Gıda Hattı

Gıda Hakkı Evrensel Bir Haktır

18 Ekim 2007, 14:10
Paylaş
Gıda Hakkı Evrensel Bir Haktır

 “Dünya Gıda Günü 07 Sempozyumu” 19 - 20 Ekim Tarihlerinde Ankara’da

Yaklaşık 1 milyar insan açlık tehdidiyle karşı karşıya. Tarımsal üretim, tüm nüfusu doyurabilecek düzeyde olmasına karşın, “efektif talep” yaratmayan yoksullar gıdaya ulaşamıyor”

16 Ekim 1945 tarihinde kurulan Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) kuruluş günü, her yıl Dünya Gıda Günü olarak kutlanıyor. Her yıl bir tema çerçevesinde yapılan etkinliklerde, bu yıl ana tema ‘Gıda Hakkı’ olarak seçilmiş. 16 Ekim Dünya Gıda Günü ve bu yılın teması ile ilgili olarak  FAO Türkiye Ofisi tarafından dergimize yapılan açıklamada; “2007 Dünya Gıda Günü temasının ‘Gıda  Hakkı’ olarak seçilmesi, uluslararası toplum tarafından  açlık ve yoksulluğun ortadan kaldırılması, kalkınma sürecinin hızlandırılması ve derinleştirilmesi yönünde önemli bir insan hakkı olduğunun tanınmasının göstergesidir. Gıda hakkı yaklaşımı gıdanın var olması, ulaşılabilir, istikrarlı ve faydalanılabilir olması, insanlığa yakışır ve kültürel olarak kabul edilebilir olması, ayrımcılığa yol açmaması, şeffaf ve güvenilir olması gibi gıda güvencesi etmenleri ile örtüşmektedir. Bu durum, kişileri özellikle de aç ve yoksul kesimi gıda hakkına ulaşma yollarını aramaya ve hükümetleri gıda güvencesi taahhütlerini yerine getirmede sorumlu tutmaya olanak vermektedir. Bu kişiler yardımın nesnesi olmak yerine yasal hakların öznesi durumdadırlar” görüşüne yer verildi.

Gıda Hakkı’nın ulusal anayasa ve kanunlara gittikçe daha fazla entegre olduğu ve Dünyanın çeşitli yerlerinde bu hakkın yada en azından bazı yönlerinin yasal olarak uygulandığının belirtildiği açıklamada, “Ne yazık ki bazı alanlardaki ilerlemelere rağmen, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nden 59 yıl sonra, 854 milyon insan gıda hakkına hala erişmeyi beklemektedir” denildi.

Binyıl Kalkınma Hedefleri: Açlıkla Mücadele 

İlk defa 1948 İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nde insan hakkı olarak yer alan ‘gıda hakkı’, 1966 yılında kabul edilen BM Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nde de yer aldı. Türkiye’nin de imzaladığı sözleşme, kısaca bütün devletlerin, insanların gıda hakkı ve yeterli beslenmesi konusunda gerekli önlemleri almasını istemektedir. 

 Bu hak daha geniş olarak, BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi’nin ‘Yeterli Beslenme Hakkı’ başlıklı 12. Genel Yorumunun Uluslararası Yükümlülükler maddesinde, Dünya Gıda Zirvesi Roma Deklarasyonu’na atıfta bulunularak, “taraf devletler, uluslararası işbirliğinin temel rolünü tanımalı ve yeterli beslenme hakkının tam olarak yerine getirilmesi hedefine ulaşmak için müstakil ve ortaklaşa tedbirler alma taahhütlerine uymalıdır. Bu taahhüdü uygulamada taraf Devletler, diğer ülkelerde beslenme hakkının kullanılmasına saygı göstermek, bu hakkı korumak, besine erişimi kolaylaştırmak ve ihtiyaç olduğunda gerekli yardımı sağlamak için tedbirler almalıdır. Ayrıca, diğer ülkelerde yiyecek üretimi ve besine erişim koşullarını tehlikeye atacak gıda ambargolarından veya benzeri tedbirler almaktan kaçınmalıdır. Besin hiçbir zaman politik veya ekonomik bir baskı aracı olarak kullanılmamalıdır” denilmektedir. 

1996 Dünya Gıda Zirvesi, 2015 yılına kadar yetersiz beslenen insan sayısını yarıya indirmeyi amaçlayan evrensel bir taahhütte bulundu. Bunun sonrasında, 6-8 Eylül 2000 tarihlerinde 147 devlet ve hükümet başkanının da dahil olduğu 189 ulusun temsilcileri, 55. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısı için New York’da biraraya gelerek tarihi Milenyum Zirvesini gerçekleştirdiler. Bu zirvenin sonunda ekonomik, toplumsal ve kültürel sorunların çözümü için tüm ülkelerin ortak çalışmasını öngören “Milenyum Deklarasyonu” kabul edildi. Deklarasyon birbiriyle ilintili bir dizi kalkınma hedefini küresel gündeme taşıdı. Bu hedefler “Binyıl Kalkınma Hedefleri” olarak tayin edildi ve “devletlerin küresel düzeyde insan onuru, eşitlik ve esenlik ilkelerinin güçlendirilmesi için topluca taşıdıkları sorumluluk” kabul edilerek sekiz ana hedef belirlendi. Bu hedeflerin birincisi mutlak yoksulluğun ve açlığın azaltılmasına yönelik insan haklarını ele almaktadır. Bu hedef her bir ülke için 2015 yılına kadar sürdürülebilir kalkınma ve yoksullukla mücadele alanında sağlanan ilerlemeyi ölçülebilir ve izlenebilir bir biçimde gösterecek şekilde geliştirildi. 

Ülkemizde konuyla ilgili olarak Devlet Planlama Teşkilatı, 2005 yılında yayınladığı Binyıl Kalkınma Hedefleri Türkiye 2005 Raporu’nda, Mutlak Yoksulluğu ve Açlığı Ortadan Kaldırmak için aşağıdaki beş  konuyla ilgili mücadele amacı ortaya koydu.

-Günlük geliri 1 doların altında olan nüfusun oranı,

-Yoksulluk Açığı Oranı,

-En yoksul yüzde 20’lik nüfusun toplam tüketimden aldığı pay,

-Beş yaş altındaki çocuklar arasında düşük ağırlıklı çocuk oranı,

-Asgari besleyici enerji tüketiminin altında kalan nüfusun oranı,

Raporda kısaca, Türkiye’nin yoksullukla mücadeleye 1990’lı yılların başında başladığı belirtilerek, “Türkiye açlık sorunu ile karşı karşıya olan bir ülke değildir. Bununla birlikte, yıllardır yoksulluktan kaynaklanan ve özellikle çocukların karşı karşıya oldukları yetersiz beslenme sorunu ile mücadele etmektedir” denilmektedir. FAO verilerine göre, Türkiye nüfusunun % 14,3’ü (yaklaşık 9,7 milyon kişi) 1999’da asgari enerji ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır (UNDP, 2003). Son bulgular Türkiye’de gıda yoksulluk oranının % 1,29 olduğunu göstermektedir.

 Gıda Hakkının Sağlanamaması Büyük Bir Sorun
 
Devletin, kalkınma planları, Orta Vadeli Programlar, İstihdam ve Tarım Politikaları gibi makro planlar vasıtası ile çözüm bulmaya çalıştığı açlık, yoksulluk, yetersiz ve dengesiz beslenme gibi konularda, sivil toplum kuruluşları da çeşitli etkinlikler ve çözüm önerileriyle katkıda bulunuyorlar. TMMOB Ziraat Mühendisleri, Gıda Mühendisleri ve Kimya Mühendisleri Odaları, son birkaç yıldır ortaklaşa düzenledikleri sempozyumlarla, tarım ve tarıma dayalı gıda politikaları, sorunlar ve çözüm önerilerini masaya yatırarak, uzmanlarca konunun tartışılmasını sağlıyorlar.

19-20 Ekim 2007 tarihlerinde Ankara’da “Dünya Gıda Günü 2007 Sempozyumu”nu düzenleyen 3 odadan biri olan Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Gökhan Günaydın, dergimize yaptığı açıklamada şu görüşlere yer verdi: “Gıda hakkı anayasal bir haktır. Herkesin yeterli ve nitelikli gıdaya erişme hakkı vardır. Bunu gıda güvencesini temin etmekle sorumlu ve yetkili olan devlet ve devletin icra organı olan hükümet sağlamak zorundadır. Gıda güvencesi temin edilmemiş bir devletten sosyal devlet olarak bahsetmek mümkün değildir. TÜİK’e göre, Türkiye’de 1 milyon insan açlık sınırının altında, yüzde 20’si de yoksulluk sınırının altında bulunmakta ve dengesiz beslenmektedir. Üretici alın terinin karşılığını alamamaktadır. Çiftçinin ürünü yok pahasına elinden alınırken, tüketici sürekli artan fiyatları ödemek zorunda bırakılmaktadır”.

“Türkiye gibi tarımsal potansiyeli yüksek bir ülkede dahi gıda hakkının sağlanamayışı büyük bir sorun olarak önümüzde durmaktadır. Sağlıklı nesiller oluşturulabilmesi için tarımsal üretimimizin sürdürülebilirliği sağlanarak, gıda sanayiinin geliştirilmesi ve halkın, yeterli ve nitelikli gıdaya erişmesi büyük önem taşımaktadır” diyen Başkan Günaydın;  üç meslek odası tarafından 19-20 Ekim 2007 tarihlerinde düzenlenecek Sempozyumda, konuyu ayrıntılı biçimde tartışacaklarını ve üretilen çözüm önerilerinin kamuoyuyla paylaşılacağını sözlerine ekledi. 

Her gün Dünya Gıda Günü 

Dünya Gıda Günü 2007 Sempozyumu ortak düzenleyicilerinden olan Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Hasan Küçük ise; “Gıda gününün anlamı; insanın ekonomik, kaliteli ve dengeli olarak beslendiği, yasaların verdiği tüm yetki ve sorumluluklar içinde tarafların (kamu, özel sektör ve tüketiciler) bunu amaç edinerek gıda üretimi yaptığı her günü ifade etmektedir. Üretimde tarafların (ambalaj, makine, hammadde ve gıda maddesi üreticileri  gibi) yetki ve sorumluluklarını aksatmaları sistemin aksamasına, birinin ekonomik olarak fazla kazanmasına yol açar. Amaç her günün dünya gıda günü olduğunu düşünerek, yasalara başvurmadan tüketicinin ne yediğini bilmek hakkını, ekonomik ve kaliteli şekilde satın almada kullanmasıdır” diyor.

Başkan Küçük’e göre; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, 5179 sayılı Gıda Yasasına göre, Gıda maddelerinde ihbar ya da periyodik yıllık piyasa denetimleriyle, merdiven altı üretimden gıda kirliliğiyle bulaşan hastalıklara, gıda pazarının işleyişinden gıda beyanları ve reklamlarına kadar bir çok sorunu halledebilir. 

Sektör İhmal Edilemez 

16 Ekim Dünya Gıda Günü’nü, sektörün sorunlarını enine boyuna tartışmak ve faydalanılabilir sonuçlar üretmek için bir fırsat olarak değerlendirdiklerini, gıda sektörünün ve bu sektöre hammadde sağlayan tarım sektörünün ülkemizde birçok sorunla iç içe olduğunu, diğer yandan bu sektörlerin vazgeçilmez ve ihmal edilemez sektörler olduğunu vurgulayan Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Petek ATAMAN ise, bu özel günde, tüketiciyi doğru yönde bilgilendirmek ve tüketici bilincini arttırmak için ülke genelinde panel, söyleşi gibi birçok etkinlik gerçekleştirdiklerini belirtti. 

Ataman; “birçok ilin meydanlarında ve alışveriş merkezlerinde stantlar kurularak Odamız tarafından hazırlanan “Bilinçli Gıda Tüketimi” broşürleri dağıtılmakta ve tüketicilerimizin gıda güvenliği konusundaki soruları bire bir yanıtlanmaktadır. Öğrenci Temsilciliklerimizin önderliğinde yürütülen bu stant çalışmalarının yanı sıra özellikle ilköğretim okullarına yönelik olarak “Bilinçli Gıda Tüketimi” konulu eğitimler verilmektedir” diyerek her fırsatta insanımızın gıda bilincini artırmayı hedeflediklerini söyledi. 

Üç meslek odası olarak “Dünya Gıda Günü 2007 Sempozyumu”nu düzenlediklerini ifade eden Başkan Ataman, sempozyumla ilgili ayrıntıları şöyle açıkladı: “Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)’ne bağlı olarak etkinlik gösteren ve gıda sektöründe görev yapmakta olan meslekleri temsil eden TMMOB Gıda Mühendisleri, Kimya Mühendisleri ve  Ziraat Mühendisleri Odaları olarak son üç yıldır birlikte “Dünya Gıda Günü Sempozyumu”nu düzenlemekteyiz. Bu yılki “Dünya Gıda Günü 2007 Sempozyumu” 19 - 20 Ekim tarihlerinde Ankara’da TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Konferans Salonunda gerçekleştiriliyor. Sempozyumun ilk oturumunda FAO’nun bu yıl için tespit ettiği “Gıda Hakkı” temasını irdeleyeceğiz. Sempozyum programında iki gün boyunca “Tarım ve Gıda Sanayi”, “Yeni Teknolojiler”, “Gıdada Tüketicinin Aldatılması”, “Çiftlikten Sofraya Gıda Güvenliğini Sağlamada Mesleklerin Rolü” konulu oturumlar ve “Küresel Isınmanın Tarım ve Gıda Sektörüne Etkileri”, “Yeni Dönemde Tarım ve Gıda Politikaları” konulu paneller düzenlenecektir. Sempozyuma üretimden tüketime tüm kesimlerin temsilcilerinin katılması, elde edilecek sonucun gerçekçi ve geniş perspektifli olmasını sağlayacaktır.”

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.