AramaArama
Gıda Hattı
banner
AramaArama

9 Ocak 2017, 13:45

Genetik modifiye organizmalar (GDO) bizler için ekonomik ve politik öneme sahip yeni bir konu. Bu konuda özellikle son dönemde yaşanan ve geçtiğimiz yıl da devam eden tartışmalar “gerçek ötesi” kavramının artık yalnızca politik nitelikli olaylar için değil, aynı zamanda bilimsel nitelikli olması gereken tartışmalarda da ortaya çıktığını düşündürüyor. GDO’lar hakkında yapılan tartışmalara ciddi biçimde şaşırıyor ve anlamlandıramıyoruz. 

Oxford Sözlüğü, 2016’da “yılın sözcüğü” olarak “post-truth”, yani “gerçek ötesi” sözcüğünü seçti ve sözcük listesine ekledi. Aynı sözlük, (https://en.oxforddictionaries.com) 2013 yılında “selfie”yi (özçekim) yılın sözcüğü seçmişti.

Şimdi tanımlara bakabiliriz: Gerçek (hakikat), biz istesek de istemesek de, bizden bağımsız olarak var olan, varlığını inkâr edemeyeceğimiz şey, durum ya da olgudur. Gerçek, herkese göre değişmeyen, nesnel (objektif) olandır. Gerçek, görebildiğimiz, dokunabildiğimiz, anlayabildiğimiz, bilimsel kanıtları verileri olan, gözlemleyebildiğimiz, duyabildiğimiz, tadabildiğimiz şeylerdir. Bazen bir durumdur gerçek, bazen bir nesne (şey) ve bazen de bir olgu… (https://bulentyilmazblog.wordpress.com).

“Bilim gerçekle, gerçeklerle uğraşır”

Peki, gerçek ötesi (post-truth) ne demek?

Bilindiği gibi, İngilizce’de “post” öneki, önüne geldiği terimin ifade ettiği durumun/olgunun aşıldığını, geçildiğini ve aynı zamanda, o durumun/olgunun anlamsızlaştığını, geçerliliğini yitirdiğini, değersizleştiğini ifade etmek gibi bir işleve sahiptir. Oxford Sözlüğü’nde “gerçek ötesi”nin tanımı şöyle yapılmış:

“Kamuoyunun (halkın görüşünün) oluşturulmasında duyguların ve kişisel inanışların nesnel (objektif) gerçeklikten daha çok etkili olması.”

tarim-tarla-gidahattiGDO’lar hakkındaki tartışmalar  

Dünyada çok tartışılan konulardan biri olan genetik modifiye organizmalar (GDO), bizler için ekonomik ve politik öneme sahip yeni bir konudur. Bu konuda özellikle son dönemde yaşanan ve geçtiğimiz yıl da devam eden tartışmalar “gerçek ötesi” kavramının artık yalnızca politik nitelikli olaylar için değil, aynı zamanda bilimsel nitelikli olması gereken tartışmalarda da ortaya çıktığını düşündürüyor. Özellikle GDO’lar hakkında yapılan tartışmalara ciddi biçimde şaşırıyor ve anlamlandıramıyoruz.  Konu hakkında pek çok bilimsel kanıt sunularak verilen örneklere karşı sanki kanıtların ya da gerçeğin bir önemi yokmuşçasına, GDO karşıtı olanlar toplumu neye inandırmak istiyorsa, bunu kabul ettirmeleri çok kolay olabiliyor. Aslında konu ne olursa olsun inandırmak istediklerini söyleyip kabul ettirirlerken de, kişilerin duygularına ve inanışlarına yönelmeleri yeterli oluyor ve bu onları başarılı kılıyor. Çoğu zaman söyledikleri gerçeğe uymasa ve gerçekle örtüşmese bile…

hamit-koksel-gidahattiÖrneğin Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Dergisi’nde yayınlanan Hamit Köksel ve ark. (2016)’nın “Hububat Ürünleri Konusunda Yanıltıcı İddialar ve Bilimsel Değerlendirmeler” başlıklı yazısı, burada sunulmak istenen görüşü çok net kanıtlayabilir durumda. Bu makalede öncelikle tahıllar hakkında genel bilgiler veriliyor ve daha sonra konu hakkında yanıltıcı iddialar soru yanıt şeklinde açıklığa kavuşturuluyor. Sorulardan bir tanesi “Buğday ile ilgili genetik araştırmalar ne zaman başladı? Genetik modifiye buğday pazarda mevcut mu?” şeklinde veriliyor. Cevap; Türkiye’de üretilen ve satılan buğdayların GDO’lu olmadığını ve bu teknolojinin buğday ıslah programlarında kullanılmadığını detaylarıyla anlatıyor.  Ancak yazılı ve sözlü basında her an GDO’lu ilk gıdanın buğday olduğunu ve gıdalarımızın genetiği ile oynanıp sağlığımızın bozulduğunu duyabiliyor ya da okuyabiliyoruz.

Gerçek ötesi tanımını tekrar hatırlatmakta yarar var: “Kamuoyunun oluşturulmasında duyguların ve kişisel inanışların nesnel gerçeklikten daha çok etkili olması.”

Eğer gerçeği yadsıyarak sağlığımızın bozulduğu gibi insan duygu ve kişisel inanışlarını harekete geçiren bir söylem varsa akılcılıktan uzaklaşma ve duygulara kapılma diğerine göre daha kolay görünüyor ve yaygınlaşabiliyor. Bu durum artık bilimsel bilgiyi, bilimsel gerçeği önemsizleştiriyor. Bilimin, araştırmanın, bilimsel verilerin veya uzman sözünün önemi kalmıyor.

Bilimde nesnel gerçekliği anlaması ve anlatması zor gibi görünebilir ama kaçınılmazdır. Nesnel gerçek kişilere göre değişen bir şey değildir. “Yerçekimi, sana göre olabilir ancak bana göre yoktur, çünkü ben ondan hoşlanmıyorum” diyemeyiz. O, nesnel olarak vardır. ”Oysa, “gerçek ötesi” kavramı, bizi, “herkesin kendine göre bir gerçeği/doğrusu vardır,” kabulüne götürmektedir ki, bu son derece tehlikelidir ve gerçek diye sunulan bir çok şeyin yalan/yanlış olduğu anlamına gelir (https://bulentyilmazblog.wordpress.com).

“Gerçek ötesi yaklaşımı ile nasıl başa çıkacağız?”

Şimdi bilim insanları için sorulması gereken soru “gerçek ötesi” yaklaşımı ile nasıl başa çıkacağız? Konu bilim olunca yine de gerçeği ortaya çıkarmaktan, doğruyu göstermek için ısrarla çaba harcamaktan ve bundan vazgeçmemekten başka çözüm yolu görünmüyor. Şimdi yeniden soralım ve işin uzmanının detaylı cevabını okuyalım:

bugday-gidahatti“Buğday ile ilgili genetik araştırmalar ne zaman başladı? Genetik modifiye buğday pazarda mevcut mu?”

- 1920’li yılların sonunda başlanan melezleme çalışmaları ile buğday ıslahı hız kazanmıştır. Bu amaçla dünyanın farklı bölgelerinden yerel buğdayları toplanmış̧, toplanan materyal gen bankalarında muhafaza altına alınmış̧ ve morfolojik tanımlamaları yapılmış̧ ve tarımsal açıdan üstün özellikli olanlar ıslah programlarına aktarılmıştır.

- Türkiye’de buğday ıslah çalışmaları Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren başlamış̧, 1930-1969 yılları arasında birçok çeşit introdüksiyon ve seleksiyon yöntemi ile tescil edilmiş̧ ve çiftçinin hizmetine sunulmuştur. Ülkemizde buğday ıslah çalışmaları mevcut köy çeşitlerinin toplanması ve bu genetik zenginlikten seleksiyon yolu ile başlamıştır. Yine bu devrede özellikle kuru tarım alanları için çeşit geliştirme araştırmaları yürütülmüştür. Başlangıçta araştırmalar buğdayın gen kaynağı olan ülkemizin mevcut olan genotipik varyasyonunun belirlenmesi ve seleksiyonla üstün özellikli hatların tescil ettirilerek tarımsal üretimde kullanılmasına yoğunlaşmıştır.

"Türkiye'de üretilen ve satılan buğdaylar GDO'lu değil"

- 1950’li yıllardan sonra Dünyada ve Türkiye’de modern tarım araçlarının (ilaç, gübre, makineleşme, sulama) uygulamaya girmesi ile buğday ıslah çalışmaları daha da yoğunlaşmıştır. Ülkemizde kışa ve kurağa adaptasyonu yüksek yerel materyal ile yurtdışından sağlanan buğday çeşitleri melezlenerek kısa boylu, verimi ve kalite özellikleri yüksek çeşitler geliştirilmeye çalışılmıştır. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu miktar ve kalitede ürünün sağlanması için ıslah çalışmaları gereklidir. Kısa boylu buğdayların klasik ıslah programlarında ebeveyn olarak kullanılmasının nedeni, kurağa ve yatmaya karşı dirençli olmasıdır.

- Türkiye’de üretilen ve satılan buğdaylar GDO’lu değildir ve bu teknoloji buğday ıslah programlarında kullanılmamaktadır (Köksel ve ark., TUSAF Dergisi, Nisan 2016, s. 49-60).

Çok uzun süredir geleceğin bilim ve teknolojide olduğunu biliyoruz. Sözümüzü kaynağını hepimizin bildiği bir cümle ile bitirelim:

“İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir.”

Doç. Dr. Remziye Yılmaz

Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi

Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi

[email protected]

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.