Rusya-Ukrayna krizi, Türkiye’de gıda fiyatları için potansiyel risk!

Türkiye’nin en fazla buğday ithal ettiği Rusya ve Ukrayna arasındaki krizden dolayı ithalatta sorun çıkmasının, başta ekmek olmak üzere gıda fiyatlarını olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunan TZOB Başkanı Şemşi Bayraktar, “Bu yıl tarımsal üretimdeki sorunlar da giderilemezse çok daha yüksek gıda fiyatlarıyla karşı karşıya kalabiliriz” dedi.

Rusya-Ukrayna krizi, Türkiye’de gıda fiyatları için potansiyel risk!
Rusya-Ukrayna krizi, Türkiye’de gıda fiyatları için potansiyel risk!
+1
Haber albümü için resme tıklayın

Türkiye’nin en fazla buğday ithal ettiği Rusya ve Ukrayna arasındaki krizden dolayı ithalatta sorun çıkmasının, başta ekmek olmak üzere gıda fiyatlarını olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunan TZOB Başkanı Şemşi Bayraktar, “Bu yıl tarımsal üretimdeki sorunlar da giderilemezse çok daha yüksek gıda fiyatlarıyla karşı karşıya kalabiliriz” dedi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan sorunlar bağlamında ithalat sıkıntıları, tarımsal girdilerde yaşanan fiyat artışları ve kar yağışının üretime etkisi konularında açıklama yaptı.

Rusya-Ukrayna krizi, Türkiye’de gıda fiyatları için potansiyel risk!

Rusya ve Ukrayna’dan en yüksek ithalat buğdayda!

Rusya ve Ukrayna arasındaki krizin derinleşmesi halinde ithalatta karşılaşılabilecek sıkıntılara değinen Bayraktar, şunları söyledi:

“Ülkemiz, 2021 yılında toplam buğday ithalat miktarının yüzde 86,6’sını Rusya ve Ukrayna’dan gerçekleştirdi. Ayrıca arpa ithalat miktarının yüzde 79,4’ü, ayçiçeği ithalat miktarının yüzde 11,4’ü ve soya ithalat miktarının ise yüzde 13,3’ü yine bu ülkelerden gerçekleşti. Bu ülkelerden en yüksek ithalat buğdayda yaşandı. Diğer yandan Türkiye, buğday ithalatının önemli bir kısmını dahilde işleme rejimi kapsamında un ve undan mamul ürünlere dönüştürerek ihraç ediyor.

Rusya ve Ukrayna arasındaki buhrandan dolayı ithalatta sorun çıkması, başta ekmek olmak üzere gıda fiyatlarını olumsuz etkileyecektir. Ürün bulunamaması önemli ölçüde buğdayın işlenmiş ürünlerinin ihracatının kısıtlanmasına ve fabrikalarının çalışmamasına sebep olacaktır. Bunun tedbirlerinin şimdiden alınması gerekiyor.

“Verilecek desteklerle ihtiyacımız olan ürünü üretebiliriz”

İhtiyacımız olan buğday ve arpayı, verilecek desteklerle rahatlıkla ülkemizde üretebiliriz.

Diğer yandan Türkiye ayçiçeğinde yüzde 60 oranında yeterlilik derecesine sahiptir. Ayçiçeği de buğday ve arpa gibi ciddi anlamda destek verildiğinde ülkemizin hemen hemen her yerinde yetiştirilebilecek bir üründür. Ayçiçeği üretim potansiyelimiz yeterlidir, ancak destekler artırılarak bu potansiyelin harekete geçirilmesi gerekiyor.

Soyada yüzde 4,7 olan yeterlilik oranımız bu ürünün önemli ölçüde ithalini gerektiriyor. Fakat bu üründe Ukrayna’dan yaptığımız ithalat diğer ülkelere kaydırılabilir. Yine sulanabilir alanları sulu tarıma açmak ve destek vermek yoluyla soya üretiminde önemli ölçüde artış sağlanabilir.”

Tarımsal girdilerde sıkıntı sürüyor

“Üreticilerimizin tarımsal girdilerle ilgili sıkıntıları uzun süredir devam ediyor” diyen Bayraktar, “Gübre fiyatları çeşitlerine göre bir önceki aya göre yüzde 8-9 gerilese de, geçen yılın Ocak ayına göre son bir yılda, amonyum sülfat gübresi yüzde 508, üre gübresi yüzde 314, CAN gübresi yüzde 300, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 246 ve DAP gübresi yüzde 245 oranında arttı. Gübre fiyatlarındaki son bir yıldaki artışlar oldukça yüksek seviyededir. Son bir ayda gübre fiyatlarında görülen düşüş üreticilerimiz için yeterli değildir” dedi. TZOB Başkanı, sözlerine şöyle devam etti:

“Üreticilerimizin Şubat ayında tarlada bulunan kışlık ürünlerine üst gübreleme yapmaya başlaması gerekiyor. Fakat sonbaharda gübre fiyatlarının aşırı yüksekliği nedeniyle yetersiz gübre kullanan ve hatta hiç kullanamayan üreticilerimiz bu dönemde de fiyatların yüksek seyretmesi nedeniyle yeterli ölçüde gübre kullanamayacak. İlkbaharla birlikte yazlık ekim yapacak olan üreticilerimiz de yüksek fiyatlardan olumsuz yönde etkilenecektir.

Gübre fiyatları biran önce makul seviyelere çekilmeli, verilen destekler artırılmalıdır. Geçen yıl ülkenin her tarafında yaşanan kuraklık nedeniyle sattığı maldan kazanamayan üreticilerimiz, artan girdi maliyetlerine hazırlıksız yakalandı.

“Gıdaya ulaşmak çok zor olacak”

Geçen yıldan birikimi olmayan üreticilerimiz, yeterli gübreyi temin edemedi ve ekimi gübresiz yaptı. Tekrar Şubat ayında gübre kullanması gereken üreticilerimizin acil nakit desteğine ihtiyacı vardır. Destek ödemelerinin bir an önce çiftçilerimize ulaştırılması gerekiyor. Bunu gerçekleştiremezsek bu yıl gıdaya ulaşmak çok zor olacaktır.

Yeterince gübre kullanamayacak üreticilerimiz ürününde verim ve kalite kaybı yaşayacaktır. Bu durum yurtiçi ürün fiyatlarını artırırken, tüketimin karşılanabilmesi için dünya fiyatlarının yüksek olduğu bu dönemde ülkemizi daha fazla tarımsal ürün ithalatına mecbur bırakacaktır. Yüksek fiyattan yapılan ithalat ve yurtiçi ürün fiyatlarının artması da zaten yüksek seyreden gıda enflasyonunu daha da artıracaktır.

Bu yıl tarımsal üretimdeki sorunlar giderilemezse çok daha yüksek gıda fiyatlarıyla karşı karşıya kalabiliriz. Ülkemizde hane halkının gelirinin yaklaşık yüzde 50’si gıdaya harcanıyor. Bu durum gıda enflasyonunun halkımızı nasıl etkilediğini, beslenme alışkanlıklarını nasıl değiştirdiğini açıkça gösteriyor.

FAO’nun gıda fiyatları endeksi ve tahminleri bu yılda uluslararası piyasalarda istikrarın çok mümkün olmadığını gösteriyor. Ülkemizde üretimden kaynaklı gıda eksikliğinin ithalatla karşılanması çok daha pahalı olacaktır. Bunu önlemek için ne gerekiyorsa yapmalı ve bütün imkanlar zorlanmalıdır. Ülkemizde ekilmedik arazi bırakılmamalı, üreticiye yeterli destekler hızlı bir şekilde ulaştırılmalıdır. Gıda enflasyonunu önlemek için üretimi artırmaktan başka çaremiz yoktur.”

Mazot fiyatı bir yılda yüzde 111 arttı

Mazot fiyatlarına son bir yılda ciddi artışlar yapıldığını hatırlatan Bayraktar, “Tarımsal üretimin olmazsa olmazı mazot kullanımı da üreticilerimizin diğer bir önemli sorunudur. Mazot fiyatı son bir yılda yüzde 111 oranında arttı. Üreticilerimize verilen mazot desteği bu artış karşısında yetersiz kaldı. Mazot destekleri yapılan bu artış oranı kadar bir oranda artışla revize edilerek çiftçilerimize biran önce verilmelidir. Çünkü üreticilerimiz Şubat ayıyla birlikte yoğun bir mazot kullanımına ihtiyaç duyacaklardır” dedi. Bayraktar, elektrik konusunda da şu detayları paylaştı:

“Tarımsal sulamada yaşanılan sorunların yanı sıra elektrik fiyatları da çiftçilerimiz için ciddi bir sorun haline geldi. Faturalardan yaklaşık yüzde 2’ye tekabül eden TRT payı 2022 yılı itibariyle kaldırıldı. Ancak TRT payının kalkmasının hemen arkasından tarımsal sulamada kullanılan elektrik tarifesine yüzde 94,8’lik zam, çiftçilerimizin maliyetlerini daha da artırdı.

Rusya-Ukrayna krizi, Türkiye’de gıda fiyatları için potansiyel risk!

“Elektrikte KDV oranı yüzde 1’e çekilmeli”

Mesken abone grubuna göre yüzde 16,34 oranında daha pahalı elektrik kullanan çiftçilerimiz, 104,1 kuruştan elektrik kullanmak zorunda kaldı. 31 Aralık 2021 gece yarısı elektriğe gelen ve 01 Ocak 2022 tarihinden itibaren geçerli olan astronomik zamlar sonucunda elektrikte indirim bekleyen üreticilerimiz büyük bir hayal kırıklığına uğradılar.

Bunun yanı sıra son günlerde gündemde olan elektrik kesintileri seracılıkla geçimini sağlayan ve maliyet artışına karşın zorlanan çiftçilerimizin tedirginliğini artırdı.

Elektrik fiyatları seracılıkta dönemsel olarak ve ürün çeşidine göre farklılık göstermekte olup, geçtiğimiz yıl kış aylarında dekara aylık ortalama 200-250 lira elektrik faturası ödeyen çiftçilerimiz, kış şartlarının ağırlaşması ve gelen zamlarla birlikte bu yıl dekara 300-400 lira arasında fatura ödemek zorunda kaldılar.

Acilen elektrikte uygulanmakta olan yüzde 18 KDV oranı, artan maliyetler karşısında ezilen çiftçilerimiz için yüzde 1’e indirilmelidir. Elektrik mutlaka desteklenmeli, tarifede ciddi bir indirim yapılmalıdır. Diğer taraftan aylık fatura düzenlenmesi de üreticilerimizi sıkıntıya sokuyor. Gerekli düzenlemeler yapılarak aylık fatura tahakkuku şirketlerin ihtiyati kararı olmaktan çıkarılmalı, ürünlerin hasat dönemi dikkate alınarak, hasattan hasada, yılda bir ya da iki kez olacak şekilde tahsilat yapılması sağlanmalıdır.

“Çiftçi tarımda tutulmalı”

Bir diğer önemli beklenti de; üreticilerimizin elektrik borçlarının hak ettikleri desteklerden mahsup edilme uygulamasının kaldırılmasıdır. Böylece, zaten yeterli olmayan desteklerin sürekli nakit para ihtiyacı duyan üreticilerimizin elini bir nebze de olsa rahatlatması sağlanacaktır.

Ayrıca Destekleme bütçesi milli gelirin yüzde 1’in altına düşmeyecek şekilde oluşturulmalıdır.

2022 yılında girdi maliyetlerinin aşırı yükselmesi gıda fiyatlarına yansıyacak ve tüketicilerin gıda ürünlerini satın alması zorlaşacaktır. Bu yıl gıda yokluğu yaşamak istemiyorsak çiftçimizi tarımda tutmalıyız ve üretmesini sağlamalıyız. Ayrıca üreticilerimizin topraklarını üretim değil, yatırım ve rant amaçlı satın almak isteyenlere satmasının önüne geçilmelidir.”

Kar yağışlarının tarımsal üretime etkisi

Son günlerde ülkemizi etkisi altına alan kar yağışının buğday üretimine olan etkisine değinen Bayraktar, şunları kaydetti:

“Buğday, dünyada stratejik ürün olmasının yanı sıra ülkemizde de ekim alanları ve üretici sayısı bakımından önemli bir üründür. Buğday ve buğdaydan yapılan gıda maddeleri tüketiminin birinci sırada yer alması, buğday üretimine verilmesi gereken önemi gözler önüne seriyor.

2020 yılı verilerine göre ülkemizde 5,27 milyon hektar kıraç alanda ve 1,21 milyon hektar sulu alanda buğday üretimi yapılıyor. Son 5 yılda kıraçta buğday ekim alanı 662 bin hektar azaldı. Bu durum ilk bakışta buğdayda sulu tarıma geçildiğini akıllara getirse de veriler durumun böyle olmadığını gösteriyor. Çünkü suluda buğday ekim alanı da son 5 yılda 88 bin hektar azaldı. Ayrıca son 5 yılda buğday ekim alanlarında 750 bin hektar azalma yaşandı.

Bu yıl yağışlar, özellikle kar yağışları yeterli olmuş ve hububat için zamanında gerçekleşmiştir. Buğday üretimimizin yüzde 76’sının kıraç alanda gerçekleşmesi nedeniyle kar yağışı elbette ki verimi artıracaktır. Ancak kar yağışı azot, fosfor ve potasyum gibi hayati öneme sahip, bitki besin elementlerini içermediğinden gübre yerine geçemez.

Ne yazık ki bu üretim sezonunda çiftçilerimizin önemli bir kısmı, arazisine gübre atamadı ya da atması gereken miktarın oldukça altında gübre kullandı.

Yağışlar iyi ama verim için gübre şart!

Gübre ile verim doğrudan ilişkili olduğundan, uygun miktarda ve doğru zamanda gübre atılmasıyla birlikte bahar yağışlarının da zamanında gelmesi verimi artırır. Kısacası yağışlar rekoltenin daha da düşmesini bir miktar engelleyebilecek, ancak bu yıl yaşanan gübre fakirliği yüzünden geçmiş yıllara göre rekolte artışı beklendiği ölçüde olmayabilir.

Buğdayda 2021 yılında 8,1 milyon ton ithalat gerçekleştirildi. Üretimimizi artırmak ve ithalatımızı azaltmak için birçok üründe olduğu gibi buğdayda da uzun vadeli stratejilere dayanan ciddi bir üretim planlaması yapılması gerekiyor. Türkiye, buğday üretim potansiyelini iyi değerlendirmek için üreticilerin gelir istikrarını koruyacak, tarımsal yapısına uygun bir piyasa düzenini oluşturmak zorundadır. Destekler maliyeti azaltıcı yönde ağırlık kazanmalı ve mutlaka çiftçinin tam ihtiyaç duyduğu zamanda verilmelidir.

Rusya-Ukrayna krizi, Türkiye’de gıda fiyatları için potansiyel risk!

Sulamada elektrik maliyetleri yüksek!

Kar yağışı barajların ve yer altı sularının beslenmesi açısından önem arz ediyor. Ancak kuraklık için konuşmak erken, kuraklık riskinin azaldığını söylemek için mart-nisan dönemindeki yağışları görmek gerekir. Birçok ürünün bu yağışlara ihtiyacı olacak. Yağışlar yeterli olursa risk azalır. Ülke olarak dikkatli olmalıyız. Kuraklıkla ilgili tedbirleri hayata geçirmeliyiz.

Çiftçimiz suyu bulsa da kullanması sorun olacaktır. Özellikle çok su isteyen şeker pancarı, pamuk, mısır, çeltik gibi ürünlerde artan elektrik maliyetleri ciddi bir problem oluşturacaktır. Çünkü sulama elektrik maliyetleri son yıllarda çok yükseldi. Üretimde ciddi düşmelere neden olabilecek bu maliyet hızla aşağı çekilmelidir. Sulama elektrik maliyetinin aşırı yükselmesi üretimde çok ciddi olumsuzluklar yaşamamıza neden olabilir.”

07 Şub 2022 - 08:13 - Gıda

Mahreç  Mehmet Ali Çıtak


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.