AramaArama
Gıda Hattı
banner
AramaArama

FAO ve TZOB, Dünya Gıda Günü’nde buluştu!

FAO ve TZOB, Dünya Gıda Günü’nde buluştu!
16 Ekim 2019, 14:42

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla bir basın toplantısı düzenledi. TZOB Başkanı Bayraktar, “21. yüzyılda, Türkiye’nin 10 katı bir nüfusun açlık çektiğini görmek, ulaştığımız uygarlık ve gelişmiş düzeyi açısından utanç verici bir durumdur” dedi. FAO Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu da, “Eğer doğru şekilde hareket edilirse, herkesi sağlıklı gıda ile buluşturabiliriz” diye konuştu.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar ile BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü ve Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu, “Eylemlerimiz Geleceğimizdir. Sağlıklı Beslenme ile Açlığa Son Verilmiş Bir Dünya” temasıyla kutlanan 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla ortak bir basın toplantısı düzenledi.

“Gıdada dağılımda dengesizlik var”

TZOB’da düzenlenen basın toplantısında konuşan Bayraktar, gıdada dağılımın olağanüstü bir dengesizlik içinde olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Hem açlığı hem de obeziteyi bir arada yaşıyoruz. Dünyada yüz milyonlarca insan açlık çekerken, ondan çok daha fazla insan ise ihtiyacının çok üzerinde gıda tüketiyor. Ayrıca, dünyada üretilen yaklaşık 4 milyar ton gıdanın üçte birini israf ediyoruz. FAO, 820 milyon insanın açlık çektiğini ortaya koyuyor. 21. yüzyılda Türkiye’nin 10 katı bir nüfusun açlık çektiğini görmek, ulaştığımız uygarlık ve gelişmiş düzeyi açısından utanç verici bir durumdur. Güvenilir, besleyici ve yeterli gıdaya erişemeyen insan sayısı ise 2 milyarı geçmektedir.

İşin acı tarafı, 5 yaşından küçük 150 milyon çocuk, yaşıtlarına göre daha kısa ve gelişim geriliği yaşıyor. Üstelik dünyada açlığı azaltma konusunda iyiye gitmiyoruz.”

“193 ülke açlığı ortadan kaldırma hedefi üzerinde kenetlenmeli”

BM’ye üye 193 ülkenin 2030’a kadar açlığı tamamen ortadan kaldırma hedefi üzerinde kenetlenmesi gerektiğine dikkati çeken TZOB Başkanı, şunları söyledi:

“Özellikle yoksullar ve çocuklar başta olmak üzere herkesin bütün yıl boyunca güvenli, besleyici, yeterli miktarda besine erişimi güvence altına alınmalıdır. Bu hedefe ulaşmak için çok daha gayretli bir çalışma yürütmek zorundayız.

Gıda arzını ve gıda fiyatlarını etkileyen bazı etkenler de açlığı azaltma politikalarına yardım etmiyor. Küresel ısınma gittikçe daha önemli bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Buna bağlı olarak iklim koşullarında yaşanan değişim, gıda arzını doğrudan etkiliyor. Gelişmiş ülkelerin tarımsal ürünlerdeki ithalat-ihracat ve korumacı politikaları, gelişmekte olan ülkelerin tarım gıda ihracatlarını kısıtlıyor ve daha fazla tarımsal üretim yapmasına da engel oluyor. Hızlı nüfus artışına ve beslenme rejimindeki değişime bağlı olarak gıdaya olan talep, arzın üzerinde artıyor. Bu durum da gıdaya erişimi gittikçe daha zor hale getiriyor. Tarım sektörüne yeterli yatırımın yapılmaması verimlilik artışlarını önlüyor. Girdi fiyatlarının artması tarımda maliyetleri yükseltiyor. Tarım ürünlerinin biyoyakıt üretiminde kullanılması da özellikle gelir seviyesi düşük ülke ve insanların gıdaya erişimini olumsuz etkiliyor.”

“Açlığa son vermek mümkün”

 Konuşmasında, “peki açlığa son vermek mümkün mü?” diye soran Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tabii ki mümkün. Dünya çapında ortak çalışmalar yaparsak bunu rahatlıkla sağlayabiliriz. Üretilen gıdayı dengeli dağıtır ve israfı en aza indirirsek açlığa son veririz. Beslenme ve yeme alışkanlıklarımızı sağlıklı hale getirirsek aşırı gıda tüketimimizi azaltır, açlığa son verir, dünyamızın dengelerini de bozmayız.

Dünyada 820 milyon insan açlık çekerken, 1,9 milyar insanın aşırı kilolu, bunlardan 790 milyonun ise obez insan olması içinde bulunduğumuz durumun ne kadar adaletsiz olduğunu da göstermektedir. Üstelik obezlerin 120 milyonunun 5-12 yaş arası, 40 milyonunun 5 yaş altı çocuklardan oluşması geleceğimiz açısından hem üzücü hem de düşündürücü bir durumdur. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl 2,8 milyon kişi obezite nedeniyle hayatını kaybediyor. DSÖ raporuna göre, obezite ülkemizin de önemli bir sorunu. Nüfusumuzun yüzde 30’u obeziteden muzdarip durumda.

Açlık sorunu kendi ayakları üzerinde duran ve yeterli üretimin yapıldığı tarım sektörünün varlığını sağlamakla çözülebilecek bir sorundur. Dünyada gıda güvenliği ancak devletlerin, uluslararası kuruluşların, sivil toplum kuruluşlarının ve tüm diğer aktörlerin de aktif katılım ve diyaloğuyla mümkün olabilir.”

TZOB ne öneriyor?

TZOB Başkanı Bayraktar, “İçinde bulunduğumuz durumu değiştirmek için ne yapmalıyız?” sorusunu sorarak, önerilerini de şöyle sıraladı:

“Öncelikle her insanın sağlıklı, sürdürülebilir ve ulaşılabilir gıda ihtiyacı karşılanmalıdır.

Bunun için tüm ülkeler iş birliği içinde çalışmalı ve tarım sektörü güçlendirmelidir.

Dünyadaki her ülke tarımını sürdürülebilir hale getirmeli, tarım ve ekonomilerini istikrarsız kılmaya yönelik dış etki, politika ve müdahalelere karşı üreticilerini ve tarım sektörlerini korumalıdır.

Açlık ve yetersiz beslenmeden en çok etkilenen az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, gıda üretiminde kendine yeterli düzeye gelmelidir.

Öncelikle tarım toprakları, meralar, sulak alanlar, ormanlar korunmalıdır.

Topraklar ile su kaynakları kirletilmemelidir.”

Tarımın çözüm bekleyen sorunları!

Ülkemizin gıda güvencesini sağlayan tarım sektörünün başta yapısal sorunlar olmak üzere çözüm bekleyen önemli sorunları bulunduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Sektörümüzün; parçalanmış arazi yapısı, örgütlenme ve sulama gibi sorunları çözüm beklemektedir. Orta ve uzun vadede çözüm yolları bulmak ve yapısal sorunlarımızı çözmek zorundayız.

Çiftçilerimiz tarlasından, bahçesinden alması gereken geliri elde edememektedir. Yeterli geliri elde edemeyen çiftçilerimiz özellikle bankalara olan borcunu ödeyememekte ve yeni üretim sezonunun masraflarını karşılamakta zorlanmaktadır. Çiftçilerimiz dört gözle borç erteleme kararını kredi borçlarının yeniden yapılandırılmasını beklemektedir. Acilen çiftçilerimizin borçları faizsiz olarak ertelenmeli ve yeniden yapılandırılmalıdır.

Artan girdi fiyatları sektörümüz için bir diğer önemli sorundur. Üretimin sürdürülebilirliği ve verimliliğin sağlanması için başta gübre, elektrik, ilaç, sulama, mazot, yem olmak üzere girdi maliyetleri acilen düşürülmelidir.”

“Temennimiz, aç insanın kalmadığı bir dünya!”

İnsanlığın geleceğinin tarım ve gıda olduğunun unutulmaması gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, “Temennimiz aç insanın kalmadığı bir dünyadır, sağlıklı beslenmedir. Bu eylem çerçevesinde bir araya gelelim, ortak hareket edelim, ortak çalışalım” dedi.

“Herkesi ne yediğini durup düşünmeye davet ediyoruz”

FAO Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu da, “Eylemlerimiz geleceğimizdir. Sağlıklı Beslenme ile Açlığa Son Verilmiş bir Dünya” başlığı aracılığı ile sağlıklı beslenmenin herkes için erişilebilir ve maddi anlamda ulaşılabilir olması için çağrıda bulunduklarını, herkesi ne yediğini şöyle bir durup düşünmeye davet ettiklerini söyledi.

Son yıllarda, beslenme tarzının ve yeme alışkanlıklarının küreselleşme, şehirleşme ve gelir artışının etkisiyle epeyce değiştiğini dile getiren Gutu, şöyle devam etti:

“Son on yıllardır, beslenme tarzımızı ve yeme alışkanlıklarımızı küreselleşme, şehirleşme ve gelir artışının etkisiyle epeyce değiştirdik. Mevsimsel ve bitkisel ürünler ve lif yönünden zengin yiyeceklerden uzaklaşarak, ağırlıklı olarak şeker, yağlar, tuz, işlenmiş gıdalar, et ve diğer hayvansal ürünlerden oluşan yiyeceklerle beslenmeye yöneldik. Süpermarketlerin raflarında daha karlı ürünlere öncelik verildiğini düşünecek olursak, tarımsal üretimden gıdanın işlenmesi ve perakendeye, artık taze ve yerelde üretilmiş gıdalar için pek yer kalmadı.

Hepsinin ötesinde, artık evde yemek hazırlamaya daha az vakit harcar, daha ziyade süpermarketlere, fast food’a ve dışarıdan yemek siparişine bağımlı yaşar olduk. Yeme alışkanlıklarımızdaki değişiklikler ve hareketsiz yaşam tarzımız sadece gelişmiş ülkelerde değil, düşük gelirli ülkelerde de obezite sorununu beraberinde getirdi. Bugün, dünya genelinde fazla kiloluluk ve obezite sorunu yaşamayan tek bir bölge bile yoktur. Tahminler 2025 yılına kadar her iki kişiden birinin bu sorunlardan muzdarip olacağına işaret etmektedir.”

“Vatandaşın doğru gıda seçimi yapabilmesi için daha bilinçli ve bilgili olması gerekir”

Yakın zamanda TBMM’ye sunulan Dünya Sağlık Örgütü raporuna göre, Türkiye’de her 4 kişiden 3’ünün şişman ve hareketsiz olduğunun belirtildiğini, bu rakamın nüfusun yüzde 30’unun obez olduğu anlamına geldiğini vurgulayan Gutu, şunları söyledi:

“Bu rakamlar gösteriyor ki artık gıda üretim, arz ve tüketim biçimlerimizi değiştirmemiz gerekmektedir. Sadece gıda üretiminden ziyade daha sağlıklı gıda üretimine odaklanmamız gerekmektedir. Diğer yandan ulaşılabilir çözümlerin olması da sevindirici haberdir. Ancak bu çözümler toplumun her bir kesiminin taahhüdünü ve eyleme geçmesini gerektirmektedir.

Öncelikle, hükümetler sağlıklı beslenme alışkanlıklarını korumak ve özel sektörün daha sağlıklı gıda üretmesini desteklemek için uygun teşvikler sunma yoluyla politika ve kanunlar getirmelidir. Hükümetler, yerelde gıda üretim ve tüketim çevreleri oluşturarak yerel ve taze gıda tüketimini kolayca teşvik edebilirler.

Ayrıca, okullarda ve evlerde gıda, beslenme ve mutfak becerileri eğitimi sunabilirler.

Özel sektör, öz kaynaklarını daha verimli kullanmak, mümkün olduğunda yerelden satın almak, beslenme ve gıda güvenliğini savunmak yoluyla bir fark yaratabilir. Özel sektör ayrıca, özellikle düşük gelirli ülkelerde olmak üzere, güvenilir ve besleyici gıda için yenilikçi teknolojileri geliştirme konusunda büyük bir rol oynayabilir.

Çiftçiler ise daha kârlı ürünler yetiştirmek yerine meyve, sebze, baklagiller ve kabuklu yemişler gibi çeşitli besleyici gıdaların üretilmesine odaklanabilirler.

Öte yandan, vatandaşın da doğru gıda seçimi yapabilmesi için sağlık konusunda daha bilinçli ve bilgili olması gerekir.

Neyse ki, tüketiciler arasında gıdanın nereden geldiği ve nasıl üretildiği konusunda artan bir ilgi oluşmaktadır. Bu tür artan ilgi ve talepler beslenme alanından da olumlu sonuçları beraberinde getirebilir.

Tüketiciler olarak bizler ayrıca yerel gıda üreticilerini desteleyebilir, daha sağlıklı beslenme tarzlarını benimseyebilir ve gıda israfını azaltabiliriz.”

“Gıdamızı nasıl üretiyor, paylaşıyor ve tüketiyoruz, sorgulamanın zamanı geldi”

Viorel Gutu, “Artık gıdamızı nasıl üretiyor, paylaşıyor ve tüketiyoruz, durup düşünmenin vakti gelmiştir. Eğer doğru şekilde hareket edilirse, herkesi sağlıklı gıda ile buluşturabilir, insana yaraşır gelirler üretebilir, bugünün ve geleceğin nesilleri için daha iyi hayatlar sunabiliriz. Bu sebeple, ’Sağlıklı Beslenme ile Açlığa Son verilmiş bir Dünya için Eylemlerimiz Geleceğimizdir’ diyorum” diye konuştu.

Yorumlar

Bir cevap yazın

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.