Ulusal Hububat Konseyi’nden endişe veren uyarı!

Ulusal Hububat Konseyi (UHK), çiftçinin buğday ekiminden uzaklaştığı uyarısı yaptı. Buğdayda üretimin arttırılması için girdi maliyetlerini azaltıcı ve desteklemelerin zamanında verilmesi gerektiğine dikkat çekilen raporda, “Buğday ve ekmek üzerinden yapılan spekülasyonların önüne geçilmeli” çağrısında bulunuldu.

Ulusal Hububat Konseyi’nden endişe veren uyarı!
Ulusal Hububat Konseyi’nden endişe veren uyarı!
+7
Haber albümü için resme tıklayın

Ulusal Hububat Konseyi (UHK), çiftçinin buğday ekiminden uzaklaştığı uyarısı yaptı. Buğdayda üretimin arttırılması için girdi maliyetlerini azaltıcı ve desteklemelerin zamanında verilmesi gerektiğine dikkat çekilen raporda, “Buğday ve ekmek üzerinden yapılan spekülasyonların önüne geçilmeli” çağrısında bulunuldu.

Ulusal Hububat Konseyi (UHK) tarafından Eskişehir Ticaret Borsası işbirliğiyle 26 Ocak’ta düzenlenen 2018 Hububat Sektörel Değerlendirme Paneli Sonuç Raporu, UHK Başkanı Özkan Taşpınar tarafından açıklandı.

Çiftçinin buğday ekimden uzaklaştığı belirtilerek, buğdayda üretimin arttırılması için girdi maliyetlerini azaltıcı ve desteklemelerin zamanında verilmesi gerektiğine dikkat çekilen raporda, “Buğday ve ekmek üzerinden yapılan spekülasyonların önüne geçilmeli” çağrısı yapıldı.

Ulusal Hububat Konseyi Başkanı Özkan Taşpınar

2018 Hububat Sektörel Değerlendirme Paneli Sonuç Raporu

Hububatta 2018 üretim yılına ilişkin değerlendirmeler içeren Ulusal Hububat Konseyi raporunda, dikkat çeken bazı başlıklar şöyle:

“2018 Hububat Sektörel Değerlendirme Paneli’nde Türkiye’nin hububat başta olmak üzere buğdayda da dış ticaret fazlası verdiği verilerle ortaya konuldu. Bununla birlikte ithalatın kaçınılmaz bir gerçek olduğunun, asıl olanın dış ticaret dengesi olduğu hususu vurgulandı. Buğdayda ithalat iki sebeple yapıldığı belirtildi. Bunlar;

Buğday ithalatı neden yapılıyor?

- Yarı mamul ya da mamul madde ihracatı dolayısı ile DIR (Dahilde İşleme Rejimi) kapsamında un ve unlu mamuller ihracatı karşılığı gümrüksüz buğday ithalatıdır ki, ürüne katma değer kazandırdığından ve istihdama katkı sağladığından doğal bir durum olup, evrensel bir uygulama niteliğindedir. Nitekim Türkiye her yıl yaklaşık 3.5 milyon ton un (Dünyada birinci), 1 milyon ton makarna, 250 bin ton bulgur ve 250 bin ton diğer ürünler olmak üzere toplam 5 milyon ton civarında buğdaya dayalı işlenmiş ürün ihraç etmektedir. Bunun buğday karşılığı ise yaklaşık 7 milyon tondur (bu miktarın büyük bölümü DIR kapsamında ithalat ile karşılanmakta olup, ticaret kuralları açısından uygundur).

- Kalite amaçlı ithalat; bu ithalat ürün yetersizliğinden değil, farklı amaçlar için talep edilen kaliteli buğday ihtiyacının karşılanamamasından kaynaklanmaktadır. Çok farklı toprak tipi ve iklime sahip ülkemizde standart kalitede buğday üretimi bir zorluk oluşturmakla birlikte çözümü mümkün görüldüğünden, bu amaçlı ithalatın önlenebileceği düşünülmektedir.

“TMO, üreticiyi zorlayıcı kararlar almamalı”

TMO’nun üretici, tüketici, tüccar, sanayici açısından dengeleri sağlayan hububat başta olmak üzere farklı ürünlerde piyasayı regüle edici önemli bir rol üstlendiği, bunu da elindeki farklı argümanlarla yerine getirmeye çalıştığı ve belirli ölçüde de başarılı olduğu teyit edildi. Bununla birlikte içinde bulunduğumuz yıl başta olmak üzere bazı yıllarda tüketiciyi koruma baskısı sebebiyle üretimi zorlayıcı bazı kararlar aldığı da dikkati çekmektedir. Üretimi zorlayan ve özellikle buğday ekiminden uzaklaştıran uygulamalar arasında; zamansız fiyat açıklaması, fiyatın beklenenin altında olması, zamansız ithalat kararları, buğdayın kasası olarak tanımlanan kurumun yeterli stok bulundurmaması gibi hususlar sıralanabilir. Buğdaydan üretim kaçışının engellenmesi sebebiyle, TMO’nun;

- Ekim başlamadan gerçekçi fiyat açıklanması/şu anki politikalar devam edecek ise; gerçekçi bir fiyat belirlenip, bunun açıklanması ve destekleme alımları ancak serbest piyasa fiyatları bu değere yaklaştığı veya altına düşme eğilimi gösterdiği zamana bırakılmalıdır.

- Fiyat belirlenirken, UHK ve diğer meslek teşekküllerinin görüşlerine başvurulmalıdır.

- İthalat kararı açıklamaları hasada yakın ve hemen hasat sonrası yapıldığında, serbest piyasadaki fiyatları aşağıya doğru çektiğinden, bunun zamanı konusunda Ulusal Hububat Konseyi (UHK) ve diğer meslek teşekkülleri ile mutabakat sağlanması yoluna gidilmesi/sadece tüketiciyi koruma baskısı altında bu kararların alınmaması gerekmektedir.

- TMO’nun dünyanın başlıca buğday üreten diğer ülke örneklerinde olduğu gibi, yeterli stok bulundurması önem arz etmektedir. Ancak bu stokun öncelikle yerli üretimden karşılanması yoluna gidilmelidir.

Ekmekte “düşük fiyat” ısrarı!

Tüketiciyi korumanın Üreticiyi korumadan geçtiği daima göz önünde bulundurulmalıdır. Arz güvenliğinin olmadığı bir ortamda tüketicinin korunmasından ve gıda güveliğinden bahsedilemeyeceği gerçeğinin altı çizilmiştir. Ekmekte düşük fiyat ısrarı ve bunun psikolojik baskısı sonucu buğday fiyatlarının düşük kalması şu olumsuzlukları beraberinde getirmektedir;

- Buğdayda ekonomik üretim ortamının zorlanması sonucu, buğday ekim alanlarında görülen düşüş, gıda güvenliği açısından önemli riskler oluşturmaktadır.

- Sektörlerin kar etmede zorlanması, güvenilir gıda üretimi açısından risk oluşturacak yöntemlere yönelimi artırmaktadır. Ekmek ve diğer buğdaya dayalı ürünlerde kalite düşüklüğü ve sağlıklı beslenme açısından riskleri de beraberinde getirmektedir.

- Tüm bu sebeplerle tüketiciyi ve üreticiyi koruma rolünün dengelenmesi ve psikolojik sınırların ötesinde gerçekçi yaklaşımlar ortaya konulması tavsiye edilmektedir.

Buğday ve ekmek üzerinden yapılan spekülasyonlar

Buğday, ekmek ve diğer buğdaya dayalı ürünler üzerinde başta genetik yönü, gluten alerjisi ve diğer konularda yetkisiz kişilerce yapılan olumsuz ve toptancı yaklaşımlar ve açıklamaların dozunda ve sıklığında artışlar gözlenmektedir.

-Bu açıklamaların ilgili resmi makamlar ve meslek teşekküllerince yapılması, bu olumsuz yaklaşımlara karşı yine bu teşekküllerce hukuki sürecin takibi mutlak gereklilik arz etmektedir.

- Birçok alerji sebebi arasında başta buğday olmak üzere, farklı tahıllarda bulunan gluten alerjisi de bulunmaktadır. Nasıl polen alerjisi ağaç kesmeyi, soya alerjisi soya üretiminden vazgeçmeyi gerektirmiyorsa ve uygun önlem ve tedavilere başvuruluyor ise gluten alerjisi olan bireyler için de bilimsel yöntemlere başvurulması doğaldır.

“Çiftçi buğday üretiminden uzaklaşıyor”

Buğday ekim alanlarındaki düşüşün devam ettiği hususunun altı çizilmiştir. Bundan 10-12 yıl önce 9 milyon hektar olan buğday ekim alanının 7.2 milyon hektara düşmesinin üretimin sürdürülebilirliği ve arz güvenliği açısından riskler oluşturduğu vurgulanmıştır. Buğdayın stratejik ürün olduğu gerçeğinden hareketle, üretiminden uzaklaşılmasının doğuracağı gıda arz güvenliği sorunu bertaraf etmek için;

- TMO’nun fiyat belirleme ve açıklama zamanları, ithalat zamanlaması ile ilgili uygulamalar üreticinin buğday ekimine devamı açısından hayati önem taşımaktadır.

- Buğdaya verilen ve yıllardır aynı kalan 5 kuruşluk desteğin 10 kuruşa çıkarılması çok olumlu bir yaklaşım olarak değerlendirilmiş ve takdirle karşılanmıştır. Ancak hissedilir bir etki oluşturması için bu rakamın en az 20 kuruşa yükseltilmesi önerilmektedir. Ayrıca yağışa dayalı, kuru tarım koşullarında (nadas-iki yılda bir ürün alınması) üretim yapan Orta Anadolu, Doğu Anadolu ve Geçit Bölgelerinin bu alanlarında ürün desteği yanında alan desteği de verilmesi (fındık ve diğer bazı ürünlerde olduğu gibi) ya da verilen ürün desteğinin 2 katına çıkartılması, dezavantajlı olan bu bölgelerde buğday üretiminin sürdürülebilirliği açısından hayati öneme sahiptir.

- Arazi toplulaştırma; üretim verimliliğini artıran, maliyetleri düşüren ve ekonomik ölçekte üretim yapma imkanı sağlayan bir uygulama olduğundan, kararlılıkla devam ettirilmelidir. Sulama özelikle buğday gibi ağırlıklı olarak marjinal alanlarda tarımı yapılan ürünler için verim artışı yolunu açmaktadır. Uzunca bir zamandır kararlılıkla devam ettirilen gölet, baraj gibi sulama yatırımları yanında, sulama kooperatifleri ve sulama birlik alanlarının rehabilitasyonu projeleri aynı kararlılıkla devam ettirilmelidir. Su eksikliği olan alanlarda dış havzalardan su getirilmesine yönelik fizibil bulunanlar projelendirilmeli, yatırım programlarına alınmalı ve hızla uygulama safhasına geçilmelidir.

Çiftçinin mazotunda ÖTV kaldırılmalı!

- Artan döviz kurlarına bağlı olarak üretim maliyetleri yükselişi dikkate alındığında, en büyük payı alan tarımsal motorinde ÖTV’nin kaldırılmasının gündeme alınması önerilmektedir.

- Verimliliğin önündeki en önemli engellerden birisi topraklarımızdaki organik madde yetersizliğidir. Bu diğer tarla bitkilerinde olduğu gibi buğdayda da verimliliği kısıtlayarak, aşırı girdi kullanımına bağlı maliyetlerin yükselmesine neden olmaktadır. Bu sorunun; kamu, özel sektör, sivil toplum örgütleri ve diğer tüm ilgili kurum ve kuruluşların dahil olacağı “Organik Madde Seferberliği” ile çözüme kavuşturulabileceği değerlendirilmiştir.

Kalite-verimi yüksek buğday çeşitleri geliştirilmeli

Buğdayda fazla çeşit sorunu özellikle ticaret borsaları, lisanslı depocular ve ticaret erbabı tarafından sıkça dile getirilmektedir. Buna gerekçe olarak; sınıflama ve depolamada karşılaşılan zorluklar ortaya konulmaktadır. Bununla birlikte ülkemizde olduğu gibi tüm dünyada; verim, kalite ve çevresel streslere tolerans açısından çeşit geliştirme çalışmaları artarak devam etmekte ve yeni çeşitler tescil ettirilmektedir. Çeşit geliştirme ortaya çıkan yeni sorunların çözümü ve iklim değişikliği ile bağlantılı olarak gereklilik arz etmektedir. Çelişki görülen bu sorunun çözümü yönünde;

- Yeni çıkan sorunlara çözüm ve iklim değişikliğinden daha az etkilenen ve kalite-verimi yüksek, strese toleranslı çeşit arayışları ve ıslah çalışmaları devam ettirilmelidir.

- Ülkemizde çeşit isimleri fazlaca ön plana çıkarılmakta olup, bunun yerine daha çok kalite sınıfları ve spektleri üzerinde durulmalıdır.

- Fazla çeşitten kaynaklanan sınıflama ve depolama sorununun; her farklı ekolojinin yapacağı; farklı çeşitlerin değişik oranlarda karışımından oluşacak, verilecek bir isimle anılacak ürün grupları oluşturma yönündeki dünyada benzer örneklerde olduğu gibi, çözümü üzerinde durulmalıdır. Bu konuda üniversiteler, başta TMO olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığın ilgili kuruluşları, ticaret borsaları ve ilişkili kurum ve kuruluşlar aktif rol oynamalıdır.

Yerel çeşitlerin ıslahı

Yerel buğday konusu sıkça ve çoğunlukla da asıl mecrası dışında gündeme gelmektedir. Ülkemiz buğdayın gen merkezi olduğundan; yabanisinden kültür formalarına diploidinden, tetraploid ve heksaploidine kadar her türüne ait genotipleri barındırmaktadır. Bu sebeple;

- Her türünde olduğu gibi; daha çok yerel buğday olarak kastedilen siyez ve gernik gibi kavuzlu buğday türlerinde de ıslah çalışmalarına devam edilmelidir.

- Kavuzlu buğdayların (siyez ve gernik) besin değerleri ve teknolojik özellikleri ortaya konulmalı, tescil prosedürleri oluşturulmalıdır.

- Sertifikalı tohumluk üretimleri ve ihtiyaç doğrultusunda üretimleri yapılmalıdır.

- İşleme teknolojileri doğrultusunda işleme tesisleri üzerinde durulmalıdır.

- Bu türlerin birim alan verimlerinin düşüklüğü dikkate alınarak, tüm buğday ekim alanlarına kapama bunlardan ekilmesi gibi hayalci yaklaşımlardan vazgeçilmelidir.

- Ekmeklik ve makarnalık türde buğday üretiminin tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de asallığı gözden kaçırılmamalıdır.

Tarım destekleme takvimi 1 Ekim'de başlamalı!

Tarım desteklemelerinde 1 Ocak’ın baz alınması ve desteklerin tarımsal üretim süreçleri ile uyumsuz olarak geç ödenmesi, girdi temini ve kullanımındaki sorunları da beraberinde getirmektedir.

- Tarım destekleme takviminin 1 Ocak yerine, 1 Ekim olarak yeniden belirlenmesi, desteğin tarımsal üretim süreçleri ile uyumuna önemli katkı sağlayacaktır.

- Tarımsal Desteklerin önceden verilmesi/ya da en kısa sürede ödenmesi, faydalılık ve desteklerin üretime yansıması açısından önem arz etmektedir.

- Havza bazlı destekleme modelinin önündeki engeller kaldırılmalıdır.”

Ulusal Hububat Konseyi raporu için tıklayınız.

13 Şub 2019 - 18:06 - Tarım

Mahreç  Mehmet Ali Çıtak


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.