Mehmet Lütfi Akad kimdir? Mehmet Lütfi Akad hayatı

Mehmet Lütfi Akad kimdir? Başarılı bir akademisyen ve Türk yönetmen olan Mehmet Lütfi Akad hayatı ve özel yaşamı ile merak edilen bir isim oldu. İşte özel yaşamı ve kariyeri ile Mehmet Lütfi Akad biyografisi...

Haber albümü için resme tıklayın

Mehmet Lütfi Akad kimdir? Türkiye'nin ödüllü akademisyeni ve film yönetmeni olan Mehmet Lütfi Akad hayatı ve kariyeri ile araştırılıyor. İşte sunduğu projeler ile Mehmet Lütfi Akad hakkında her şey...

Mehmet Lütfi Akad biyografi

doğum; 2 Eylül 1916,  İstanbul

ölüm; 19 Kasım 2011, İstanbul

mesleği; Türk film yönetmeni, senarist, akademisyen, Onursal Profesör.

Mehmet Lütfi Akad hayatı

Mehmet Lütfi Akad kimdir? Türk sinemasının "Koca Çınar"ı olarak bilinen Akad, 1950'li yıllara değin tiyatrocuların egemenliğinde kalmış olan Türk sinemasının, tiyatrodan bağımsız hâle gelmesini sağlayan önemli isimlerden biri olmuştur. “Sinemacılar Kuşağı”nın ilk temsilcilerinden olan Akad, kendinden önceki sinemacılardan farklı olarak sinemanın kendine özgü dilini ve olanaklarını araştırıp geliştirmiş, imza attığı yapıtlarla kendinden sonra gelen birçok yönetmeni etkilemiş, onlara örnek olmuştur.

1948 yılında Vurun Kahpeye ile başladığı yönetmenliğini halk masalları uyarlamalarıyla sürdürmüş, polisiye filmleriyle sinema dilini geliştirmiştir. Ayrıca belgeseller çekip senaryo yazarlığı yapmıştır. Yazdığı Işıkla Karanlık Arasında adlı deneme otobiyografisi Türk sinemasının başlangıç ve gelişim kesitinin görülebildiği ilginç bir yapıttır. Kitabın ilk bölümü şöyle bitiyor: Bellek denen seksen altı yıllık o tıkış tıkış istiften sinema ile ilgili silinmemiş imleri ayıklayıp yazmaya çalışacağım. Bunlardan bir sonuç çıkarmak, bir yoruma varmak işim olmayacak. Söyleyebileceğim tek şey şu: “İşte elli yedi yıllık sinema serüvenimin, yaşamımda ışıkla karanlık arasında bıraktığı izlenimler bunlar.

Mehmet Lütfi Akad özel hayatı

Akad, Halep'ten İstanbul'a göç etmiş bir babayla (Ömer)İzmitli bir annenin (Selma) oğludur. Sainte Jeanne d'Arc Fransız Okulu ve Galatasaray Lisesinde öğrenim gördü. Ortaöğrenim yıllarında okul atölyesinde resim, halkevlerinde tiyatro ile yakından ilgilendi ve çalıştı. 1942'de İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Okulunun Maliye Bölümünü bitirdi. Yüksekokuldan sonra tarih özel ilgi alanı oldu. Askerliğini tamamladıktan sonra bir süre bankacılık yaptı. 1946'da çeşitli dergilerde sinema ve tiyatro üzerine yazıları yayımlandı. O yıl yeni kurulan Sema Film'de mali danışmanlığın yanı sıra yapım yönetmenliğine de başladı ve kuruluşun ilk filmi olan Unutulan Sır'da çalıştı. 1947'de Lale Film'e, ertesi yıl da Erman Film'e geçti. Burada çalıştığı sırada, yönetmen Seyfi Havaeri'nin Damga adlı filminin eksik kalan bölümlerini çekti. Bu işte gösterdiği başarı üzerine Halide Edip Adıvar'dan uyarlanacak olan Vurun Kahpeye'nin senaryo yazarlığı ve yönetmenliği ona verildi.

Romanın sinemaya uygun yapısından da ustaca yararlanarak hareketli bir sinema diliyle gerçekleştirdiği Vurun Kahpeye (1949), Akad'ın ilk yapıtı olmasına karşın övgüyle karşılandı ve dönemin yüksek gişe geliri sağlayan filmlerinden biri oldu. Akad 1950'de Ekrem ve Cemal Reşit Rey kardeşlerin aynı adlı operetinden uyarlanan Lüküs Hayat'ı, ertesi yıl da Tahir ile Zühre ve Arzu ile Kamber filmlerini çekti. Irak'ta, aynı teknik ekip ve aynı oyuncularla gerçekleştirilen bu iki film, Türk sinemasının dış pazara açılma çabasıydı; ancak, bu girişim başarısızlıkla sonuçlandı. Daha sonra Kemal Film'e geçen Akad, 1952'de ilk önemli yapıtı olan Kanun Namına'yı çekti.

Kanun Namına'nın Türk sinemasının gelişimi içinde önemli bir yeri vardır. Gerçek bir polisiye olay üzerine kurulan filmde kamera ilk kez tiyatro dekorundan gerçek dünyaya çıkıyor ve film, tiplemesi, çevre seçimi, kamera hareketleri, dinamik kurgusu ve ulaştığı gerçekçilikle o güne değin yapılmış filmlerden farklı bir sonuca ulaşıyordu. Ayhan Işık’ı üne kavuşturan film, Akad’ın başyapıtlarından biridir.

Akad'ın aynı yıl çektiği İngiliz Kemal Lawrense Karşı adlı film hareketliliğin ötesinde önemli bir özellik taşımıyordu. Gene gerçek bir olaydan yola çıkarak çekilen 1953 yapımı İpsala Cinayeti / Altı Ölü Var ise ustalıklı anlatımına karşın, Kanun Namına ile karşılaştırılıp ağır tempolu bir film olarak eleştirildi. Akad gene 1953 tarihli Katil'in ve Çalsın Sazlar, Oynasın Kızlar'ın ardından 1954'te, Amerikan gangster filmlerinden etkiler taşıyan Öldüren Şehir'i çekti.

Art arda yaptığı birkaç filmden sonra Akad, Yaşar Kemal'in bir öyküsüne dayanan Beyaz Mendil (1955) ile ilk kez köye yöneldi. Konunun ele alınışı ve oyuncu yönetimiyle, gerçekçi bir çalışma olan ve olumlu eleştiriler alan bu yapıtı, Akad'ın çeşitli yapımevleri için çektiği filmleri izledi. Bu dönemin en çok tartışılan filmiyse, Attila İlhan'ın senaryosuyla Akad'ın anlatımının bağdaşamaması yüzünden başarısız olan 1959 yapımı Yalnızlar Rıhtımı'ydı. İstanbul tulumbacıları üzerine ilginç bir film olan Yangın Var'ı (1960) ve gene bir dizi iş filmini Akad'ın en önemli filmlerinden biri sayılan Üç Tekerlekli Bisiklet (1961) izledi. Akad, ilk dönem filmlerindeki gibi bir kent dekoru içinde titiz bir mekân çalışması yaptığı bu filmden sonra bir süre yönetmenlik yapmadı. 1966'ya değin süren bu dönem sırasında çeşitli senaryolar yazdı; aralarında Tanrının Bağışı Orman'ın da (1964) bulunduğu bazı belgesel filmler çekti.

Akad 1966'da, Türk sinemasında yeni bir dönüm noktası oluşturan Hudutların Kanunu'nu çekti. Yılmaz Güney'le birlikte çalıştığı bu filmde Anadolu'nun güneydoğu yöresini ve kaçakçılık konusunu yarı belgesel bir yaklaşımla ele aldı, en küçük ayrıntının bile üzerinde durarak sağlam bir yapı oluşturdu. Ertesi yıl, kan davası temasını işleyen Ana ve düşman iki aşiret içinde gelişen bir aşk öyküsünü anlatan Kızılırmak-Karakoyun'u gerçekleştirdi. Folklorik ögelerin yoğun biçimde yer aldığı bu üç film sonradan Anadolu Üçlemesi olarak adlandırıldı.

Gene 1967 yapımı Kurbanlık Katil, Akad'ın yönetimi ve Yılmaz Güney'in güçlü oyunuyla Türk sinemasının güçlü çalışmalarından biri oldu. Sait Faik'in bir öyküsünden uyarlanan Vesikalı Yarim (1968), Akad'ın kent yaşamı üzerine yaptığı önemli filmlerden biriydi. Bu başarı çizgisi Kader Böyle İstedi'de (1968) sürdü. Daha sonra aralarında Orhan Gencebay'lı ve Zeki Müren'li "şarkıcı filmleri"nin de bulunduğu piyasa filmleri yapan Akad 1972'de, gene Sait Faik'ten uyarladığı, sağlam yapısı ve tema çeşitliliğiyle dikkati çeken Irmak ile, bir katilin öyküsünün psikolojik boyutuyla işlendiği Yaralı Kurt'u gerçekleştirdi. Gökçe Çiçek'te (1973) ise göçebelik ile toprağa yerleşme arasında bocalayan iki Türkmen obasındaki yaşamı anlattı.

Gelin (1973), Düğün (1973) ve Diyet (1974), köyden kente göç sorununu ele alan ve daha başından bir üçleme olarak tasarlanmış yapıtlardı. Gelin ve Düğün, göçle başlayan bir değişimin ve bu değişim içindeki var olma savaşının farklı açılardan işlenmiş öyküleriydi. Bu iki filmin devamı sayılabilecek Diyet ise büyük kente göç edenlerin sorunlarını işçi kesimindeki yansımalarıyla veriyordu. Düğün, Akad'a 1974 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Film ve En İyi Yönetmen Ödüllerini kazandırdı.

Akad 1975'te Ömer Seyfettin'in Ferman, Pembe İncili Kaftan, Diyet ve Topuz adlı öykülerini televizyon için filmleştirdi. 1979'da Faruk Erem'in anılarından senaryolaştırılan ve gene televizyon için yönettiği dört bölümlük Bir Ceza Avukatının Anıları, 12 Eylül yönetimi tarafından yasaklanması nedeniyle ancak 1989'da yayımlanabildi.[7] Akad son olarak televizyon için, İstanbul üzerine dört bölümlük Dört Mevsim İstanbul (1990) adlı diziyi gerçekleştirdi.

Akad, 1974'ten itibaren İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisine bağlı Sinema-TV Enstitüsünde sinema dili, senaryo, oyun, yönetim dersleri verdi ve öğrenci uygulamalarını yönetti. Bir süre aradan sonra 1990 yılında tekrar Mimar Sinan Üniversitesi Sinema-TV Bölümüne döndü. 6 Ekim 1997 tarihli açılış töreninde üniversite senatosu kararı ile verilmiş olan Onursal Profesör unvanını aldı.

1999 sonunda (83 yaşında) anılarını yazmak için bilgisayar kullanmayı öğrendi. Işıkla Karanlık Arasında[8] adını verdiği kitabını yazmayı 6 Haziran 2003'te bitirdi. 2004'te İş Bankası Yayınları'ndan ilk baskısı yayımlandı, İletişim Yayınları tarafından 2016 ve 2018'de tekrar yayımlandı.

2003 yılında okuldan ayrıldı. 2007'de roman yazmaya başladı ancak bitirmedi. Yazdığı deneme öykülerden iki tanesi Milliyet Sanat'ta yayımlandı. 19 Kasım 2011 tarihinde, 95 yaşında İstanbul'da öldü.

Etkisi

Kimi zaman ticari kaygıların ağır bastığı filmler yapmış, kimi zaman piyasa koşullarına ayak uyduramadığı için sinemadan uzaklaşmak zorunda kalmış, ama Türk sinemasına kimliğini kazandıran yapıtları ve çığır açan sanatçı kişiliğiyle önemini her zaman korumuştur. Konulara gerçekçi bir yaklaşım, gerçek insan tipleri ve davranışları, sinemaya özgü teknik uygulamalar Türk sinemasına onunla girmiştir. Türk sinemasında "tiyatrocular dönemi"ni izleyen ve o dönemin özelliklerini sürdüren geçiş dönemini sona erdirerek "sinemacılar dönemi"nin başlamasına yol açan da onun ilk yapıtları olmuştur. Akad, 1960'ların ortalarında gerçekleştirdiği yeni bir atılımla, özellikle de Yılmaz Güney'le giriştiği ortak çalışmalarla, onun çizgisini geliştirerek sürdüren Güney'in başlatacağı yeni dönemin de hazırlayıcısı olmuştur.

Ödüller 

1953 1. Türk Film Festivali, En Başarılı Film, Kanun Namına
1953 1. Türk Film Festivali, En Başarılı Yönetmen, Kanun Namına
1954 Türk Film Dostları Derneği, En Başarılı Yönetmen, Öldüren Şehir
1955 3. Türk Film Festivali, En Başarılı Film, Bulgar Sadık
1955 3. Türk Film Festivali, En Başarılı Yönetmen, Bulgar Sadık
1965  İzmir Enternasyonal Fuarı 1. Film Şenliği, En İyi Film, Üç Tekerlekli Bisiklet
1967 4. Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi 2. Dram Filmi Ödülü, Hudutların Kanunu
1968 5. Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi 2. Film Ödülü, Vesikalı Yarim
1972 4. Adana Altın Koza Film Festivali, En İyi 2. Film Ödülü, Yaralı Kurt
1972 4. Adana Altın Koza Film Festivali, En İyi 3. Film Ödülü, Irmak
1973 5. Adana Altın Koza Film Festivali, En İyi Film Ödülü, Gelin
1974 11. Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Film, Düğün
1974 11. Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Yönetmen, Düğün
1983: Altın Portakal Film Festivali – Yaşam Boyu Onur Ödülü
1987 6. Uluslararası İstanbul Sinema Günleri Sinema Onur Ödülü
1988 Kültür Bakanlığı “Kültür ve Sanat Büyük Ödülü”
1994 31. Antalya Altın Portakal Film Festivali, Film Yönetmenleri Derneği Onur Ödülü
1997: Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü
2001 13.  Ankara Film Festivali Aziz Nesin Emek Ödülü[
2009: Altın Koza Film Festivali – Yaşam Boyu Onur Ödülü
2010 Dünya Kitap Ödülleri Onur Ödülü: Işıkla Karanlık Arasında (Lütfi Akad'ın yazdığı kitap)

02 Eyl 2022 - 11:54 - Biyografi

Muhabir  Serap Serap


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.