Gıda Hattı

Fikri Türkel

11 Haziran 2007, 02:17
Paylaş
Fikri Türkel

Eyvah!... Okullar açılıyor

 Artık tezgâhtan alışveriş konusunda çok daha duyarlı çocuklar. Pazar organize oluyor ve ürünler hijyen ve ambalaj titizliği ile sunuluyor.

Evet okullar açılıyor.  600 bin civarında öğretmenle birlikte 20 milyonluk bir nüfus demek. İncelenmeye değer rakamlar var bu pazarda. 56 bin civarında bina, 19,3 milyon öğrenci, yoğun bir trafik ve büyük bir pazar…

Dayımı hatırlarım. Okullar açılmadan hazırlıklarını yapardı. Sabah ve akşam okul önünde yer kapmaya uğraşırdı. İlla okul önüne yer tutmayı şimdi daha iyi anlıyorum. Ama bildiğim bir şey vardı. Sabahları poğaça ve salep kışları vazgeçemediğimiz okul önü alışverişleriydi. Harçlığımı acımadan bu tat için verirdim.

Ortaokuldayken tutkum “şambali” oldu. İrmikten yapılan bu lezzetin tadı unutulacak gibi değildi. İzmir’in karakteristik boyoz ve gevrek alışkanlıklarım daha sonra gelirdi. Ve bütün bu tatlar ve alışkanlıklar okul önü tezgâhlarındaydı. 

Artık tezgâhtan alışveriş konusunda çok daha duyarlı çocuklar. Pazar organize oluyor ve ürünler hijyen ve ambalaj titizliği ile sunuluyor. Fakat alışkanlıklarda değişiklik yok. Okul hala canlı bir pazaryeri…

Konuyu bir araştırmanın sonuçlarıyla zenginleştirmek istiyorum. Ama önce bir soru:

Abur cubur nedir?

 Adı “abur cubur” olursa, ortaya “saçma sapan” bir şey çıkar diye düşünmeyin. Çok hayati bir şeyden bahsediyorum. Türk Dil Kurumu’ndan (TDK) sokaktaki insanın düşüncelerini en iyi yansıtan mecralardan ekşi sözlüğe, İngilizce karşılığından medyadaki yansımalarına kadar geniş bir alanda anlamını bulmaya çalıştım. Nerden bakarsanız bakın sektörü derin düşündürecek bir sonuç çıktı. 

Amerikalıların “junk food”, İngilizlerin “food fight” dediği bu ürünlerin arasına çerezden çikolataya, bisküviden dondurmaya kadar geniş bir ürün yelpazesi ve büyük bir sektör giriyor. İşin tehlikesi de burada. 

Yabancı kelimelerden birini seçmek isteseydim food fight’ı tercih ederdim. Bizde de yerini bulan “atıştırmalık” gibi bir şey çıkıyor. “junk”ı ağzıma bile almak istemiyorum ama bir vakıa ve ıvır zıvır bir anlamı var. Sokaktaki insanın düşüncesi de bu çerçevede: “Yemememiz gereken şeyler bütünü”, “Yemek dışında yenen şeyler bütünü”, “sağlıksız, hatta sağlığa zararlı, kısa sürede, kalitesi değil miktarı için tüketilen öğün”, “tadı güzel olan her türlü gıdaya verilen isim”,  “en güzel yemek türü. Annelerin onu yeme şimdi birazdan yemek yiyeceksin dedikleri türden. cips, bisküvi, kola, çerez vs.nin tümüne verilen isim”, “patates cipsi yada şeker gibi kalorisi yüksek, besin değeri düşük yiyeceklerin tümüne verilen isim”,   “Amerikalıların çoğunun şişman olmasının sebebi olan yiyecek türü”, “besin değeri düşük, kalorisi yüksek gıda”, “Diyet yapanların kesinlikle listelerinde bulunmaması gereken yiyecekler”, “cici boğaz” diye de çevrilebilir. Amerikalılar abur cuburlara, söylemesi ayıp iğrenç olduğu için onlar junk demiştir. 

Doğru ve anlamlı bir tanıma ulaşmak için bu kadar çok farklı ifadeye yer verdim. Sokaktaki insanın algısı budur. Ürünlerin çoğu batıdan ithal olabilir ama bu ifade geleneklerimizden gelen köke de sahip. TDK’nun tek cümlelik tanımını da buraya taşımak gerekiyor: “Yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen şeyler”. 

Konuyu biraz daha açarsak; “abur cubur” Farsça “ab” yani su ile “cub” çöp veya saman anlamına gelen iki kelimeden türetilmiştir.” Sap saman gereksiz, tatsız tuzsuz sulu bir yemek” gibi de anlaşılabilir. 

Ipsos KMG araştırma şirketi “abur cubur” dediği araştırmayı kamuoyuna duyurunca medya işin rencide edici tarafını düşünmeden aynen yayınladı. Öğrendik ki, “abur cubur”(!) sektörü 3 milyar doları yakalamış. Gıdacılar da hemen tepkisini ortaya koydu. Ama onların tepkisi “abur cubur” araştırmasının gölgesinde kaldı.

Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Başkanı Necdet Buzbaş ve Genel Sekreter Selçuk Maruflu, Ipsos KMG kuruluşu tarafından hazırlanan ve bazı gazetelerde yer alan ''Abur Cubur Raporu''nda kullanılan ''abur cubur'' ifadelerine dikkat çekti. 

 Açıklamada, ''Dondurma, bisküvi, çikolata, aromalı süt, meyveli süt ve yoğurt ürünlerinin abur cubur olarak nitelenmesini fevkalade yadırgıyor ve bu tanımı reddediyoruz'' dendi. 

Bu ürünleri üreten ve sendika üyesi olan sanayi kuruluşlarının, gıda güvenliğine büyük önem verdikleri ve bu ürünlerin gıda ve beslenme değerlerini en üst düzeyde koruyarak çalıştıkları ifade edilen açıklamada, ''Bu kuruluşlarda binlerce işçi istihdam edilmektedir. Bu ürünler abur cubur değillerdir. Dünyanın her tarafında, özellikle gelişmiş ülkelerde besleyici özellikleriyle tüketilmektedirler'' şeklinde açıklamalarında bilgi de verdiler. 

Bu açıklamada da görüleceği üzere, öyle değil böyle şeklinde bir sektör tanımı yok.

Evet, böyle bir sektör olduğu kamuoyu algısından anlaşıldığına göre; sektörün gerek teknoloji yatırımları, gerekse son yıllarda beslenme konusunda gösterilen hassasiyet içinde var olması zorunlu alanlardan biri de bu olması bilindiğine göre; bu sektörün adı ne?

Yazının başında ‘eyvah okullar açılıyor’ dememin sebebi bu sektörün duruşuyla çok ilgili. Sorunun cevabı da Ipsos KMG’nin araştırmasında var. Önce araştırma sonuçlarını vereyim. Araştırmada “abur cubur” yerine istediğiniz bir karşılığını koyun: 

Ipsos KMG Tüketici Panelleri ve Medya Bölümü tarafından abur cubur pazarındaki iç dinamikleri takip etmek amacıyla ikinci kez gerçekleştirilen Abur Cubur Raporu’nda 2006 yılında, abur cubur harcamalarında yüzde 16,8 oranında artış gözlendi. 

Türkiye’yi temsil eden 34 ilden seçilmiş 6 bin 200 haneden haftalık olarak düzenli toplanan satın alım verileriyle oluşturulan “Abur Cubur Raporu”na göre abur cubur ürünlerindeki harcama artışının sebebi hanelerin her bir alışverişte bu ürünler için daha fazla para harcaması oldu. 2005 yılında 2,43 milyar YTL olan abur cubur harcaması 2006’da 2.95 milyar YTL olarak gerçekleşti. Haneler 2006 yılında ortalama 71,6 kere abur cubur satın alırken hane başına abur cubur ürünleri için harcanan tutar son iki yılda 146,6 YTL’den 168,7 YTL’ye çıktı.

Ipsos KMG Tüketici Panelleri ve Medya Koordinatörü Kıvanç Bilgeman, büyümesini sürdüren abur cabur sektörüyle ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor: “Abur cubur pazarındaki yatırımların artması, yeni ürünlerin ortaya çıkması ile beraber izlemeye başladığımız bu sektör giderek gelişiyor. 2005 yılında 2,43 milyar YTL olan abur cubur harcaması 2006’da 2,95 milyar YTL olarak gerçekleşti. 2006 yılında dondurma lider olurken bisküviler pay kaybetti, çikolata ise en yüksek büyümeyi gerçekleştirdi. Abur Cubur içerisinde en yüksek paya sahip olan bisküvi 1,8 puan pay kaybederken, dondurma ve çikolatalar en çok pay kazanan kategoriler oldu. Bisküvi, kraker, çikolata kaplamalar, sakızlar, aromalı süt ve meyveli yoğurtlar abur cubur harcamasından pay kaybeden kategoriler olarak görülüyor”.

 Abur cubur satın alım davranışlarında sosyo ekonomik statü (SES) grupları kırılımında belirgin şekilde farklılaşma görülüyor. DE SES grubunun abur cubur harcama tutarı ortalamanın yüzde 16 altında kalırken, AB SES grubunun abur cubur ürünleri için Türkiye ortalamasına göre yüzde 27 daha fazla para harcadığı dikkat çekiyor. AB SES grubunun toplam abur cubur harcamasına katkısı yüzde 22 oranında gerçekleşti. 

AB SES grubu, diğer gruplardan farklı olarak en çok dondurma için para harcadı. Çocuk yaş gruplarına göre nüfus payı yüzde 36,3 olan 7-12 yaş arası çocuk sahibi haneler toplam abur cubur harcamasının yüzde 43,5’ini gerçekleştirdi. Yüzde 33,3 paya sahip olan 0-6 yaş çocuklu haneler ise toplam harcamanın yüzde 40’ını gerçekleştirdi. 

Bölge kırılımında abur cubur tüketiminde sosyo-ekonomik statü kırılımında olduğu gibi belirgin farklar göze çarpmıyor. Ancak Akdeniz ve Karadeniz Bölgesi’ndeki hanelerin Türkiye ortalamasına kıyasla abur cubur ürünleri için daha az para harcadığı görülüyor. Marmara ve Ege Bölgesi’nde harcama miktarı ise ortalama üzerinde gerçekleşti.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.