“AB’nin Çiftlikten Çatala Stratejisi, tüm ülkelere ibret olmalı”

AB Komisyonu’nun salgın sürecinde uzun zamandır sümen altında bekleyen tarım reformu taslağını gündeme sürdüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu, AB’nin tarıma verdiği önemin, sektörü ihmal eden ülkelere ibret ve ilham olması gerektiğini söyledi. Kalaycıoğlu, “Gıda güvenliği, sağlık ve salgınlara direnme için gerçekten önemli. Bunda, özellikle zor zamanlarda ele güne muhtaç olmama çabası da var” dedi.

“AB’nin Çiftlikten Çatala Stratejisi, tüm ülkelere ibret olmalı”
“AB’nin Çiftlikten Çatala Stratejisi, tüm ülkelere ibret olmalı”
+2
Haber albümü için resme tıklayın

AB Komisyonu’nun salgın sürecinde uzun zamandır sümen altında bekleyen tarım reformu taslağını gündeme sürdüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu, AB’nin tarıma verdiği önemin, sektörü ihmal eden ülkelere ibret ve ilham olması gerektiğini söyledi. Kalaycıoğlu, “Gıda güvenliği, sağlık ve salgınlara direnme için gerçekten önemli. Bunda, özellikle zor zamanlarda ele güne muhtaç olmama çabası da var” dedi.

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu, AB Komisyonu’nun Biyoçeşitlilik Stratejisi ile birlikte gündeme getirdiği ‘Çiftlikten Çatala Stratejisi’ni Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (TASAM) internet sitesinde yayınlanan “Çiftlikten Çatala AB” başlıklı yazısında değerlendirdi.

AB, koronavirüs sıkıntıları arasında tarım reformunu gündeme sürdü!

Koronavirüs salgını öncesinde ekonomik daralmadan başlayarak birkaç yönden sıkıntı yaşayan AB Komisyonu’nun, uzun bir zamandır sümen altında bekleyen kapsamlı tarım reformu taslağını, sıkı çalıştığını göstermek istercesine gündeme sürüverdiğine dikkat çeken Kalaycıoğlu, “AB’nin hâlâ tarıma çok büyük önem vermesi, bu sektörü ihmal eden AB dışında ve çevresinde olan ülkelere ibret ve ilham olmalı. Olmalı ki onlar da neyi ve nasıl yanlış yaptıklarını görsünler ve gerekli önlemleri alt sektör, ürün, üretim, teşvikler ve tarım ticareti kapsamında yapsınlar. Bence bu açıdan AB hâlâ bir referans noktasıdır. Gıda güvenliği, sağlık ve salgınlara direnme için gerçekten önemli. Tabii bunda bir de özellikle zor zamanlarda ele güne muhtaç olmama çabası da var” diye yazdı.

“AB Komisyonu, üye ülkelerin önüne 10 yıllık hedef takvim koydu”

Avrupa Yeşil Anlaşması’nın iki ayağının izlenecek yeni Biyoçeşitlilik Stratejisi ile tarımsal üretimin hangi amaçlarla, hangi standartlara uyacağı veya hangi mevcut standartları koruyacağına dair Çiftlikten Çatala Stratejisi olduğunun altını çizen Prof. Kalaycıoğlu’nun bazı değerlendirmeleri şöyle:

“AB komisyonu, üyelerinin önüne yine bir 10 yıllık hedef takvim koydu. Covid-19 salgını kaç dalga ile geri gelirse gelsin, 2021’den 2030’a kadar, yani dolu dolu 9 yılda yeni bir perspektif içinde, Birleşik Krallık’sız (BK) bir AB’de ve Avrupa Ekonomik Alanı sınırları içinde yapılacakları listelediler.

Brexit sonrası AB’nin Ortak Tarım Politikasının çerçevesi ne olacak?

Tabii Brexit ile ortaya çıkacak durum, tarım sektörünü ilgilendiren ürünlerle evden ayrılan evladın da hâlâ besleneceği varsayımına dayanıyor. Aslında daha okyanustaki balıkların bile nasıl paylaşılacağına karar veremediler. Ama biliniyor ki AB, BK tarifeli veya tarifesiz tarım ürünü almaya devam edecek. Nitekim tüm sınırlarını salgın nedeni ile kapatan BK’nın neden hâlâ Pas de Calais-Dover arasında gidip gelen Chunnel hattını açık tuttuğunun açıklaması. Bu bağlamda tarım ürünü fazlaları ile maruf AB’nin Ortak Tarım Politikası’nın (CAP-OTP) çerçevesini yeniden nasıl çizeceğini yakında göreceğiz.”

“AB, kurallarına uymayan ülkelerden tarım ürünleri ithalatını azaltacak”

AB Komisyonu’nun, bazı alanlarda atacağı adımları uluslararası düzenlemelerle uyumlaştırmak durumunda olduğunu belirten Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu, özellikle biyolojik çeşitlilik konusunda, 2021 yılında yeniden düzenlenecek olan BM Biyoçeşitlilik Çerçevesine de öncü olmak ve ölçüt getirmek çabasında olduğunu kaydetti.

AB’nin Paris İklim Anlaşması’nın gerektirdiği fosil gaz kullanımı hedeflerini de, OTP’nin yeni çerçevesinde değerlendirmek zorunda olduğunu yazan Kalaycıoğlu, “Çünkü tarım sektörleri de kendi çapında fosil yakıt kullanıyor ve salınımda bu sektörün payı bir hayli yüksek. Tarım zararlılarının itlafında kullanılan zehirli ilaçların (pestisitleri) 2030’a kadar %80 oranında azaltılması da gözetilen bir başka hedef. Tabii benzer uygulamaları devreye sokmayan Gümrük Birliği üyelerinden ve üçüncü ülkelerden AB üyelerinin tarım ürünü ithalatını azaltacağı haberini isterseniz ben vereyim de Türkiye de bunu bilsin” ifadelerini kullandı.

“Özgürlükçü AB, sofra düzenine nasıl karışır?”

Salgınla birlikte en büyük risk grupları arasında aşırı şişmanların bulunmasının, AB Komisyonu’nun “Çiftlikten Çatala” projesi çerçevesinde, insanların lokmalarını saymaktan çok ne yiyeceklerine karışacağı izlenimini edindiğini de vurgulayan Kalaycıoğlu, şöyle devam etti:

“Daha sağlıklı” gıda diyorlar. “Özgürlükçü AB sofra düzenine nasıl karışır?” diyen şimdilik yok. Bu arada AB bence üye ülke televizyonlarında kamu spotu kullanmaya başlamalı ki salgına karşı bir başka yöntemi de uluslar üstü statüsü ile seferber etsin. ”Can boğazdan gider” henüz kullanmaya başlamadıkları bir slogan. “Çatala Takılana Artık Biraz Dikkat” sözü de çok iyi bir kamu spotu olabilir.

Ama bunlardan da önce “Elini yıka” bize anneanne ve annelerimizin, bizim de çocuk ve torunlarımıza çok sık verdiğimiz bir talimat olarak, AB coğrafyasına bedava ve gümrük vergisiz tarifesiz gönderebileceğimiz bir slogan olabilir. Belki sınai gıda etiketlerine bile içerik yanı sıra sağlık standardı olarak, “Elini yıka” ibaresini koymayı düşünebilirler. Bu etiket (labelling) veya kamu spotu işini tabii komisyon AB Sivil Toplum Kuruluşlarına da ihale edebilir. “Avrupa Topraklarının Dostları” (Friends of the Earth Europe) bunu hakkıyla yapabilecek bir platform.”

Biyoçeşitlilik Stratejisi: Denizde ve Karada Doğayı Koruma

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu, AB’nin yeni Biyoçeşitlilik Stratejisi hedeflerini de şöyle sıraladı:

“Denizler, nehirler, göller ve ormanlar daha fazla korunacak. Bozulan koşullar için düzeltici önlemler alınacak ve yasal bir mevzuata tabii tutulacak. 2030’a kadar 3 milyon yeni ağaç dikilecek. Çiçeklerin tozlaşmasındaki (polinasyon) azaltma düzeltilip, arı nüfusu desteklenecek. AB coğrafyasındaki nehirlerin 25000 km’lik kısmı serbest akışlı hâle getirilecek. Bu nehir kıyılarındaki tesis, avlanma ve konaklama ile ilgili kısıtları ve muhtemelen yeni hidroelektrik santral yapılması ile ilgili engellere işaret etmekte.

Ticaret politikasının ise çevreyle ilgili bir standarda dönüşeceği bilinmekle birlikte bu standardın kapsamı ile ilgili ayrıntının Paris anlaşmasından aktarılacağı anlaşılmaktadır. Ama av hayvanları ve canlı süs hayvanları ticaretinin daha fazla denetleneceği muhakkak. “Ticaretin doğaya zarar vermemesi” ilkesinin önemini vurgulamaya çalışan bir komisyon kararının da 2030’a kadar, herhangi bir geçiş dönemi belirtilmeksizin alınacağı belli olmuştur.”

Yazının tamamı için tıklayınız.

31 May 2020 - 14:37 - Tarım

Muhabir  Mehmet Ali Çıtak


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.