Tarım ürünleri ithalatı için dikkat çeken uyarı!

Tarımda yaşanan sıkıntıların yapısal olduğunu, bu nedenle tarım sektörüne, tarımsal desteklere, ticarete yeni bir bakış açısı kazandırmak gerektiğini belirten TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Tedbir almazsak, bugün daha ucuz diye her ürünü ithal etmeye kalkarsak, gelecekte boğazımızdan dışa bağımlı hale geliriz. Sadece gıda değil, milli güvenliğimiz de tehlikeye girer” uyarısında bulundu.

Tarım ürünleri ithalatı için dikkat çeken uyarı!
Tarım ürünleri ithalatı için dikkat çeken uyarı!
+2
Haber albümü için resme tıklayın

Tarımda yaşanan sıkıntıların yapısal olduğunu, bu nedenle tarım sektörüne, tarımsal desteklere, ticarete yeni bir bakış açısı kazandırmak gerektiğini belirten TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Tedbir almazsak, bugün daha ucuz diye her ürünü ithal etmeye kalkarsak, gelecekte boğazımızdan dışa bağımlı hale geliriz. Sadece gıda değil, milli güvenliğimiz de tehlikeye girer” uyarısında bulundu.

TOBB Ticaret Borsaları Konsey Toplantısı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın katılımıyla gerçekleştirildi.

“Her ürünü ithal etmeye kalkarsak…”

Açılış konuşmasında tarım ve hayvancılık sektörünün istihdam ve üretimdeki önemine vurgu yapan TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, 3 milyon çiftçinin, 120 milyon ton bitkisel, 23 milyon ton hayvansal üretim gerçekleştirdiğinin altını çizdi. Türkiye’nin 160 milyar lira tarımsal hâsıla ile Avrupa'da 1. sıraya yükseldiğini, dünyada da ilk 10’da olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, “Diğer taraftan, 16 milyar dolarlık tarımsal ihracat yapıyoruz. 186 ülkeye bin 730 çeşit tarımsal ürün ihraç ediyoruz” dedi.

Tarım hayvancılığın sadece iktisaden değil, stratejik açından da önemli olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, şunları söyledi:

“Zira başka alanlara benzemiyor. Her şey yolunda giderken, önemi tam anlaşılmıyor. Ama Allah yokluğunu göstermesin, tarımın değeri, stratejik önemi, ancak yokluğunda anlaşılır. Tedbir almazsak, bugün daha ucuz diye her ürünü ithal etmeye kalkarsak, gelecekte boğazımızdan dışa bağımlı hale geliriz. Sadece gıda değil, milli güvenliğimiz de tehlikeye girer. Peki, bugün ithalat daha ucuz diye ne yapalım? Üretimi bırakalım mı? Elbette hayır. Nasıl daha iyi bir sistem kurarım, verimi nasıl artırır, ölçeği nasıl büyütür, ekonomik değer üretirim. İşte bunun peşinde olalım.”

“Gıda sanayinin rekabetçiliği olumsuz etkileniyor”

Tarımın, sadece ekonomik değil, kültürel kodları da olan, bir hayat tarzı, ülkenin kalıcı servet alanı olduğunu kaydeden Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti:

“Ama biz elimizin altındaki bu serveti kullanamıyoruz. Avrupa ile Gümrük Birliği’ne girildi, böylece sanayi değişerek küresel sisteme entegre oldu. Bu gelişmelere rağmen tarım aynı kaldı. Bunun olumsuz sonuçlarını bugün hepimiz hissediyoruz. Dünyada gıda fiyatları düşüyor, ama Türkiye’de artıyor. İlginçtir, bundan üreticimiz de faydalanamıyor. Herkes şikâyet ediyor. Şehirlerde yaşam daha pahalı hale geliyor. Gıda sanayimizin rekabetçiliği olumsuz etkileniyor. Bizden çok daha küçük yüz ölçüme sahip Danimarka, Polonya, bizden daha fazla tarımsal ihracat yapabiliyor.

İşletme ölçeklerinin küçük olması ayrı bir sorunumuz. Allah’ın bize büyük bir nimeti olan tarım alanlarımızı gözümüz gibi korumalıyız. Verimli arazilerimizin tarım dışına çıkarılmasına göz yummamalıyız.”

“Tarım sektörünü dönüştürmeliyiz”

Türkiye’nin tarımsal girdilerin büyük kısmını dışarıdan aldığını vurgulayan Rifat Hisarcıklıoğlu, dolayısıyla döviz kurlarındaki artışın en çok olumsuz etkilediği sektörlerin başında tarımın geldiğini söyledi. Hisarcıklıoğlu, “Öte yandan bizde 5,5 milyon kişi tarımda çalışıyor gözüküyor. Tarımda çalışan kişi başı üretimimiz yıllık 10,500 dolar civarında. Fransa, İtalya, İspanya’da ise 50 bin dolarlarda. Yani bizdeki üreticiden 5 kat daha fazla üretip kazanabiliyorlar. Peki, oradaki çiftçinin fazladan 2 kolu mu var? Hayır. Aradaki fark, daha iyi tasarlanmış bir sistemin getirdiği farktır. Özetle, bugün ülkemiz tarımında yaşanan sıkıntıların kaynağı dönemsel ve geçici değil, yapısaldır. Sistemin tamamını, bütüncül bir şekilde yeniden düşünmek gerekiyor. Tarım sektörüne, tarımsal desteklere, ticarete yeni bir bakış açısı kazandırmalı, yüksek teknolojili ve inovatif üretim altyapısını geliştirilmeli, tarım sektörünü küresel rekabete uyumlu hale getirmeliyiz. Yani sanayideki gibi tarım sektörünü de dönüştürmeliyiz” değerlendirmesini yaptı.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın et ve süt gibi, geçmişten gelen sıkıntıların biriktiği alanlarda önemli adımlar attığını bildiren Hisarcıklıoğlu, “Uluslararası tescil, ürünlerimizin küresel anlamda markalaşmasında büyük önem taşıyor. Bakın İtalya, sadece Parmesan peynirinden yılda 1.5 milyar avro kazanıyor. Bu açıdan bakınca, ülkemizin müthiş potansiyelini görüyoruz. TOBB olarak tarımdaki dönüşümün gerçekleşmesi için çalışacağız” diye konuştu.

“Türkiye için emtia koridoru”

Toplantıda konuşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ise yeni hizmete giren Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi'nin Kazakistan-Çin hattına Türkiye için bir emtia koridoru açtığını belirterek, "Bölgesel Emtia Borsası'na öncülük etmek istiyoruz" ifadesini kullandı.

Tarımsal ürünler piyasaya 1-2 ay içinde arz edilirken, bu ürünlere talebin yıl boyunca devam ettiğinin altını çizen Fakıbaba, bu durumun hasat dönemlerinde tarımsal ürünlerin düşük fiyatlardan işlem görmesine, dolayısıyla üreticilerin kazançlarının azalmasına yol açtığına işaret etti.

Dünyanın gelişmiş pek çok ülkesinde tarımsal ürünlerin arz-talep dengesinin lisanslı depoculuk sistemiyle çözüme kavuşturulduğunu ve istikrarlı bir piyasa oluşturulduğunu bildiren Fakıbaba, "Ürün ihtisas borsalarının da devreye girmesiyle tarım piyasalarında fiyat istikrarının sağlanacağını düşünüyoruz." diye konuştu.

Ticaret borsalarına lisanslı depoculuk için önemli roller düştüğünü vurgulayan Fakıbaba, Türkiye'de 113 ticaret borsasının faaliyet gösterdiğini, 2016 sonu itibarıyla bunların işlem hacminin 213 milyar lira düzeyinde olduğunu dile getirdi.

“Amacımız ürün fiyatlarında istikrar”

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) alımlarını lisanslı depolara yaptırdıklarına dikkati çeken Fakıbaba, şöyle devam etti:

"Bu kapsamda Cumhuriyet döneminin en büyük lisanslı depoculuk hamlesini başlattık. TMO'nun uzun süreli kiralama garantili depo yapımı projesiyle hayata geçirilen 3,5 milyon ton kapasiteli lisanslı depoların yapımı devam etmektedir. TMO, 2017 yılında 335 bin ton hububatı lisanslı depolarda elektronik ürün senedi (ELÜS) olarak satın almıştır. Bu miktar toplam satın alınan hububatın yüzde 15'ine denk gelmektedir. Yine hükümetimiz döneminde lisanslı depolarda muhafaza edilen ürünlere kira desteği ve vergi istisnaları getirilmiştir. Amacımız tarım piyasalarında fiyat istikrarını sağlamaktır.”

“Özel sektöre de gümrüksüz ithalat hakkı tanınmalı”

TOBB Ticaret Borsaları Konsey Başkanı Abdullah Özdemir de Ürün ihtisas Borsasının yakın coğrafyayı kapsayan bölgesel bir borsa olmasını istediklerini söyledi.

Serbest piyasa kurumu olan ürün borsasının amaçlarına ulaşabilmesi için serbest piyasa kurallarına aykırı müdahalelerin olmaması gerektiğini vurgulayan Özdemir, "TMO'nun rolünün ne olacağı önceden net şekilde tanımlanmalıdır. TMO bir şirket gibi davranmalı, piyasadaki diğer oyunculara göre hiçbir ayrıcalığı olmamalı. Eğer TMO'nun gümrüksüz ithalat yapma ayrıcalığı olacaksa bu ayrıcalık tüm özel şirketlere sağlanmalı." ifadesini kullandı.

07 Ara 2017 - 11:22 - Güncel

Muhabir  Mehmet Ali Çıtak


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.