Gıda Hattı

Dünya Toprak Günü’nde tuzlanma ile toprak kaybı uyarısı!

5 Aralık 2021, 17:42
Paylaş
Dünya Toprak Günü’nde tuzlanma ile toprak kaybı uyarısı!

5 Aralık Dünya Toprak Günü açıklamasında, 2 milyon hektar tarım arazisinin atıl durumda olduğuna dikkat çeken TARIMKON Başkanı Hakan Yüksel, “Atıl tarım arazilerinden ekonomiye yıllık 13 milyar lira katkı sağlanabilir. Tarımsal üretimin artması için toprak kayıpları engellenmeli” dedi. Tarım ve Gıda Etiği Derneği (TARGET) ise FAO’nun belirlediği tema kapsamında, “Toprakların Tuzlanmasını Durduralım, Toprak Verimliliğini Arttıralım” sloganı ile çağrıda bulundu.

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 2021 yılı Dünya Toprak Günü ana temasını, bu alanda yaşanan önemli sorunlar arasında yer alan toprak tuzluluğuna dikkat çekmek üzere “Toprakların Tuzlanmasını Durdurun, Toprak Verimliliğini Arttırın” sloganıyla duyurdu.

FAO, tarım topraklarında tuzlanma sonucu, “Bitkiler topraktan yeterince su alamaz, Toprak yapısı hasar görür, Topraklar sertleşir ve sıkılaşır. Bu, dünya çapında gıda güvenliği ve geçim kaynakları için bir tehdittir” uyarısı yaptı.

Uluslararası Tarım ve Gıda Konfederasyonu (TARIMKON) Başkanı Hakan Yüksel, 5 Aralık Dünya Toprak Günü açıklamasında, tüketilen gıdanın yüzde 90’dan fazlasının topraktan üretildiğini bildirdi.

“Tarımsal üretimin artması için toprak kayıpları engellenmeli”

Türkiye'nin bitkisel üretim noktasında önemli bir yerde olduğuna dikkati çeken Yüksel, bitkisel üretimin artmaya devam etmesi için toprağın doğru kullanılması gerektiğini vurguladı.

2020'de yaklaşık 1,5 milyon hektarda toprak muhafaza çalışması gerçekleştirildiğini anımsatarak, “Toprakların korunması için yapılan çalışmalar önce ülkemiz sonra üreticilerimiz açısından son derece önemli. Tarımsal üretimin artması için toprak kayıplarını engellemek zorundayız. Artan nüfus ve ihtiyaçların karşılanması için bir karış toprağın bile önemi büyük. Üretime kazandırılabilecek yaklaşık 2 milyon hektar atıl tarım arazisi bulunmaktadır. Bu toprakların üretime kazandırılması ile ekonomimize yıllık 13 milyar liralık ilave katkı sağlayacağı gibi ihracatımızı da artırarak ülkemize döviz kazandırabilir” dedi.

“Tarım arazileri bölünmemeli, toprak analizleri yapılmalı”

Bölünen tarım arazilerinin ülke ekonomisine faydası olmadığının altını çizen Yüksel, toprak analizlerinin da doğru yapılması gerektiğine işaret ederek, "Toprak analizi, alınacak verimi artırır. Yanlış ve fazla gübre kullanılmasını engeller. Bu sayede toprağın ömrü daha uzun olur. Toprak kalitesinin artması ürünü de daha kaliteli hale getirir. Toprağın doğru kullanılmasıyla milli üretimimiz de yükselir" değerlendirmesinde bulundu.

Erozyonla taşınan toprak miktarının Tarım ve Orman Bakanlığının çalışmalarıyla 2023'te 130 milyona indirilmesinin hedeflendiğine dikkati çeken Başkan Yüksel, toprak kayıplarının engellemesinin mera alanlarının artmasını sağladığını ifade etti. Yüksel, erozyonla mücadelede, ağaçlandırma ve mera ıslahı çalışmalarının önemli olduğunu söyledi.

“Tarım, Ekonomik Kurtuluş Savaşının en önemli cephelerinden biri”

Tarımın, ülke ekonomisi için öneminin altını çizen TARIMKON Başkanı Yüksel, şunları kaydetti:

“Ekonomik kurtuluş savaşının en önemli cephelerinden biri de tarım. Tarımın olmazsa olmazı da toprak. Teknolojiyi ve bilimi de kullanarak topraklarımıza sahip çıkabilir, böylece tarımsal üretimimizi artırabiliriz. Tarımsal üretimi artan, kendi kendine yeten bir ülke olarak tarımsal ihracatımızı da artırarak, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ilan ettiği Ekonomik Kurtuluş Savaşına da tarımsal üretimle de katkı verebiliriz. Tarım sektöründe ihracat artarak devam ediyor. Açıklanan verilere göre, Sektörde geçen ay yaklaşık 3,3 milyar dolarlık ihracat yapıldı. Tarım ihracatı geçen ay yapılan ihracatın içinde yüzde 14,2'lik paya sahip oldu.”

“Toprağı korumak ahlaki bir sorumluluk, gelecek kuşaklara borcumuzdur”

Tarım ve Gıda Etiği Derneği’nin (TARGET) açıklamasında ise “Toprağı hükmedilmesi, yağmalanması ve yönetilmesi gereken bir araç” olarak gören insan merkezli etik anlayışın egemenliğini hâlâ sürdürdüğü ve neoliberal politikalarla daha da fazla canlandırıldığı bir dönemde 5 Aralık Dünya Toprak Günü’nün kutlandığına vurgu yapıldı. Açıklamada, şöyle denildi:

“Bugün, toprağa değer biçilirken, sadece para ve rant düşünülmekte, onun bizimle birlikte üzerinde ya da altında yaşayan diğer tüm kara canlılarının da ev sahibi olduğu, besin ve su döngülerini düzenlediği ve önemli bir karbon yutağı olarak iklimi etkilediği hiç göz önüne alınmamaktadır. Aldo Leopold’un ünlü, “toprağa karşı ahlaki sorumluluğumuz vardır” özlü sözü unutulmuştur

Bu çerçevede, toprakların tarım dışı amaçlar için kullanımı ve betonlaşması artan bir hızla sürmektedir.  Tarım toprakları da giderek güçlenen endüstriyel tarımın; aşırı işleme, yoğun kimyasal kullanımı, bilinçsiz sulama vb. doğaya saygısız uygulamaları nedeniyle niteliklerini yitirmekte, kirletilmekte, tuzlanmakta ve erozyona uğramaktadır.”

Dünya Toprak Günü teması

FAO’nun 2021 yılı Dünya Toprak Günü temasını, “Toprakların Tuzlanmasını Durdurun, Toprak Verimliliğini Arttırın” sloganıyla duyurduğunun altı çizilen açıklamada, şu değerlendirmelere yer verildi:

“Ekosistemi tehdit eden bir süreç olarak, toprakların tuzlanması ve alkalileşmesi dünya genelinde tarım topraklarını tehdit eden önemli bir bozunma nedeni; tarımsal üretim, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik için küresel düzeyde önemli bir sorun alanı olarak kabul edilmektedir. Toprağın tuz etkisi ile bozulan fiziksel ve kimyasal özellikleri, üretimin verimliliği, tarımda kullanılan suyun kalitesi, toprak biyoçeşitliliği ve toprak erozyonu üzerinde önemli etkiye sahiptir.

Toprak tuzluluğu; tarımsal üretimde ve peyzaj uygulamalarında hatalı sulama yöntemlerinin kullanılması, doğal drenaj koşullarının kötü olduğu kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde yıkanarak yeraltı sularına karışan çözünebilir tuzların toprak yüzeyine ulaşması ve buharlaşma ile suyun topraktan ayrılırken tuzun toprak yüzeyi ya da yüzeye yakın yerlerde birikmesi ile ortaya çıkmaktadır.

“Hatalı sulama nedeniyle 1,5 milyon hektar alanda tuzlanma yaşandı”

Tarihte, tarımsal üretim sayesinde varolmuş birçok uygarlığın, toprağın tuzluluğunun artmasına bağlı olarak yok olduğunu düşünürsek durumun ciddiyetini daha açık biçimde kavrarız. Ülkemizde hatalı sulama programları nedeniyle sadece son 20 yılda ve yalnızca Harran Ovası’ndaki tuzlu toprakların alanı üç kat artmış, yaklaşık 1.5 milyon hektarda tuzluluk ve alkalilik sorunu ortaya çıkmıştır. Söz konusu alanın sulanmaya uygun arazilerimizin yaklaşık üçte birine karşılık gelmesi, konu üzerinde daha fazla düşünmemizi ve kaygılanmamızı zorunlu kılmaktadır. FAO’nun tahminlerine göre küresel ölçekte sulanan alanların yarısı sessiz düşman olan tuzluluk, alkalilik ve yüzeyde göllenme tehdidi altındadır.”

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.