Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi Tarım Sektörü olmalı mı, olmamalı mı?

Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 1996 yılında uygulamaya giren Gümrük Birliği Anlaşması’nın kamu alımları, hizmetler ve tarım sektörlerini de kapsama alacak şekilde güncellenmesi konusunda mutabakata varılmış durumda. Türkiye açısından güncellemedeki en sorunlu başlık ise Tarım…

Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi Tarım Sektörü olmalı mı, olmamalı mı?
Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi Tarım Sektörü olmalı mı, olmamalı mı?
+9
Haber albümü için resme tıklayın

Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 1996 yılında uygulamaya giren Gümrük Birliği Anlaşması’nın kamu alımları, hizmetler ve tarım sektörlerini de kapsama alacak şekilde güncellenmesi konusunda mutabakata varılmış durumda. Türkiye açısından güncellemedeki en sorunlu başlık ise Tarım…

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticari entegrasyonunda dönüm noktası teşkil eden Gümrük Birliği Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinin üzerinden 21 yıl geçti. AB ile Türkiye’nin üzerinde mutabakata vardığı, AB Komisyonu’nun müzakereler için AB Konseyi’nden yetki istediği güncelleme ile Gümrük Birliği’nin kamu alımları, hizmetler ve tarım sektörünü de kapsayacak şekilde genişletilmesi gündemde.

Türkiye-AB Tarihi ve Gümrük Birliği

Türkiye, o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) üyelik başvurusunu, Topluluğun kuruluşundan hemen sonra Temmuz 1959’da yaptı. Üyelik başvurusunun üzerinden 58 yıl; tam üyeliği nihai bir hedef olarak ortaya koyan ve 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanan Ankara Anlaşması’nın yürürlüğe girdiği tarih olan 1 Aralık 1964’ün üzerinden ise tam 53 yıl geçti.

AB ile ticari entegrasyon anlamında en önemli adım olan Gümrük Birliği Anlaşması, Türkiye-AB Ortaklık Konseyi’nin 6 Mart 1995 tarihli toplantısında kabul edilen 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı uyarınca, 1 Ocak 1996 tarihi itibariyle uygulamaya konuldu.

Gümrük Birliği’nin kapsamı

Gümrük Birliği, mevcut haliyle sadece sanayi ürünleri ile işlenmiş tarım ürünlerini kapsarken, geleneksel tarım ürünleri ise kapsam dışında. İşlenmiş tarım ürünlerinde gümrük vergileri tespit edilirken, tarım payı ile sanayi payı ayrılarak, sadece sanayi payı vergi muafiyetine tabi tutuluyor.

GB’nin tamamlanmasıyla Türkiye, AB’nin 1971’den bu yana tek taraflı olarak uyguladığı biçimde, AB’den gelen sanayi ürünlerine yönelik gümrük vergilerini kaldırdı, miktar kısıtlamalarına da son verdi.

GB’nin neden güncellenecek?

GB Anlaşması’nın güncellenmesi, AB ile ABD arasında müzakereleri süren Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) Anlaşması dolayısıyla gündeme geldi.

Türkiye ile Gümrük Birliği dolayısıyla, AB’nin taraf olacağı TTIP’ın yürürlüğe girmesi halinde ABD mallarının da ülkemize serbestçe girecek olması, buna karşılık Türkiye’nin Amerika pazarında böyle bir imkan bulamayacak olması endişesi yaşanıyor.

Brookings Enstitüsünün yayınladığı bir rapora göre, Türkiye’nin TTIP’a dahil olmaması halinde 95 bin kişinin işini kaybetme ihtimalinin ortaya çıkacağı ve Türkiye ekonomisinin 20 milyar dolar zarara uğrayacağı tahmin ediliyor. Bu bakımdan Türkiye’nin TTIP’e dahil olması, büyük önem taşıyor.

Ancak, Ocak 2017’de ABD Başkanlığı görevini devralan Donald Trump’ın ABD’nin taraf olduğu ticaret anlaşmaları konusunda daha korumacı bir yaklaşım sergilemesi, henüz müzakereleri sonlanmayan TTIP’ın akıbetini de belirsizliğe sürükledi.

Dünya Bankası Raporu

Türkiye’nin TTIP kaygısıyla yaptığı çağrılar üzerine gündeme gelen GB Anlaşması’nın güncellenmesi konusunda en somut ve kapsamlı çalışma, AB Komisyonu tarafından finanse edilen Dünya Bankası’nın AB-Türkiye Gümrük Birliği Değerlendirmesi Raporu oldu. Nisan 2014’te kamuoyu ile paylaşılan raporda, GB’nin süreç içindeki ekonomik etkileri ile geleceğe yönelik olanaklar değerlendirildi.

GB’nin getirdikleri

Türkiye ile Gümrük Birliği’ne giren AB’nin o dönemdeki üye sayısı 15 iken, bugün birliğe üye ülkelerin sayısı 28. Yani ilk etapta GB’den 15 ülke istifade ederken, günümüzde 13 ülke daha anlaşma uyarınca Türkiye’ye gümrüksüz ihracat yapabiliyor. Üstelik bu ülkeler, Türkiye ile benzer gelir ve üretim koşullarına sahip.

AB’nin Türkiye ile GB kararını aldığı 1995’te 15 AB ülkesinin toplam ithalatından aldığımız pay %1,7 iken, GB’den sonra 2004 yılında AB pazarındaki payımız %2,7 ile zirveye ulaştı. AB’nin genişleme sürecinde 10 ülke ile en büyük açılımını yaptığı 2004 yılından sonra ise AB pazarında Türkiye için kayıplar başladı ve AB ithalatındaki payımız, %2,2’ye kadar geriledi.

“Gümrük Birliği güçlendirilmeli”

Dünya Bankası Raporu’na göre, Türkiye ile AB arasındaki GB, basit bir STA’nın sağlayabileceğinden çok daha büyük faydalar getirdi. Analizler, bir STA yapılmış olması halinde Türkiye’nin AB’ye ihracatının %7,2, AB’nin Türkiye’ye ihracatının ise %4,2 kadar daha düşük olacağını ortaya koyuyor.

Taraflar arasındaki ticaretin arttırılabilmesi için GB’nin güçlendirilmesi gerekiyor. Anlaşmanın, hizmetler ve tarımsal ticareti de kapsayacak şekilde genişletilmesi yarar sağlayacak.

Raporda, AB ile Türkiye arasındaki ticaretin 1996’dan bu yana dörde katlandığına, Türkiye'de rekabetin ve kalitenin arttığına, kalitedeki artışın da Türkiye'nin AB dışındaki ülkelere ihracatına yansıdığına değiniliyor.

Ancak, iki taraf arasındaki ikili ticaretin değeri önemli oranda artmasına rağmen, küresel ekonomideki değişiklikler; sanayi ürünlerini kapsayan ticaret düzenlemesinin tarım ve hizmetleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi ve üçüncü ülkeler ile yapılacak STA’lar için paralel müzakerelerin resmileştirilmesi ihtiyacı gibi GB’nin ele alması gereken yeni sorunlar doğurmuş durumda.

Raporun Başyazarı olan Dünya Bankası Uluslararası Ticaret Biriminden Kıdemli Ticaret Ekonomisti Ian Gillson’a göre, bu değişiklikler her iki tarafın küresel ticaretteki artışa, yükselen piyasa ekonomilerinin artan rolüne ve AB’nin doğuya doğru genişlemesine uyum sağlamasına yardımcı olacak. Gillson, “1995 yılından bu yana küresel ekonomide bazı tektonik değişimler yaşandı. Bugün artık Türkiye ile AB arasındaki ticaret ilişkilerinin belirli bölümlerinin acil olarak yeniden düşünülmesi gerekiyor. Daha fazla entegrasyona ihtiyaç duyuluyor” dedi.

Sektörlerin katkısı

Rapora göre, ticaret ilişkisinin hizmetler ticaretini de kapsayacak şekilde genişletilmesi, tahmini olarak 1,1 milyar ABD Doları düzeyinde bir kazanım sağlayabilir.

GB’nin kapsamı dışında bulunan Tarım Sektörü ise Türkiye’nin GSYH’sının %10’unu oluşturuyor. Bazı önlemler Türkiye’nin tarım ürünleri için yüksek derecede bir ithalat koruması sağlıyor. Ortalama “en çok kayrılan ülke (MFN)” tarifesi %41,7 gibi yüksek bir düzeyde ve tarife kotaları ve fiyat düzenlemeleri de tarımsal ticareti engelliyor. Rapora göre, tarafların ikili tarım ticaretini serbestleştirmesi halinde, zeytin ve domates gibi bazı ürünlerde Türk ihracatçıları Akdeniz ülkelerinde daha rekabetçi hale gelebilirler. Ancak bunun uygulanabilir olması için, Türkiye’nin gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı konularında AB kuralları ile uyumlu hale gelmesi gerekiyor.

Diğer yandan hem hizmetler hem de tarım ticaretinin açılması aynı zamanda diğer STA’larda son zamanlarda gözlenen eğilimler ile de uyumlu olacak. Türkiye ve AB, STA’ları bir politika önceliği haline getirmiş durumda. Bununla birlikte, GB’nin mevcut tasarımı, Türkiye’nin, AB’nin üçüncü ülkelerle müzakerelerinde masaya oturmasına izin vermiyor. Türkiye’nin aynı ülkeler ile anlaşma yapması halinde bu bir sorun oluşturmuyor, ancak her zaman paralel anlaşmalar yapılamıyor.

Ian Gillson, “Bu asimetri, potansiyel olarak her iki taraf için de oldukça maliyetlidir. Bu durum, mevcut GB düzenlemesi kapsamında kaldırılmış olan menşe kontrollerinin tekrar uygulamaya konulması riskini doğurmaktadır” değerlendirmesini yaptı.

İstanbul’daki toplantıda raporun sunumunu yapan Dünya Bankası Kıdemli Ekonomisti Kamer Karakurum Özdemir de, AB’nin STA imzaladığı üçüncü ülkelerin zaman zaman Türkiye ile STA imzalamayı kabul etmediğine dikkat çekerek, “ABD ve Kanada gibi ülkeler ile AB arasındaki STA’lar, Türkiye için potansiyel kayıpların artması riskini doğurmaktadır” dedi.

AB Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü Aday Ülkeler Direktörü Alexandra Cas Granje ise yeni üye devletlerin katılmasının Türkiye'nin GB’de sorun yaşamasına neden olduğunu belirterek, “Bu gelişmeler durdurulamaz ve devam da edecek. Ayrıca AB’nin üçüncü ülkelerle yapacağı STA’lar Türkiye’ye risk getirecektir. Biz bunun farkındayız ve üzerinde çalışıyoruz” ifadesini kullandı.

Güncellemede en sorunlu başlık; Tarım

Türkiye ile AB arasında uygulamadaki GB’nin genişletilerek güncellenmesinde en sorunlu başlık olarak Tarım öne çıkıyor.

Öncelikle AB’nin ürün bazında yüksek standartlara sahip olması nedeniyle, AB pazarına girişin kolay olmadığının altı çiziliyor.

Nitekim Dünya Bankası Raporu’nda, anlaşmanın tarımı kapsayacak şekilde genişletilmesinin her iki taraf için de kazanç sağlayacağı; ortak dış tarifelerin kabul edilmesinin Türkiye’nin tarım ürünlerine ilişkin ithalat korumasını önemli ölçüde azaltacağını, bunun da tüketicilere fayda sağlayacağı vurgulanıyor. Ancak Türkiye’nin AB’nin gıda güvenliğiyle ilgili kuralları karşılayabilmesine yönelik olarak süt ürünleri, et, canlı hayvan ve balık işletmelerinin modernizasyonu için yaklaşık 2 milyar avroya ihtiyaç duyulacak.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de, bu durumu, “Tarımda avantajlı ya da dezavantajlı olduğumuz alanlar var, yaş meyve sebzede, tahılda ve turunçgillerde avantajlı ancak ette dezavantajlı oluruz” sözleriyle vurguladı.

Gümrük Birliği tarımı kapsamalı mı?

Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Harun Uysal da, Şubat ayında yazdığı “Gümrük Birliği tarımı kapsamalı mı?” başlıklı yazısında, konuyu değerlendirdi.

AB Komisyonu’nun Türkiye ile Gümrük Birliği anlaşmasının güncelleştirilmesi konusunda resmi görüşmelere başlamak için AB Konseyi’nden yetki talep ettiğini hatırlatan Uysal, anlaşmanın tarım, hizmetler, sanayi ve kamu alımları alanlarını da kapsayacak şekilde güncelleştirilmesinin beklendiğini, bunu olumlu gören medya organlarında, anlaşma bu şekilde güncellenecek olursa, Türkiye’de üretilen tarım ürünlerinin neredeyse tamamının AB pazarına giriş yapabileceğinin ifade edildiğini vurguladı.

“Gerçekten öyle mi?” diye soran Uysal, Ekonomi Bakanı Zeybekci’nin “Tarımda avantajlı ya da dezavantajlı olduğumuz alanlar var, yaş meyve sebzede, tahılda ve turunçgillerde avantajlı ancak ette dezavantajlı oluruz” açıklamasına dikkat çekerek, şöyle devam etti:

“Türkiye, AB’ye karşı en avantajlı konumda olduğu yaş meyve sebzede bile zaman zaman sorunlar yaşıyor.

Bu sorunlar daha çok dönem dönem ürünlerde saptanan zirai ilaç kalıntılarından (pestisit) ileri geliyor. Örneğin bu yıl Yunanistan’a ihraç edilen limonların yasak olmasına rağmen klorprifos kalıntısı nedeniyle geri gelmesi gibi. Burada tarımda eğitimin yaygınlaştırılarak gerek iç tüketim gerekse ihracat ürünlerinde kalitenin artırılması önemli.

Sonuçta siz ülkede tarım ürünlerinin kalitesini artırdığınızda, dünyanın birçok bölgesinden alıcı bulabiliyorsunuz.

Hayvansal ürünlerde ise Türkiye, AB’ye karşı dezavantajlı konumda bulunuyor. Türkiye’de hayvan hastalıklarının yaygın olduğunu bilen AB, özellikle hayvansal ürünlerde çok çekinceli davranıyor. Yıllarca bu nedenle Türkiye’den süt ve ürünleri almayan AB, ülkede “hastalıklardan ari” işletmelerin yaygınlaşması ve hijyen konusunda atılan olumlu adımlar sonucunda bazı şirketlere ihracat izni veriyor.

Türkiye’nin et ve ürünlerinde rekabet şansının olmadığını düşünüyorum. AB’de et ve ürünleri çok daha ucuz ve kaliteli. İleriki yıllarda üreticilerin kooperatifleşmesi ile daha ucuza ve kaliteli üretim yapılırsa belki bu gerçekleşebilir.

Diğer taraftan anlaşmanın süt ürünlerini de kapsayacak şekilde güncellenmesi durumunda, et ürünlerindeki benzer sorunlar nedeniyle, Türkiye’nin peynir ve tereyağı gibi ürünlerde AB ile rekabet edemeyeceği de ortada.

Şunu da unutmamak gerekiyor. 1996 yılında Gümrük Birliği’ne girdiği zaman Türkiye, üzerine düşeni yaptı ancak Gümrük Birliği’nden hiçbir zaman umduğunu bulamadı. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da oldu. Bulguru yitirmemek için dikkatli olmamak gerekiyor.

Bugün bakıldığında Gümrük Birliği’nin tarımı kapsayacak şekilde güncellemesinin Türkiye tarımına yarar getirmeyeceği görülüyor.

Benden söylemesi…”

Prof. Dr. Harun Uysal’ın da yazısında belirttiği gibi, süt ürünlerinde, sadece ari işletmelerden elde edilen çiğ sütle üretilen ürünlerin AB’ye ihracatına, şirket bazında onay veriliyor. Halen 10 şirket, ihracat için AB’den onay almış durumda.

Türkiye’den kırmızı et üretiminin iç tüketimi dahi karşılamaya yetecek boyutta olmaması da, bu alanda ihracatın güçlüğünü ortaya koyuyor.

AB-Türkiye ticareti ve beklentiler

Dış ticaret rakamları, Türkiye’nin ihracat ve ithalatında AB’nin yerini net olarak ortaya koyuyor.

Türkiye, 2016 yılındaki toplam 142 milyar 557 milyon 355 bin dolarlık ihracatının, 68 milyar 356 milyon 586 bin dolarlık bölümünü, AB ülkelerine gerçekleştirdi. Toplam 198 milyar 610 milyon 256 bin dolarlık ithalatımızın ise 77 milyar 495 milyon 689 bin dolarlık bölümünü, AB’den yaptık.

GB Anlaşması’nın uygulamaya konulduğu 1996 yılı itibariyle, bugün AB28’i oluşturan ülkelerden ihracatımız 12 milyar 590 milyon 475 bin dolar, ithalatımız da 24 milyar 349 milyon 181 bin dolardı.

Türkiye’nin dış ticaretinde AB’nin önemine dikkat çeken Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, AB ile GB Anlaşması sayesinde 160 milyar dolarlık ticaret yapıldığını, anlaşmanın güncellenmesiyle ihracatımızda AB’nin payının %49'dan %60'a çıkacağını söyledi.

Zeybekci’ye göre, siyasi alanda yaşanan tartışmalar da, AB ile GB’nin güncellenmesine ilişkin müzakere sürecini aksatmayacak.

16 Haz 2017 - 11:42 - Güncel

Muhabir  Mehmet Ali Çıtak


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.