AramaArama
Gıda Hattı

“Gıdaları kategorik olarak reddetmek doğru değil”

9 Mart 2015, 15:05
Paylaş
“Gıdaları kategorik olarak reddetmek doğru değil”

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, gıdaların ticarete konu edildiği tarihten bu yana “Şunu yiyin, şunu yemeyin” şeklinde lobi faaliyetleri oluşturulduğunu belirterek, “Bilen bilmeyen herkes konuşuyor, ürünler hakkında insanlara, topluma yanlış bilgiler veriyorlar, genellemeler yapıyorlar. Bu da topluma, millete, sektöre, sanayiciye, üreticiye zarar veriyor. Hepimizin sözlerimize dikkat etmesi gerekir.” dedi.

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) tarafından 5-8 Mart 2015 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen “Buğday ve Sağlık” konulu 11. Uluslararası Kongre ve Sergisi’nin açılışında konuşan Bakan Eker, buğdayın besin değeri açısından diğer hububat ürünlerine göre daha yüksek değere sahip olduğunu söyledi. Buğdayın dünya insanının temel gıdasını oluşturduğunu belirten Eker, insanların yaşadıkları coğrafyanın ürünleri ile beslendiklerini, buğdayın da 12 bin yıldır Türkiye topraklarında yetiştiğini vurguladı.

Anadolu’nun biyoçeşitlilik açısından yeryüzünün en zengin topraklarına sahip olduğunu kaydeden Eker, koruma altına alınan 4 bin 200 endemik bitki türü olduğunu ve on binlerce yıldır bu topraklarda tarım yapıldığını kaydetti.  Modern dünyada insanların artık sadece kendi ürettiklerini yemediklerini, başkaları tarafından hazırlanan, üretilen gıdaları da tükettiklerini hatırlatan Eker, artık üretilen her şeyin küresel pazarlara girdiğini söyledi. Gıdaların ihtiyaç olduğu ölçüde tüketilmesini öneren Eker, şöyle devam etti:

“Asıl olan husus, kategorik olarak yiyecekleri reddetmek veya zararlı, düşman ilan etmek yerine, her birimizin ihtiyacı olan miktarı bilebilmemiz ve o ihtiyacımız olan miktarı tüketebilmemizdir, kendimizi o yönde eğitebilmemizdir. Bunu yapmadığımız sürece neyi yersek, neyi içersek, neyi tüketirsek bu bir süre sonra bizde bir sıkıntı meydana getirebilir. Ölçüsünü, ayarını ortaya koymamız lazım.”

Gıdaların ticarete konu edildiği tarihten bu yana “Şunu yiyin, şunu yemeyin” şeklinde lobi faaliyetleri oluşturulduğunu ifade eden Eker, insanların bireysel sağlık sorunları varsa hekime danışarak kendilerine bir reçete belirlemeleri gerektiğini kaydetti. İnsanların yanlış bilgilendirilmesinin üreticiye de zarar verdiğini vurgulayan Eker, “Bilen bilmeyen herkes konuşuyor, ürünler hakkında insanlara, topluma yanlış bilgiler veriyorlar, genellemeler yapıyorlar. Bu da topluma, millete, sektöre, sanayiciye, üreticiye maalesef zarar veriyor. Hepimizin sözlerimize dikkat etmesi gerekir. Bilim insanlarının, hekimlerin diğer bu anlamda faaliyet gösteren, diyetisyenlerin buna dikkat etmesi lazım.” diye konuştu.

Türkiye’nin un ihracatında önem bir yere sahip olduğunun altını çizen Bakan Eker, “Türkiye, 2005 yılından bu yana dünyanın ya birinci ya da en kötü halde ikinci en fazla un ihraç eden ülkesi haline geldi. Bu yeni bir gelişme. 2002 yılında Türkiye, dünyanın bu manada çok ama çok gerilerindeydi.” dedi.

Toplam buğday ve un ihracatı dikkate alındığında Türkiye’nin ithal eden değil, ihraç eden bir ülke olduğunun altını çizen Eker, şunları söyledi:

“Buğday ve ürünleri ihracatında 2002 yılında Türkiye, dünyada 11. sırada. 253 bin ton sadece ihracat yapıyordu, 48 milyon dolar civarındaydı. 2014 yılında ise 2,2 milyon ton, 933 milyon dolar. Ama herhalde 1 milyar dolar psikolojik eşiktir, bunu mutlaka aşmamız lazım. 48 milyon dolardan, 1 milyar dolarlara geldik. Bunun büyük bir kısmı kendi ürünlerimiz ama dünyanın da belli yerlerinden alıp, işlediğimiz ve ihracat ettiğimiz ürünler.”

Bakanlık olarak tarımın verimliliğini artıran, rekabetçi, maliyeti düşüren, kaliteli ve yüksek standartta üretim yapılmasını öngördüklerini ifade eden Eker, bu doğrultuda oluşturdukları tarım sektörü entegre bilgi sistemi projesinin dünyaya örnek olduğunu kaydetti. Bilgi teknolojisinin daha yoğun kullanıldığı tarımsal faaliyetlerde daha verimli, rekabetçi, maliyeti düşük, kalitesi ve standardı yüksek ürünler yetiştirileceğini vurgulayan Eker, sistem ile tüketicinin marketten satın aldığı ürünün Türkiye’nin hangi bölgesinde, hangi bahçesinde üretildiğini, ne kadar ilaç, gübre, tohum kullanıldığının görülebileceğini anlattı.

Ürünlerini lisanslı depolarda muhafaza eden üreticilere kira desteği sağladıklarını ve bunun da bir ilk olduğunu belirten Eker, “Buğday için ton başına aylık 3 lira destek veriyoruz. 2014 yılının Ekim ayında mevzuatı yayınladık. Bu yıl içinde de ödemeler yapılacak.” dedi. TMO’da yeni depolar inşa edildiğini dile getiren Eker, geçen yıl 300 milyon ton kapasiteli depoların tamamlandığını, 120 bin ton kapasiteli depoları da bu yıl bitirmeyi planladıklarını bildirdi.

Ekmekteki tuz oranını azaltan ama asgari oranda bulunması gereken kepek miktarını da artıran bir uygulama yaptıklarını vurgulayan Eker, insanların buğdayın faydalı kısımlarından daha fazla istifade etmelerini sağladıklarını kaydetti.

TUSAF Başkanı Erhan Özmen de, toplumda ilgili, ilgisiz bir ekmek düşmanlığı yaşandığını, toplumu doğru bilgilendirmeye yönelik çalışmalar yaptıklarını söyledi. Dünyada Türkiye ve Mısır’ın dışında kuraklık yaşayan başka ülke olmadığını belirten Özmen, şu ana kadar gerçekleştirilen iyi yönetimle sürecin sorunsuz ilerlediğini ifade etti. Dünyadaki buğday üretim ve tüketim verilerinin olumlu ilerlediğini dile getiren Özmen, Türkiye’de buğday ekim alanlarının arttığını, bol ve bereketli bir yıl umut ettiklerini kaydetti. Ocak ve Şubat aylarındaki ihracat rakamlarının eksilerde olduğunu hatırlatan Özmen, bu durumun moralleri bozmamasını istedi.

Haber Etiketleri

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.