İklim değişikliği Akdeniz’deki canlı türleri için tehdit!

İklim değişikliği biyoçeşitlilik üzerinde olumsuzlara yol açarken, küresel ısınma 2°C ile sınırlı tutulabilse dahi dünyamız bazı zengin doğal bölgelerinde tür çeşitliliğinin %25’ini kaybedecek. Alarm veren bölgeler arasında yer alan Akdeniz’deki çoğu tür grubunun neredeyse %30’u, tüm bitkilerin ise üçte birinden fazlası risk altında…

İklim değişikliği Akdeniz’deki canlı türleri için tehdit!
İklim değişikliği Akdeniz’deki canlı türleri için tehdit!
+3
Haber albümü için resme tıklayın

İklim değişikliği biyoçeşitlilik üzerinde olumsuzlara yol açarken, küresel ısınma 2°C ile sınırlı tutulabilse dahi dünyamız bazı zengin doğal bölgelerinde tür çeşitliliğinin %25’ini kaybedecek. Alarm veren bölgeler arasında yer alan Akdeniz’deki çoğu tür grubunun neredeyse %30’u, tüm bitkilerin ise üçte birinden fazlası risk altında…

WWF (Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Doğu Anglia Üniversitesi ve James Cook Üniversitesi tarafından hazırlanan “Isınan Dünyada Doğal Hayat: İklim Değişikliğinin Biyoçeşitlilik Üzerindeki Etkileri” başlıklı rapor, WWF tarafından küresel düzeyde her yıl gerçekleştirilen en büyük çevre hareketi olan ve bu yıl ‘Biyolojik Çeşitlilik’ temasıyla 24 Mart’ta düzenlenecek Dünya Saati 2018 etkinliği öncesinde yayımlandı.

İklim değişikliğinin dünyanın farklı doğal yaşam alanlarındaki 80.000 bitki ve hayvan türü üzerindeki etkisini inceleyen rapora göre, karbon salınımı kontrolsüz şekilde artmaya devam ederse, Amazon ve Galapagos gibi dünyanın en zengin doğal bölgelerindeki hayvan ve bitki türlerinin yarıya yakını, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.

Hedefe ulaşılması da yetmeyecek

Paris İklim Anlaşması’nda küresel ısınmayı 2°C ile sınırlı tutma hedefine ulaşılsa bile bu bölgelerde tür çeşitliliğinin %25’i kaybedilecek.

Küresel düzeydeki artışın 2°C ile sınırlandırılması ve türlerin yeni alanlara özgürce yer değiştirebilmeleri halinde beklenen soy tükenişleri %25’ten %20’ye düşüyor. Ancak türler yer değiştiremedikleri takdirde hayatta kalmayı başaramayacaklar. Bitkilerin, amfibilerin ve sürüngenlerin iklim değişiklikleri karşısında hızlı bir şekilde yer değiştirmeleri pek mümkün görülmüyor.

WWF-Türkiye Genel Müdürü Aslı Pasinli

“Zararı azaltmak bizim elimizde”

WWF-Türkiye Genel Müdürü Aslı Pasinli, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

“İklim değişikliğinin biyoçeşitlilik üzerinde olumsuz etkileri olacağı kaçınılmaz bir gerçek. Zararı asgari düzeyde tutmak ise bizim elimizde. Emisyonların azaltımı, sahip olduğumuz en önemli araç. Dünyada Karadeniz ve Akdeniz havzalarının da arasında yer aldığı, biyoçeşitlilik ve ekosistemlerin korunması açısından en öncelikli 35 bölge bulunuyor. Sıcaklık artışını 2°C’de sınırlandırabilirsek, bu bölgelerin yüzey alanının ortalama üçte ikisinin, türlerin iklim değişikliğinin etkilerinden korunacakları sığınak görevi görmeleri mümkün. Sıcaklık artışını sınırlayamazsak, bu oran üçte bire düşüyor. Bununla beraber, en iyi senaryo altında bile kayda değer ölçekte bir alanda türlerin iklim değişikliğine karşı ayakta durması mümkün olmayacak. Bu nedenle yerel uyum stratejilerini hayata geçirmemizin de biyoçeşitlilik kaybını azaltmak için hayati önemi var.”

Akdeniz bölgesi ciddi risk altında

Akdeniz, iklim değişikliğine en fazla maruz kalan öncelikli bölgelerden biri olarak değerlendiriliyor. Artan sıcaklıkların, aynı düzeyde seyreden ya da azalan yağış miktarlarıyla birleşmesi; toprak nemliliğinin azalacağı ve kuraklık koşullarının görülme olasılığının artacağı anlamına geliyor. Bu da, orman yangını riskleri ile ekosistemler, tarım ve insanlar üzerindeki olumsuz etkilerin artmasına neden olacak. Yılda 300 milyondan fazla ziyaretçi de Akdeniz’in kalan kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor.

Akdeniz’deki biyoçeşitlilik, iklim değişikliğinin düşük seviyelerde kaldığı durumda bile kırılganlık taşıyor. Küresel ısınma 2°C ile sınırlandırılsa bile, çoğu tür grubunun neredeyse %30’u, tüm bitkilerin ise üçte birinden fazlası risk altında kalacak. Mevcut politikaların devamı halinde ise bölgedeki biyoçeşitliliğin ortalama olarak yaklaşık yarısı kaybedilecek. Yayılım gösterecek memeliler ve kuşların bu duruma belli oranda uyum sağlayabileceği ifade ediliyor. Ancak uzmanlar habitatları halen önemli ölçüde bozulma ve parçalanmaya maruz kalmış bir bölgede bunun zor olacağına işaret ediyorlar.

İklim değişikliği nedeniyle deniz canlılarının geleceği tehlikede

Akdeniz’de yaşayan yeşil deniz kaplumbağası, iribaş deniz kaplumbağası ve deri sırtlı deniz kaplumbağası türleri Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından “tehlikede”, “kritik tehlikede” ve “düşük riskli” olarak sınıflandırılıyor. Bu türler, iklim değişikliği tarafından ciddi ölçüde tehdit ediliyorlar.

Bunların yanı sıra balinalar, yunuslar ve fokları kapsayan deniz memelileri, orkinos balıkları, köpekbalıkları, Mersinbalığı gibi türler de iklim değişikliği etkilerine uyum göstermelerine bağlı olarak farklı düzeylerde tehlike ile karşı karşıyalar.

Dünyadaki diğer kritik bölgeler

Güneybatı Avustralya, Amazon Guyanası ve Afrikalı vahşi köpeklere ev sahipliği yapan Miombo ağaçlıkları iklim değişikliğinden en çok etkilenen bölgeler olacak. Küresel anlamda 4-5°C’lik bir sıcaklık artışı olursa, bu bölgeler birçok bitki ve hayvan türü için yaşanmaz hale gelecek. İklim değişikliğinin beraberinde getirdiği tehlikelerden bazıları şöyle:

- Miombo ağaçlıklarında ve Güney Afrika’da amfibilerin %90’a yakını, kuşların %86’sı, memelilerin %80’i yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.

- Amazon, bitki türlerinin %69’unu kaybedebilir.

- Güneybatı Avustralya’da amfibilerin %89’u yok olabilir.

- Madagaskar’da bulunan türlerin %60’ı risk altında bulunuyor.

- Günde 150-300 litre su tüketmesi gereken Afrika filleri su kıtlığı tehlikesi ile karşılaşabilir.

- Sundarban kaplanlarının üreme alanlarının %96’sı yükselen su seviyesi nedeniyle sular altında kalabilir.

22 Mar 2018 - 12:45 - Güncel

Muhabir  Mehmet Ali Çıtak


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.