Bakan Pakdemirli, sanayicilerden gıda fiyatları konusunda taahhüt istedi!

Pandemi ve kuraklıkla ilgili riskler sona ermeden gıda fiyatları konusunda netice alınamayacağını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Herkes hakkaniyetli şekilde para kazanmak durumundadır. Kazanılmadığı an herkes bu işten vazgeçer. Sanayicilerimiz açısından, 'Bu işlerden kar edelim' düşüncesi hakkınız. Ama bir miktar da vatandaşı düşünmeniz gerekiyor. Ben sizlerden fiyat taahhüdü istiyorum ve bu taahhüde sadık kalmanızı özellikle istiyorum. Bu taahhütlere sadık kalmanızla alakalı takipleri Bakanlık ve ilgili kurumlarla sıkı bir şekilde yapacağız.” dedi.

Bakan Pakdemirli, sanayicilerden gıda fiyatları konusunda taahhüt istedi!
Bakan Pakdemirli, sanayicilerden gıda fiyatları konusunda taahhüt istedi!
+1
Haber albümü için resme tıklayın

Pandemi ve kuraklıkla ilgili riskler sona ermeden gıda fiyatları konusunda netice alınamayacağını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Herkes hakkaniyetli şekilde para kazanmak durumundadır. Kazanılmadığı an herkes bu işten vazgeçer. Sanayicilerimiz açısından, 'Bu işlerden kar edelim' düşüncesi hakkınız. Ama bir miktar da vatandaşı düşünmeniz gerekiyor. Ben sizlerden fiyat taahhüdü istiyorum ve bu taahhüde sadık kalmanızı özellikle istiyorum. Bu taahhütlere sadık kalmanızla alakalı takipleri Bakanlık ve ilgili kurumlarla sıkı bir şekilde yapacağız.” dedi.

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonunun (TUSAF), Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ile birlikte düzenlediği “Türkiye Hububat Kongresi 2021 ve 16. TUSAF Uluslararası Kongre ve Sergisi”, Antalya’da başladı.

Yerli ve yabancı 1000 delegenin katılımı ve “İklim Değişikliği ve Küresel Salgın” ana temasıyla gerçekleştirilen kongrenin açılışına Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Antalya Valisi Ersin Yazıcı, TUSAF Başkanı Eren Günhan Ulusoy, TMO Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Güldal, TOBB Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Faik Yavuz ve sektör paydaşları katıldı.

“Hububat gıda ihtiyacının karşılanmasında kilit rol oynayacak”

Kongredeki konuşmasında, Dünya ve Türkiye nüfusunun 2050 yılına kadar oldukça artacağına işaret eden Bakan Pakdemirli, bu nüfusu beslemek için bugünkünden yüzde 60 daha fazla gıdaya, bu gıda üretimi için de yüzde 15 daha fazla suya ihtiyaç olacağını söyledi. Hububatın, gıda ihtiyacının karşılanmasında kilit rol oynayacağına vurgu yapan Pakdemirli, dünyada, başta buğday, arpa, mısır ve çeltiğin yer aldığı toplam 2.3 milyar ton hububat üretimi yapıldığını, bu miktarın 421 milyon tonu ticarete konu olurken, 600 milyon tonunun ise stoklandığını kaydetti.

Hububatın Türkiye’de bitkisel ürünleri içerisinde en fazla ekiliş alanlarına sahip olan ürün grubu olduğunu belirten Pakdemirli, “Türkiye’de, başta buğday olmak üzere hububat ürünlerini stratejik ürünler kategorisinde değerlendiriyoruz. Son 19 yılda destekler ve Ar-Ge çalışmaları ile hububat verimliliğini önemli seviyede arttırdık. Buğdayda son 19 yılda verimi yüzde 40 artırdık. Verimde sağladığımız gelişmeler ve üretime yönelik aldığımız tedbirler sayesinde 2020 yılında 6,5 milyon ton mısır ve 1 milyon ton çeltik üretimi ile Cumhuriyet tarihinin üretim rekorunu kırdık. Verimlilikteki artışla hububat üretimimiz son 19 yılda yüzde 20, son 3 yıllık dönemde ise yüzde 8 oranında artarak, 37 milyon tona yükselmiştir. İnşallah desteklerimiz ve yeni projelerle hububat üretimimizi daha da yukarılara taşıyacağız” dedi.

“Dünyada girdi maliyetlerinde önemli dalgalanmalar var”

2018 yılında üreticilere “Siz ekin ve hasadınızı yapın, ürününüz elinizde kalmayacak” sözü verdiğini, bu sözü yerine getirdiklerini ifade eden Bakan Pakdemirli, konuşmasını söyle sürdürdü:

“Ülkemizin tarım sektöründeki en önemli başlığı hububat, özel ürünü ise buğdaydır. Hem üreticilerimiz hem tüketicilerimiz için vazgeçilmez olan buğdaya ayrı bir önem veriyoruz. Bu sebeple 2018 yılından beri buğday için pozitif yaklaşım, çiftçilerimiz tarafından memnuniyetle karşılanmaktadır. Sadece buğday alım fiyatlarında 2019 yılında yüzde 29, 2020 yılında yüzde 22, 2021 yılında ise yüzde 36 artışla, son 19 yılın en yüksek artış oranını sağladık.

Şu an dünyada pandemi ve küresel ısınmanın etkileri nedeniyle girdi maliyetlerinde önemli dalgalanmalar var. Bu dalgalanmalara karşı üreticimiz endişelenmesin, hasat zamanı geldiğinde yine ürünleri değerinde alıyor olacağız. Her zamankinden daha çok üretmeye ihtiyacımız olduğu bu dönemde, çiftçimiz bir karış dahi yeri boş bırakmadan eksinler, biçsinler. Biz devlet olarak her zaman üreticimizin, çiftçimizin arkasında olacağız. Ülkemizde üretim kadar üretilen ürünlerin muhafaza edilmesi de önemli."

Üreticinin kayıpları için Gelir Koruma Sigortası başlatılıyor

Çiftçilerin alın terini TARSİM ile güvence altına aldıklarını aktaran Pakdemirli, “Bu yıl TARSİM kapsamında; sadece tarımsal kuraklık nedeniyle yüzde 60 devlet prim desteği ile 36,3 milyon lira prim desteği verdik ve çiftçilerimize 214 milyon lira hasar tazminatı ödedik. 2022 yılından itibaren ise buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikale gibi hububat grubunda yer alan ürünleri kapsayan, Köy Bazlı Kuraklık Verim Sigortasında devlet prim desteği yüzde 60’dan yüzde 70’e, hasar tazminatı eşik değerini ise yüzde 70’den yüzde 80’e çıkarıyoruz. Ayrıca buğdayda dolu paketine yüzde 5 prim indirimi yapılacak. Bu yıl ilk defa hayata geçireceğimiz uygulama kapsamında; üreticimizin verim ve fiyat kaynaklı risklere karşı, zararını tazmin hakkı doğacak. Bu uygulamanın ismi Gelir Koruma Sigortası’dır. Gelir Koruma Sigortası ilk olarak ABD'de 1996’da başlayan ve şu an yapılan tarım sigortasının yüzde 80'ini oluşturmaktadır. Avrupa'da ilk defa benim talimatımla ülkemizde uygulanmaya başlandı. Uygulama kapsamında; ekmeklik ve makarnalık buğdayda, üreticilerimiz daha ürünü ekerken gelirini bilecek ve teminat altına alacak” diye konuştu.

“2021 yılı, gıda ve tarım piyasaları açısından sancılı geçti”

Dünyada yaşanan pandemi süreci ve ülkeyi etkileyen kuraklığın, hububat üretimi ve özellikle buğday üretiminde ciddi verim kayıplarına sebep olduğuna işaret eden Pakdemirli, “Dünya hububat piyasalarındaki istikrarsızlık ve ülkemizdeki tarımsal kuraklığın etkisiyle yaşanan üretim eksikliği iç piyasada tüketicilerimizi etkileyecek boyuta ulaşınca, biz de gerekli tedbirleri almak durumunda kaldık. 2021 yılı tüm dünyada gıda ve tarım piyasaları açısından oldukça sancılı geçti ve bunun etkilerini hala hissetmeye devam ediyoruz. Özellikle arz açığı olan ülkeler, stoklarını takviye etmek amacıyla yoğun miktarda alımlar yapıyor. Biz de iç piyasada arz güvenliğini sağlamak için hasat döneminden itibaren stoklarımızı takviye etmeye başladık. Çünkü olağandışı dönemler, olağanüstü tedbirler almayı gerektirir” dedi.

“14 milyar dolar dış ticaret fazlası verdik”

Un ve makarnanın ülkenin iki önemli mamul ihracat ürünü arasında olduğuna dikkati çeken Pakdemirli, “Ülkemiz un ihracatında dünyada 1’inci, makarna ihracatında ise 2’nci sırada yer alıyor. 2002 yılından bugüne un ihracatımız 11 kat, makarna ihracatımız 30 kat, bulgur ihracatımız 15 kat, irmik ihracatımız 5 kat, bisküvi ihracatımız ise 4 kat artış sağladı. 2020 yılında ülkemiz un ihracatı yaklaşık 3 milyon ton, makarna ihracatı 1 milyon 472 bin ton, bulgur ihracatı 283 bin ton, irmik ihracatı 80 bin ton ve bisküvi ihracatı 535 bin ton olarak gerçekleşti. Yine son 19 yılda toplam 22 milyar dolar tutarında 79 milyon ton buğday ithalatına karşılık, 35 milyar dolar tutarında 89 milyon ton buğday ve mamulleri ihraç ederek, yaklaşık 14 milyar dolar dış ticaret fazlası verdik” dedi.

Muhalefetin Hollanda örneğine yanıt verdi

Muhalif bir kesimin sürekli ithalat konusuna değinip, Hollanda örneği vermesini eleştiren Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, şöyle devam etti:

“Muhalif bir kesim sürekli bu ithalatları konuşuyor, bunu konuşurken her zaman önümüze Hollanda örneğini getirdiler. Hollanda’nın 17 milyar dolar gayri safi tarım hasılası var. Bizim 48 milyar dolardır. Yani yaklaşık 3 misli. Hollanda’nın güzel bir tarafı var, 100 milyar dolar ihracat yapıyor. 67 milyar dolar ithalat yapıyor, o ürünleri işliyor, katma değerli hale getiriyor ve 100 milyar dolarlık tarım ihracatı haline getiriyor. Ben hep şunu söylüyorum; Türkiye’de biz üretimimizi arttıralım, toprak kaynaklarımızı arttırıp belirli bir noktaya getirelim ama Türkiye’nin lojistik ve üretim avantajını kullanalım. Dünyanın en büyük havalimanlarına sahip, en güzel limanlarına sahip olan Türkiye’nin avantajını kullanalım. Türkiye, bana göre 21. Yüzyılda sadece kendi refahı ve zenginliği değil, çevresindeki ülkelerin de refahı ve zenginliğinden pay alma durumundadır. Bunu da ancak sanayiyle, üretimle, sadece tarım ürünlerini üreterek değil, bununla beraber katma değerli ürünleri üreterek yapabilirsiniz."

Sanayicilerden fiyat taahhüdü istedi

Sanayicilerden fiyatlar konusunda taahhüt isteyen Bakan Pakdemirli, şunları söyledi:

“Tüm dünya zor zamanlar yaşıyor. Biz devlet olarak üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz. Herkes hakkaniyetli şekilde para kazanmak durumundadır. Kazanılmadığı an herkes bu işten vazgeçer. Ama regülasyonlar konusunda da özellikle üstümüze önemli bir görev düştüğünü düşünüyorum. Sanayicilerimiz açısından. 'Bu işlerden kar edelim' düşüncesi hakkınız. Bu işleri yaparken bir miktar da vatandaşı düşünmeniz gerekiyor. Biz regülasyon konusunda üzerimize düşeni yapacağız.

Ben sizlerden fiyat taahhüdü istiyorum ve bu taahhüde sadık kalmanızı özellikle istiyorum. Bu taahhütlere sadık kalmanızla alakalı takipleri Bakanlık ve ilgili kurumlarla sıkı bir şekilde yapacağız. Kasımda TMO stoklarında 1 milyon 70 bin ton hububatı regülasyon için ayırmıştık. Bunun 410 bin tonu ekmeklik buğdaydı. Son piyasa gelişmelerini dikkate alarak hem sanayicinin hem vatandaşın maliyetine katkı sağlamak amacıyla Kasım satışlarına 100 bin ton ekmeklik buğday ilave edilmesi talimatı verdim. Hepimize hayırlı olsun.”

“2050'de 84 milyon kişi açlık riskiyle karşı karşıya kalacak”

TUSAF Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy ise küresel sıcaklıktaki artışa dikkat çekerek, “Hükümetler Arası İklim Değişikliği Platformunun yaptığı araştırmaya göre, küresel sıcaklıktaki her 1 derece artış, dünyadaki mahsul verimini buğdayda yüzde 6, pirinçte yüzde 3,2 ve mısırda ise yüzde 7,4 oranında azaltacak ve besin değerini düşürecek. Bunun sonucunda 2 derecelik küresel ısınma 2050 yılında 84 milyon kişiyi daha açlık riski ile karşı karşıya bırakacak. Uzun yıllar ortalamasına göre içinde bulunduğumuz yılın sıcaklıkları 1.7 derece artış gösterdi, tarım alanları için yağış miktarında ise yüzde 20'lik bir azalma yaşandı. Daha önce her 10 yılda bir yaşanan kuraklıkların, bundan sonra 5 yılda bir karşımıza çıkması bekleniyor. Bu çerçevede, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görev alanına, iklim değişikliğinin eklenmesini takdirle ve umutla karşılıyoruz” dedi.

İHA

12 Kas 2021 - 22:29 - Gıda

Mahreç  Mehmet Ali Çıtak


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.