilgiler bile uygulanmamış”

Depremlerin meydana getirdiği yıkımın ekranlarda görülenden çok daha büyük olduğunu belirten Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas ise “Ovalar, nehir kenarları, sulak alanların şehirleşmeye açılması ve binaların yüksek katlı olmasının yıkımın büyüklüğünü artırdığını gördük. Sağlam zeminlere yapılan binalar ayakta kalmış. Lisans seviyesinde öğretilen temel bilgiler dahi uygulanmamış, saha denetlenmemiş ve dolayısıyla hasara neden olmuş. Meydana gelen enkazın ve ağır hasarlı binaların kaldırılması zaman alacak. Depremin insanlar üzerinde meydana getirdiği travmanın geçmesine yönelik çabaların artırılmasının ayrıca önemli olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Deprem bölgesindeki tarım alanlarına, ovalara yapılan binaların zayıf zemin sebebiyle daha çok hasar gördüğünü, çöktüğünü dile getiren Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Aydın, şunları söyledi:

“Dışardan lüks görünen binalar daha büyük hasar görmüş”

“Dışarıdan oldukça lüks görünen binalar eski binalardan daha büyük hasar görmüş durumda, yıkılan yeni bina sayısı eskilere oranla daha çok görünüyor. Okullar ve kamu binaları ise görece daha iyi durumda, hasar görmüş olsa da en azından ayakta kalmışlar.  Deprem etkisinin büyük olduğu Hatay, Adıyaman gibi illerde su, kanalizasyon ve elektrik şebekelerinin de büyük hasar görmüş durumda dolayısıyla temiz su, banyo, tuvalet, konteyner kent tamamlanamadığı için hala büyük ihtiyaç. Şehirli halk, esnaf, sanatkar gibi nitelikli insan gücünün şehirleri terk ediyor ve bu insanların geri gelmeleri için tedbirler alınması gerekiyor.”

Üniversitelerin bina altyapı kayıplarının yanı sıra nitelikli insan gücü ve öğrencilerini kaybetmesi dolayısıyla değer kaybı yaşanacağını, bu konuda mutlaka önlem alınması gerektiğini ifade eden Aydın, yeni yerleşim yerleri belirlenirken valiler, belediye başkanları, ticaret ve sanayi odaları gibi yerel paydaşlar, jeoloji, şehircilik, inşaat mühendisliği, kültür ve sosyoloji uzmanları ile çalışılması gerektiğini kaydetti.

Depremlerdeki yıkım akademisyenleri de şaşırttı: “Felaketin ötesi, kıyametin berisi”

“Yüksek katlı binalar, kum tepeciği haline gelmiş”

Felaketin boyutlarını anlayabilmek için bölgenin görülmesi gerektiğini söyleyen 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feridun Emecen ise şunları kaydetti:

“Büyük yıkımların Adıyaman ve Antakya’da vuku bulması, depremin şiddeti kadar bulundukları zeminle de alakalı bir mahiyet göstermekteydi. Bazı yerleşmelerde iki katlı yapı itibarıyla kalitesiz görünen binalar neredeyse hiç etkilenmemiş durumdayken, hemen yakınındaki yüksek katlı güzel görünen binaların çoğu adeta kum tepeciği haline gelmişti. Sıra sıra dizili bu kabil bina varlığının ya tamamen yıkılmış ya da büyük ölçüde tahribata maruz kalmış olması, inşaat kusurları kadar bütünüyle zeminden kaynaklanmıştı. Büyük kentler neredeyse nüfusunun üçte birini kaybetmiş. Antakya, hayalet şehir gibiydi. Diğer gördüğümüz ilçe merkezleri de farklı değildi.
Resmi rakamlara göre 50.000 vatandaşımızın vebalinin ağırlığını, sanırım büyükten küçüğe hepimiz bir şekilde taşıyor ve yaşıyoruz. Hayatını kaybedenleri geri getiremeyiz ama geride kalanlar için, kadim şehirlerimiz için daha yapacağımız çok şey var. Bu yolda herkese bir şekilde çeşitli görevler düşüyor.”

“Kimse bölgeyi görmeden yorum yapmasın”

“Ekonomik, sosyal, eğitim, psikolojik ve maddi açıdan zor bir süreç bizi bekliyor. Görünen o ki, daha uzun bir süre bu yaraları sarmakla uğraşacağız” diyen Lokman Hekim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Gültekin ise deprem hakkında algının gerçek ile tam örtüşmediğini, deprem bölgesini görmeden kimsenin yorum yapmaması gerektiğini söyledi. Gültekin, “Depremin büyüklüğü zihnimizde oluşanın kat kat üzerinde. Deprem bölgesinde çok şey yapılmış ancak olayın boyutları o kadar büyük ki ne yapsanız bir şeyler eksik kalmaya mahkûm. Çünkü boyumuzu çok aşmış bir noktada; 40.000 bina çökmüş, her bir binaya 25 kurtarma ekibi gönderseniz 1 milyon insan yapar. Olumsuz hava şartları, deprem alanının çok geniş olması, gerektiği kadar eğitimli insanın bulanmaması, AFAD ekiplerinin de depremde yara alması, yardıma ilk koşacak olan komşu illerin de depreme yakalanması gibi olumsuzluklar da eklenince tablo biraz daha anlaşılır hale geliyor. Durum böyle olunca da depremin toplumda oluşturacağı etkiler çok derin olacağa benziyor.” dedi.

“Nitelikli insan kaynağı bölgeyi terk ediyor”

Önemli problemlerin başında zemin problemi olduğu ve tarım alanlarında yapılan binaların oldukça fazla hasar gördüğü, çoğunun çöktüğünü vurgulayan Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ersöz ise “Deprem bölgelerinde en önemli problemin göç olduğu ve nitelikli insan kaynağının bölgeyi terk ettiğini söyleyebiliriz. Yeni yapılan binalarda mühendislik hizmetlerinin hatalı olduğu, yıkılan binalarda demir ve beton kullanımının hatalı ve hileli olduğu, binaların perde beton yapılarında problem ve bina yükünün yanlış hesaplama nedeniyle çöktüğü saptandı. Planlama yapılırken merkezi olarak karar alınması ve kontrol edilmesi ile kat yüksekliği ve bina yapımı malzeme kullanımı konusunda yerel otoritelere bırakılmaması sonucunu çıkardığımızı söyleyebilirim. Kişisel olarak ise, deprem bölgesinde depremin boyutlarının ne kadar büyük bir felaket olduğu, deyim yerindeyse normal bilinen bir deprem olmadığı ve asrın değil asırların en ağır, en şiddetli felaketi olduğu ve bu acı dersten ders çıkarmamız gerektiği, devlet-millet tek yürek olarak bu travmayı en kısa zamanda aşacağımızı güvenim tamdır” diye konuştu.

“Her şey adım adım denetlenmeli”

“Bu depremleri tanımlamak için kullanılabilecek en uygun ifade “felaketin ötesi, kıyametin berisi” olsa gerek” diyen Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Salih, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Alınacak dersler ve verilecek dersler çok fazla olmakla birlikte, temelde yapılması gereken öncelikli dört gerekliliğin söz konusu olduğunu anladım. Sıvılaşma olan zeminlere değil kayalık, fay hattından uzakta dağ yamaçlarında, yeniden fay hatları haritası oluşturulduktan sonra yapılanmaya izin verilmeli. Yatay mimari kullanılarak zemin dahil beş katı geçmeyen binalar inşa edilmeli, bina yükünü simetrik olarak taşıyacak perde beton kullanılmalı, Ayrıca inşaatın zemin etüdünden itibaren tamamlanmasına kadar özel yetiştirilmiş uzman bir ekip tarafından her işlem yerinde incelenip 2018’de çıkarılan ve tüm gereksinimleri fazlası ile karşılayan yönetmeliğe uyulmalı ve her şey adım adım denetlenmeli.”

“Deprem müzeleri kurulmalı”

Deprem bölgesinde, Adıyaman’da büyüdüğünü anlatan Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kazım Şahin ise “Özellikle ilk iki günde arama kurtarma çalışmaları makine-ekipmanları, ayırıcı ve kesiciler, delici ve kırcıların temin edilmemesinden ve buna bağlı olarak mahalle sakinlerinin yapamadığı faaliyetlerden dolayı, can kaybı fazla oldu” dedi.

Bu tür alet ekipmanın önceden mahalle alanlarında bulundurulması gerektiğini vurgulayan Şahin, en ağır hasarın Hatay, Adıyaman, Malatya, Kahramanmaraş ve Gaziantep’te (Nurdağı, İslâhiye) olduğunun altını çizdi. Şahin “Hasar en çok tarım arazilerinde. Önümüzdeki aylardaki iklim şartları ve hijyen koşulları göz önüne alındığında, bir an önce konteyner kent kurulması gerekiyor. Yeni kurulacak yerleşim yerlerinin tarım alanlarının olmaması, çok iyi zemin etüdünün yapılması gerekiyor. Tüm bunların yanı sıra Hatay ve Adıyaman gibi yıkımın büyük olduğu illerde deprem müzelerinin kurulmasının yararlı olacağı düşünüyorum. Deprem ülkesi olan ülkemizde bu tür müzeler, bina yapımı ve zemin etüdü gibi konularda insanları vicdanları ile baş başa bırakacaktır” diye konuştu.

17 Mar 2023 - 09:09 - Güncel


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.