Gıda Hattı

Ekonomistlerden 2022 yılı öngörüleri!

19 Aralık 2021, 18:15
Paylaş
Ekonomistlerden 2022 yılı öngörüleri!

2021 yılının değerlendirmesini yapan, 2022 yılına dair beklentilerini dile getiren ekonomistler, zorluklara işaret ettiler:

Mahfi Eğilmez: “Şu anki durumda yabancı yatırımcı Türkiye’yi düşünmez ve gelmez. 2022’de sıkıntılı bir dönem bizi bekliyor.”

Işın Çelebi: “Ülkemizde ciddi bir güven bunalımı var. Aşırı kur dalgalanmasının olduğu ülkede, yabancı yatırımcı yatırım yapmaz. Piyasada istikrar yok, öngörülebilirlik yok.”

İbrahim Turhan: “Kur krizi, finansal ve ekonomik krize dönüşebilir. Şokların asıl etkileri bahar aylarında daha belirgin hale gelecek.”

Adnan Yıldırım: “Kalkınma planı rafta, orta vadeli program ise yürürlüğe girmeden anlamını yitirdi. Kur artışının en büyük mağduru hazine.”

Merkez Bankası’nın 16 Aralık 2021 tarihinde politika faizini 100 baz puan indirimle yüzde 14’e çekmesinin ardından dolar 15,15’ten 15,66'ya, euro ise 17,15'ten 17,60'lara kadar çıktı. 2021’in başında 7,45 seviyelerinde olan dolar yüzde 104 arttı.

Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği (EDDMİB) tarafından düzenlenen online panelde, 2021 yılının ekonomik değerlendirmesi ve 2022 yılına dair beklentiler konuşuldu. Dünya Gazetesi Üst Yöneticisi Hakan Güldağ’ın moderatörlüğündeki webinarda; konuşmacı olarak EDDMİB Başkanı Yalçın Ertan, Prof. Dr. Işın Çelebi, Dr. Mahfi Eğilmez ve Dr. İbrahim Turhan yer aldı.

“Ekonomik ve sosyal istikrara ihtiyaç var”

Türkiye’nin cari açığının kapanmasında en önemli faktörlerden birinin ihracat olduğunu vurgulayan Yalçın Ertan, şunları söyledi:

“Ağustos ayından beri cari fazla vermemizin temel sebebi, pandemi sürecinde yaşanan durgunluğun ardından küresel düzeyde artan talebe hızlı cevap vererek, yeni pazarlar bularak yakaladığımız rekor satışlar. Ancak şu anda kurun çok fazla dalgalanması bizi tedirgin ediyor. 2 ay öncesine göre belirsizlik artmış durumda. Öngörülebilirlik ihracatçı için çok önemli. İhracatçılarımız krediye ulaşamaz noktaya geldi. Kurun istikrara kavuşması da önemli, önümüzü net görebilmeliyiz. Türkiye’de ekonomik ve sosyal istikrara ihtiyaç var. İthalatın finansmanında soru işaretleri başladı. Yurtdışına yönelik güven tesisinin sağlanması gerekiyor.

İhracatçılardan yapısal reform çağrısı

EDDMİB’e üye aktif ihracatçı sayımız 1729. 2021 yılının tamamında 2,2 milyar dolarlık ihracat rakamıyla tamamlayacağımızı umuyorum. EİB olarak yıl sonu ihracatımızın 16,2 milyar dolar olacağını bekliyoruz. Ülkemiz hammadde ve enerji kaynakları açısından zengin olmayan bir ülke. Kömür, cevher, hurda ve doğalgaz gibi ana girdilerde kısıtlı olanaklara sahibiz. Bu sebeple üretim ve ihracatımızın büyük bölümü ithalata dayalı olarak gerçekleştiriyoruz. Artan ihracatla doğru orantılı ithalatta artıyor. İthalatın ihracatın içindeki payını nasıl azaltabiliriz hususunda çalışmamız gerekiyor.”

“Kurlardaki oynaklık ve hammadde fiyatları, önümüzü görmemizi zorlaştırıyor”

Kurlardaki oynaklık ve hammadde fiyatlarındaki değişimlerin ihracatçıların önünü görmesini zorlaştıran faktörler arasında olduğuna değinen Ertan, “Diğer yandan AB ve ABD başta olmak üzere bazı ülkeler tarafından uygulanan koruma önlemleri, lojistikteki süregelen sıkıntılar, Avrupa Birliği tarafından Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde başlatılacak olan sınırda karbon vergisi birkaç yıldır önümüze hedefe giden yolda aşmamız gereken engeller olarak çıkıyor. Bu girişimlerden en fazla etkilenen sektörlerin başında da demir çelik sektörümüz geliyor. Dünya genelinde karbon salımını azaltma çabaları firmaları daha kaliteli ancak daha maliyetli hammadde ve yarı mamul kullanmaya ve ileri teknolojik yatırımlar yapmaya yöneltiyor.” diye konuştu.

Ertan, ihracatçı firmalara ilave karbon vergisi oluşturmaması için ülkemizde bir emisyon ticaret sistemi oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.

Eğilmez: “Dünya faiz artırıyor, Türkiye ise düşürüyor, kuru yükseltiyor”

Küresel ekonomiye dair değerlendirmelerde bulunan Dr. Mahfi Eğilmez, 2022’ye dair öngörülerini paylaştı.

“ABD ve AB enflasyon sarmalına girdi. ABD’de yıllık enflasyon yüzde 7’yi zorlamaya başladı. AB’de yüzde 4’leri geçti. 5’lere doğru hızla ilerliyoruz. ABD ve Avrupa parasal sıkılaştırmaya başladı, tahvil alımını düşürüyor. Faiz artırımı var, hem de öne çekiyor.

“2022’de sıkıntılı bir dönem bizi bekliyor”

İhracatımızı en fazla gerçekleştirdiğimiz yerler bu durumda. Çin’de enflasyon yok ama büyüme düşük. Çin için alışılmamış bir durum. Türkiye ise faizleri düşürüyor, kuru yükseltiyor. Amaç ise ihracatı artırıp ithalatı düşürüp cari açığı düşürmek içerde üretimi teşvik etmek, enflasyonu düşürmek. Bu, çok işleyecek bir model değil. Birdenbire üretim yerlileşmiyor. Bir devletin programı orta vadeli programda açıklanır. Üç ay önce açıklanan orta vadeli programda da böyle bir model yoktu. Çin’e benzeme gibi model de açıklanmadı. İhracat artıyor ama dış ticaret hadleri yüzde 74’lere düştü. 100’ün altındaysa daha çok malı daha ucuza, daha az malı daha pahalıya alıyorsunuz demektir. Verimliliğimiz geriliyor. Kurla ihracatı destekliyor gibi gözüküyoruz ama desteklemiyoruz. Malı ucuzlatıyoruz. Sıkıntılı bir dönem bizi bekliyor 2022’de…

“Dünyada emtia fiyatları düşmez, yukarı doğru çıkabilir”

FED’in ne karar vereceğini biliyoruz. Ancak Merkez Bankası’nın ne karar vereceğini bilemiyoruz. Dünyada sürpriz yapmaması gereken tek kurum, Merkez Bankası’dır. Merkez Bankası rasyonel beklenti yaratabilmek için açık olmalıdır. Avrupa Merkez Bankası, İngiltere Merkez Bankası ya da gelişmekte olan ülkeler de her şey öngörülebilir. Bizde müthiş bir belirsizlik ortamı var. Bunu ortadan kaldırmamız gerekiyor. Türkiye güçlü ekonomiye geçiş programı ile 2001 krizi sonrası 2010’a kadar belirsizliği ortadan kaldırdı, beklentileri düzeltti. Bankacılık reformu, kamu maliyesinde disiplin sağlayacağı reformlar yaptı, bütçe açıklarını düşürdü, kamu borçlanması azaldı. En önemlisi AB ile tam üyelik müzakeresine başladı. Türkiye’ye o yıl 22 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye aktı. Bu, Türkiye’nin 1923’den 2006’ya kadar çektiği yabancı sermaye tutarının iki katıydı.

2001 krizinden sonra dolarizasyon Türkiye’de yüzde 57’ydi, bu düzenlemelerden sonra 2010’da yüzde 29’a indi. Bugün yüzde 64’deyiz, yüzde 65’e doğru gidiyoruz. Şu anki durumda yabancı yatırımcı Türkiye’yi düşünmez ve gelmez. Dünyada emtia fiyatları düşmez, yukarı doğru çıkabilir. Enflasyon bu durumu etkiliyor. Asıl stokçuluğu yapan tüketiciler.”

Çelebi: “Ülkemizde ciddi bir güven bunalımı var”

Prof. Dr. Işın Çelebi de, enerji girdilerinde astronomik artışlar ve tedarikte ciddi kırılmaların ve aksamaların olduğuna dikkat çekti, global bir enflasyon krizi yaşanacağını söyledi.

“Dünya bir değişimin içinde. Türkiye de bundan etkileniyor. Ülkemizde ciddi bir güven bunalımı var. Kuru istikrara kavuşturacak bir çalışmaya, projeye ve programa ihtiyaç var. Aşırı kur dalgalanmasının olduğu ülkede yabancı yatırımcı, yatırım yapmaz. Piyasada istikrar yok, öngörülebilirlik yok. 1 Ocak 2021’den düne kadar olan dolardaki devalüasyon yüzde 95’in üzerine çıktı. Son bir ayda olan devalüasyon yüzde 47’nin üzerinde. Bu kuru istikrara kavuşturmadan ekonomiyi yönetmek mümkün değil. Dün aldığınız teklifle bugün aldığınız teklifi kur değişikliği etkiliyor. Kur bütün sanayiciyi etkiliyor. Kurun stabil hale gelmesi gerekiyor. Yepyeni bir anlayış ve yeni bir ekonomik modele ihtiyaç var.

Sanayicilere krizi yönetme tavsiyeleri

Sanayiciler lehine olan, kaynak yaratacak rahat oldukları alanları faktörleri/şartları minimize etmeli. Kriz yönetiminin en temel kuralı bu. Kurda da böyle yapılmalı. Kendi sektörleri ve üretim yaptıkları alanlarda kurun esnekliğine bakıp, en olumsuz şartlara göre kurun değerini hesap etmeliler. Teknoloji ihracatının gelişmesi gerekiyor. Katma değerli ihracat yüzde 15 olması gerekirken, yüzde 3’ten 2’ye düştü. Bunu artırmanın yolu AB projelerini uygulamaktan geçiyor. Türkiye’nin modeli, AB’nin yoludur. AB normlarına uygun şartların yerine getirilmesi gerekiyor. İhracatçılarımız ticari bankalar ve Türk Eximbank’tan kredi bulmakta zorlanmaya başladı. Eximbank’ın 500 milyon dolar sermayesi var. Krizi yönetirken ihracatın ithalatı karşılama oranını birebir hale getirmemiz lazım ki ithalattan kaynaklanacak enflasyonist baskılar ve fiyat artışları kompanse edilebilsin.

“Türkiye, AB normlarını benimsemeli”

Türkiye’nin 260 milyar dolar ithalat, 225 milyar dolar ihracatı var. Bu durumda ihracatımızı 35 milyar dolar artırmamız lazım. O zaman Eximbank’ın sermaye yapısını 5 milyar dolara çıkarmak lazım. Herkes kredisini alıp ona göre programını yapmalı. Eximbank bir ticari banka gibi çalışıyor, ihracat bankası gibi çalışmıyor şu anda. Bizim çözüm üretmemiz lazım. Türkiye AB normlarını benimsemeli ve AB tam üyeliği yolunda engelleri aşarak devam etmeli. Komşularıyla ilişkilerini düzeltmeli. Dış politikadan AB üyeliğine kadar bu çözümleri bunun içine koymalıyız.”

Turhan: “Ekonomide 3 kritik alan var”

Türkiye’nin finansal bir kriz yaşamadığını, bu durumun temel bir ekonomik dengesizlikten kaynaklanmadığını anlatan Dr. İbrahim Turhan, yapısal dönüşüm gerektiğine vurgu yaptı.

“Bürokrasi, siyasi irade, STK’lar kısacası bütün paydaşlar bir araya gelip, reform maddeleri oluşturmalı. 5-10 yıllık bir vadenin planlanması gerek. Türkiye’nin üretim yapısıyla ilgili bir analiz yapılmalı. Karşılaştırıldığımız ülkelerle tarih, kültür, siyasal rejim, yapı, ölçek, üretimin örgütlenme biçimi hiçbir şekilde aynı değil. Üç kritik alanımızdan ilki; para politikası ve bunun sonucu olan çok yüksek enflasyon ve kaçınılmaz olarak kredi genişlemesi. Kurdaki artış dolarizasyonun yüksek olduğu dönemde önümüzdeki 6-9 ay içinde yüzde 30 enflasyona geçiş eğilimindedir. Son çeyrekte yüzde 60’a yakın kur şoku yaşandığına göre önümüzdeki 6 ay içerisinde 18-20 puan enflasyona katkı olacak.

“6 ayda yüzde 40’ın üzerinde enflasyon ile karşılaşabiliriz”

İkinci alanımız ise kamu maliyesi. Çünkü kamunun borçları ya döviz ya da dövize endeksli. Stokta artış oldu. Stok ayrı ama stokun çevrilebilmesi için katlanılacak maliyetin de 2022’de artacağı kesin. Cari harcamalarda da kamunun enflasyon ve ücret artışları sebebiyle etki olacak. Önümüzdeki dönemde durum kötüleşmezse 6 ayda yüzde 40’ın üzerinde enflasyon ile karşılaşabiliriz. Asgari ücretin uygun bir düzeye çekilmesi, işverenin üzerindeki yüklerin kaldırılması doğruydu. Ancak bütçe yansıması olacak. Ekonomiyi etkileyecek üçüncü alan ise küresel gelişmeler. Dünyada para politikaları sıkılaşıyor. Bu gelişmekte olan ülkelerde başladı, gelişmiş ekonomilere sirayet ediyor.

“Kur krizi, finansal ve ekonomik krize dönüşebilir”

Bütün koşulları göz önünde bulundurarak bir hazırlık yapmak zorundayız. Enflasyon kur sarmalından çıkmak kolay değil. Türkiye’nin kur krizi böyle devam ederse finansal ve ekonomik krize dönüşebilir. Bunun çözümü ekonomik değil, yönetimle ilgili. Bilimin gösterdiği akılla çözümlerin yapılması gerekiyor, anlık tepkilerle değil, stratejik planlama bakış açısıyla yapılması gerek. Şu an sermayeyi korumak daha önemli. Şokların asıl etkileri Mart-Nisan ve Mayıs aylarında daha belirgin hale gelecek. Şimdiden hazırlık yapılmalı.”

Yıldırım: “Kur artışının en büyük mağduru Hazine”

Türk Eximbank Geçmiş Dönem Genel Müdürü ve EİB Mali Danışmanı Adnan Yıldırım ise kalkınma planının rafta olduğunu, orta vadeli programın ise yürürlüğe girmeden anlamını yitirdiğini belirterek, “Kur artışının en büyük mağduru hazine. Hazinenin döviz borcu 2,2 trilyon TL karşılığına geldi.” dedi.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.