Başbakan Sanayi Odası’ndan bankalara hangi çağrıyı yaptı?

İstanbul Sanayi Odası'nda (İSO) sanayicilere hitap eden Başbakan Binali Yıldırım, yüksek faizlerden dolayı, bankalara yüklendi. Yıldırım, “Bankalara diyoruz ki ‘Gelin kardeşim, bak aklınızı başınıza alın, mevduat toplama yarışına girmeyin.’ Ya adam gibi makul bir faiz oranını benimsersiniz yahut da biz bunun da tedbirini alırız. Tren kalkıyor, bu son çağrı” dedi.

Başbakan Sanayi Odası’ndan bankalara hangi çağrıyı yaptı?
Başbakan Sanayi Odası’ndan bankalara hangi çağrıyı yaptı?
+3
Haber albümü için resme tıklayın

İstanbul Sanayi Odası'nda (İSO) sanayicilere hitap eden Başbakan Binali Yıldırım, yüksek faizlerden dolayı, bankalara yüklendi. Yıldırım, “Bankalara diyoruz ki ‘Gelin kardeşim, bak aklınızı başınıza alın, mevduat toplama yarışına girmeyin.’ Ya adam gibi makul bir faiz oranını benimsersiniz yahut da biz bunun da tedbirini alırız. Tren kalkıyor, bu son çağrı” dedi.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi'nin, "Üretim Ekonomisini Güçlendirme Sürecinde Sanayimizin Sergilediği Büyüme Başarısını ve Vizyonunu Sürdürülebilir Kılmak İçin Önceliklerimiz” ana gündemi ile yapılan Haziran ayı olağan toplantısı öncesinde, İSO’nun yenilenen Odakule hizmet binası, Başbakan Binali Yıldırım’ın da katılımıyla açıldı.

Törene ve Meclis toplantısına, Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan da katıldı.

“Sanayi büyüyorsa, Türkiye büyüyor”

Toplantının açılışında konuşan İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay, zor şartlara rağmen 2016’da yüzde 2,9 büyüyen Türkiye’nin, 2017 yılı ilk çeyrekte de yüzde 5 büyüdüğüne dikkat çekti. Okyay, şöyle devam etti:

“Ülkemizin büyüme oranlarında sanayinin payına baktığımızda şunu görüyoruz: Sanayi büyüyorsa Türkiye büyüyor, sanayi küçülüyorsa Türkiye de küçülüyor.

İSO tarafından geçtiğimiz günlerde açıklanan Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu rakamlarından üç önemli veri çıktı. Bunlar kaynak yapısında yaşanan bozulma, Ar-Ge’ye ayırılan payın düşmesi ve ileri teknoloji üretiminde yetersiz artış. Araştırmaya göre finansman ve teknoloji konusunda istediğimiz noktanın uzağındayız. Yeni sanayi devrimi rüzgarında yarınların neler getireceği belirsiz. Ayakta kalabilmenin yolu ise teknoloji ve Ar-Ge yatırımından geçiyor. Sanayi için şimdiden dönüşüm planlaması yapmazsak rekabet gücümüz azalacak. Teknoloji tüketen değil, üreten olmalıyız. Bu nedenle sanayiciler olarak Ar-Ge yatırımları konusunda verilen destek ve teşvikleri verimli kullanmalıyız.”

“Büyümeye en güçlü destek sanayiden”

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan da konuşmasında, yüzde 5,3 ile toplam büyümenin üzerinde gerçekleşen sanayi büyümesinin, ekonomik büyümeye en güçlü desteği verdiğini söyledi. Yine büyümeye önemli bir katkı sağlayan ihracatın içinde sanayi ürünlerinin payının yüzde 95 olduğu bilgisini veren Bahçıvan, bu başarının sanayiciler için bir iftihar vesilesi olduğunu kaydetti.

Sanayinin Türkiye’nin en zor dönemlerinde sadece ekonomiye değil, refahın ve istihdamın artışını sağlayarak toplumsal morale de katkı sağladığını vurgulayan Bahçıvan, şunları söyledi:

“Bu performans bizleri rehavete sürüklememelidir. Arzu ettiğimiz büyüme ‘nitelikli’ büyümedir. Böyle bir vizyonu hayata geçirmek için cesur adımlar atmamız gerekiyor.

Yüksek faiz şikayeti

Son dönemde arzu etmediğimiz bir şekilde kredi faizlerinde yüzde 15-16’lık oranlara varan bir yükselişe tanık oluyoruz. Faiz oranlarının yüksek seviyesi, üretim ekonomisine geçişin önünde ciddi bir engeldir. Bankaların reel sektörü paydaş olarak görmeleri ve uzun vadeli, sağlıklı bir iş birliğini kısa vadeli çıkarlara kurban etmemeleri gerekiyor. İstanbul’un sadece bir kültür, turizm ve finans şehri olarak görülmemesi gerekir. Daha nitelikli bir İstanbul’a ve daha nitelikli bir sanayiye ihtiyaç duyuyoruz. Her 10-15 yılda taşınmak, ciddi kaynak, vizyon ve enerji israfıdır. İstanbul'daki sanayimizin bu göçebelik durumu artık bir çözüme kavuşturulmalıdır. Çok önemli teşviklere rağmen sanayide yatırımların sınırlı kalmasının sebebi, yatırım ortamının yeteri kadar tatmin edici olmamasıdır. AB ile entegrasyonun arttığı, risklerin azaldığı, güvenli ülke algısının daha da güçlendiği bir yatırım ortamında hem yerli yatırımlar hem de doğrudan yabancı yatırımlar daha da canlanacaktır.”

“30 bin iş adamı batacaktı”

Sanayicilere seslenen Başbakan Binali Yıldırım da, bankaları faiz oranları nedeniyle eleştirdi. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ekonomide birçok tedbir aldıklarını hatırlatan Yıldırım, şunları kaydetti:

“Eğer biz bu 250 milyarlık kredi hacmini oluşturmasaydık bugün 30 bin tane sanayici iş adamı göçmüştü. Bankalar, zora girmişti. Ekonomi maalesef zora girecekti.

Ama bugün Allah'a şükür bankalar da rasyolarını daha da arttırdılar. Bankaların rasyoları 2016'da 15.5 civarındayken, şimdi 16,4'e çıkmış. Rusya'da bu oran 13, Çin'de 12.7, Avrupa'da zaten Maastricht kriterlerinin çok üzerindeyiz. Referans yüzde 12'inin de üzerindeyiz.

“Tren kalkıyor, bu son çağrı!”

Her şey güzel de bankalar niye faizleri bu kadar yüksek tutuyor? Yüzde 14'ten parayı toplayacaksın, sanayiciye, iş adamına kaçtan kullandıracaksın? Yüzde 18,19,20 insaflıysa, 25'e kadar gidiyor. Bu sürdürülebilir bir şey değil. Bu hareketten önce son çağrıdır, bak açık söylüyorum; İSO'nun toplantısında söylüyorum. Tren kalkıyor hareketten önce son çağrıyı yapıyorum ya adam gibi makul bir faiz oranını benimsersiniz veya biz bunun tedbirini alırız.

Bunu bankacılarımız bir tehdit olarak algılamasın. Elimizde araçlarımız var. Ellerinden parayı falan alacak değiliz. Aracımız olduğunu bilsinler. İstiyoruz ki doğal seyrinde işler düzelsin. Nasıl kredi garanti fonuyla kaynak ürettiysek, diğer tedbirlerimizle iş alemini rahatlattıysak, bankalar da çaresiziz diye düşünmesinler. Elimizde araçlarımız var, o araçları kullanmaktan çekinmeyiz. Ama istiyoruz ki bu, tatlılıkla olsun. Şimdi bu hükümet, bu kadar yükünüzü aldı, temerrüte düşecek kredilerinizi yeniden yapılandırdı, sizi rahatlattı, rasyolarınız arttı, karlarınız uçtu gitti.

“Şimdi yüz yıkama zamanı”

Bizde bir tabir var; el eli yıkar, el de döner yüzü yıkar. Şimdi yüz yıkama zamanıdır. Bankaların görevlerini yapmalarını sanayiciler adına bekliyoruz. Çok da zamanımız yok. Çünkü hepimiz aynı gemideyiz yani böyle bir kar sanayide var mı? Yok. Çalış, çabala, terle, akıl teri, alın teri... Sonunda bakıyorsun el elde baş başta. Her şart altında kazanan bir sektör olur mu kardeşim? Her seferinde dört ayak üstüne düşüyor. Böyle bir şey olmaz. Bu işin karı da var, zararı da var. Kar, zararın kardeşi. Zarar etme risk olunca 'aman hükümet bize sahip çıkın.' Tamam çıktık. Şimdi de paralar geliyor, siz de millete, sanayiciye sahip çıkın. Takipteki kredilerde azalma var. 3,24'müş geçen sene, bu yıl 3,19'a gerilemiş çeklerdeki, takipteki alacaklılar. Bu oran AB'de yüzde 5'in üzerinde.

“Paranın turşusunu mu kuracaksın?”

Göstergelerimize bakıyoruz, hepsi dünyanın göstergelerinden iyi. Bankalara bakıyoruz, faize, enflasyona vesaire, burada işler tersine dönüyor. Bunda bir yanlışlık yok mu? Siz bu işin erbabısınız, burada bir yanlışlık var. Bu doğal bir şey değil, sürdürülebilir de bir şey değil. Bunun çaresi var. Bu işi, biz tek taraflı yapmak istemiyoruz. Bankalara diyoruz ki 'Gelin kardeşim, bak aklınızı başınıza alın, mevduat toplama yarışına girmeyin.' Birbirleriyle yarışıyorlar. 'Ne veriyorsun?', '13', 'Ben 13,2.' Sanki efendim, balık mezbahasında müzayede yapıyor. Olur mu böyle şey? Parayı toplayacaksınız, sonra o parayı kullandıracak kimse bulamazsan ne yapacaksın? Turşusunu mu kuracaksın paranın? Alacaksın, bir yere vereceksin. O verdiğin yer de onu alacak... Şimdi sizin bütün çalışıp çabalayıp elde ettiğiniz katma değerin yüzde 55'ini finansman gideri olarak... Böyle bir şey olur mu? Bunun işçiliği, elektriği, nakliyesi, ham maddesi var. Hepsinin 55'ini bir seferde bankalara verdikten sonra geriye kalan 45 ile de nasıl geçineceksen geçin.”

“Bir Türkiye, üç Türkiye oldu”

Finansman meselesinin sanayinin gelişmesinin önündeki en büyük engel olduğunu belirten Başbakan Binali Yıldırım, bunu sadece sanayi için dile getirmediğini, Türkiye'nin büyümesi ve kalkınmasının önünde de en büyük engel olduğunu söyledi. Yıldırım, “Tam bir darboğaza girmiş durumdayız işte. O enflasyonu, enflasyon faizi tetikliyor. Tamamen bir çıkmaz. Türkiye nasıl kalkınacak? Üretecek, istihdam yapacak, yatırım yapacak, ürettiğini satacak. Dolayısıyla da satınca katma değer oluşacak, refah artacak. Sonra da o refahı adil bir şekilde paylaştıracağız. Herkes o refahtan adil bir şekilde payını alacak. Bizim, yapmamız gereken sürdürülebilir kalkınmayı garanti altına almaktır. İstikrar ve güven bu işin iki sihirli kelimesidir. Türkiye'de var mı bu? 15 senedir var mı? Var. Var olduğu için bir Türkiye üç Türkiye oldu, etrafımız ateş çemberi olduğu halde büyümeye hız kesmeden devam ettik” dedi.

3 bin müracaat, 100 milyarlık başvuru

Türkiye’de önümüzdeki dönemde büyüme rakamlarının artacağını vurgulayan Yıldırım, “Yılbaşından beri yurtdışı yerleşiklerin ülkeye getirdiği kaynak 4.5 milyar dolar. Geçen yıl bu miktar 3.2 milyar dolardı. Bu neden oluyor? Çünkü güven var. Ülkeye yatırım anlamına geliyor. Yurt dışından cazibe merkezinde yatırım yapmak isteyenler geliyor. Şu ana kadar gelen müracaatlar 100 milyarı buldu. 100 milyarlık yatırım; müracaat sayısı 3 bini geçti. Çalıştırmayı taahhüt ettiği kişi 450 bin çalışan. Artık daha orada terörün borusu ötmez” diye konuştu.

“Kıdem tazminatında hakemlik görevimizi yapacağız”

Konuşmasında kıdem tazminatının önemli bir konu olduğunun altını çizen Başbakan Yıldırım, “Burada prensibimiz çok açık, bu işin taraflarını bir araya getirip uzlaşma sağlayıncaya kadar gayret etmemiz lazım. Biz hakemlik görevimizi yapacağız ve bu işi çalışanlarımızın hakkına, hukukuna halel getirmeden, onlara zarar vermeden, işverenin de sürdürülemez bir yük almasının önüne geçecek, adil bir çözüm bulacağız. Bu konudaki duruşumuz budur, kararımız budur” ifadelerini kullandı.

22 Haz 2017 - 07:16 - Güncel


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.