Gıda Hattı

Fikri Türkel

11 Haziran 2007, 02:17
Paylaş

Margarin İletişebiliyor mu? 

İki şablon sık sık önümüze konuluyor: “Zeytinyağı üreticisi bir ülke niye başka yağları tartışır?”, “Tereyağ mı, margarin mi?”... Bu sorularla gerçeği aramaya başlarsanız, baştan kaybedersiniz. 

İletişimdeki başarı, algıları yönetebilme becerisine bağlıdır. Algılamada şu noktalar öncelikle düşünülmeli: 

Algılayana bağlı özellikler, mesajın ulaşmasını engeller.  Algılayanın bilgi düzeyi, motivasyonu, psikolojisi, önyargı, kapalılık gibi.  

Objeye bağlı durumlar da algılanmadaki engelleri oluşturabilir. Gürültü, kargaşa, yayın yasağı, sosyal statü gibi ortama bağlı özellikleri de bu çerçevede ele alabiliriz.  

Algı yönetimi şartlara bağlı sağlıklı bir strateji ile başarılı olabilir.  

Girişte sorduğumuz soruları unutup, konunun özüne değinmek gerekiyor. İnsan ve ihtiyaçları. Burada da öncelikle yağ ile ilgili şu bilgileri ortaya koymak gerekiyor:  

“Yağlar insanın enerji ihtiyacının en önemli kaynakları. İnsan vücudu gerektiğinde yağları yakarak enerji ihtiyacını giderir. Yeteri kadar yağ olmadığında vücut ısısını muhafaza etmekte de zorlanıyoruz.  

A, D, E, K vitaminlerinin görevlerini yerine getirmeleri, sağlıklı hücre üretimi için de yağlar zorunlu. Çünkü hücre duvarının esas maddesini yağlar oluşturuyor.  

Cilt altı dokusunda bol miktarda bulunan yağlar sağlıklı bir cilt, güzel bir görünüm için de gerekli.  

Beyin ve omuriliğin önemli bir kısmının da yağlardan oluştuğunu unutmamak gerekiyor.  

Hormonların üretimi için de yağlar zorunlu. Yeteri kadar yağa sahip olunmadığında vücut çoğu hormonu üretemiyor. 

Ve tabii ki yağ, yiyeceklerde lezzetin de garantisi. Yiyeceklerin kendine özgü lezzetlerini yağlar sağlar.”  

Yağ vazgeçilmez bir ihtiyaç. Peki sorun nerede? Sorun iyi ve kötü yağların ayırt edilmesi. İyi ve kötü tartışması sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada sürüyor. İş bu kadarla da kalmıyor. Bir de ihtiyaçların üretimi, temini ve tedariki gerekiyor.  

Zeytinyağı ile başlayalım. Şimdiye kadar kimse zeytinyağının insan sağlığı üzerindeki faydaları hakkında bir spekülasyon yapmadı. Zeytinyağı önemli bir yağ, faydalı bir besin hatta sanki bir ilaç. Ama işin gerçeği; dünyada yeteri kadar zeytinyağı yok. Ve diğer yağlara göre daha pahalı bir ürün.  Bu konudaki üretim rakamları tabloyu daha net ortaya koyuyor; toplam 140 milyon ton dünya bitkisel yağ üretiminin sadece 2 milyon tonu zeytinyağı. Ülkemizde ise üretim miktarı  iyi yıllarda 160 bin ton kötü yıllarda ise 80-90 bin ton civarında. Bu noktada Türkiye’nin toplam bitkisel yağ ihtiyacının ise 1,5 milyon ton civarında olduğunun da altını çizmek lazım tabii...Dünyada palm, soya ve kanola yağı üreticileri arasında ciddi bir rekabet var. İletişimdeki beceri bazen soya bazen de kanola lehine diğerleri üzerinde spekülasyon yapılmasını doğuruyor. Geçmiş 20 yılda soya türevleriyle ilgili pek çok methiyenin kamuoyunda öne çıkmasının en büyük sebebi, Amerikan soya üreticilerinin başarılı iletişim stratejisidir.  

Bu rekabet sürecinde en çok hırpalanan margarin üreticileri olmuştur. Bir nevi margarin aleyhine serbest atış vardır. “Maksat üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek” tabirine uygun bir durum yaşanmaktadır.  

Margarin aleyhine yürütülen kampanyalar arasında iyi niyetli olanlar da olmakla birlikte, çoğunun bilgisizlikten kaynaklandığını düşünüyorum. Tereyağı ve margarin tüketen birisi olmamakla beraber, her iki yağın belli şartlarda ve oranlarda gerekli olduğunu düşünüyorum. Dahası margarinin daha fazla gıda sanayisinde ve insan ihtiyaçlarında gerekli olduğunu ifade ediyorum. 

Margarin aleyhindeki ileri sürülen birinci argüman sağlık. Kalp ve damar hastalıklarında etken olduğunun ifade edilmesi. Dünyada ölüm sebepleri arasında yüzde 50’ye yaklaşan oranda Koroner Kalp Hastalıkları (KKH) birinci sırada yer almaktadır. Hastalığın sebeplerini incelediğimizde yaş, cinsiyet, genetik faktörler, yaşam tarzı dediğimiz sigara içmek, fiziksel aktivesizlik, kilolu olmak, alkol tüketmek, diyet, şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve lipitle ilgili faktörler öne çıkıyor. Görülüyor ki, margarin listede yer almıyor.  

Bir diğer popüler sebep de kolesterol gerçeği. Buyurun bir teknik bilgi gerektiren alan daha. Konu margarin olunca konunun jargonu niteliğinde pek çok teknik tanım ve alan ortaya çıkmakta.  

Trans yağ, doymuş-doymamış yağlar, tekli-çoklu doymamış yağlar, iyi-kötü yağlar… Sokaktaki insana bunları nasıl anlatırsınız? Dahası eğitimli ve bilgili insanlara hangisine nasıl ikna edersiniz? İkna ettiniz, tercih edilme için yeterli olacak mı? En önemlisi de sağlıklı rekabet şartları oluşturabilecek misiniz? 

Margarin sektöründe 10 yılda devrim niteliğinde gelişmeler yaşandı. Becel’le başlayan süreçte vitamin, omega katkılı çeşitlerinin yanı sıra yağ ihtiyacının ötesinde farklı bir gıda ortaya konulmaya başladı. Birkaç yıldır da kolesterol düşüren çeşitleri çıktı. Margarin ve kolesterol düşürücü iki gerçeğin yan yana gelmesinden daha büyük devrim olabilir mi? 

Peki bu türevler ve gerçekler kitlelere anlatılabildi mi? Hayır… 

Margarinlerle ilgili mesajlar yalın, net, rekabetçi olmalı ve vazgeçilmez bir ihtiyaç olarak sunulmalı. Bu sadece margarinin sorunu değil. Tüm yağlarla ilgili kavram kargaşası var. Yağlarla ilgili kargaşa olmasa margarinler daha net anlaşılırdı.  

Kimse illa margarin yağ tüketin demiyor. Margarin Yağ sanayicileri bile margarin yağ tüketiminin yüzde 30 olmasının makul olduğunda birleşiyor. Beslenmemizin lezzetleri arasında yer alan börek, bisküvi ve sağlığımız ile kişisel bakımımız için gerekli krem, sabun gibi tüketim ürünlerinde yağı nasıl kaldırabiliriz? 

Başta da söylediğim gibi her şeyin başı iletişim…

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.