Bitkisel yağ ihracatını, artan fiyatlar kurtardı!

Ocak-Mayıs 2021 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre miktar bazında yüzde 9 azalışla 368 bin 124 ton bitkisel yağ ihracatı gerçekleşirken, hammaddeye bağlı fiyat artışları kaynaklı olarak ihracat tutarı 380,6 milyon dolardan yüzde 32 artışla 503,8 milyon dolara yükseldi.

Bitkisel yağ ihracatını, artan fiyatlar kurtardı!
Bitkisel yağ ihracatını, artan fiyatlar kurtardı!
+2
Haber albümü için resme tıklayın

Ocak-Mayıs 2021 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre miktar bazında yüzde 9 azalışla 368 bin 124 ton bitkisel yağ ihracatı gerçekleşirken, hammaddeye bağlı fiyat artışları kaynaklı olarak ihracat tutarı 380,6 milyon dolardan yüzde 32 artışla 503,8 milyon dolara yükseldi.

Geçen yılın ilk beş aylık döneminde 406 bin 475 ton bitkisel yağ ihraç edilmesine karşılık, 2021 yılının Ocak – Mayıs döneminde yüzde 9 düşüşle 368 bin 124 ton ihracat gerçekleştiği bilgisini veren Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Terci, miktar bazındaki düşüşe karşın, döviz getirisinin yüzde 32 arttığını dile getirdi.

Bitkisel yağ ihracatında hedef; 1 milyar 250 milyon dolar

Bitkisel yağ ihracatının döviz bazında yüzde 46 yükselme gösterdiğinin altını çizen Terci, “Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği olarak, Türkiye’nin bitkisel yağ ihracatına 120 milyon dolarlık katkı sağladık. Türkiye’nin ihracatında öne çıkan ülkeler 84 milyon dolarlık tutarla Irak, 51 milyon dolarlık bitkisel yağ talebiyle Suriye ve 50 milyon dolarla Libya oldu. Ege Bölgesi’nden ihracat yaptığımız pazarlar ise; 38 milyon dolarla Libya, 34,7 milyon dolarla Yemen ve 13,7 milyon dolarla Tunus sıralandı. 2020 yılında 981 milyon dolar olan bitkisel yağ ihracatımızın 2021 yılı sonunda 1 milyar 250 milyon dolara ulaşmasını bekliyoruz” diye konuştu.

Ülkeler “Güvenlik Stoku” yapıyor

Pandemi sonrasında ülkelerin “Güvenlik stoku” adı altında uluslararası ticarete konu olan yağlı tohum, hububat, bakliyat ve tüm gıda ürünlerine çok ciddi talep gösterdiğine işaret eden Birlik Denetim Kurulu Üyesi Rıza Seyyar da, talep artışının etkisiyle fiyat artışları yaşandığını, bu konjonktürel dalgalanmanın 2022 yılının ikinci yarısına kadar devam edeceğini öngördüklerini ifade etti.

Bitkisel yağlar özelinde uzun yıllar ortalaması 600 dolar seviyesinde ticarete konu olan ham ayçiçeği fiyatlarının, 2021 yılının birinci çeyreğinde 1700 dolarlardan işlem gördüğünün altını çizen Seyyar, “Bitkisel yağ fiyatları 2021 yılının ikinci çeyreğinde 1550-1600 dolar bandında fiyatlandı. Dünya genelinde bitkisel yağ üretimin son 5 yılın ortalamalarına göre yüzde 7 artış gösterdiği bir dönemde bu artışları yaşamamızın nedeni, pandeminin getirdiği fiyat dalgalanmalarıdır” şeklinde konuştu.

Yağlı tohumlar ithalatının 5 milyar doları aşması bekleniyor

“Pandemi tüm sektörlerde olduğu gibi tarım sektöründe de üretimin ne kadar önemli olduğunu, sürdürülebilir tarımsal üretimin ekonomik faaliyetlerin temeline oturduğunu bir kez daha tüm paydaşlara ve halkımıza hatırlatmış oldu” diyen Seyyar, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye, 2020 yılında 4 milyar dolar yağlı tohumlar ve türevleri ithal etti. 2021 yılında bu rakamın 5 milyar doları aşması bekleniyor. Türkiye’nin 35 milyar dolar seviyesinde olan tarımsal üretimini apolitik bir yaklaşımla 100 milyar dolara çıkarmak için sektör paydaşları, kamu, STK’lar çalışmalıyız.

“İthalatçı olmak yerine üretimi artırmalıyız”

Türkiye yağlı tohumlar ve türevlerinde net ithalatçı olmak yerine üretimi destekleyip, planlayıp üretim ve çeşitliliği artırarak, ihtiyaç duyacağı hammadde kaynağını kendi elinde tutmasını başarmak zorundadır. Pamuk üretimimizi artırarak 25 milyar dolar ihracat yaptığımız tekstil ve konfeksiyon sektörlerinin ana hammaddesine sahip olacağımız gibi, 1,5 milyar dolara ulaşan pamuk ithalatının önüne geçebilecek, 1 milyar dolar ithalat yaptığımız palm yağı ithalatına gerek kalmayacak. Daha fazla yağlı tohum ürettiğimiz takdirde büyükbaş hayvan yem ihtiyacını karşılayacak, daha uygun maliyetli et ve süt üretimi sayesinde et ve süt ürünlerinin türevlerini ihraç edebilir hale geleceğiz.

Deri ve mobilya sektörleri gibi pek çok sektöre hammadde teminini büyütmüş olacağız. Kısaca bir bütün olarak baktığımızda yağlı tohumlar ve türevi ihtiyacımızı kendi topraklarımızdan çözdüğümüzde temelinde tarım olan birçok sektör ve işkolunun da önünü açmış, rekabetçiliğimize katkı sağlamış olacağız. Yani hububat, bakliyat ve yağlı tohumları sadece nohut, mercimek, çekirdek, mısır olarak görmek yerine bu ürünlerin katkıda bulunduğu sektörler ve onların çıktılarını göz önünde bulundurmakta fayda var.”

28 Haz 2021 - 08:43 - Gıda

Muhabir  Mehmet Ali Çıtak


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.