Bitki tabanlı aşıları yakın zamanda daha çok duyacağız!

Aşılar, bulaşıcı hastalıkların küresel yükünü azaltmada kilit bir yer tutuyor.

Geleneksel aşı hazırlama yöntemi, zayıflatılmış veya öldürülmüş/etkisizleştirilmiş bir patojenin veya patojenin bir kısmının kullanımını içerir. Bu tür aşılar, insanlara uygulandığında, bir bağışıklık tepkisi uyandırır ve hastalığa karşı koruma sağlar.

Bununla birlikte, bu aşıların tesadüfi ajanlarla kontamine olma riski var. Bu amaçla Dünya Sağlık Örgütü (WHO), tesadüfi ajanları “biyolojik bir tıbbi ürünün üretim sürecine kasıtsız olarak girmiş olabilecek mikroorganizmalar” olarak tanımlıyor.

Geleneksel aşılarla ilgili zorluklar, bitki kaynaklı aşılar gibi yeni aşı geliştirme yöntemlerinin geliştirilmesine yol açıyor. Bu yaklaşımla aşı antijenleri , daha sonra çeşitli kimyasal yöntemlerle ekstrakte edilen ve saflaştırılan genetiği değiştirilmiş bitkilerde üretilir.

1989'da, A. Hiatt liderliğindeki bir grup araştırmacı, ilk olarak California La Jolla'daki Scripps Araştırma Enstitüsü'nde bitki kaynaklı aşılar geliştirdi. Yaklaşık 10 yıl sonra 1998'de Ulusal Alerjik ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü (NIAID), bitki kaynaklı aşıların yeterli bağışıklık tepkisi üretebileceğini onayladı.

2006 yılında ilk bitki kaynaklı aşı Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı tarafından onaylandı. Kümes hayvanlarını Newcastle hastalığı virüsüne (NDV) karşı korumak için onaylanan bu aşı, Amerika Birleşik Devletleri'nde kullanımı onaylanan tek bitki kaynaklı aşı olmaya devam ediyor.

Bitki kaynaklı aşılar, istenen antijen proteinini kodlayan genin bitki genomuna entegre edildiği rekombinant teknoloji ile üretilir. Agrobacterium tumefaciens, gen transferi ve transformasyonu için yaygın olarak kullanılıyor.

Bitki tabanlı aşıları yakın zamanda daha çok duyacağız!

Teknoloji ilerlemeye devam ettikçe, sonikasyon, biyolistik bombardıman, PEG aracılı ve elektroporasyon gibi yeni dönüşüm yöntemleri de kullanılıyor.

Avantajları

Bitkilerden üretilen aşıların bazı avantajları da var:

  • Büyük miktarlarda üretmek için uygun maliyetli.
  • Patates ve mısır gibi bitkilerden elde edilen antijenler stabildir ve raf ömürleri yüksektir.
  • Bir bitki virüsünün neden olduğu kontaminasyon nedeniyle olumsuz etki olasılığı düşüktür.
  • Sofistike depolama gerektirmez
  • Kolayca işlenebilir
  • Ağızdan uygulanabilir veya mukozal yoldan verilebilir, böylece iğne ihtiyacını ortadan kaldırır.

11 Ara 2022 - 12:00 - Bilim


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.