Ramazanda neden kefir tüketmeliyiz?

Kefir; ferahlatıcı, lezzetli ve faydalı bir fermente sütü ürünü. Sütün tüm özelliklerini içeren kefirin Ramazan ayında da tüketimi çok faydalıdır.

Ramazanda neden kefir tüketmeliyiz?
Ramazanda neden kefir tüketmeliyiz?
+2
Haber albümü için resme tıklayın

Kefir; ferahlatıcı, lezzetli ve faydalı bir fermente sütü ürünü. Sütün tüm özelliklerini içeren kefirin Ramazan ayında da tüketimi çok faydalıdır.

Ramazanda neden kefir tüketmeliyiz?

Süt ve süt ürünleri tüketimi, sağlıklı ve zinde bir Ramazan ayının geçirilmesi bakımından oldukça önemlidir. Süt, yavrunun ilk gıdası olması da göz önüne alındığında beslenme yönünden ne kadar önemli olduğu kolaylıkla anlaşılabilir.

Anne sütü gibi hangi hayvansal süt çeşidi (inek, koyun, keçi ve manda) olursa olsun hepsi, süt şekeri laktoz, protein (kazein ve serum proteinleri), yağ, mineral ve vitamin içeriğini taşır. Ancak miktarlarında ve bileşen alt çeşitlerinde karakteristik farklılıklar bulunur.

İnek sütü, %88-89 su ve %11-12 kuru madde içerir; kuru maddenin %3,4 protein, %3,3 yağ ve %4,5’u karbonhidrattan ve %0.65’i minerallerden oluşur.

“Ambalajlı sütler tercih edilmeli”

Süt, güvenilir ve kaliteli olmalıdır. Ambalajlı günlük pastörize sütlerin tüketimi tercih edilmelidir; çünkü işletmeye alınmadan önce yüksek sayıda analiz (antibiyotik, asitlik, pH, bileşen analizleri, soda, mastitis vb) yapılır ve analiz sonuçları uygunsa alımına karar verilir.

Pastörizasyon, ısıl işlem (kaynatmadan daha düşük sıcaklıkta uygulanır) uygulaması olup, çiğ süt çeşitli hastalık yapan mikroorganizmaları içerebileceği için gıda güvenliğinin sağlanması bakımından önemlidir.

Bileşimindeki dengeli çeşitlilikten de anlaşılabileceği üzere süt, vücudun sağlığı, enerji ihtiyacı ve zindeliği için önemli bir besin kaynağıdır.

Fermente bir süt ürünü; kefir

Ramazan ayında da kefir tüketimi çok faydalıdır; ferahlatıcı, lezzetli ve faydalı bir fermente sütü ürünüdür. Kefir, sütün tüm özelliklerini içerir; ilave olarak fermantasyon sonucunda oluşan probiyotikler, prebiyotikler ve fermantasyon metabolitleriyle süte güç katar.

Kefirin düzenli tüketimi sağlıklı beslenme bakımından önemlidir. Glisemik indeksidüşük bir içecek olan kefir, iftarda ve sahurda rahatlıkla tüketilebilir.

Diğer şekerli, gazlı içecekler gibi kan şekerini yükseltici etkisi olmaz ve bu nedenle pankras hücrelerinden insülin salınımı normal düzeyde gerçekleşir.

Kefirin hem kolay sindirilebilir olması hem de probiyotik kaynağı olarak sindirim sistemini düzenlemesi ve bağışıklık sistemini destekleyici olması çeşitli hastalıklardan, vücut savunma sisteminin zayıf düşmesinden korur.

Ramazan ayında öğün zamanlarının değişimi ve lifli gıdaların yetersiz tüketimiyle ilgili gelişebilen kabızlığı da probiyotik özelliğiyle engeller.

Ayrıca sahurda tüketilen bir bardak kefir hem içerdiği zengin bileşenlerle tok tutar hem de uykuya geçişi kolaylaştırır.

Pastörize süt ve kefirin besin bileşen içeriği şöyledir

Süt ve kefir; vücutta sentezlenmeyen ve gıdalarla alınması gerekli esansiyel amino asitlerin içeriğinin yüksek olması nedeniyle biyolojik faydalılığı yüksek kazein ve serum proteinlerini içerir. Bu faydalı proteinler, vücutta sindirildikten sonra amino asitler halinde vücut için gerekli proteinlerin sentezlenmesinde rol alır. Deri veya kalın bağırsakta olduğu gibi vücuttaki hücreler belli sürede kaybedilmekte ve yenileri sentezlenmektedir. Hücrelerin yapı taşları olduklarından dolayı süt proteinlerinin alımı çok önemlidir.

Ayrıca vücutta metabolizmada gerçekleşen biyokimyasal reaksiyonlarda görev yapan enzimler, insülin gibi bazı hormonlar, kanda oksijen taşımakla görevli olan hemoglobin önemli protein yapılara örnek binlerce yapı içinde sadece birkaç örnektir.

Süt yağı; sütün çok kıymetli bileşenidir. Diğer bilinen yağ kaynaklarından farklı olarak bütürik asit gibi düşük karbonlu ve sağlık için önemli kısa zincirli yağ asitleri, doğada sadece süt yağında bulunur. Ayrıca orta ve uzun zincirli yağ asitlerini de belli oranlarda bir arada içerir.

Süt yağının doymamış yağ asitleri içeriğinde dominant olarak oleik asit bulunur; oleik asit faydalı zeytinyağının başlıca yağ asididir ve çok bilinmemesine karşın süt yağında da bulunur.

Süt yağında bulunan konjuge olmuş linoleik asitler (KLA) etkin biyoaktif bileşenlerdir; antikanserojenik özellikleri ve kalp damar hastalıklarına karşı etkinliği bilinmektedir.

Ayrıca, bir yağ asit izomer grubu olmasına karşın kas geliştirilmesinde etkin olmakta ve sporcular tarafından KLA kullanımı tercih edilmektedir. Çeşitli hormonların, sindirim sistemi için gerekli olan safra asitlerinin ve D vitamininin vücutta sentezlenebilmesi için öncül madde olan kolesterol de süt yağında bulunmaktadır.

Süt yağında bulunan gangliosid ve sfingolipitler de özellikle beyin hücrelerinde önemli olmakta ve gelişme çağındaki çocuklarımız için önemli olmaktadır.

Kefir de süt yağı %3 civarında bulunmaktadır, bir bardak (200ml) tüketildiğinde sadece 6 gr süt yağı alınmakta ve vücutta önemli işlev yapmaktadır.

Sağlıklı beslenmede, normal miktarlardaki süt yağından kaçınmamak gerekir. Ramazan ayında da oruç esnasında gerekli enerjiyi sağlayabilmek bakımından da önemli olacaktır.

Süt karbonhidratı; glikoz ve galaktozdan oluşan laktozdur; laktoz vücut için enerji kaynağı görevi yapar. Laktoz bir disakkarit olduğu için sindirim sürecinde kana hızla karışmaz, bu nedenle süt ve ürünlerinin glisemik indeksi oldukça düşüktür; diğer şekerli gıdalardan farklı ve olumlu bir özellik olarak alfa pankreas hücrelerinden ani/hızlı insülin salınımı söz konusu değildir.

Laktoz sindirim sisteminde bulunan laktaz tarafından kolaylıkla sindirilebilir. Yani laktoz kötü veya zararlı bir bileşen değildir. Ancak bireyin sindirim sisteminde genetik veya beslenme alışkanlıklarıyla ilgili olarak bu laktaz enzimi yetersiz olduğunda veya hiç bulunmadığında laktoz sindirimi gerçekleşemez ve bireye şişkinlik, gaz, sancı vb. çeşitli rahatsızlıklar verir; buna laktoz intolerans denir, bu bir alerji değildir.

Laktoz intolerans bireyler doğal olarak süt ve ürünleri tüketiminden kaçınır. Bu kişiler özellikle fermente süt ürünleri veya laktozsuz süt (laktoz vücut yerine üründe yapıtaşlarına enzimle parçalanır) tüketimini tercih edebilirler.

Kefir tüketiminin, içerdiği enzimlerle laktoz intoleransın iyileşmesine destek verdiği bilimsel çalışmalarda tespit edilmiştir.

Çeşitli mineral ve vitaminlerin bulunması bakımından da pastörize süt ve kefir önemli bir besin kaynağıdır. 100 ml’sinde; 140 mg potasyum, 120 mg kalsiyum, 90 mg fosfor, 10 mg magnezyum, 0,40mg çinko, 3,7 µg selenyum, 28 µg A vitamini, 0,44 µg B12 vitamini, 5 µg folat, 0,18mg riboflavin içerir; ayrıca diğer mineral ve vitaminleri de farklı konsantrasyonlarda içermektedir.

Özellikle, süt zengin kalsiyum içeriğiyle sağlığı birçok yönden olumlu etkiler ve çocukluk yıllarından itibaren düzenli süt ürünlerini tüketmiş bireylerde kemik erimesi (osteoporoz) sıklığı daha azdır.

Pastörize süt ve kefir, içerdiği bu zengin vitamin ve minerallerle vücutta metabolizmanın etkin çalışmasını sağlayarak sağlıklı ve zinde kalmaya destek olurlar.

Kefir, faydalı süt bileşenlerine ilave olarak fermantasyon süresince oluşan karakteristik bileşenleriyle lezzetli, ferahlatıcı, hafif köpüklü, hafif ekşimsi, kıvamlı, yoğurt ve ayran gibi laktik asit fermantasyonunun gerçekleştiği fermente bir süt ürünüdür.

Fermente süt ürünü olan yoğurt da besin bileşenleri bakımından sağlıklı bir gıdadır. Kefir ve yoğurtta benzer olarak başlıca laktik asit fermantasyonu gerçekleşmesine karşın; aralarındaki temel farklılık; yoğurt mayası başlıca iki yoğurt bakterisi içerirken, kefir mayasının çok çeşitli probiyotikleri içermesidir.

Kefir, hayvansal sütlerin (inek, keçi vb.), kefir daneleriyle veya kefir starter kültürüyle fermente edilmesiyle üretilir. Kefir danesi, çok çeşitli ve faydalı laktik asit bakterilerini, Leuconostoc, Bifidobakterler ile asetik asit bakterilerini ve mayaları doğal olarak bünyesinde ve zengin miktarda bulundurmaktadır.

Sütün fermantasyonu 25°C de 18-22 saat sürer, kefirin uzun fermantasyon ile üretilmesi tüm faydalı mikrofloranın gelişimini destekler. Tüketimde ambalajlı kefirler kullanılmalı veya evde yapım için kefir danesi kullanılacaksa üretim izinli, ambalajlı dane maya tercih edilmelidir.

Kontrolsüz, elden ele geçen mayalar olası sağlık risklerinden dolayı kesinlikle kullanılmamalıdır. Kefirin, sağlık etkileri bilimsel araştırmalarla belirlenmiştir:

Kefir, sindirim sistemini düzenler

Kefir, önemli probiyotik ve prebiyotik kaynağıdır. Probiyotikler sindirim sisteminden geçerek kalın bağırsakta kolonize olarak gelişir ve anti-mikrobiyal özelliğiyle hastalık yapan mikropların gelişimini engeller. Prebiyotikler de, probiyotikler için seçici besin kaynağı olur ve probiyotiklerin gelişimini teşvik eder. Gıda zehirlenmelerinden kaynaklı ishali iyileştirmede destek olur.

Kefirin rahatlatıcı etkisi vardır: Sinir sisteminin önemli kısmı kalın bağırsaktan geçtiği için bu ortamda sağlıklı probiyotik mikrofloranın hakim olması, faydalı metabolitlerin oluşumunu da teşvik eder ve sinir sistemi de olumlu etkilenir. Mutluluk hormonu serotoninin %90’dan fazlası kalın bağırsakta üretilmektedir. Kefirin sindirilebilirliği süte göre çok daha kolaydır

Kefir fermantasyonu süresince mikroflora tarafından kullanıldığı için sütteki laktoz kefirde daha az miktarda bulunur. Ayrıca kefir mayasından kaynaklanan mikrofloranın ürettiği enzimler sütteki proteinler ve yağları da kısmen yapı taşlarına ayırır, yani fermantasyon sürecinde bir nevi ön sindirime uğradıkları için vücutta sindirimleri çok daha kolay olur, sindirim sistemini yormaz.

Kefir insülin direncini azaltma ve anti-obezite etkisi vardır

Kefirin glisemik indeksinin düşük olması nedeniyle kan şekerini hızlı yükseltmez. Kalın bağırsak mikroforasının obez bireylerde farklı olduğu ve probiyotik içerikli kefir tüketimiyle bu floranın olumlu yönde düzenlenmesiyle fazla kilonun verilmesine destek verdiği güncel uluslararası bilimsel çalışmalarda belirtilmektedir.

Kefir bağışıklık sistemini destekler

Bağırsakta kolonize olan probiyotikler sentezledikleri faydalı metabolitlerle gastrointestinal bağışıklık sistemini düzenlenmesini destekler. Düzenli kefir tüketiminin, alerjiyi azaltıcı etkisi de bulunmaktadır.

Kefir danesinden üretilen kefirin antikanserojenik özelliği bulunur

Laktik asit bakterilerinin, toksinleri ve vücutta kansere sebep olabilen maddeleri bağlayarak aktivitelerinin önlendiği araştırmalarda tespit edilmiştir. Kalın bağırsakta kansere neden olabilen Fusobacterium mikroorganizmasını kefir tüketimiyle inhibe edilebildiği in vitro çalışmada tespit edilmiştir.

Prof. Dr. Zeynep Banu Güzel Seydim

Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü

30 Kas 2018 - 13:33 - Sağlık

Muhabir  Mehmet Ali Çıtak


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.