Gıda Hattı

Enflasyon Gıda Ve Enerjiye Bağlı

26 Şubat 2008, 18:26
Paylaş

Para Politikası Kurulu, para politikasının öncelikli amacının fiyat istikrarı olduğunun vurgulanması gerektiğini belirterek, ancak, arz yönlü şoklara sert tepki verilmesinin, iktisadi faaliyette ve göreli fiyatlarda arzu edilmeyen oynaklıklara yol açabileceğinden, para politikasının kontrolü dışındaki olumsuz gelişmelerin sürmesi halinde enflasyonun geçici bir süre hedeften sapmasına izin verilebileceğine dikkati çekti.

Kurul, bu bağlamda, enflasyonun hedefe ulaşma süresinin büyük oranda gıda ve enerji fiyatlarının seyrine bağlı olacağının belirtilmesi gerektiğini de bildirdi.

Kurul'un 14 Şubat 2008 tarihli toplantısına ilişkin değerlendirme özeti bugün yayımlandı.

Değerlendirmede Kurul, olumsuz hava koşulları nedeniyle Şubat ayında, işlenmemiş gıda fiyatlarının geçen yıla kıyasla yüksek bir artış gösterebileceğine ve bu artışın yıllık enflasyonda geçici bir yükselişe neden olabileceğine dikkati çekti.

Kurul, bununla birlikte, gıda ve enerji kalemleri dışlanarak hesaplanan enflasyonun yüzde 4 seviyesine yaklaşmaya devam etmesinin beklendiğini de bildirdi.

Değerlendirmede, enerji grubunda yıllık enflasyonun, Ocak ayında yüzde 16,26'ya yükseldiği ve söz konusu artışta elektrik tarifesindeki yüzde 19,19 ve doğal gaz fiyatlarındaki yüzde 8,04 oranında artışların belirleyici olduğu belirtildi. Bu artışların, Ocak ayı enflasyonuna net katkısının 0,56 puan olduğu bildirilen değerlendirmede, akaryakıt ürünleri fiyatlarında ise belirgin bir değişim gözlenmediği kaydedildi.

KDV indiriminin yemek ve konaklama hizmetleri üzerinde belirgin bir etkisinin olmadığının görüldüğü bildirilen değerlendirmede, bu grupta yer alan kamuya ait yurt ücretlerinin önemli ölçüde arttığının dikkati çektiği, diğer taraftan, kira artış hızındaki yavaşlamanın da sürdüğü ifade edildi.

Sanayi Üretimindeki Ilımlı Büyüme Devam Ediyor

Son bir yıllık dönemde yıllık kira enflasyonundaki düşüşün 5 puana ulaştığı, önümüzdeki dönemde hizmet enflasyonundaki yavaşlamanın süreceğinin tahmin edildiğinin bildirildiği değerlendirmede, şu görüşler yer aldı:

“Son dönemde açıklanan veriler, ekonomideki ılımlı büyümenin devam ettiğini göstermektedir. 2007 yılının son çeyreğinde sanayi üretimi yıllık yüzde 5 oranında artış gösterirken mevsimsellikten arındırılmış veriler bir önceki dönemin oldukça üzerinde gerçekleşmiştir.

Aralık ayında sanayi üretiminin yıllık bazda gerilemesinde, bayram tatili nedeniyle çalışılan gün sayısının geçen yılın aynı dönemine göre az olması etkili olmuştur. Ocak ayına ilişkin imalat sanayi kapasite kullanım oranları ve üretim beklentileri ile geçtiğimiz yılın aynı dönemindeki düşük baz dikkate alındığında Ocak ayı sanayi üretiminin yıllık olarak yüksek bir oranda artış gösterebileceği tahmin edilmektedir. Sanayi üretimindeki ana eğilimin sağlıklı değerlendirilebilmesi için Aralık ve Ocak ayı verilerinin birlikte ele alınması önem taşımaktadır. Bu çerçevede Kurul, sanayi üretimindeki ılımlı büyümenin devam etmekte olduğu değerlendirmesini yapmıştır.”

Değerlendirmede, göreli fiyat etkisinin dayanıklı tüketim malları gibi sektörlerde iç talebi uyarmasına karşın, küresel kredi piyasalarındaki sorunların yansımalarının iç talebi sınırladığına da dikkat çekildi.

Mevsimsel etkiler ve fiyat hareketleri arındırıldığında ihracattaki reel büyümenin de ılımlı bir seyir izlediğinin tahmin edildiği belirtilen değerlendirmede, “Bununla birlikte, dünya ekonomisinde beklenen yavaşlama, orta vadede dış talebin büyümeye katkısının azalabileceğine işaret etmektedir. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde toplam talep koşullarının enflasyondaki düşüş eğilimine destek vermeyi sürdüreceği tahmin edilmektedir” denildi.

Para Politikası ve Riskler

Kurul değerlendirmesinde, parasal koşulların enflasyondaki düşüşe katkıda bulunmaya devam ettiği ifade edilerek, “Kurul, son dönemdeki indirimlere rağmen kısa vadeli faizlerin mevcut seviyesinin enflasyondaki düşüşü desteklediğinin altını çizmektedir” görüşünü bildirdi.

Son dönemde orta ve uzun vadeli piyasa faizlerinde gözlenen yükselişin, “ortalama enflasyon beklentilerindeki bozulmadan ziyade, risk iştahındaki azalmadan kaynaklandığı”nın düşünüldüğü belirtilen değerlendirmede, önümüzdeki dönemde enflasyon görünümüne ilişkin temel riskler şu şekilde sıralandı:

“Ocak ayı içinde enerji fiyatlarındaki ayarlamaların orta vadeli enflasyon beklentileri üzerindeki etkisinin sınırlı kalması, ekonomik birimlerin enflasyon hedeflerini büyük oranda referans almaya devam ettiklerini işaret etmektedir. Yine de arz şoklarının ikincil etkileri ve bununla ilişkili olarak enflasyonun beklenenden daha fazla katılık gösterme olasılığı, hala temel bir risk unsuru olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle Kurul, fiyatlama davranışlarını ve temel enflasyon göstergelerini yakından izlemeye devam etmektedir. Merkez Bankası gıda ve enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki doğrudan yansımalarına tepki vermeyecek, bununla birlikte genel fiyatlama davranışındaki olası bozulmalara karşı duyarlı olacaktır.

ABD'deki emlak piyasasında başlayarak önce kredi piyasasını ardından da para ve sermaye piyasalarını etkileyen çalkantı, gelişmiş ülke merkez bankaları tarafından alınan önlemlere karşın devam etmektedir. Söz konusu sorunların reel ekonomiye yansıyacağı ve küresel ekonomide yavaşlama olacağı görüşü belirginleşmekle birlikte yavaşlamanın boyutu ve şiddetine ilişkin belirsizlikler devam etmektedir. Mevcut küresel konjonktürde mali disiplinin sürdürülmesi özel bir önem taşımaktadır. Merkez Bankası orta vadeli tahminlerini oluştururken, kamu harcamalarının bütçe hedefleri doğrultusunda şekillendiği bir çerçeveyi esas almıştır. Bunun yanında, faiz dışı bütçe fazlası hedefine ulaşılabilmesi için ek finansman gereksinimi doğması halinde, bu ihtiyacın dolaylı vergi artışlarıyla değil harcama kısıcı tedbirlerle karşılanacağı varsayılmıştır. Bu varsayımların gerçekleşmemesi durumunda enflasyon ve para politikası görünümü de değişebilecektir.”

Petrol ve Gıda Fiyatlarındaki Artışlar

Kurul değerlendirmesinde, petrol ve gıda fiyatlarındaki artışların bütün dünyada enflasyonu olumsuz etkilediğine ve Türkiye'nin 2007 yılı içinde enflasyonunu belirgin olarak düşüren az sayıda ülke arasında yer aldığına dikkati çekti.

“İşlenmemiş gıda fiyatlarından kaynaklanabilecek dalgalanmalar kısa vadede enflasyonu geçici olarak etkileyebilecekse de gıda ve enerji kalemleri dışlanarak hesaplanan enflasyon yüzde 4 seviyesine yaklaşmaktadır” denilen değerlendirmede, bununla birlikte, küresel ekonomide süregelen belirsizliklerin ve fiyatlama davranışlarına ilişkin risklerin, para politikası kararlarının yeni verilere duyarlılığını artırdığı vurgulandı.

Değerlendirmede, önümüzdeki dönemde, Eylül ayından itibaren yapılan faiz indirimlerinin etkilerinin yakından izleneceği, gıda ve enerji fiyatlarındaki artışlar ile gelirler politikasındaki gelişmelerin iş gücü piyasasına ve genel fiyatlama davranışlarına yansımalarının gözlenmeye devam edileceği de belirtilerek, “Bundan sonraki olası faiz indiriminin zamanlaması küresel piyasalardaki gelişmelere, dış talebe, maliye politikası uygulamalarına ve orta vadeli enflasyon görünümünü etkileyen diğer unsurlara bağlı olarak belirlenecektir” denildi.

Türkiye ekonomisinin bu aşamada küresel finans piyasalarındaki dalgalanmalardan önemli ölçüde etkilenmediğinin görüldüğü ifade edilen değerlendirmede, ancak, risk algılamalarının bozulmaya devam etmesi durumunda “ekonominin dayanıklılığını koruması için” mali disiplin ve yapısal reformların devamlılığının kritik önem taşıdığına da dikkat çekildi.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.