Gıda Hattı

Gelecek Partisi Tarım ve Gıda Politikaları nedir?

5 Ekim 2021, 17:07
Paylaş
Gelecek Partisi Tarım ve Gıda Politikaları nedir?

Tarım, Gıda ve Hayvancılığı “Sürdürülebilir Ekonomik Düzenin Ana Unsuru” olarak nitelendiren Gelecek Partisi, “Etkili tarım ve gıda politikaları geliştirmek stratejik ve vazgeçilmez bir önceliğimiz olacaktır” diyerek, Parti Programı’nda çözüm önerilerini sıraladı.

AK Parti’den ayrılanların kurduğu iki partiden birisi olan Gelecek Partisi, geçmiş dönemlerde Başbakanlık yapmış isimlerden Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun liderliğinde yoluna devam ediyor.

“Geçmişe takılıp kalma, geleceğe yürü!”

“Bugün Türkiye’nin sorunlarına çözüm üretemeyen siyasal yaklaşımların ortak özelliği, 20. yüzyılın travmalarının ürettiği, miadını doldurmuş, geçmişe ait yapılar olmalarıdır. Gün geçmişe takılıp kalma günü değil, geleceğe ve ufka yürüme günüdür” diyen Gelecek Partisi’nin ana mesajları şöyle:

“Şimdi ‘yeni şeyler söyleme’ zamanıdır. Yeni şeyleri ancak geçmişten ilham alarak geleceği inşa edecek olanlar söyleyebilirler. Yeni şeyleri ancak korkulardan ve tabulardan kurtulmuş olanlar söyleyebilirler. Yeni şeyleri ancak bugüne inançları ve yarına umutları olanlar söyleyebilirler. Partimiz temel hak ve özgürlüklerin korunduğu, ayırımcılıkların son bulduğu, adil ve müreffeh bir Türkiye vizyonu ile yola çıkmaktadır. Türkiye’nin çözülemeyecek hiçbir sorunu yoktur.”

Tarım, Gıda ve Hayvancılık: Sürdürülebilir Ekonomik Düzenin Ana Unsuru

Gelecek Partisi Programı’nda Tarım, Gıda ve Hayvancılık “Ekonomi: Bireysel ve Toplumsal Refah Düzeni” ana başlığı altında, “Sürdürülebilir Ekonomik Düzenin Ana Unsuru” nitelemesiyle yer alıyor.

İşte Program’dan Gelecek Partisi’nin tarım, gıda ve hayvancılığa bakışı ve çözüm önerileri:

Etkili tarım ve gıda politikaları geliştirmek stratejik ve vazgeçilmez bir önceliğimiz olacaktır. Bilinçsiz tarım ve yanlış kentleşme politikaları tarım alanları ve ekolojik denge üzerinde olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.

Çevre kirliliği, iklim değişikliği, çölleşme, ormansızlaşma, biyolojik çe şitlilik kaybı, kuraklık, tuzluluğun artışı gibi çevre problemleri, her geçen

gün insan yaşamını ve kalkınma sürecini daha belirgin bir şekilde etkilemektedir. Tarım sektörü hem iklim değişikliğinden olumsuz yönde etkilenen sektörlerin başında gelmekte, hem de iklim değişikliğine yol açan sera gazı salınımlarında ön sıralarda yer almaktadır.

“Yanlış ve aşırı beslenme kaynaklı sorunlar, açlık sorununu geride bıraktı”

Dünyada şu anda en büyük sorunlardan birisi açlık olmakla birlikte, yanlış ve aşırı beslenmeden kaynaklanan sorunlar bunu da geride bırakmıştır.

2019 FAO raporlarına göre dünyada 821 milyon aç insan varken, 2 milyardan fazla kişi sağlıksız beslenmektedir. Yanlış ve aşırı beslenme sonucunda obezite çocuklarda ve yetişkinlerde hızla artmış, evrensel düzeyde bütün ülkeleri etkisi altına almıştır. Bu da halk sağlığı alanında çok büyük zararlara neden olmakta, yanlış beslenmeden kaynaklanan kalp, diyabet, yüksek tansiyon, kanser gibi hastalıkların çok hızlı bir şekilde artmasından dolayı sağlık ve sosyal güvenlik bütçelerini ciddi olarak sarsmakta, aynı zamanda insan kaynaklarına büyük zararlar vermektedir. Türkiye de bu sorundan ciddi olarak etkilenen ülkelerden biridir.

“Gıda arz zincirinden sorumlu tek bir kamu otoritesi yok”

Gıda arz zinciri üretim ve ciro değeri, GSYİH içerisindeki payı, yarattığı katma değer, sağladığı istihdam, işletme sayısı, yatırım değerleri ile önemli bir ekonomik ve sosyal alandır. Ayrıca, zincirin uzunluğu ve aktörler arası ilişkiler ile bu ilişkilerin üretici ve tüketiciye yansımaları itibarıyla da arz zincirinin işleyişi ve kamu otoriteleri tarafından ele alınma şekli önem arz etmektedir.

Ülkemizde gıda arz zincirinin tümünden sorumlu bir kamu otoritesi bulunmamaktadır. Fiyatlar her yükseldiğinde “ithalatı açacağız” çıkışı; karmaşık idari yapı ve politikasızlığın göstergesi haline gelmiştir.

Tarımda “dışa bağımlılık” vurgusu!

Bütün dünya ülkelerinde sanayi devriminin oluşmasında tarımsal ham madde üretimi, önemli sermaye ve geçiş kaynağı oluşturmuştur. Türkiye ciddi tarımsal potansiyeli olan bir ülkedir. Dünya vejetatif çeşitliliğinin %75’ine sahip olup hayvan varlığı bakımdan, dünyada ilk 10 ve Avrupa’da 1. sırada yer almaktadır. Bu potansiyel güce rağmen; Türkiye, tarımsal üretim potansiyelini yakalayamamış, kendi kendine yetemeyen ve tarımda bütün alanlarda dışa bağlı, bir ülke haline gelmiştir.

Bu noktaya gelmenin temelinde yanlış tarım politikaları, tarım alanlarının imara açılması, iklim değişikliği, tarımsal biyoteknolojiye ayak uyduramama sonrasında özellikle tarımsal girdi fiyatlarının aşırı artması, üretimden pazara sunuş zincirinin sağlıklı oluşturulamaması, ölçek küçüklüğü, üretici ile tüketici arasındaki zincir uzunluğu, bunun doğurduğu maliyet yüksekliğinin tüketiciye pahalıya yansıması ve dünya fiyatları ile rekabet edilememesi gibi nedenler yer almaktadır.

Tarımsal üretim, sanayi ve pazarlama bir bütün olarak ele alınacak

Parti olarak, ülke ve dünya gerçekleri gözetilerek dengeli ve gerçekçi politikalar izleyecek, tarımsal üretimi, sanayiyi ve pazarlamayı bütüncül bir şekilde ele alacağız. Tarımda sağlıklı bir politikanın oluşturulması için ilgili bakanlığın hantal ve yüksek maliyetli yapısının güncellenmesini ve teknolojiyle desteklenmiş yönlendirici ve planlayıcı koordinatör bir kurumsal yapıya dönüştürülmesini sağlayacağız. Sektörün paydaşlarını çözüm odaklı ve gelişime açık bir anlayışla sürekli ve düzenli olarak bir araya getirileceğiz.

Doğrudan destekler yerine ürün ve üretime dayalı teşvik ve destekleme programları oluşturulacaktır. İşletme sahiplerinin kiraya vermesi yerine, üretim faaliyetlerine bizzat katılımı desteklenecektir. Telafi edici ödeme uygulaması ile üreticiler arz fazlası olan ürünlerin üretiminden vazgeçirilerek alternatif ürünlere yönlendirilecektir. Üreticilerin sürdürülebilir üretim ile makul ve düzenli gelire kavuşmasını sağlamak amacıyla fark ödemesi uygulaması ikame edilecektir.

Fiyat İzleme, Analiz ve Müdahale Sistemi devreye sokulacak

Üretici ile tüketici arasındaki zincir daraltılarak, tarladan mutfağa sevk zinciri sağlıklı bir yapıya kavuşturularak, tüm yetki ve sorumluluk tek çatı altında birleştirilecek, Fiyat İzleme, Analiz ve Müdahale Sistemi devreye sokulacaktır.

Mevcut ürün ihtisas borsaları, vadeli işlem ve opsiyon borsaları, lisanslı depoculuk gibi piyasa araçları arasında eşgüdüm sağlanacak, böylelikle sektöre ait ürünler, yatırım araçlarına dâhil edilerek, üretici, tüccar, yatırımcı, sanayici için çağdaş bir piyasa mekanizması oluşturulacaktır.

Sektörün sanayi ile entegrasyonu sağlanacak, ayrıca tarım ürünlerinin veya işlem görmüş formlarının gıda ve yem sanayine yönelik olarak katma değerli ürünlere dönüştürülmesine önem verilecektir.

Yerli tohumculuğun geliştirilmesi ve yerli tohum firmalarımızın ulusal ve uluslararası rekabet gücünün artırılması için teşvik sistemi iyileştirilecektir.

Ayrıca, Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı araştırma enstitülerinin araştırma ve genetik kaynak altyapısı geliştirilerek çiftçilerimizin yüksek verimli tohumlara ucuz bir şekilde erişimi sağlanacaktır. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı araştırma enstitüleri çiftçilere akıllı tarım uygulamalarında yol gösterici olacak şekilde yeniden yapılandırılacak ve personel bu amaçla eğitilecektir.

Ürünlerde şeker, tuz ve yağ oranları azaltılacak, NBŞ kullanımı sınırlandırılacak

Zararlı tarım ilaçlarının ve kimyasallarının derhal piyasadan kaldırılması, kullanımının yasaklanması ve dikkatli bir biçimde yok edilmesi için gerekli düzenlemeler yapılacaktır. Paket ve ambalajlı ürünlerde şeker, tuz ve sature edilmiş yağ oranları azaltıcı çalışmalar yapılacaktır. Nişasta bazlı şeker kullanımı konusunda ciddi sınırlamalar getirilecektir. Bu tür gıdaları özendirici reklamlar yasaklanacaktır. Özellikle çocuklara yönelik ürünlerde bu maddelere yönelik daha ciddi kısıtlamalar ve takip sistemi getirilecektir.”

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.