14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü: Covid-19 çiftçilere iade-i itibar yaptı!

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla verilen mesajlarda, Covid-19 salgınının tarım ve gıda sektörünün önemini tekrar ortaya koyduğu vurgulandı. Salgının tarım sektörünün yıldızını parlattığı belirtilen açıklamalarda, “Covid-19 çiftçileri tekrar milletin efendisi yaptı, iade-i itibar yaptı” denildi.

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü: Covid-19 çiftçilere iade-i itibar yaptı!
14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü: Covid-19 çiftçilere iade-i itibar yaptı!
+10
Haber albümü için resme tıklayın

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla verilen mesajlarda, Covid-19 salgınının tarım ve gıda sektörünün önemini tekrar ortaya koyduğu vurgulandı. Salgının tarım sektörünün yıldızını parlattığı belirtilen açıklamalarda, “Covid-19 çiftçileri tekrar milletin efendisi yaptı, iade-i itibar yaptı” denildi.

Bugün 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü…

Covid-19 sürecinde 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü

Türkiye’de Cumhuriyetin ilk yıllarında ekonominin omurgasını tarım sektörü oluştururken, Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Köylü Milletin Efendisidir” sözüyle, çiftçilerin toplum içindeki konumunu perçinlemişti.

Tarım Sektörü, Cumhuriyetin ilan edildiği 1923 yılında Gayri Safi Milli Hasıladan yüzde 43 pay alırken, 1926 yılında yüzde 49,6'lık payla GSMH içindeki en yüksek seviyesine ulaştı. Türkiye'nin 1923 yılında Gayri Safi Milli Hasılası yaklaşık 3 milyar TL iken, tarım sektörü 1 milyar 263 milyon TL'lik payla temsil ediliyordu. Tarım sektörünün GSMH'dan aldığı pay sonraki yıllarda gerileyerek 2018 yılı sonunda yüzde 5,8'e kadar düştü.

Cumhuriyetin ilan edildiği tarihte Türkiye nüfusunun yüzde 76'sı kırsalda yaşarken, tarım sektöründen geçimini sağlayan kesim toplumun yüzde 80'ini geçiyordu. 2019 yılı sonunda istihdamda tarım sektörünün payı yüzde 17,3'e gerilemiş durumda.

Bu yıl Covid-19 günlerinde kutlanan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yapılan açıklamalarda, odak noktası, salgının tarım ve gıdanın önemini tekrar hatırlattığı oldu.

Bayraktar: “Koronavirüsle mücadelenin kahramanlarından birisi de Türk çiftçisi”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü açıklamasında, şu mesajları verdi:

“Koronavirüsle mücadele sürecinde tüm kesimlere ‘evde kal’ çağrısı yapılırken, çiftçiler üretime devam etti. Koronavirüsle mücadelenin kahramanlarından biri de Türk çiftçisidir. Bir alkışı da emektar çiftçimiz hak ediyor.

Yeterli ve dengeli beslenme ilaç kadar önemlidir.

Çiftçimiz pandemi sürecinde fedakarlık göstererek üretmeye devam etmiş, gıda arzında kesinti yaşanmasına müsaade etmemiştir.

Dünyada çiftçiler, pandemi sürecinde üretimden kaçarken bizim çiftçimiz ülkemiz için üretmeye devam ediyor.

“İthalata bağımlı ülkeler bu süreçte yara alıyor”

Kendi kendine yeten ülkeler, zor dönemleri daha başarılı bir şekilde atlatmaktadır. İthalata bağımlı ülkeler bu süreçte yara alıyor.

Gıda milliyetçiliği kavramının önem kazandığı bu dönemde ülkeler, uyguladıkları korumacılık tedbirleri kapsamında ihracata kısıtlamalar getiriyor. Bu şartlarda ithalat yapılsa bile ürünün çok daha pahalıya geleceği bir gerçektir.

Bu süreçte tarım sektörünün ve üretimde kendi kendine yeten ülke olmanın ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılmıştır.

“Tarım ve gıda sektörü durursa, hayat durur”

Bu süreçte üretimi ile hayati bir rol üstlenen tarım ve gıda sektörü durursa ülkemizde hayat durur. Üretimin aksamadan sürdürülebilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.

Tarım demek, gıda güvencesi demektir. Gıda güvencemizi sağlamak için çiftçilerimizi desteklemek zorundayız. Tarlada kalmak, üretmek, insanlarımızı doyurmak istiyoruz.

Arz açığı olan temel ürünlerde kendine yeterlilik derecemizi en üst seviyeye çıkarmalıyız.

Bu süreçte tarım sektörünün ve üretimde kendi kendine yeten ülke olmanın ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılmıştır.

Gıda zincirinin ilk halkası olan tarlalardaki üretimin güvence altına alınması gerekmektedir.

“Tarım sektörüne özel ekonomik paket açıklanmalı”

Koronavirüsle mücadelenin ne kadar süreceği ve nasıl önlemler alınacağı konusundaki belirsizlikler, çiftçilerimizin önünü görmesine engel olmaktadır.

Salgın nedeniyle vatandaşlarımızın evlerinde kalması, turistik tesisler, lokanta, restoran gibi yerlerin kapalı olması, her yıl ülkemize gelen 40 milyon turistin bu yıl belki de gelemeyecek olmasının doğuracağı muhtemel talep daralması üreticilerimizi kaygılandırmakta, tedirginliğe yol açmaktadır.

Çiftçilerimiz tüm kaygılara rağmen üretime devam ederken, ürününü hasat edemeyeceği ve satamayacağı gibi endişeler yaşamaktadır. Bu endişelerin giderilmesi için, gıda zincirinin ilk halkası olan tarladaki üretimin güvence altına alınması gerekmektedir.

Beklentimiz, bir an evvel tarım sektörüne özel bir ekonomik paket açıklanmasıdır.”

“Çiftçimiz kazanırsa ülke kazanır”

Çiftçilerimizin tarlada çalışmaya devam edebilmesi için önemli çaba sarf ettik.

Ziraat Odası İl Koordinasyon Kurulu Başkanlarımızla gerçekleştirdiğimiz toplantıların ardından hazırladığımız raporları Sayın Cumhurbaşkanı ve ilgili Bakanlarımıza gönderdik.

Tarım ve gıdada 40 milyar dolarlık ihracat geliri, gıda sanayi ile birlikte 200 milyar doların üzerinde üretim değeri sağlayacak kapasiteye sahibiz. Ülkemizin zenginleşmesine katkı sağlamak istiyoruz.

Tarımda ülkemizin içinde bulunduğu bölgenin yıldızı olacağına yürekten inanıyoruz. Yeter ki ülkemizin tarımdaki potansiyeli harekete geçirilsin.

Çiftçimiz kazanırsa ülke kazanır.”

TARGET: “Tarım ve gıda için toplumsal farkındalık yükseldi”

Tarım ve Gıda Etiği Derneği (TARGET) de, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü açıklamasında, koronavirüs sürecine dikkat çekti. Açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Covid-19 salgını bizlere zor zamanlar yaşatmaya devam ediyor. Salgının neden olduğu korkular ve belirsizlikler bizi olağandan farklı bir yaşama sürükledi. Evde çalışmaya alışıyoruz; fiziksel mesafeyle yeni normallerle ve dijital bir dünya ile tanışıyoruz.

Bu süreçte yaşam hakkında yeni değerlendirmeler yapma olanağını da bulduk. Bazı görüş ve düşüncelerimiz pekişti ve olgunlaştı, bazılarının üzerine kuşkular düştü, bazı yepyeni görüşler ve düşünceler edindik.

Toplumda yeni duyarlılıklar ve farkındalıklar gelişti. Toplumsal duyarlılık ve farkındalığın en üst düzeye yükseldiği alanların başlarında “tarım” ve “gıda” yer aldı.

“Tarımın ne kadar yaşamsal olduğu anlaşıldı”

Çiftçilerimizin emeğinin ve toprakla buluşan alın terinin yarattığı bereketin, yalnız aileniz ve köyünüz için değil, ülkemiz için ve tüm insanlarımız için ne kadar değerli ve de ne kadar yaşamsal olduğu, içinde yaşadığımız bu süreçte bir kez daha ortaya çıktı. Atamızın, ‘Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür’ sözündeki derin anlam bir kez daha doğrulandı.

Çiftçilerimizin içinde bulunduğumuz zor zamanlarda sofralarımızı ekmeksiz ve aşsız bırakmamak için her türlü zorluğa ve bazı olumsuz koşullara rağmen gösterdiği kararlı çabayı takdirle izliyoruz. Ürettikleri ürünlerin ekonomimize katkısı yanında; tarım ve gıda zincirinde yer alan dağıtım, depolama, işleme ve pazarlama faaliyetlerinde çalışanlar için de istihdam ve gelir sağlıyor olmasının ülkemizin esenliği açısından ne denli önemli olduğunu daha iyi görüyoruz.

Tarımın yaşamsal bir etkinlik olduğunu bugün daha iyi anlıyor, ulusal gıda güvencesine egemenliğine sahip olmanın bir ülkeye, diğer dünya ülkeleri arasında büyük üstünlük ve ayrıcalık sağladığını kavrıyor, sizi tam bağımsızlığımızın teminatı olarak selamlıyor ve destekliyoruz.”

“Covid-19 tarım sektörünün önemini ortaya koydu”

Türkiye’de tarım ürünleri ihracatında lider konumda olan Ege İhracatçı Birlikleri başkanları da, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle verdikleri mesajlarda, Covid-19 virüsünün tarım sektörünün önemini tekrar ortaya koyduğu görüşünde birleştiler. İşte Başkanların değerlendirmeleri:

“Tarım sektöründe sürdürülebilirlik, ana gayemiz olmalı”

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi: “Covid-19 salgın süreci, tarım ülkesi olmanın kıymetini anlamamızı sağladı. Bu süreçte, tarımsal ihtiyaçların her zaman başka ülkelerden tedarik edilemeyeceğini de öğrendik. Toplum sağlığı için salgın dönemlerinde başka ülkelerden ithalat yapmak mümkün olamayabiliyor. Üretim politikamızı, tarımda mümkün olduğu kadar dışa bağımlı olmamak üzerine kurmalıyız. Gelecekte var olabilecek her koşula karşı kendi kendimize yetecek şekilde, kimsede yokken biz onlara satabilecek şekilde tarım politikamızı oluşturmalıyız. Tarımsal üretim planlarımız, teşvik sistemimiz; mevsime, yıla göre değil daha uzun vadeli projeksiyonlar yapılarak tasarlanmalıdır. Ana gayemiz, tarım sektöründe sürdürülebilirlik olmalıdır. Türk çiftçisinin ürettiği, 220 milyar TL'lik ekonomik büyüklüğe ulaşan tarım ürünleri, ülkemizin coğrafi yakınlığı sayesinde mal tesliminde rekabet avantajı bulunan Avrupa pazarının gıda tüketimini rahatlıkla karşılayabilecek durumdadır.”

“Gıda güvenliği her zamankinden daha önemli hale geldi”

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep: “Covid-19 salgını, sağlıklı gıdaya erişimin ne kadar önemli olduğu konusunda insanları bilinçlendirdi. Bundan sonra insanlar tüketim ve satın alma tercihlerini, çoğunlukla sağlıklı gıda ürünlerinden yana kullanacaklar. Ülke olarak organik üretimdeki 35 yıllık birikimimizi avantaja çevirebilir, yeni dönemde organik üretime ağırlık vererek hedef pazarlarımızdaki rakiplerimize karşı rekabette bir adım öne geçebiliriz. İtalya ve İspanya’nın salgın sonrası yaşadığı güçlüklerin ticari açıdan baktığımızda Türkiye’ye bir fırsat doğurabileceği de göz ardı edilemez. İşimizdeki potansiyeli ortaya çıkaracak hedefler belirleyerek, Türkiye’nin adının sağlıklı ve kaliteli ürünlerle anılması için çalışmalıyız. Ayrıca, Salgın sonrası tarım işçiliği alanındaki istihdam taleplerinde sıkıntılar olabilecektir. Kırsal kesimden büyükşehirlere geçmişten günümüze süregelen dengesiz göç de bu sıkıntıda kuşkusuz rol oynuyor.

Tarım, insanlık tarihi boyunca önemini koruyan stratejik bir sektör olmuştur. Tarım sektörünün gerekliliği ve stratejik değeri gün geçtikçe daha da iyi anlaşılmakta ve görünen o ki değişen dünya, toprağa çok daha fazla önem vermemiz gerektiğini bize öğretti. Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Köylü Milletin Efendisidir' sözünde vurgu yaptığı gibi çalışkanlığın ve üretkenliğin zirvesinde oturan çiftçilerimizin sosyo-ekonomik olarak güçlenmesi, hayat standartlarının yükselmesi ve ürettikleri ürünlerin dünya pazarlarına ulaşabilmesi için her türlü desteğin verilmesi gerektiğine inanıyorum.”

“Herkesi çiftçilerimizi alkışlamaya davet ediyorum”

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak: “Dünya nüfusunun hızla arttığı, insanları besleyecek tarım topraklarının hızla tükendiği gerçeği ile yüz yüze kaldığımız bir dönemde, tüm dünya Coronavirüs’le tanıştı. Pandemi ile birlikte dünya; toprağın, tarımın, tarım üreticisinin önemini çok acı ve yıkıcı bir deneyim ile bir kez daha gördü. Pandemi sürecinin ilk gününden itibaren büyük bir özveri ile çalışan sağlık mensuplarını alkışladığımız gibi, 14 Mayıs Çiftçiler Gününde; büyük bir özveri ile toprağı işleyen, bahçesinde-tarlasında çalışan, alın teri döken çiftçilerimizi, ürünleri toplayan tarım işçilerimizi alkışlıyorum. Herkesi de 14 Mayıs günü çiftçilerimizi alkışlamaya davet ediyorum.

Covid-19 sürecinde genel ihracatımızda önemli kayıplar vermemize karşın, gıda sektörlerimizin çoğu ihracatını arttırmayı sürdürdü. Gıda ihracatında hava kargonun önemi büyük. O yüzden mevcut sistemimiz elden geçirilmeli, kargo kapasitemizin arttırılması için herkes elini taşın altına sokmalı. Bu sürecin Türk ihracatçısının lehine olması için üzerimize düşeni yapmaya hazırız.”

“Tarımsal üretim tavizsiz desteklenmeli”

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Terci: “14 Mayıs Çiftçiler Günü'nü Covid-19 nedeniyle dünyanın çaresiz kaldığı bir süreçte kutluyoruz. Covid-19 virüsü, tarımsal üretimin ne kadar vazgeçilmez olduğunu, ülkelerin tarımsal üretimlerini tavizsiz desteklemesinin önemini çok çarpıcı bir şekilde ortaya çıkarmıştır. Tarım üretimimizi yeterli, verimli, katma değerli ve sürdürülebilir kılmamız İçin çiftçilerimize hak ettikleri destekler vazgeçilmezdir. Çiftçilerimizin üretimleri sadece girdi maliyetlerinin uygunluğu ve sağlanan desteklerinin miktarları yanında ayrıca doğanın sunduğu üretim sürecindeki iklim koşullarının da büyük etkisi altındadır. 24 milyon hektar tarım arazisine sahip olan ülkemizin ithalat yerine, yerli üretimi destekleyici politikalara yoğunlaşması Türk çiftçisine verilecek en büyük destek olacaktır.”

“Üretmeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur!”

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Davut Er: “Tarım sektörü, dünyanın mihenk taşıdır. Üretmeyen toplumların yok olmaya mahkum olduğu bir gerçektir ve bizi var eden çiftçilerimize müteşekkiriz. Tarihte rastladığımız belki de ilk meslek olan çiftçiliğin hak ettiği değeri görmesi ve ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için elimizden gelen her şeyi yapmaya hazırız ve herkesi de görev almaya davet ediyoruz. Çiftçilik, basit bir meslek değildir. Çiftçiliğin sadece ihtiyarların işi olmadığını ve genç, dinamik çiftçiler yetiştirmemiz gerektiğini bugünlerde daha iyi anlamış bulunuyoruz. Türkiye’de çiftçilikte yaş ortalaması neredeyse 60 civarıdır, genç nüfusu çiftçilik yapmaya özendirecek şartların ve üretim politikalarının mutlaka oluşturulması gerekmektedir. Tarım ürünlerini yetiştiren çiftçilere daha fazla destek vererek kendi kendisine yeten bir ülke olmalıyız. Tarım ürünleri ithalatına harcayacağımız paranın bir kısmını çiftçilerimize destek olarak ayırabilirsek üretimi çok daha yukarı taşıyacağımıza olan inancımız tamdır.”

“Hasat dönemi ithalat izinleri çiftçilerimizi zor durumda bırakıyor”

Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Cahit Doğan Yağcı: “Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını ile tarımın ne kadar stratejik bir sektör olduğu, gözler önüne serildi. Özellikle hasat dönemlerinde verilen ithalat izinleri, çiftçilerimizi zor durumda bırakıyor. Covid-19 sürecinde, tarımsal üretimde sürdürülebilirlik ve gıda arz güvenliği kavramlarının önemi bir kez daha anlaşıldı. Tarımsal üretimde dünya genelinde 7., Avrupa'da ilk sırada yer alan ülkemizde tarım sektörünün geleceği için teknoloji ile entegre sürdürülebilir bir tarım anlayışı ile ilerlenmesi gerektiği açıktır.”

“Çiftçi ve üreticilerimiz, dünya mutfağının aşçı başı”

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bedri Girit: “Çiftçi ve üreticilerimiz, dünya mutfağının aşçı başıdır. Çiftçi ve üreticiler kendilerine ne kadar destek verilirse fazlasıyla insanlığın hizmetine sunacaktır. Onlara her yatırım, varlık/yokluk riskini azaltacak, sağlıklı ve sürdürebilir gıdaya erişim kolaylaşacaktır.”

“Tarım stratejik bir sektör olarak yeniden ele alınmalı”

CHP Mersin Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Cengiz Gökçel de, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününü kutladı. Uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle çiftçinin kendi gününü bile kutlayamayacak durumda olduğunu belirten Gökçel, Türkiye’nin dört bir yanında yaşanan olumsuzlukları hatırlattı. Türkiye’nin dört bir yanında çiftçilerin borç baskısı ve zarar nedeniyle üretimden koparıldığını vurgulayan Gökçel, tarımın stratejik bir sektör olarak planlı şekilde yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.

“İthal eden ülke olmak istemiyorsak, çiftçi desteklenmeli”

CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın da, Atatürk’ün “Milli ekonominin temeli tarımdır” sözünü anımsatarak, Türkiye’nin tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biriyken samandan nohuta, buğdaydan çeltiğe ithal eden bir konuma getirildiğini söyledi.

Çiftçinin sorunlarının giderek arttığını, çiftçinin devletten yeterli desteği alamadığını vurgulayan Akın, “Tarım Kanunu 21’inci maddesi, ‘Destekleme için bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın yüzde birinden az olamaz’ der. Peki iktidar ne yapıyor? Çiftçinin desteklemesine bile el koyuyor. Sonuç, destek alamayan, üretemeyen, ürettiğinden kazanamayan çiftçi zarar ediyor, tarımı terk ediyor. İthal eden ülke olmak istemiyorsak çiftçiyi desteklemeliyiz” dedi.

14 May 2020 - 10:51 - Tarım

Muhabir  Mehmet Ali Çıtak


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.