Gıda Hattı

En Yüksek Enflasyon Tarım Sektöründe

15 Ocak 2008, 18:10
Paylaş

Türkiye'de 2007 yıllık enflasyonu Türkiye İstatistik Kurumu'nun hesabına göre yüzde 8,39. Oran tek hanede kalsa da hükümetin yıllık yüzde 4 hedefinin ve Merkez Bankası'nın üst sınır olarak belirlediği yüzde 6'nın çok üzerinde. Ancak fiyat artışları özellikle sektör sektör incelendiğinde daha çarpıcı bir tablo ortaya çıkıyor. Örneğin; çiftçinin enflasyonu 2007'de ortalama yüzde 27 olurken, demir çelik sektöründe yüzde 17,37'ye ulaştı. Tekstilin enflasyonu yüzde 8,32'lik oranla genel rakamın da altında kaldı. Bunda Çin'den yapılan ucuz ithalatın fiyatları düşürmesinin payı büyük.

Türkiye'de ekonominin en önemli gündemlerinden birini enflasyon oluşturuyor. Merkez Bankası'nın da tanımlı tek görevi "fiyat istikrarı". IMF ile ilişkilerde, bütçe göstergelerinde, çalışanlara verilen zamlarda en önemli gösterge enflasyon. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 447 maddelik sepetiyle tüm bu gelişmelere yön verecek hesabı yapıyor. Bu yıl ise beklentilerin üzerinde gerçekleşen enflasyon 2008 yılı için de iyi sinyaller vermezken, sektörlerin üretim maliyetlerini etkileyen yıllık fiyat artışlarındaki değişim ise genel enflasyon oranlarını aratıyor.

Emtia fiyat artışları demir-çeliği vurdu

Yıllık enflasyon yüzde 8,39 olarak çıksa da demir-çelik sektöründe üstlendiği enflasyon yüzde 17,37 oldu. Sektörün en önemli girdi maddesi olan nervürlü demir fiyatı bir yılda ortalama yüzde 19,6 arttı. Özellikle Çin'in talebindeki yüksek artışın da etkisiyle uluslararası emtia piyasalarında demir fiyatlarının artışı etkili oldu. Petrol fiyatlarının rekorlar kırmasından da oldukça etkilenen sektörde, maliyeti artıran diğer bir önemli faktör ise navlun fiyatlarındaki değişim. Kömür ve demir cevheri taşıma oranları, 2007'nin kasım ayında tarihi zirvesinin bir miktar altını görürken 2007 yılının ilk günlerindeki seviyelerine kıyasla, iki katından fazla artış gösterdi. 2007 yılına 6.000 puan civarında başlayan Baltık Borsası'nda gösterge niteliğindeki Capesize endeksi, kasımda 16.000 seviyesine kadar yükseldi ve 2007'yi 13.600 puan seviyesinden kapattı. Bu durum Türkiyeli üreticilerin maliyetlerini de yükseltti. Tüm bunların sonucu demir-çelik sektörü 2007'yi yıllık enflasyonun yaklaşık 9 puan üzerinde bir enflasyonla mücadele ederek tamamladı.

Biyoenerji üretimi girdi fiyatını yükseltti

Tarım bu yıl kuraklık nedeniyle enflasyonun en önemli gündem maddelerinden birini oluşturdu. Kuraklık ürün fiyatlarının yükselmesine neden olsa da üreticilerin kazancı girdi fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle eridi. Böylelikle üreticinin 2007 yılı enflasyonu yüzde 30'lara yaklaştı. Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin verilerine göre geçen yıl gübre fiyatları yüzde 31 ile yüzde 54,5 arasında arttı. En önemli girdiyi oluşturan gübre fiyatlarındaki artışın tarımsal ürünlerin fiyatındaki artışın üstünde olması üreticinin enflasyonunu yükseltti. Türkiye'deki gübre ihtiyacının hemen hemen tamamının hammadde veya ara girdi olarak yurtdışından sağlanması ise fiyat artışının en önemli sebebini oluşturdu. ABD, Kanada ve Avrupa ülkelerinin biyoenerji üretimi amacıyla tarımsal ürünlere yönelmesi de gübre talebini artırdı. Talep artışı fiyatlara da zam olarak yansıdı. Mazot ve tohumluk fiyatlarındaki yükselişlerle birlikte çiftçinin enflasyonu yüzde 27 ile yıllık enflasyonun ortalama 19 puan üzerinde gerçekleşti. Ürün fiyatlarındaki artış ise 2007 yılında sadece yüzde 16'da kaldı.

Çin'le rekabet fiyatları düşürdü

Çin faktörünün enflasyonu düşürücü etkisi kendisini en çok tekstil sektöründe hissettirdi. Değerli YTL'den ve artan Çin rekabetinden başını kaldırmayan tekstil sektöründe enflasyon yüzde 8 seviyesinde. Sektörde Çin'den gelen ucuz tekstil hammaddelerinin girdi maliyetlerini düşürücü bir etkisi oldu. Ancak sektörde Türkiye ortalamasından düşük çıkan enflasyon sektörün derdine de çare olamadı. Değerli YTL ve artan rekabet tekstil sektöründe fiyat artışlarına da izin vermedi. Yıl boyu uzun süren ve bazı sektör temsilcilerince zamansız olarak değerlendirilen indirim sezonları yaşandı. Tekstil ürünleri fiyatları bazı aylarda tüketici enflasyonuna da düşürücü etki yaptı.

Sepetler bu yıl yüzde 11,84 pahalı doldu

Ailelerin en büyük tüketimini oluşturan mutfak harcamalarında ise yıllık artış yüzde 11,84'e ulaştı. Türk-İş'in 4 kişilik bir ailenin açlık ve yoksulluk sınırını hesaplamak için yaptığı araştırmada yer alan hesaplamalara göre kurufasulyede yüzde 54,18, sütte yüzde 15, yoğurtta yüzde 22,31'lik fiyat artışları yaşanırken mercimek yüzde 42,71 patates fiyatları ise yüzde 120 yükseliş gösterdi. En büyük darbeyi kuraklıktan yiyen sebze ve meyve fiyatlarındaki yükselişler Merkez Bankası'nın da enflasyon için belirlediği en büyük risklerden birini oluşturdu. TÜİK sepetinde yer alan maddelere bakıldığında ise gıda maddeleri arasında en yüksek yıllık ortalama artış yüzde 90 ile peynirde yaşandı. Yumurta bir yılda yüzde 31,9 oranında zamlanırken ekmek fiyatlarındaki artış yüzde 18'e ulaştı. Mutfaklarda en çok yer alan ürünler TÜİK'in genel enflasyon oranından oldukça yüksek artışlar sergilerken Türk-İş'in mutfak enflasyonu da Türkiye enflasyonunun yaklaşık 3.5 puan üzerinde gerçekleşti.

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri Birliği Başkanı İsmail Gülle: Ateş yüksek ama termometre düşük gösteriyor

Biz enflasyonu yaşıyoruz ama bunu yıllardır fiyatlarımıza yansıtmıyoruz. Bunun temel nedenlerinden biri global rekabet. Dünyada Çin ve Hindistan'ın agresif bir şekilde dünya piyasalarına mal vermesi, maliyet mallarımızda ucuzlamaya yol açtı. Bu asıl etkenlerden biridir. Enerjinin değerlenmesi ve Türkiye'nin uygulamış olduğu değerli YTL politikası, paranın değerinin artması da tekstilciyi canından bezdirdi. Yıllardan beri de bu sektör bu maliyetlerle yaşıyor. Aslında biz enflasyonu daha yüksek hissediyoruz. Türkiye'de ise enflasyon daha düşük hissettiriliyor. Aslında Türkiye'nin ateşi çok yüksek ama termometre düşük gösteriyor. Bizim sorunumuz biraz da bu aslında.

Türk-İş Araştırma Uzmanı Enis Bağdadioğlu: Mutfaktaki artış maaşlara da yansımalı

21 yıldır yaptığımız bu çalışmaya başlarken enflasyon rakamlarının soyut kalmasını ve artışın ne anlama geldiğini gözler önüne sermekti. Enflasyon bu kadar arttı derken, çalışanların harcaması gereken paranın ne kadar arttığını göstermek istedik. Harcamalar artarken maaşlar bu oranda artmıyorsa çalışanların kayıpta olduğu ortaya çıktı. TÜİK'in enflasyonunun seyrini de belirlediğimiz bu çalışma, çalışanların gelirlerinin genel enflasyona göre değil harcamalarındaki artışa göre artaması gerektiğine dikkat çekiyor. Gerçek anlamda maaşlarda artış yapılacaksa bu düzeyde olması gerekiyor. Genel enflasyon hesabına göre verilen zamlarla çalışanlar sefalet ücretinden kurtulamıyor.

Demir-Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan: Fiyatlar dengesiz 2008'de de artacak

Fiyatlar uluslararası piyasalara göre belirleniyor. Sektördeki enflasyon bundan 2 ay önce hesaplansaydı değer yüzde 17 değil eksi yüzde 20 çıkardı. O0zaman girdi fiyatları 300 dolar civarındaydı şimdi 400 dolar. Maliyetler uluslararası piyasalardaki girdi ve nihai ürün fiyatlarına göre değişiyor. Türkiye'de uluslararası piyasalarda demir çelik ürünleri 750 dolarken, bunun altında ya da 500 dolar iken bunun üstünde fiyat verilmesi mümkün değil. Çin faktörü 2007 yılını olumsuz etkiledi. Satışlarımız bu maliyetleri dönemsel olarak karşılıyor, ama 2 ay önce karşılamıyordu. Sektördeki fiyatlar bu yıl da artış eğilimi içinde olacak. Girdi fiyatları kontrolsüz bir şekilde artıyor

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.