Gıda Hattı

Global Tarım ve Gıda Pazarında Türkiye Nereye Koşuyor?

13 Ekim 2021, 17:50
Paylaş

2020 yılında dünya genelinde tarım ve gıda ürünlerinin toplam ithalatı 1,6 trilyon doları aştı. Bu yapılan toplam ithalatın yani 17,4 trilyon doların  %9,3'lük kısmına denk geliyor. Bir başka deyişle 2020 yılında dünya ülkeleri kendileri dışındaki ülkelere tarım ve gıda için 1,6 trilyon dolar ödedi. Bu ödemenin %75’lik kısmını dünyanın 4 önemli ülke grubu yaptı.

Avrupa Birliği, Amerika Kıtası, Ortadoğu ve BRICS ülkeleri (Rusya, Çin, Hindistan, Güney Amerika, Brezilya). Bu 4 grubun toplam tarım ve gıda ürünü ithalatı 2016 yılında 1 trilyon dolarken, 2020 yılında 200 milyar dolar daha artarak 1,2 trilyon dolara ulaştı.

Tabi bu grubun içerisinde aslan payı Avrupa Birliğinin 28 ülkesine ait durumda. Avrupa Birliği 2020 yılında tarım ve gıda ürünlerinde 600 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. İkinci büyük grubu ise 299 milyar dolar ile  Amerika kıtası ülkeleri oluşturdu.

En büyük hacimli ürün grupları

Bu ülke gruplarının 2020 yılında 1,2 trilyon dolar ödediği ilk 5 ürün grubu ise şöyle:

  1. Yaş meyve ve sebze
  2. Et ve Sakatat
  3. Meşrubat ve Alkollü İçkiler
  4. Yağlı tohum ve diğer bitki tohumları
  5. Balık ve Deniz Kabukluları

Türkiye'nin küresel ticaretteki payı

Türkiye’nin 2020 yılında tarım ve gıda ürünleri ihracatı ise ilk defa 20 milyar dolar sınırını aştı. Ancak, dünya ticareti açısından Türkiye’nin pazar payı %1,7 seviyesine ancak ulaşabildi. Türkiye’nin Pazar payını artırmak için birçok çaba olduğunu biliyoruz. 2016 yılında Türkiye’nin pazar payı %1,5 kadardı. Çok sıkı rekabet koşullarında pazar payını artırmanın çok zor olduğu bir gerçek.

Diğer taraftan dünyanın en çok para ödediği ürün grupları içerisinde Türkiye’nin payının incelenmesinde fayda var. Türkiye Yaş meyve ve sebze grubunda dünyada 8. sırada yer alıyor. Bu grupta ilk sırada A.B.D var ancak hemen arkasından Hollanda, Meksika ve İspanya gibi ülkeler geliyor. Bu ülkelerin yüksek verimlilikle üretim yaptığını ve bu açıdan hem birim maliyet avantajı hem de miktar avantajını ellerinde tuttuklarını biliyoruz.

Diğer ürün gruplarında ise Türkiye çok alt sıralarda yer alıyor. Örneğin et ve sakatat pazarında sadece %0,6 paya sahipken, yağı tohum ve meşrubat pazarında %0,3 gibi sıfıra yakın bir pazar payına sahip durumda yer alıyor. Son yıllarda ihracatın çok arttığı balık ve deniz kabukluları grubunda ise %1,3’lük bir pazar payına sahip durumda. Özetle dünyanın en çok para ödediği tarım ve gıda ürünlerinde Türkiye olarak pazar elde etme yarışını bırakmadan ilerlemek gerekiyor.

Türkiye’nin bu 5 önemli ürün grubu dışında yüksek pay sahibi olduğu ürün gruplarını unutmamak gerekiyor. Örneğin un ve değirmencilik ürünlerinde pazar payı %8,2 iken yaş sebzede pazar payı %4,75 oranında yer alıyor. Ancak burada mutlak değer cinsinden pazarı anlamak gerekebilir. Örneğin 4 en büyük ithalatçı ülke grubu un ve değirmencilik ürünlerine 14 milyar dolar öderken, süt ürünleri, yumurta ve bal için 70 milyar dolar, şekerli mamüllere ise 27 milyar dolar ödüyor.

Türkiye dünya’da en çok ithal edilen 5 ürün grubunda önemli ülkelerle rekabet edecek bir altyapı ile hareket etmek durumunda. Aşağıdaki tabloda ürün gruplarına göre dünyadaki ilk 5 ihracatçı ülkeyi görebilirsiniz. Bunların içlerinde yüzölçümü avantajı olan yada re-export yöntemi ile ihracat yapan ülkeler olmakla birlikte tarımsal üretim miktarı ve değeri açısından Türkiye’nin çok gerisinde ülkeler de var.

Yaş Meyve Et ve Sakatat Meşrubat ve Alkollü İçkiler Yağlı Tohum ve Diğer Bitki Tohumları Balık ve Deniz Kabukluları
A.B.D A.B.D Fransa A.B.D Norveç
İspanya Brezilya İtalya Brezilya Çin
Hollanda Avustralya İngiltere Kanada Vietnam
Meksika Hollanda Meksika Hollanda Hindistan
Çin İspanya A.B.D Arjantin Şili

Türkiye tarım ve gıda pazarından nasıl daha fazla pay alır?

Türkiye’nin 1,6 Trilyon dolarlık global tarım ve gıda pazarından pay alabilmesi iki önemli parametreye doğrudan bağlıdır. Birincisi en çok para ödenen gruptaki ürünlere ilişkin mukayeseli üstünlük durumu ikincisi ise yüksek verimli üretim yapısıdır. Bu iki parametrenin pozitif olduğu tüm ürün gruplarında Türkiye’nin çok büyük şansı olacaktır. Mukayeseli üstünlük, kısa vadede değiştirilmesi kolay bir parametre değildir.

Geniş altyapı değişiklikleri ve uzun ıslah çalışmaları ile ham madde kaynağı üretimi ile başlayıp imalat aşamasına kadar uzanan zorlu bir süreç olup coğrafik yada iklim koşullarına doğrudan bağlıdır. Ancak verimlilik mukayeseli üstünlük parametresine nispeten daha kolay gelişim sağlanabilecek bir parametredir diyebiliriz. Sulanabilen arazilerin genişlemesi, modernizasyon yatırımlarının artması ve tarım sektörüne sermaye girişi sağlanması gibi bir dizi zincir tedbirle kısa zamanda sonuç alınabilecek alanlardan birisidir.

Türkiye’de tarımsal üretim/değer zincirinin tarladan sofraya değil, tarladan ihracata şeklinde ele alınması bu alanda atılacak bir çok adıma ilişkin bakış açısını değiştirecek ve global pazarda Türkiye’yi çok daha aktif hale getirebilecektir..

Yazarın Diğer Yazıları

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.