Google Dimitri Mendeleyev anısına doodle yaptı

Dünyanın bir numaralı arama motoru Google, kimyacıların sessiz bilgisayarı olarak tanımlanan Periyodik Cetveli geliştiren ünlü Rus bilim adamı Dimitri Mendeleyev anısına doodle yaptı. Google'nin 182. doğum günü dolayısıyla doodle yaptığı Mendeleyev, kimya biliminin gelişiminde çığır açan en önemli isimlerin başında geliyor. Periyodik Cetvel'i geliştirmesinin yanı sıra Kimyanın İlkeleri kitabının yazarı da olan Dimitri Mendeleyev, tüm disiplinlerden bilim insanları için İngiltere merkezli Royal Society tarafından verilen ve muhtemelen dünyanın en eski bilim ödülü olarak kabul edilen Copley Madalyasına da layık görülmüştü.

Google Dimitri Mendeleyev anısına doodle yaptı
Google Dimitri Mendeleyev anısına doodle yaptı
+3
Haber albümü için resme tıklayın

Dünyanın bir numaralı arama motoru Google, kimyacıların sessiz bilgisayarı olarak tanımlanan Periyodik Cetveli geliştiren ünlü Rus bilim adamı Dimitri Mendeleyev anısına doodle yaptı. Google'nin 182. doğum günü dolayısıyla doodle yaptığı Mendeleyev, kimya biliminin gelişiminde çığır açan en önemli isimlerin başında geliyor. Periyodik Cetvel'i geliştirmesinin yanı sıra Kimyanın İlkeleri kitabının yazarı da olan Dimitri Mendeleyev, tüm disiplinlerden bilim insanları için İngiltere merkezli Royal Society tarafından verilen ve muhtemelen dünyanın en eski bilim ödülü olarak kabul edilen Copley Madalyasına da layık görülmüştü.

Dimitri Mendeleyev, ilk periyodik cetveli bastırdığı zaman dünyada elementlerin henüz 63 tanesi biliniyordu. Elementlerin atom numaralarıyla yer aldığı Periyodik Cetvel'de yer alan elementlerin sayısı, Mendeleyev'in ölümünden sadece bir yıl sonra 86'ya çıkmıştı. Bu hızlı artış, kimya biliminin en önemli genellemesi olan periyodik cetvel sayesinde sağlanmıştı.

Kimyada tam anlamıyla üretici bir zekaya sahip olan Dimitri Mendeleyev'in 25 büyük kitapta topladığı çalışmaları ve izomorfizm hakkındaki bilgileri organize etmesi, jeokimyanın da gelişmesini sağlamıştır. Ayrıca, kritik kaynama noktasını bulup, çözeltilerin hidrat teorisini geliştirmesi sayesinde büyük bir fizikokimyacı olarak anılan Mendeleyev, 70 kadar akademi ve ilim topluluğunun üyesi idi.

1955 yılında Glenn Seaborg başkanlığındaki ABD'li fizikçiler tarafından sentezlenen 101 atom numaralı elemente, Dimitri Mendeleyev onuruna "mendelevyum" adı verilmiştir.

Milattan önce 400 civaronda Entik Yunanlıların düzenli dünyevi elementler dört gruba ayrılıyordu; hava, su, toprak ve ateş. 17. yüzyıl'da Robert Boyle materyal dünyayı elementleri karışımlar ve bileşkeler açısından açıkladı. Ve 1869'da Dimitri Mendeleyev, o zamanlar bilinen elementlerin her birinin farklı bir kalıp içerisinde nasıl bir ilişkiye sahip oldukları gösterilen periyodik tabloyu oluşturdu. Mendeleyev, periyodik tablosunda elementleri, artan atom kütlelerine göre sıraladı.

Bilginler daha önce elementleri bir tabloda düzenlemeye teşebbüs etmişlerdi. Fakat Mendeleyev'in çalışması tablo yapmanın daha da ilerisine geçti. Bu cetvelden yola çıkarak da o zamanlarda henüz bilinmeyen bazı elementlerin de bulunacağını ve onların bazı özellikleri hakkında öngörüde bulundu. Mendeleyev, gallium ve germanium gibi henüz keşfedilmemiş elementlerin varlığını tartışmak için tablo mantığıyla öngörüde de bulundu.

Mendeleyev Periyodik Cetvel’i nasıl buldu?

Büyük Rus kimyacı Mendeleyev 1869’da, bilinen bütün basit maddeleri, atom ağırlıklarına göre sıralayarak periyodik tablosunu

oluşturduğunda, kimyayı arapsaçına dönmüş yapısından kurtaracak adım atılmış oldu.

Ortoli ve Witkowski, “Arşimed’in Hamamı” adlı kitaplarında (YKY,2006), “Kimya aşçılıktır -bütün liseli öğrenciler bunu size söyleyecektir-, iş bittikten sonra da bulaşıkları yıkamak gerekir. Bu yargı, bugünkü kimya için bir parça haksızca da olsa (ne de olsa bugün her laboratuvarda bir bulaşık makinesi bulunur), 19. Yüzyıl ortasındaki kimyayı mükemmel biçimde betimler; o dönemde kimya kitaplarında formülden çok, yemek tarifi vardı. (…)

Sonra bir gün, ücra St. Petersburg Üniversitesi’nden bir genç kimyacının aklına tuhaf bir fikir geldi: 1869’da bilinen bütün basit maddeleri, atom ağırlıklarına göre sıralayarak ve 7’nin katlarında satır başı yaparak düzenlemek.”

Ortoli ve Witkowski’nin bahsettikleri ‘tuhaf fikir’, işimiz gereği her gün elimizin altında olacak şekilde ya da en azından okul hayatımızda, ezberlemek için uydurulan komik tekerlemeleriyle, hepimizin hayatına girmiştir.

Sözünü ettiğimiz tuhaf fikir, ‘periyodik tablo’dur. Hayatımızdaki yeri ne olursa olsun, periyodik tablo, sadece elementlerin belli bir sırada yan yana dizilmesinden ibaret değildir; kimyanın gelişiminde önemli bir aşamayı temsil eder. O halde gelin, kısa bir süre okul yaşamımızın ‘tekerlemeli’ kimya hatıralarını yaşayalım ya da her gün bir çok kişinin işi gereği sık sık başvurduğu bu tablonun geçmişine kısa bir yolculuğa çıkalım; sonuçta da, Mendeleyev’i, bu büyük kimyacıyı analım…

Dimitri Mendeleyev’in Hayatı

Dimitri Ivanoviç Mendeleyev, 8 Şubat 1834’te, Tobolsk Sibirva’da, kalabalık bir ailenin son çocuğu olarak dünyaya gelir. Şanssız bir çocukluk geçirir. Yerel bir ‘gymnasium’da yönetici olan babası Ivan Payloviç Mendeleyev, oğlunun doğduğu yıl kör olunca, ailenin maddi yükü anne Maria Dmitrievna Kornileva’nın sırtına biner. Mendeleyev öğrenimine devam eder ama liseyi bitirdiği yıl, iki felaketi üst üste yaşar; babasını kaybeder ve ailenin geçim kaynağı, annesinin işyeri bir yangında kül olur…

Tüm bu felaketlere rağmen Mendeleyev, öğrenimine devam eder. 1850’de St. Petersburg Pedagoji Enstitüsü’nde öğrenimine başlar. St. Petersburg’ta bir okula kaydolmak Mendeleyev için hiç de kolay olmaz; ancak iyi ki de bu gerçekleşmiştir. Çünkü St. Petersburg’un Rusya’nın bilim yaşamında özel bir yeri vardır. Kenti 17. Yüzyıl’ın sonlarında kuran Büyük Petro, buranın Batılı bir bilim merkezi olmasını istemiştir. Nitekim Mendeleyev’le aynı dönemlerde, ünlü botanikçi Andrey Beketov, fizyolog Ivan Seçenov gibi, St. Petersburg’ta çalışmalarını yürüten ünlü bilim insanları, Büyük Petro’nun düşlerini gerçekleştirmektedirler. Üstelik, parlak gençler de yetişmektedir; bu ünlü hocaların bulunduğu St. Petersburg Üniversitesi’nde o dönemlerde öğrenciliğini devam ettiren Ivan Pavlov örneğin…

"Cannizzaro’nun atom ağırlığı hakkındaki görüşleri Mendeleyev’e fikir verir"

1855’te parlak bir dereceyle mezun olan Mendeleyev, bir süre öğretmenlik yapar. Bu arada kimya çalışmalarını da sürdürür. 1856’da St. Petersburg’a geri döner, lisansüstü öğreniminin ardından üniversitede çalışmaya başlar.

1860’ta devlet tarafından, kimyacı Robert Bunsen, fizikçi Gustav Kirchoff gibi önemli bilim insanlarını bünyesinde bulunduran Heidelberg Üniversitesi’ne gönderilir. Almanya’da bulunduğu sırada, 1860’ta Karlsruhe’de düzenlenen Birinci Uluslararası Kimya Kongresi’ne katılır. Burada dönemin önde gelen kimyacılarıyla tanışma, fikir alışverişinde bulunma fırsatım bulur. Bu bilim insanlarının arasında, İtalyan kimyacı Stanislao Cannizzaro (1826-1910) da vardır. Cannizzaro’nun atom ağırlığı konusundaki görüşleri, periyodik tabloya giden yolda Mendeleyev’e önemli katkılar sunacaktır. 1856’da ‘yurda’ dönen Mendeleyev, önce St. Petersburg Teknoloji Enstitüsü’nde profesörlüğe atanır, üç yıl sonra da St. Petersburg Üniversitesi’nde aynı görevi yürütmeye başlar. Ancak Mendeleyev’in bir derdi vardır; öğrencileri için yeterli görebildiği bir kaynak kitap bulunmamaktadır.

Mendeleyev Kimyanın İlkeleri kitabını yazar..

İş başa düşer, Mendeleyev kolları sıvar ve kısa bir sürede ‘Kimyanın ilkeleri’ adlı kitabını yazar. Kitap zamanla klasik bir kimya ders kitabı durumuna gelecek, İngilizce, Fransızca ve Almanca‘ya çevrilecektir. ‘Kimyanın ilkeleri’ kitabı, kuşkusuz pek çok değerli kimyacının yetişmesine katkıda bulunarak, kimyanın gelişimine de yardımcı olmuştur. Ancak, kitabın bizim için asıl önemi, Mendeleyev’i periyodik tabloya götürecek çalışmalarına başlamasına ya da en azından bu konudaki fikirlerini olgunlaştırmasına vesile olmasıdır.

Aslında, elementleri, aralarındaki belli özelliklere göre sınıflandırmak fikri, ünlü İngiliz fizikçi ve kimyacı John Dalton’un (1766-1844), atom ağırlığı kavramını ortaya atmasından sonra, pek çok kimyacının ilgisini çekmiş ve bu yönde çalışmalar yapmasına sebep olmuştu. Mendeleyev’in çalışmasının farkı, önceki çalışmaların aksine, sıraladığı elementlerin bazı özelliklerinin periyodik olarak tekrarlandığını görmesi olur. Zaten, tablonun adındaki ‘periyodik’ sözcüğü de buradan gelmektedir.

Mendeleyev’in tablosunda bırakılan bazı boşluklar -başta onun çalışmasına kuşkuyla ya da önyargıyla bakanlar olmak üzere- ilgi çeker. Mendeleyev, bu boşlukların ileride, henüz bulunmamış elementlerle doldurulacağını öngörür. Öngörüsünü bu kadarla da sınırlamaz ve söz konusu ‘yeni’ elementlerin özelliklerinin nasıl olacağı konusunda da ‘tahmin’ yürütür. Mendeleyev’in bıraktığı boşluklardan üçü, yirmi yıl içinde bulununca, üstelik onun tahmin ettiği özelliklere çok yakın özellikler taşıdığı anlaşılınca, periyodik tabloya karşı duyulan kuşkular büyük ölçüde giderilir.

Şimdi gelin, kendilerine has üsluplarıyla Ortoli ve Witkowski’den dinleyelim:

“O günden sonra Dimitri peygamber gibi görülür, bunda uzun sakalıyla omuzlarına dökülen, yılda bir kez kestirdiği saçlarının da çok payı vardır. Bir gecede tablosu, zamanının onlarca yıl ilerisinde, sezgiye dayanan, bir Şimşek darbesiyle yapılan buluşların ilk örneği olmuştur bile.”

“Kimya arapsaçına dönmüştü, elementler korkunç bir kaos içinde yığılıyordu ki işte, döneme hâkim olan entelektüel akımların uzağında, beş parasız, küçük bir Rus kimyacı en iyi tüy kalemini aldı ve birden tanrı esiniyle yasanın yeni On Emri’ni kötü bir kağıt parçasına çiziktirdi.”

“Tüplerinin arasında yaşayan bu dürüst ve azimli deneyci, kürsülerine kurulmuş büyük kuramcıları matetmiştir. Madde üzerine çalışırken kendi elini ateşe sokmak gerektiğini düşünenlere göre haklı bir intikam…”(Ortoli ve Witkowski, a.g.e.)

Periyodik tablo, gerek zamanında Mendeleyev tarafından, gerekse ondan sonra gelen bilim insanlarınca, geliştirilip yetkinleştirilir. Öte yandan, sadece elementlerin oluşturduğu ‘arapsaçı’nı çözmeye değil; benzer özelliklere sahip elementleri daha kolay anlamak, yeni elementlerin varlığını müjdelemek, hatta daha sonraları nükleer yapıyı anlamak ve kuantum fiziğinin gelişimi gibi alanlarda bilim insanlarına katkıda bulunur.

Periyodik tablodaki boşluklar nasıl doldu?

Fransız kimyacı Paul Émile Lecoq de Boisbaudran (1838-1912), 1875’te, Mendeleyev’in Periyodik tablosunda, yukarıdan aşağıya alüminyum ile indiyum arasındaki boşluğu dolduracak galyum elementini keşfedince, Mendeleyev’in çalışmasına kuşku duyanlar, ‘kuşkularından kuşkulanmaya’ başlarlar. Dahası, bu elementin özellikleri, Mendeleyev’in öngördüğü özelliklere oldukça yakındır. Boşlukları doldurmada bir sonraki katkı, 1879’da, Skandiyum’un keşfiyle İsveçli kimyacı Lars Fredrick Nilson (1840-1899) tarafından yapılır. 1886’da Alman kimyacı Clemens Alexander Winkler (1838-1904), galyumun hemen sağındaki boşluğu doldurunca, artık Mendeleyev’den kuşku duyan da kalmaz… Mendeleyev’i haklı çıkaran bu elementlerden birine onun adı neden verilmedi, bilinmez… Neyse ki, bu durum geç de olsa, birilerinin aklına gelecek ve bu ‘ayıp’ örtülecektir: 1955’te California Ü niversitesi’nin Berkeley Laboratuvarları’nda Albert Ghiorso, Bernard G. Harvey, Gregor. R. Ciıoppin, Stanley G. Thompson ve Glenn T. Seabory, elde ettikleri yapay elemente ‘mendelevyum’ adını vererek, periyodik tabloyu oluşturan Mendeleyev’in, bir elementin adıyla da bu tabloya girmesini sağlarlar.

Copley Madalyası almıştı

Copley Madalyası tüm disiplinlerden bilim insanları için İngiltere merkezli Royal Society tarafından verilen bilim ödülüdür. Royal Society tarafından halen verilen en eski ödül olan madalya muhtemelen dünyanın da en eski bilim ödülü unvanına sahiptir. Copley Madalyası 1731 yılından beri her yıl bilim insanlarına verilmektedir. Madalya zengin bir toprak sahibi ve kendisi de Royal Society üyesi olan Godfrey Copley’den ismini almıştır. Madalya gümüş kaplama olup 5000 sterlinlik bir para ödülü ile birlikte verilmektedir. Bu ödülü kazanan bilim insanları arasında Charles Darwin, Albert Einstein ve Léon Foucault da vardır.

Verilmeye başlanmasından bu yana birçok önemli bilim insanı bu ödülü kazanmıştır. Bunların arasında 52 Nobel Ödülü sahibi de (Fizik 17, Fizyoloji veya Tıp 21, Kimya 14) bulunmaktadır. Kazananlardan bazıları şunlardır: Frederick Sanger, Charles Darwin, Paul Dirac, Ivan Pavlov, Dimitri Mendeleev, John Pople, Robert May, Dan McKenzie, Arthur Cayley ve James Lighthill. Bu ödül matematikteki Fields Madalyası ve Abel Ödülü’nden daha eskidir. John Theophilus Desaguliers, bu ödülü 1734, 1736 ve 1741 yılında 3 kez kazanarak en çok kazanan ünvanına sahiptir. 1976 yılında Dorothy Hodgkin bu ödülü kazanan ilk ve 2015 itibariyle de tek kadın bilim insanıdır.

Copley Madalyası Sahipleri

Josiah Willard Gibbs (1901) · Joseph Lister (1902) · Eduard Suess (1903) · William Crookes (1904) · Dimitri Mendeleyev (1905) · Élie Metchnikoff (1906) · Albert Abraham Michelson (1907) · Alfred Russel Wallace (1908) · George William Hill (1909) · Francis Galton (1910) · George Darwin (1911) · Felix Klein (1912) · Ray Lankester (1913) · J. J. Thomson (1914) · Ivan Pavlov (1915) · James Dewar (1916) · Pierre Paul Émile Roux (1917) · Hendrik Lorentz (1918) · William Bayliss (1919) · Horace Tabberer Brown (1920) · Joseph Larmor (1921) · Ernest Rutherford (1922) · Horace Lamb (1923) · Edward Albert Sharpey-Schafer (1924) · Albert Einstein (1925) · Frederick Gowland Hopkins (1926) · Charles Scott Sherrington (1927) · Charles Algernon Parsons (1928) · Max Planck (1929) · William Henry Bragg (1930) · Arthur Schuster (1931) · George Ellery Hale (1932) · Theobald Smith (1933) · John Scott Haldane (1934) · Charles Thomson Rees Wilson (1935) · Arthur Evans (1936) · Henry Hallett Dale (1937) · Niels Bohr (1938) · Thomas Hunt Morgan (1939) · Paul Langevin (1940) · Thomas Lewis (1941) · Robert Robinson (1942) · Joseph Barcroft (1943) · Geoffrey Ingram Taylor (1944) · Oswald Avery (1945) · Edgar Douglas Adrian (1946) · G. H. Hardy (1947) · Archibald Hill (1948) · George de Hevesy (1949) · James Chadwick (1950)

Kaynak

07 Şub 2016 - 23:42 - Dünya

Muhabir   Arsiv


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.