Gıda Hattı

Fabrikalar, Üretimi Durdurmanın Eşiğine Geldi !

21 Nisan 2008, 10:38
Paylaş

Glikoz ithalat vergilerinin düşürülmesi, Nişasta Bazlı Şeker üreticileri için bardağı taşıran son damla oldu.

“Günlerdir kota artışı bekleyen Nişasta Bazlı Şeker üreticileri, glikoz ithalatının gümrük vergi oranlarının indirilmesi karşısında fabrika kapatmaya hazırlanıyor…”

Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği Başkanı Rint Akyüz; “Nişasta bazlı şeker üreten 5 fabrika üretimi durdurmanın eşiğinde… Hükümet %50 kota artışı konusunda halen somut bir adım atmamasına ve ülke ihtiyacı da herkes tarafından net olarak bilinmesine rağmen glikoz ithalat vergilerinin düşürülmesi, akıl almaz bir tutumdur!” dedi.

Sektörün ayakta kalması mümkün değil

Bugüne dek, başta Sanayi ve Ticaret Bakanlığı olmak üzere, konuyla ilgili tüm platformlarda sorunlarını dile getirmeye çalıştıklarını kaydeden Akyüz, açıklamasına şöyle devam etti; “Yetkililer de gayet iyi biliyor ki %50 kota artışının yapılmaması durumunda, sektörümüzün ayakta kalması mümkün değil. İşin daha vahim olan tarafı glikoz ithalatında gümrük vergilerinin düşürülmesidir. Bir yandan sermaye çekelim yatırımı arttıralım diyen hükümetin, diğer yandan üretimimizi sınırlamakla kalmayıp glikoz ithalat vergi oranlarını düşürmesi hangi akla sığar anlamak mümkün değil!”

Uygulamayla sadece nişasta bazlı şeker üreticileri değil, içecek ve şekerli mamuller sektörleri de büyük bir darboğazın içine itiliyor

“Ülkemizde 2001 yılında yürürlüğe giren 4634 Sayılı Şeker Kanunu ile üretimine kota getirilen fabrikaların yaşaması, Bakanlar Kurulu’nun üretim kotalarını arttırmasıyla mümkün. Kanun yürürlüğe girdiğinden bu yana, 2007–2008 kota dönemi hariç tüm yıllarda Bakanlar Kurulu, Şeker Kanununun kendisine verdiği yetkiyle sektörün üretim kotasını arttırmıştır. Ancak bu yıl, kota yılının sekiz ayı geçmiş olmasına rağmen Bakanlar Kurulu bu konuda ne yazık ki somut bir adım atmamıştır. Bununla da kalmayıp glikozun gümrük vergilerini düşürmüştür. Gerek biz üretici şirketler gerekse de kullanıcımız olan gazlı içecek sektörü ile şekerli mamul sektörü darboğazın içine itilmektedir.”

NBŞ üreticileri üzerinden politika yapılıyor

NÜD Başkanı Akyüz, Şeker Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 2001 yılında da, nişasta bazlı şeker üretimine getirilen kota nedeniyle gıda sektörünü bekleyen tehlikelere işaret ettiklerini belirtti. Akyüz, kanunla getirilen üretim kısıtlamasına karşı çıktıklarını belirterek; kotanın sektörü daha da büyük bir dar boğaza sürükleyeceğini ve kayıtdışılığı arttıracağını ifade ettiklerini, ama başta Pankobirlik olmak üzere ki nişasta bazlı şeker kotası artması veya eksilmesi sabit olan pancar şekeri kotasını hiçbir şekilde etkilememesine rağmen herkesin kendilerine karşı çıktığını belirtti. Sektörün içine düştüğü darboğazı hesap etmeyerek bugüne dek konuyu sanki şeker savaşlarıymış gibi bir düzleme çekmeye çalışanların, bu ülkeye verdikleri zararı telafi edemeyeceklerinin altını çizen Akyüz; “Sorunu adeta pancar şekeri ile nişasta bazlı şeker savaşıymış gibi ele alanlar, ait oldukları kurumların ihtiyacı olan politikaları üretmek ve fabrikalarını daha verimli çalıştırmak yerine NBŞ üreticilerini hedef göstermeye çalışmakta ve bunun üzerinden politika yapmaktadır” dedi.

Bilse vicdanı sızlar

Konuyu Başbakan’a da yazılı olarak ilettiklerini belirten Rint AKYÜZ açıklamasına şöyle devam etti; “Sayın Başbakanımıza konuyu izah etmek için ulaşmaya çok çabaladık. Ancak bir türlü mümkün olmadı. Eminim, kendisi bu durumun farkında olsa yüreği sızlar. Bu ülkenin sanayi üretimine kendisini bu denli adamış bir başbakanın, Türk sanayisinin durma noktasına getirildiğini bilse vicdanı sızlayacaktır.”

Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği (NÜD) HAKKINDA

4634 Sayılı Şeker Kanunu Kapsamında Kota ile Üretim Yapma Hakkına Sahip Şirketlerin bir araya gelerek oluşturduğu NÜD, nişasta, glikoz şurubu ve benzeri diğer nişasta bazlı şeker türlerinin üretimini yapan kişi ve kuruluşlar arasında birliği sağlamak ve onları temsil etmek, ortak hak ve menfaatleri doğrultusunda gerekli her türlü yasal, idari ve yargısal girişimlerde bulunmak, gerek görülmesi halinde ilgili kişi ve kuruluşlarla iletişim kurmak, sektörün gelişimi yönünde tanıtıcı faaliyetlerde bulunmak misyonuyla hareket etmektedir.

Üyeleri; Amylum Nişasta, Cargill Türkiye, Pendik Nişasta, Sunar Mısır ve Tat Nişasta’dır.

NÜD, Gıda Sektöründe faaliyet gösteren 20 ayrı üye derneğin ve bu derneklere üye 1000’in üzerinde gıda işletmesiyle; Türk Gıda Sektörünün en büyük sivil toplum örgütü olan TGDF'nin üyesidir.

Nişasta Bazlı Şeker Üretimi ve Gerçekler!

Halen uygulamadaki 4634 Sayılı Şeker Kanunu'na göre Bakanlar Kurulu, Türkiye’nin toplam şeker üretimi içindeki payı %10 olan Nişasta Bazlı Şeker kotasını, her yıl %50 oranında artırma veya eksiltme yetkisine sahiptir.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın, 2001 yılı verilerine göre; sektörün kurulu kapasitesi yıllık 934.000 ton, kota kapsamına giren ürünlerin toplam fiili satışları ise 461.000 tondu. Aynı yıl 4634 sayılı Şeker Kanunu yürürlüğe girip, Türkiye pancar şekeri A kotası 2.340.000 ton olarak belirlenince, yüzde 10 sınırlaması nedeniyle nişasta şekerlerine tanınan kota 234.000 ton oldu. Belirlenen miktarın, talebin ancak yarısını karşılayabileceğini göz önüne alan Bakanlar Kurulu yetkisini her kota yılında kullanarak, NBŞ kotasını yüzde 50 oranında arttırdı ve 351.000 ton olmasını sağladı. Sektör son 5 kota döneminde yılda 351.000 ton üretim yaparken, 2001 yılında 460.000 ton olan fiili pazar büyüklüğünün şu anda en kötümser tahminle 600.000 tonu aştığı hesaplanıyor. 2005–2006 yılında NBŞ talebini 531.000 ton olarak ortaya koyan Şeker Kurumu verileri de bunu doğruluyor. 531.000 ton olan taleple, kota artışıyla ancak 351.000 tona yükselen üretim arasındaki fark ise kaçak ve kayıtdışı yollardan karşılanıyor. Pancar şekerinde ise son tahminlere göre, kaçak yollardan ülkemize giren şeker miktarı, 500.000 ton seviyelerine ulaştı. Bu; hem pancar şekeri, hem de NBŞ üreticileri için haksız rekabete yol açtığı gibi, devletin vergi kaybına da neden oluyor. Sakaroz şeker pazarı büyümediği, dolayısıyla “A” kotası hep aynı kaldığı için NBŞ talebinin yerli üretimle karşılanma oranı yüzde 76’dan yüzde 61’e gerilemiş durumda.

İhracatı 10 milyar doları aşan tarım ve gıda sektöründe sıkıntı o kadar büyümüştür ki 2 sene önce hükümet glikozda tarife kontenjanı açmış ve kendi sanayine üretim yaptıramazken mecburen glikoz ithalatına izin vermiştir. Türkiye kendi mısırı ve fabrikası dururken gıda sanayinin ihtiyacını karşılayabilmek için ithalat yoluna gitmiştir.

Üretim miktarının sınırlı olması, sektörün kapasite kullanım oranını da yüzde 37’ye kadar düşürüyor. Nişasta bazlı şeker üreten firmalar, 934 bin ton kurulu kapasitelerine rağmen, kota nedeniyle son 5 yıldır 351 bin ton şeker üretip, satabiliyor. Şeker Kanunu’nda nişasta bazlı şeker olarak adlandırılan gruba giren fruktoz tamamen içecek sektöründe kullanılırken, glikoz genellikle şekerleme ve bisküvi sanayinde kıvam verici olarak kullanılıyor. Şekerleme ve bisküvi üreticileri, dünya üzerinde sadece Türkiye’de kota uygulanan glikozu temin etmekte sorun yaşıyorlar.

Öte yandan NBŞ’deki kota artışı, mısır üretimi açısından mısır üreticilerini, mısırı işleyen nişasta bazlı şeker sektörünü, NBŞ’i hammadde olarak kullanan gıda sektörünü yakından ilgilendiriyor. Nişasta sanayinin hammaddesi olan mısır, sanayide un, nişasta, nişasta bazlı şekerler, yağ, endüstriyel alkol, alkollü içkiler ve yem üretiminde kullanılıyor. Mısırın yüzde 65’i nişastadır, dolayısıyla kota artışı yaklaşık 180 bin ton daha fazla mısır üretimi demektir. Türkiye’de dekarda ortalama 750 kg verim elde edildiği düşünülürse, artışın 240 bin dekar arazide mısır ekimine imkan verdiğini kabul etmek gerekir. Bir çiftçinin ortalama 10 dekar mısır ektiği kabul edilirse, bu da yaklaşık 24 bin çiftçinin mısır ekerek, ek gelir elde ettiğini gösterir. Böylece, kota artışının gerçekte çiftçi sayısında azalmaya değil, artışa neden olduğu ortaya çıkar.

Gıda sanayinde NBŞ’in önemine gelince…

Türkiye’de mısır nişastası ve nişastadan üretilen fruktoz ve glikoz gibi şekerler, gıda sanayinin çok önemli iki sanayi hammaddesi. Pancar şekeri ile karşılaştırıldığında NBŞ’ler, yüksek kaliteli ürünler olarak öne çıkıyor. Şekerlemeler, şekerli maddeler, unlu mamuller, baklava, helva, dondurma, reçel, alkollü ve alkolsüz içecekler, sakız gibi gıda maddeleri NBŞ’ler ile üretiliyor. Dolayısıyla NBŞ’ler, şekerleme sektörünün hem düşük maliyetli hammadde temini, hem de üretimde kalite ve standardın tutturulması için gerekli.

Şekerlemelerin cinsine bağlı olarak istenen kalite özellikleri; ürünün çok sert olmaması, doku ve çözünürlüğünün damak tadına uygun olması, uygun şekilde tatlılığıdır. Şekerlemelerde glikoz şurupları kullanımının temel amaçları; viskozite sağlamak, lezzeti geliştirmek, doku ve nem tutucu özellik kazandırmak, tatlılık vermek ve renk kaybına direnci arttırmak olarak sıralanıyor. NBŞ’ler, şekerlemelerde tat sağlamalarının yanı sıra ürün dokusunu da etkiliyor. Şekerlemelerde, ortamdan nem absorblayan ürünün yüzeyi yapışkan hale geliyor, doku bozuluyor. Glikoz şurupları ile ürün yüzeyinde oluşan yapışkanlık önlenebiliyor. Şekerlemelerde mikroorganizma gelişimini önleyecek su aktivitesi değeri yüzde 75'lik sakaroz konsantrasyonunda mümkün. Ancak sakaroz, 20 °C'de yüzde 67.1 konsantrasyonda doygunluğa ulaşıp, kristalleniyor. Glikoz şurubu kullanıldığında ise kristalleşmenin önüne geçilebiliyor. Bu da gösteriyor ki, gıda sanayi için NBŞ kullanmak, teknolojik bir zorunluluk.

Buna karşılık NBŞ’ler her alanda pancar şekerinin yerine geçemiyor. Pancar şekeri, özellikle perakende gibi bazı pazarlar tarafından her zaman tercih ediliyor. Şekerleme, bisküvi, çikolata, sakız, meyve suyu vb. gibi gıda sektörlerinde ise pancar şekeri ve NBŞ, birbirlerini tamamlayıcı ürünler olarak birarada kullanılıyor. Ekonomik değerlendirmede, NBŞ’lerin, pancar şekeri üzerinde bir avantaja sahip olduğu rakamlarla da ortaya çıkıyor. Şeker pancarından üretilen bir ton şeker, teşvikler nedeniyle ülke ekonomisine 250 ABD doları mali yük getirirken, bir ton nişasta bazlı şeker yaklaşık 50 ABD doları vergilendirilebilir bir gelir sağlıyor.

Kaldı ki, dünyada sakaroz şekeri üretimine bakıldığında, pancar ile kamıştan şeker üretimi arasında da önemli maliyet farkı ortaya çıkıyor. Dünyada sakaroz şekerinin yüzde 75’i şeker kamışından üretiliyor. Çünkü yüzde 45 şeker ihtiva eden şeker kamışından yılda 4 sefer ürün alınabiliyor. Halbuki yüzde 15 oranında şeker ihtiva eden pancar, aynı araziye ancak 4 yılda bir ekilebiliyor. Bu durum, şeker pancarının sakaroz şekeri üretiminde dahi, şeker kamışı karşısında rekabet etmesinin imkansız olduğunu gösteriyor. Dünya şeker fiyatları da, bunu doğruluyor. Önümüzdeki dönemde DTÖ kararları doğrultusunda ülkelerin şeker ticaretini liberalleştirilmesi neticesi pancar şekeri, kamış şekeri ile rekabet edemez duruma gelecektir.

Not: AB kotalarında glikoz rakamları yoktur. AB’de toplam glikoz üretimi 5 milyon ton civarındadır. Pancar şekeri ve glikoz kotaları, belli bir orana göre değil, ülkelerin tamamı ile sanayi altyapısı dikkate alınarak belirlenmekte ve ülkelerin gelişen ihtiyaçlarına göre de rakamlar revize edilmektedir.

Pancar şekeri üretimindeki bu çok ciddi tehlikeye karşın Türkiye, mısır üretiminde önemli bir potansiyele sahiptir. Şeker pancarı üretimi yapılan araziler, mısır üretimi için de uygun. Üstelik mısırda yılda bir mahsul, hatta bazı bölgelerde yılda iki mahsul almak mümkündür. Nişasta sanayinin gelişmesiyle birlikte mısır üretimi hızla artarak, 1,75 milyon tondan 4 milyon tona çıkmış bulunuyor. Böylece her yıl ithal etmek durumunda kaldığımız 1 milyon ton mısırı ürettiğimiz gibi, ihracat da yapılıyor.

Dünya üretimi yaklaşık 600 milyon ton olan mısırın yaklaşık yüzde 10’u nişasta ve nişasta bazlı şekere dönüştürülüyor. Tek başına dünya mısır üretiminin yüzde 40’ını gerçekleştiren ABD, şeker ihtiyacının yarısına yakınını NBŞ’lerle karşılıyor. Ülkemiz şeker ihtiyacının yüzde 85’i, yani 2 milyon 191 bin tonu pancardan, geriye kalan yüzde 15’i, yani 351.000 tonu ise NBŞ’den sağlanıyor. Yıllık pancar şekeri kotasının yüzde 46’sı Türkşeker Fabrikaları (33 adet), yüzde 54’ü ise Pankobirlik Fabrikaları (5 adet) tarafından karşılanıyor. Türkiye’de 1990’lı yıllarda başlayan NBŞ üretimi, teknolojik üstünlük, kullanım kolaylığı, hijyenik avantajı, daha ucuz fiyat gibi unsurlar nedeniyle piyasada kabul görürken; üretim, talebin devamlı artmasına karşın, kota uygulamasından dolayı sınırlı ve sabit kalıyor. Nişasta ve NBŞ sektöründe faaliyet gösteren şirketler iç ve dış piyasaya yönelik üretim yaparken, sektör üretiminin yüzde 30’unu nişastalar, yüzde 70’ini nişasta bazlı şekerler oluşturuyor.

Mısır ve Nişasta’nın Kullanım Alanları

Nişasta sanayinin hammaddesi olan mısır ise sanayide un, nişasta, nişasta bazlı şekerler, yağ, endüstriyel alkol , alkollü içkiler ve yem üretiminde kullanılmaktadır. Türkiye’de mısır nişastası ve bu nişastadan üretilen fruktoz ve glikoz gibi şekerler, gıda sanayinin iki çok önemli sanayi hammaddesidir.

Şekerleme, bisküvi, çikolata, sakız, meyve suyu vb. gibi gıda sektörlerinde pancar şekeri ve nişasta bazlı şeker birbirlerini tamamlayıcı ürünler olarak birarada kullanılmaktadır.

Nişasta bazlı şekerler, şekerlemelerde, sakaroz ve nişasta esaslı şekerler tatlı tat sağlamalarının yanı sıra ürün dokusunu da etkilemektedir. Bu ürünlerde en önemli sorunlardan biri ürünün ortamdan nem absorplamasıdır. Bunun sonucu ürün yüzeyi yapışkan hale gelerek doku bozulur; glikoz şuruplarının önemli etkisi ürün yüzeyinin su absorplanması sonucu oluşan yapışkanlığını önlemesidir. Şekerlemelerin cinsine bağlı olarak istenen kalite özellikleri; ürünün çok sert olmaması, doku ve çözünürlüğünün damak tadına uygun olması, uygun şekilde tatlılığıdır.

Glikoz şurubunun tipi ve kullanım miktarı, şekerin yenme veya çiğnenme özelliklerini tayin eder. Glikoz gibi düşük molekül ağırlıklı sakaritler ürüne kırılganlık verirken, şurupta mevcut diğer yüksek sakaritler ürüne çiğnenebilirlik sağlarlar. Glikoz şurubunun seçimi ayrıca şekerin raf ömrünü de etkiler.

Glikoz şuruplarının şekerlemelerde kullanımının temel amaçları viskozite sağlamak, lezzeti geliştirmek, doku sağlamak, nem tutucu özellik kazandırmak, tatlılık vermek ve renk kaybına direnci arttırmaktır. Şekerlemelerde mikroorganizma gelişimini önleyecek su aktivitesi değeri %75'lik sakaroz konsantrasyonunda mümkündür. Ancak sakaroz 20°C'de %67.1 konsantrasyonda doygunluğa ulaşıp kristallenir. Sakaroz, glikoz şurubu yer değiştirdiğinde kristalleşme olmaksızın daha yüksek konsantrasyonlar ile düşük su aktivitelerine ulaşılmaktadır.

Nişasta bazlı şeker kullanımı, Türk gıda sanayinin yüksek kaliteli ürünler üretmesinde ve ihracat pazarlarında daha fazla rekabet etme şansına sahip olmasında, önemli katkı sağlamaktadır.

Nişasta bazlı şekerle; şekerlemeler, şekerli maddeler, unlu mamuller, baklava, helva, dondurma, reçel, alkollü ve alkolsüz içecekler, sakız gibi gıda maddeleri üretilmektedir. Pancar şekeri ile karşılaştırıldığında nişasta bazlı şekerler yüksek kaliteli ürünlerdir ve birçok gıda sanayinde tüketilmektedir. Ancak, nişasta bazlı şekerler her alanda şeker pancarının yerine geçemezler. Pancar şekeri, perakende gibi bazı pazarlar tarafından her zaman tercih edilecektir.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.