Çiftçilerden 14 Mayıs mesajı: “Biz üretemezsek Türkiye aç kalır”

TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü açıklamasında, “Tarım demek gıda güvencesi demektir. Gıda güvencemizi sağlamak için çiftçilerimizi desteklemek zorundayız. Biz üretemezsek Türkiye aç kalır” dedi. 6 STK’nın ortak açıklamasında da, “Çiftçilerimiz hiç olmadığı kadar yoksul, yalnız ve yorgun. Çiftçi yoksa gıda yok, çiftçi yoksa hayat yok.” denildi.

Çiftçilerden 14 Mayıs mesajı: “Biz üretemezsek Türkiye aç kalır”
Çiftçilerden 14 Mayıs mesajı: “Biz üretemezsek Türkiye aç kalır”
+2
Haber albümü için resme tıklayın

TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü açıklamasında, “Tarım demek gıda güvencesi demektir. Gıda güvencemizi sağlamak için çiftçilerimizi desteklemek zorundayız. Biz üretemezsek Türkiye aç kalır” dedi. 6 STK’nın ortak açıklamasında da, “Çiftçilerimiz hiç olmadığı kadar yoksul, yalnız ve yorgun. Çiftçi yoksa gıda yok, çiftçi yoksa hayat yok.” denildi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) tarafından alınan kararla 1984 yılından bu yana her yıl tüm dünyada kutlanan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı.

“Tarım demek, gıda güvencesi demektir”

Salgın döneminde çiftçilerin “sofralar gıdasız kalmasın” diye canla başla üretmeye devam ettiğini vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi:

“Hastalıklarla mücadelede yeterli ve dengeli beslenme, en az ilaç kadar önemli. O nedenle, tarım ve gıda sektörü durursa hayat durur. Biz üretemezsek Türkiye aç kalır. Fedakâr çiftçilerimiz hayat durmasın diye uğraştı, didindi ve gıda arzında kesinti yaşanmasına müsaade etmedi.

Tarımın gıda güvencesi anlamına geldiğini biliyoruz. Gıda güvencemizi sağlamak için çiftçilerimizi desteklemek zorundayız çünkü çiftçimiz kazanırsa ülkemiz kazanır. Tarlada kalmak, üretmek, insanlarımızı doyurmak istiyoruz.

Yaşadığımız tecrübeler gösteriyor ki tarım potansiyelimizin tamamını kullanmak, arz açığımız olan ürünlerimizin üretimini doğru planlamak zorundayız. Arz açığı veren ürünlerin üretiminin artırılması için iyi bir üretim planlaması yapılmalı, destek politikaları artırılmalı ve verim artışı sağlanmalıdır.”

“İthalata bağımlı ülkeler bu süreçte yara alıyor”

“Tarımda kendine yeten ülke olmanın önemi bu süreçte daha iyi anlaşıldı” diyen Bayraktar, şöyle devam etti:

“Kendi kendine yeten ülkeler, zor dönemleri daha başarılı bir şekilde atlatıyor. İthalata bağımlı ülkeler ise bu süreçte yara alıyor. ‘Gıda milliyetçiliği’ kavramı bu dönemde daha fazla önem kazandı. Ülkeler uyguladıkları korumacılık tedbirleri kapsamında ihracata kısıtlamalar getiriyor. Bu şartlarda ithalat yapılsa bile ürünün çok daha pahalıya geleceği bilinen bir gerçek” diye konuştu.

Çözüm önerileri ve talepler

Yoksulluk, kıtlık ve açlıkla mücadele etmek için üretimi artırmanın şart olduğunu vurgulayan Şemsi Bayraktar, çiftçilerin diğer kesimlerin üçte biri oranında gelir elde ettiğini, bu durumun sürdürülebilir olmadığını söyledi.

“Üretimin artarak devam etmesi için çiftçilerimizin yeterli gelir elde etmesi önemlidir. Bunu sağlamak için sektörün başlıca sorunlarının çözüme kavuşturulması gerekmektedir” diyen Bayraktar, üretimin artması için çözüme kavuşturulması gereken başlıca sorunları da şöyle sıraladı:

“Gübre, elektrik, ilaç, yem gibi girdiler ile sulama ücretlerindeki artış tarımsal üretimi olumsuz etkilemektedir. Girdi fiyatları makul seviyelere çekilmelidir.

Çiftçilerimizin sulama birlikleri ve elektrik şirketlerine olan borçları nedeniyle tarımsal desteklere konulan blokeler kaldırılmalıdır.

Çiftçilerimizin bankalara ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan kredi borçları ile elektrik, sulama, BAĞ-KUR primleri gibi borçlarının faizsiz olarak uzun vadeli yapılandırılmasıdır. Ayrıca BAĞ-KUR primlerinde indirime gidilmelidir.

Destek miktarları girdi fiyatlarında yaşanan artışlar göz önünde bulundurularak artırılmalıdır. Çiftçilerimize ek destek verilmelidir.

Küçük aile işletmelerine pozitif ayrımcılık!

Adeta tarımımızın sigortası olan küçük aile işletmelerine pozitif ayrımcılık sağlanmalı, genç çiftçiler de daha fazla desteklenmelidir.

Et ve süt fiyatlarındaki dengenin üretici ve tüketici aleyhine bozulmasını önleyecek tedbirler alınmalı, sektör desteklenmelidir. Gerektiğinde Et ve Süt Kurumu piyasaya müdahale etmelidir.

Bazı gıda ürünlerinde spekülatif olarak yaşanan fiyat artışları, üretici-tüketici makasının açılmasına neden olmaktadır. Üreticilerimiz ürününü düşük fiyatla satarken tüketici pahalıya almaktadır. Bu spekülatif hareketlerin denetimlerle kontrol altına alınması gerekmektedir.

Son yıllarda iklim değişikliği nedeniyle yaşanan doğal afetler tarım alanlarımıza zarar vermekte, ürünlerde verim ve kalite kayıplarına neden olmaktadır. Nitekim kışlık ekilişlerin yapıldığı bu dönemde yaşanan kuraklıkla üretim olumsuz etkilenmektedir, bu nedenle tedbirlerin alınması gerekmektedir.”

“TMO, üreticimizi mağdur etmeyecek hububat fiyatı açıklamalıdır”

“Hasat sezonuna girdiğimiz bugünlerde ekiliş ve piyasa öngörülerini değerlendirmekte fayda vardır” diyen Bayraktar, tarımsal emtia fiyatının kasım ayından beri son sekiz yılın zirvesini gördüğünü de hatırlattı. Bayraktar, “Bayramdan sonra buğday ve arpada müdahale alım fiyatlarının açıklanması beklenmektedir. Maliyetlerdeki ve girdi fiyatlarındaki artış, döviz kurundaki değişim, yurt dışı fiyatlarındaki hareketlilik, enflasyon, refah payı gibi nedenlerle TMO’nun açıklayacağı fiyatlar dünyada belirlenen hububat fiyatlarının altında kalmamalıdır ve çiftçilerimizi memnun edecek seviyede olmalıdır.”

“Kuraklıktan zarar gören üreticilerimize Kuraklık Desteği verilmelidir”

Geçtiğimiz günlerde açıkladığı “Türkiye Ziraat Odaları Birliği 2020-2021 Tarımsal Üretim Dönemi Kuraklık Risk Tahmin Raporu”nu da hatırlatan Bayraktar, “Ülkemizde şu an 22 ilde tarımsal kuraklık yaşanıyor. Geçen yıl 20 milyon 500 bin ton olan rekoltenin yüzde 9,75’inin kuraklığa bağlı olarak azalacağı ve 2021 yılında yaklaşık 18 milyon 500 bin ton olacağı tahmin edilmektedir. Bu da geçen yılın buğday rekoltesine göre yaklaşık 2 milyon ton kayıp demektir” diye konuştu.

Kuraklığa bağlı rekolte düşüşünün daha da artabileceğine dikkati çeken Bayraktar, “Kuraklıktan zarar gören üreticilerimizin mağduriyetlerinin giderilmesi için üreticilere dekar başına 150-200 TL ‘Kuraklık Desteği’ verilmelidir” dedi.

“Süt ve et üreticileri sıkıntı yaşıyor”

TZOB Başkanı Bayraktar, kırmızı et ve sütte yaşanan krizin üretici fiyatlarındaki düşüklük, maliyetlerin sürekli artması ve üreticilerin alım gücünün düşmesinden kaynaklandığını belirterek, “ESK üretici maliyetlerini dikkate alarak ette alım fiyatlarını artırmalıdır ve et piyasasına etkin girerek rekabet oluşturacak yeterlilikte alım yapmalıdır. Sütte ise fiyatlar artırılmalı ve fiyatlar süt/yem paritesi 1,5 olacak şekilde yeniden revize edilmelidir. Yem fiyatlarında tavan fiyat uygulanmalıdır. Ayrıca, tavan fiyatın üzerindeki fiyat, çuval başına destek olarak üreticiye verilmelidir” diye konuştu.

“Çiftçi yoksa gıda yok, çiftçi yoksa hayat yok”

Türk tarımının 6 paydaşı: İzmir Tarım Grubu, Tarım 4.0 Teknoloji ve Etki Derneği, Türk Tarım Alet ve Makinaları İmalatçıları Birliği, Tarım Hukuku Derneği, Ulusal Tarım Gıda Birliği, Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı da, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla ortak bir açıklama yaptılar. Açıklamada şöyle denildi:

“Çiftçilerimizin vazgeçilmez olduğunu ve içinde bulunduğu koşulları kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.

Türkiye için tarım stratejik bir öneme sahiptir. Pandemi süreci ile birlikte tarımın ve çiftçilerin önemi daha artmıştır. Ne yazık ki çiftçilerimiz hak ettiği yerde değildir.

Çiftçilerimiz emeğinin karşılığını almalı ve refah içinde üretime devam etmelidir.

Bu ülkenin 84 milyon vatandaşını besleyen, reel ekonomisini sürdürmek için girdi tedarik eden, salgın ve iklim krizi tehditleri altında üretimini sürdürmeye çalışan, mesleğine sahip çıkan çiftçilerimizi koşulsuz şartsız destekliyoruz.

“Çiftçilerimiz yoksul, yalnız ve yorgun”

Geleceğimizin güvencesi çiftçi varlığımızı, çiftçimizin sahip olduğu bilgi birikimini kaybetmek istemiyoruz.

Maalesef, 3 milyon hektar tarım alanını kaybettik, kaybetmeye devam ediyoruz. Çiftçi sayısı azalıyor. Çiftçi yaşı ortalaması 55’e dayanırken, gençleri tarımda tutamıyoruz. Çiftçinin borç yükü son 5 yılda yüzde 92 oranında arttı. Artan borçlanma ve takibe düşme oranları alarm veriyor.

Maliyet ve ürün fiyatları arasındaki makas daralırken, kar oranları düşerken, çiftçiler kendi emeğini hesaba katmadan zarar ederek üretime devam ediyorlar.

Çiftçilerimiz hiç olmadığı kadar yoksul, yalnız ve yorgun.

Ülkemizin ise onlara hiç olmadığı kadar ihtiyacı var. Salgın günlerinde, temiz, yeterli ve çeşitli gıdayı üretme gücümüzün olması, gıda egemenliğimizin sağlanması en kritik konu. Bunun tek teminatı ise çiftçilerimiz.

Türkiye’nin tarımsal potansiyeli, lojistik avantajları ve çiftçi varlığı ile önemli bir üretim merkezi ve rekabet gücü yüksek bir ticari aktör haline gelmesini hedefliyorsak çiftçilerimizin yanında olmalıyız, onlara sahip çıkmalıyız.

“Çiftçilerimize borcumuzu ödeme zamanı”

2006 yılından bu yana, yasa gereği milli gelirin yüzde 1’i oranında verilmesi gereken ancak verilmeyen destekler nedeniyle alacaklı olan çiftçilere borcumuzu ödeme zamanı. Çiftçimize soluk aldıracak acil destek paketi hazırlanması elzemdir.

Çiftçimize etkin üretim kararını almasını, üretim, hasat ve pazarlama süreçlerini iyileştirmesini, beceri ve bilgisini geliştirmesini, mesleki eğitim ve standartlara ulaşmasını sağlayacak modeller geliştirilmesi önem arz etmektedir.

Çiftçilerin ekonomik ve sosyal refah düzeyine erişmeleri ve üretmeye devam etmeleri için tüm halkımızı çiftçilerimize destek olmaya çağırıyoruz.

Unutmayalım; Çiftçi yoksa gıda yok, çiftçi yoksa hayat yok.”

14 May 2021 - 13:01 - Tarım


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.