Beyaz et sektörü, AB’ye ihracattan umudunu kesti!

Türkiye’nin, AB'nin ithalat yaptığı ülkelerden geri olmadığını, buna rağmen AB’nin kapıları kapalı tutmasının siyasi olduğunu belirten Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği (BESD-BİR) Başkanı Sait Koca, “AB'nin bu yanlış siyasi tutumunu değiştireceğine ilişkin umudumuz da kalmadı. Bu durumda, Bakanlığımızın AB'ye ihracat konusunu askıya almaya karar vermesi yanlış olmayacaktır” dedi.

Beyaz et sektörü, AB’ye ihracattan umudunu kesti!
Beyaz et sektörü, AB’ye ihracattan umudunu kesti!
+2
Haber albümü için resme tıklayın

Türkiye’nin, AB'nin ithalat yaptığı ülkelerden geri olmadığını, buna rağmen AB’nin kapıları kapalı tutmasının siyasi olduğunu belirten Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği (BESD-BİR) Başkanı Sait Koca, “AB'nin bu yanlış siyasi tutumunu değiştireceğine ilişkin umudumuz da kalmadı. Bu durumda, Bakanlığımızın AB'ye ihracat konusunu askıya almaya karar vermesi yanlış olmayacaktır” dedi.

Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği (BESD-BİR) tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Beyaz Et Kongresi, Antalya’da başladı. 30 Nisan’a kadar sürecek kongreye, Türkiye ve 33 ülkeden yaklaşık bin 500 bilim insanı, uzman ve sektör temsilcisi katılıyor. Bu yıl 4'üncüsü düzenlenen kongre kapsamında 19 oturum düzenlenecek, 70 bildiri sunulacak ve 68 poster sunumu olacak.

Kongrenin açılışında konuşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, referandumun geride kaldığını, artık Türkiye'nin ekonomiye, tarıma, piyasalara odaklanması gerektiğini söyledi.

Kanatlı sektörünün önemi

Güçlü devlet olabilmek için güçlü toplum olmak gerektiğini, güçlü toplumun sağlıklı bireylerden oluştuğunu, bunun da yolunun dengeli beslenmekten geçtiğini vurgulayan Daniş, bugün dünyada yaklaşık 1 milyar kişinin yetersiz beslenme ile karşı karşıya kaldığını, milyonlarca insanın da protein ihtiyacının yeterince karşılanamadığını kaydetti.

Kanatlı sektörünün son 15 yılda ciddi bir büyüme kaydettiğinin altını çizen Daniş, 2002 yılında Türkiye'de kişi başı kanatlı eti tüketimi 10 kilogram iken, bugün 32,6 kilogram seviyelerine ulaştığını, protein ihtiyacının önemli bir bölümünün kanatlı sektörü tarafından karşılandığını ifade etti.

Türkiye'nin kırmızı et konusunda sıkıntıları bulunduğunu ve yılda 400-500 bin büyük baş hayvan ithal edildiğini hatırlatan Mehmet Daniş, beyaz et üretimindeki artışla birlikte, kırmızı et üzerindeki baskının da azaldığının görüldüğünü belirtti.

“Toplum bilgi kirliliği ile karşı karşıya”

Medyada beslenme ve proteinle ilgili hiç de bilimsel olmayan ifadelerin yer aldığını, bunların da insanların beslenmesini olumsuz etkilediğini belirten Daniş, “Bilim insanlarımız insan sağlığını ilgilendiren bu konuda çok daha dikkatli konuşmalı. Ancak maalesef medyada biraz karşılık bulduğunda, o ekranın da cazibesiyle hiç de bilimsel olmayan, bilimsel verilere dayanmayan birçok bilgi kirliliği ile toplum karşı karşıya kalmaktadır” diye konuştu. Daniş, kanatlı sektörünün bilimsel verilerden uzak, spekülatif hareketlerden etkilenmemesi için Bakanlık olarak işbirliğine hazır olduklarını kaydetti.

Hedef, dünya ortalamasının üzerine çıkmak

Kongrede konuşan BESD-BİR Başkanı Sait Koca da, modern ve ileri teknoloji ile kaliteli beyaz et üretimi gerçekleştiren kanatlı sektörünün, halkın hayvansal protein açığını kapatmada çok önemli bir rol üstlendiğini söyledi.

1990 yılında 217 bin ton olan kanatlı eti üretiminin 2014 yılında 2,1 milyon tona kadar çıktığını bildiren Koca, 2025 yılında piliç eti üretiminin 3,07 milyon tona, hindi eti üretiminin 130 bin tona ulaşmasının hedeflendiğini vurguladı.

Dünyada gelişmişliğin göstergelerinden birinin de kişi başına hayvansal ürün tüketimi olduğunu belirterek, Türkiye'de kişi başı et tüketiminin dünya ortalamasının altında olduğuna dikkat çeken Sait Koca, “Bunda Müslüman ülke olmamız nedeniyle domuz eti tüketiminin olmaması en önemli etkendir. Oysa gerek kişi başına büyükbaş hayvan eti gerekse kanatlı eti tüketimi dünya ortalamasının üzerindedir. Sektör olarak domuz etinden kaynaklanan açığı kapatmaya talip olduk ve bunu sağlamak için de her türlü çabayı gösterdik. Çabalarımız sürecek, hedefimiz kısa bir süre içerisinde dünya ortalamasının üzerine çıkmak” ifadelerini kullandı.

AB’ye ihracat sıkıntısı

Sektörün ihracat yaptığı 66 ülke içinde en önemli pazarın Irak olduğunu belirten BESD-BİR Başkanı Koca, AB’ye ihracat konusundaki sıkıntıya da işaret etti. Koca, şöyle devam etti:

“AB, 20 yılı aşkın süredir hedef pazarımız. Ancak ihracatla ilgili yasal izinler bir türlü tamamlanamadı. AB'nin ithalat yaptığı ülkelerle Türkiye'yi karşılaştırdığımızda onlardan geri olmadığımızı, hatta bazılarından çok daha iyi olduğumuzu biliyoruz. Buna rağmen AB'nin kapılarını bize kapalı tutmasını siyasi olarak yorumluyoruz. AB'nin bu yanlış siyasi tutumunu değiştireceğine ilişkin umudumuz da kalmadı. Bu durumda, Bakanlığımızın AB'ye ihracat konusunu askıya almaya karar vermesi yanlış olmayacaktır. Sektör olarak biz de böyle bir kararın arkasında oluruz, destekleriz.”

“Kazanan taraf biz olacağız”

Medyada zaman zaman yer alan ve hiçbir bilimsel dayanağı olmayan bilgi kirliliğine neden olan açıklamaların sektöre ciddi zarar verdiğini vurgulayan Koca, “Bu durum yalnız sektörümüzle sınırlı kalmamakta, gıda üreten pek çok sektörü de kapsamaktadır. Ülkemiz için çok önemli olan bu sektörleri tanımadan, yaptıklarını bilmeden konuşanları, yazanları anlamak mümkün değil. Sektör olarak doğruları yapmayı sürdürüyoruz, bundan sonra da böyle devam edecek. Bu kişileri zaman içerisinde toplumun değerlendireceğine ve kazananın doğru taraf, yani biz olacağına inanıyoruz.” dedi.

“Gıda üretimi 3 kat artmalı”

Dünyada et üretimi konusunda bilgiler veren Kongre Başkanı Prof. Dr. Necmettin Ceylan da dünya et ihtiyacının karşılanmasında en büyük payın domuz ve tavuk eti üretimine ait olduğunu, dünyada yaklaşık 320 milyon tonluk et üretiminin yaklaşık yüzde 72'sinin eşit payla tavuk ve domuz etinden sağlandığını, gelecek yıllarda et üretiminde tavuk eti payının yüzde 39-40 olacağını söyledi.

Giderek artan dünya nüfusu da dikkate alındığında, gıda ihtiyacının karşılanabilmesi için şu an üretilenden 3 kat daha fazla üretime ihtiyaç olacağını belirten Ceylan, ekilebilir alan ve su kaynaklarının kısıtlı olduğunu, bu nedenle en iyi yolun yine tavuk üretimi olacağını söyledi. Ceylan, “Tavuk eti üretimi dünya su ve yem kaynaklarını en ekonomik kullanan ve sera gazı üretimi açısından en faydalı üretim sistemi olarak gıda üretimine katkıda bulunmaktadır. 1 kilogram sığır eti üretmek için 6,5 kilogram yem ve 15,5 litre su kullanılırken, 1 kilogram piliç eti üretmek için sadece 1,6 kilogram yem ve 3,9 litre su harcanmaktadır” bilgisini verdi.

27 Nis 2017 - 13:07 - Güncel


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.